Bir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel

Bir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel Bir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel



Bir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel Bir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel
 
Bir Köprüde Karşılaşmış ...
Kategori : Güncel

BİR KÖPRÜDE KARŞILAŞMIŞ...

Hani biz ilokullarda öğrencilere öğretirdik. Bir okul şarkısı vardı. "Bir köprüde karşılaşmış iki inatçı keçi. Biri demiş önce ben geçeceğim...." diye devam ediyor. Ve iki keçi inatları yüzünden ikisi de suya düşüp boğularak şarkı bitiyor. Dün  01 Mayıs 2008 işçi bayramıydı. Tüm Dünya ülkelerinde tatildi ve işçişer bayram yaptılar. İşçi Sendikaları yetkilileri günler öncesinden İstanbuldaki kutlamaları Taksim'de yapacaklarını bildirdi. Hükümet yetkilileri de "Hayır, kesinlikle olmaz! Taksim'de kutlama yaptırmayız." dediler. Görüşmeler yapıldı. Sonuç yok. Ne hükümet geri adım attı, ne de sendika yetkilileri. Bu görüşmeler 30 Nisan akşamına kadar devam etti. Sonuçta kılıçlar çekildi. Hükümet "İşçileri Taksim'e sokmam", Sendika başkanları "Taksim'de kutlama yapacağız" söylemlerini kullandılar. Hümümet "denk güç" kulanacağını açıkladı. Son anda işçi sendikalarında bölünme oldu. Bir kısmı Taksim'e yürümeyeceğini açıkladı.

Ve 01 Mayıs 2008 geldi çattı. Polis daha geceden şehrin belli noktalarını tuttu. Bir çok yerlere bariyerler kurdu. Taksim'e çıkan bütün yollar trafiğe kapatıldı. Polis öyle bir hazırlık yapmış ki, değil bin işçi bir işçinin bile taksime ulaşmasına imkan yoktu. Polis adeta şaşırtmıştı toplumu. Çok sert bir tutum içine girmişti. Caddede karşısına çıkan iki-üç kişilik grupları boyalı ve tazyikli su ile durduruyor. Gaz bombası atıyordu.   Televizyon ekranlarından izlediğimiz ve gazetelerdeki görüntüler insanın kanını donduruyordu adeta. Neydi bu kadar sert davranmanın nedeni. Anlayamadık. Cadde üzerinde yolun kenarında bir genç kız oturmaktaydı. Bir grubu kovalamakta olan polislerden birisi kızın kafasına tekme vuruyor. Kız yere uzanıyor. Başka bir polis postallarıyla kızın bacaklarının üzerine basıp geçiyor. Başka bir polis kızın karnına, beline, neresine rastlarsa vuruyordu tekmeleri. İzleyenler büyük ihtimalle o kızın acısını hissetmiştir kendinde. Ben de aynı acıyı hissettim. Ne yapmıştı acaba bu genç kız. Polise karşı mı gelmişti. Savaşta bile teslim olan düşman askerine silah çekilmez. Bakıyorsunuz başka bir yerde, turistler yolda yürürken turistin sırtına da coplar inip kalkıyordu.  Başka bir yerde hastane bahçesine gaz bombası atılıyor. Çocuklar, solunum yolu hastaları gazdan aşırı derecede etkileniyor. Haklı olarak halk tepki gösteriyor. Bilmeden evinden dışarı çıkan yaşlıların bedenleri gazdan etkilenmişti. Caddelerde böylelerine de rastlamak mümkündü. Aslında polisin karşı koyması gereken bir grup vardı ki onlarla mücadelesini hepimiz destekliyoruz. Bu grup  işçi filan da değildi. Bunlar yüzlerini bir bezle gizlemişti. İşçi olsaydılar yüzlerini niye gizlesinlerdi ki. Polise taş ve molotof kokteyl atıyorlardı. Eğer Taksim'de işçilerin bayram yapmasına izin verilseydi büyük ihtimalle bu grup olay çıkaracaktı. Bunlar elli-altmış kişilik bir gruptu. Tüm dünya devletlerinde olduğu gibi İstanbul-Taksim'de de işçi bayramı kutlanmasına izin verilseydi ne olurdu. Daha başka önlem alınamaz mıydı acaba?  Eğer izin verilseydi işçi temsilcileriyle sorumluluk  paylaşılamaz mıydı? 1-2 yıldır Cumhuriyet mitingleri yapılıyor yurdun dört bir yanında. Baktığımızda önemli bir olay olmadığını görüyoruz.

Polis de bizim polisimiz. Halk da bizim halkımız. Ülke de bizim ülkemiz. Üzerinde yaşadığımız topraklarda düşmanca değil kardeşce yaşamalıyız. Bayramı bayram gibi kutlamasını bir gün öğreneceğiz elbet. Başka ülkelerin bu işi nasıl başardığını hep merak etmişimdir. Her şeyde onlardan farklı olduğumuz gibi bu konuda da farklıyız.

Sizlere bu konuda bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim. Yıl 1977, mevsim sonbahar. Anadolu'nun küçük bir ilçesinin bir köyünde öğretmenlik yapıyorduk eşimle. Bir gün eşim rahatsızlandı. İlçede bir hekime gidiyoruz. Hekim bizi muayenehanesine alıyor. Muayenehane zemin kattaydı. Önü cemakanlıydı. Biz içeri girdik. 6-9 yaşları arasında 3-4 çocuk muayenehanenin camından içeri bakmaya çalışıyorlardı. Perde olduğu için de tam göremiyorlardı. Doktor dışarı çıkıp çocuklara:
- "Ne bakıyorsunuz yavrum? Hadi gidin oynayın!" dedi. Çocuklardan biri:
- "İçerde ayı oynatıyorlar da ondan bakıyoruz!" Demez mi doktora. Tabii ki bu sözler karşısında doktor adeta çıldırdı. Deliye döndü. Onları oradan uzaklaştırdıktan sonra anlatmaya başladı. Doktor:
- "Hocam ben 40 yıllık doktorum. Bunca yıllık kazancımı hep dünyayı gezmekle harcadım. Dünyada gitmediğim kıta kalmadı. Herşey eğitim. Eğitim aileden gelir. Gelişmiş ülkelerde yol kenarlarında çiçekler, meyve ağaçlarında meyveler vardır. Bu çiçekleri ve dalındaki meyveleri ne bir çocuk ne de bir başkası koparmaz. Biz şuraya bir çiçek diksek saksıya, elli kişi koparır onu dalından. Sokak ve caddeler pırıl pırıl. Biz ne zaman iyi bir eğitim verirsek, uygar ülkeler düzeyine o zaman ulaşırız." dedi.
Biz demekki 31 yıldır o doktorun dediği eğitimi alamamışız. Çünkü o günlerdeki durumla bugün arasında bu konuda önemli bir ilerleme olmamış. Tamam teknoloji gibi bazı alanlarda gelişme ve değişme var. Eğitimde yerimizde sayıyoruz.

Şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünelim. Bir kendimize bakalım, bir de diğer ülkelere. Onlardan farkımız nedir bizim? Onlar insan gibi İşçi Bayramını kutladı. Biz ise savaş alanlarındaydık sanki. Almanya'da meydana gelen bir olayın dışında başka bir olay duymadık, görmedik basından. 01 Mayıs İşçi Bayramı  İstanbul'a ne getirdi, ne götürdü? Taksim çevresindeki işyerleri kapalı olduğundan ekonomik iş kaybımız oldu. Dünya devletlerinin gözündeki prestijimiz sarsıldı. İmajımız sıfırlandı. Taksim çevresinde oturan vatandaşı gün boyu evine hapsettik. İşine giden-gidemeyen insanlar saatlerce yol yürümek zorunda kaldı. İnsanlarımıza yapılan muameleyi televizyon ve basından duymayan görmeyen kalmadı. Biz Türk Milleti olarak bu görüntüleri hak etmiyoruz. Yazık, çok yazık. Ülkeye yazık, millete yazık. İnşallah bu tür görüntülerin tekrarlanmaması umuduyla yeni bayramlara.

2 Mayıs 2008 - Ş.Gürtuna




Bir Köprüde Karşılaşmış ... yazısı toplam 2722 defa okundu
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel Sayfayı Yazdır    Bir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel
Bir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | GüncelBir Köprüde Karşılaşmış ... | Güncel