Edebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı

Edebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı
Edebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı Edebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı
Edebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı
Edebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı
Edebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı



Edebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı
Edebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı
Edebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı
Edebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı Edebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı
Edebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı
 
Edebiyat ı Cedide
Kategori : Türk Edebiyatı

EDEBİYAT-I CEDİDE

GENEL ÖZELLİKLER
II. Abdülhamit'in 1878'de, Meclis-i Mebusan'ı (Osmanlı Millet Meclisi) kapatarak koyu bir baskı rejimini başlattığını ve bunun sonucunda edebiyatta toplumsal konulardan ve kavramlardan uzaklaşılmıştır. II. Dönem Tanzimat edebiyatı sanatçıları, bu baskılar sonucu "sanat için sanat"  görüşünü benimsemişler, yeni bir edebiyat anlayışı geliştirerek Edebiyat-ı Cedide'nin hazırlayıcıları olmuşlardır. Böyle bir ortamda yetişen Edebiyat-ı Cedideciler, 1896 yılında Servet-i Fûnun dergisinde bir topluluk oluştururlar. Derginin yönetimini ise Tevfik Fikret üstlenir. Edeibyat-ı Cedide'nin başlıca sanatçıları şiir alanında; Tevfik Fikret, Cenap Sahabettin, Süleyman Nazif, Celal Sahir. Nesir, yani düz yazı alanında Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu'dur.

MANZUM ESERLER
"Sanat için sanat" görüşünü benimseyen Edebiyat-ı Cedideciler bu nedenle toplumsal konular yerine, kişisel konuları işlediler. Edebiyat-ı Cedide şairleri, Divan edebiyatı biçimlerini bıraktılar. Fransız edebiyatından "Sone" ve "Terza-Rima" gibi nazım biçimlerini aldılar. Divan edebiyatının müstezat nazım biçimini "serbest müstezat" adı ile yeni bir biçime dönüştürdüler.  Anlamın beyitte toplanması yerine, anlamı tüm şiire yaydılar; bir başka deyişle parça güzelliği yerine bütün güzelliğini öne çıkardılar. Ağır bir dille, sanatlı bir söyleyişle yazdılar; şiirde âhenge önem verdiler; ahengi arttırmak için sözcüklerin oluşturduğu ritmden yararlandılar, aruz kalıplarını ustalıkla kullandılar. şiirde Pamasizm ve Sembolizmden etkilendiler.

TEVFİK FİKRET
Edebiyat-ı Cedide topluluğu içinde adı ilk akla gelen, öncü ve önder olan sanatçı Tevfik Fikret'tir.
Servet-i Funûn'da yer aldığı sürece kişisel konuları işleyen Tevfik Fikret, Servet-i Funûndan ayrıldıktan sonra toplumsal konulara yönelmiştir. Tevfik Fikret'in Panasizm'in etkisiyle kişisel izlenimlerini anlattığı "Yağmur" adlı şiiri ile, insanlara yaşama heyecanını duyurmak amacıyla yazdığı "îzler"  yer almaktadır. Bu şiirlerin nazım biçimlerinin klâsik nazım biçimlerinden farklı olduğu görülmektedir. Her iki şiir de kişisel konuları işlemektedir. Tevfik Fikret "Doksanbeşe Doğru" ve "Millet fiarkısı" gibi şiirlerinde ise toplumsal konulan işlemiştir.

TEVFİK FİKRET (1867-1915)
Edebiyatımızın en önemli şairlerinden biri olan Tevfik Fikret, Edebiyat-ı Cedide'nin öncülerindendir.
Tevfik Fikret hem içerik, hem biçim yönünden şiirde önemli yenilikler yapmış, Türkmedebiyatının çağdaşlaşmasında önemli bir katkı sağlamıştır. Tevfik Fikret Servet-i Fünûn dergisinde kişisel konuda şiirler yazmış; doğanın kendi ruhunda bıraktığı izlenimleri, kişisel duygularını dile getirmiştir. Servet-i Funûn topluluğu dağıldıktan sonra ise sosyal konulara yönelmiş, toplumsal sorunları eleştirmiş, oğlu Halûk'un şahsında Türk çocuklarına ve Türk gençlerine Öğütler vermiştir. Eğitimci yönüyle de edebiyatımızda Önem kazanan Fikret, çocuklar için, bu amaçla yazdığı şiirlerini "fiermin" adlı kitabında toplamıştır.

MENSUR ESERLER
Edebiyat-ı Cedide döneminde, Tanzimat ile başlayan yeni nesir giderek gelişmiş, özellikle roman ve hikâye türlerinde çok güzel örnekler verilmiştir. Dönemin siyasal baskısı nedeniyle tiyatro türü pek gelişmemiştir. Bu dönemde, roman ve hikâye türleri gerek teknik gerek konuları ele alış, gerekse karakter yaratmadaki ustalıklar açısından gerçek başarıya ulaşmıştır. Edebiyat-ı Cedide yazarları gözleme çok Önem verdiklerinden içinde yaşadıkları hayatı anlatmakta çok başarılı olmuşlar, Batı uygarlığından çok etkilendikleri için, gerçekleşmesini istedikleri batılı hayatın bazı Örneklerini de eserlerinde vermeye çalışmışlardır. Roman ve hikâye türlerinde Realizm ve Natüralizmi benimsemişlerdir. Mehmet Rauf un "Eylül" adlı romanı, edebiyatımızda ilk psikolojik roman olma niteliğini kazanmıştır.

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866-1945)
Halit Ziya, edebiyatımızda nesir türlerinin gelişmesinde önemli katkısı olan sanatçılarımızdandır. Fransız edebiyatından şiir, hikâye vb. türlerde birçok çeviriler yapan; roman, hikâye, anı türlerinde eserleri olan Halit Ziya'nın en başarılı yanı, Türk edebiyatına kazandığı hikâye ve romanlarıdır. Halit Ziya'nın hikâye ve romanlarında teknik bakımdan tam bir kusursuzluk dikkati çeker. Realist bir yöntemle, gözleme dayalı olarak yazdığı eserlerinde insan-çevre ilişkisi çok başarılıdır. Yazar, kişilerin iç dünyası ile yaşadıkları çevre arasında çok sıkı bir bağlantı kurar. Bütün Edebiyat-ı Cedideciler gibi Halit Ziya'nın da dili ağır, anlatımı süslü ve sanatlıdır. Yabancı sözcüklerle dolu, uzun tamlamaların, sanatlı söyleşilerin yer aldığı bir anlatımı vardır Halit Ziya'nın.

2. DÖNEMİN BAĞIMSIZ İSİMLERİ 
Edebiyat-ı Cedide hareketinin ortaya çıktığı yıllarda yetişmiş, ancak bu topluluğun görüşlerine katılmamış bazı sanatçılar vardır. Bu sanatçılar bağımsız olarak kalmışlar, kendilerine özgü bir anlayışla eserler vermişlerdir. Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Rasim, Edebiyat-ı Cedide döneminin dışında kalmış sanatçılardan en önemlileridir.

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR (1864-1944)
Çağdaşları Edebiyat-ı Cedide sanatçıları gibi realist eserler yazan Hüseyin Rahmi; Ahmet Mithat Efendi'nin açtığı popüler, halka dönük roman anlayışını devam ettirdi. Konularını halkın her gün içice olduğu, her tür olaydan aldı.  Edebiyat-ı Cedide yazarları gözleme çok Önem verdiklerinden içinde yaşadıkları hayatı anlatmakta çok başarılı olmuşlar, Batı uygarlığından çok etkilendikleri için, gerçekleşmesini istedikleri batılı hayatın bazı Örneklerini de eserlerinde vermeye çalışmışlardır. Roman ve hikâye türlerinde Realizm ve Natüralizmi benimsemişlerdir. Mehmet Rauf un "Eylül" adlı romanı, edebiyatımızda ilk psikolojik roman olma niteliğini kazanmıştır.
Hüseyin Rahmi, eserlerinde toplumun aksak, gülünç yönlerini yansıttı. Batıl inançları, gelenekleri, görenekleri anlattı. Eserlerinde ince bir mizah dikkati çeker. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın çok okunmasının ve sevilmesinin nedeni halkı anlatan, onlara seslenen konularından; sade, açık, yalın, mizahî anlatımından kaynaklanır.

Romanlarından bazıları şunlardır:

- Gulyabani,
- Şık,
- Miirebbiye,
- Nimetşinas,
- Şıpsevdi,
- Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866-1945)
Halit Ziya, edebiyatımızda nesir türlerinin gelişmesinde önemli katkısı olan sanatçılarımızdandır. Fransız edebiyatından şiir, hikâye vb. türlerde birçok çeviriler yapan; roman, hikâye, anı türlerinde eserleri olan Halit Ziya'nın en başarılı yanı, Türk edebiyatına kazandığı hikâye ve romanlarıdır. Halit Ziya'nın hikâye ve romanlarında teknik bakımdan tam bir kusursuzluk dikkati çeker. Realist bir yöntemle, gözleme dayalı olarak yazdığı eserlerinde insan-çevre ilişkisi çok başarılıdır. Yazar, kişilerin iç dünyası ile yaşadıkları çevre arasında çok sıkı bir bağlantı kurar. Bütün Edebiyat-ı Cedideciler gibi Halit Ziya'nın da dili ağır, anlatımı süslü ve sanatlıdır. Yabancı sözcüklerle dolu, uzun tamlamaların, sanatlı söyleşilerin yer aldığı bir anlatımı vardır Halit Ziya'nın.




Edebiyat ı Cedide yazısı toplam 17249 defa okundu
Edebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı Sayfayı Yazdır    Edebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Edebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı
Edebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk EdebiyatıEdebiyat ı Cedide | Türk Edebiyatı