Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi

Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi



Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi
 
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat
Kategori : Türklerin Tarihi

Timuroğulları devrinde bilim, kültür ve sanat

Bilim, kültür ve sanatta Timuroğullan'nın gerçekleştirdiği Türk Rönesansı;
XIV. ve XV. yüzyıllarda üç kıtada konuşulan Türkçenin Çağatay lehçesinde yazılan şaheserleri.

Timur, savaştığı ülkeleri ezip geçen, direnen şehirleri yakıp yıkan bir fatih idi. Kanlı fetihlerinin Türk tarihinin akışında siyasî bakımdan olumsuz etkileri de olmuştur. Meselâ Altın Ordu Devleti'ni yıkmakla, Rusya'nın canlanıp büyük bir devlet haline gelmesine, Yıldırım Bayezid'i mağlup etmekle İstanbul fethinin yarım asır gecikmesine sebep olduğunu söyleyebiliriz.

Fakat, Timur'un yakıp yıkmaları, Cengiz Han döneminde Moğolların yaptığı tahribatla karşılaştırıldığı zaman çok hafif kalır. Bu yakıp yıkmaların Timur dönemi ekonomisine etkileri çok az olmuştur. Buna karşılık onun zamanında, özellikle oğulları ve torunları zamanında. Orta Asya'da Türk bilim, kültür ve sanatı doruğa çıkmıştır ve Türk tarihinde bu döneme "Türk bilim ve sanatının yeniden doğuşu" başka bir deyişle "Türk Rönesansı" denmiştir.

Timur fethettiği yerlerde bilim adamlarını, sanatkârları, edibleri toplar, başkente (Semerkant'a) götürür, himayesine alırdı. Her türlü imkânı sağlar, eser vermeleri için büyük ödüllerle onları teşvik ederdi. Kendisinden sonra hükümdar olan oğulları ve torunları da aynı şekilde hareket ettiler. Ayrı ayrı merkezlerde hüküm süren hanedan mensupları bu konularda birbirleriyle yarıştılar ve Türk tarihine bilim, sanat ve kültürde yeniden doğuş hamlesini en güzel meyvalarıyla armağan ettiler.

Timurlular, tarım ve ticarete, yani ekonomiye'de çok önem vermiş, tarım tesisleri, yollar, kervansaraylar yapmışlardır. Moğolların yıktıkları tarım tesislerini onarmış, yenilerini yapmış, UzakDoğu ve ÖnAsya arasındaki ticaret yollarını yeniden açmış, Osmanlılarla, Kölemenlerle ve Bizans'la ticareti geliştirmişlerdir.
Gittikleri her yere kanallarla su getirmek, dünyanın en güzel bağbahçelerini yapmak, Tımuroğullannın diğer bir özelliğidir.

Mimarlık, bayındırlık ve resim sanatı da Timurlular devrinde çok yüksek bir seviyeye çıkmıştır. Orta Asya'da ve Hindistan'da, özellikle Semerkant, Herat, Delhi ve Agra'da, bu gün de her görenin hayran kaldığı mimarlık eserleri, Timurlular mimarisinin zevk ve zerafetine örnek ve tanıktırlar.

Semerkant'ta Timur'un yattığı ve "Guri Mir" adındaki türbe bir şaheserdir. Aynı şehirde, bir tepenin yamacında bulunan türbeler topluluğu da 14. ve 15. yüzyıllardan kalmadır. Bunlardan yalnız bir tanesi daha önce yapılmıştır ve Semerkant'ı İslama açan sahabelerden Kussem İbnAbbas'a aittir. Diğer türbelerin hemen hemen hepsi Timur' un yakınlarına aittir.

Bu türbeler topluluğu "Şahı Zinde" adıyla anılır ve "Yaşayan Şehitler" anlamına gelir "Asıl yaşayanlar şehitlerdir..." mealindeki âyetten dolayı bu isim verilmiştir. Semerkant, Taşkent, Herat, Hive ve diğer şehirlerde umurlular devrinin mimarlıktaki üstünlüklerini gösteren cami, medrese, saray ve sebiller çoktur.

Timurlu hükümdarlar süsleme sanatına da çok önem vermişler, duvar resmi, minyatür, kitap kapağı yapanları ve hattatları himaye ve teşvik etmişlerdir. Minyatür sanatı en yüksek devrini umurlular zamanında yaşamış, mimarlık ve minyatür iran'da ve Osmanlılarda etkisini sürdürmüştür. Bu dönemde halı ve kumaş desenlerinde büyük ilerleme olmuş, konuları dinî olmayan resimler çoğalmış ve ilerlemiştir.

Musiki, umurlularda çok gelişmiş ve besteciler de büyük himaye görmüşlerdir. Bunun en güzel örneği, büyük Türk bestecisi Abdülkadir Meragî'ye gösterilen ilgi, verilen ödüldür. Timur zamanında Semerkant, Timur'un oğlu Şahruh zamanında Herat ve daha sonra Osmanlı Sultanı II. Murad zamanında Bursa saraylarında baştacı edilen Meragî gibi, daha başka besteciler de yetişmiş ve himaye görmüşlerdir. Timur'un bir vasfı da, Orta Asya ve Hindistan'da "din yayıcı" olmasıdır. Ancak Timur İslâmiyeti yaymak için zaman zaman zor da kullanmış, başka dinden olanlara Müslümanlığı zorla benimsetmeye çalışmıştır.

Timurlular devrinde matematik, astronomi ve tıp bilimleri de çok ileri idi. Kendisi de bir astronom olan Timur'un torunu Uluğ Bey, Semerkant'a dünyanın en büyük medresesini (üniversitesini) ve rasathanesini kurmuştu. Çevresine Ali Kuşçu, Gıyaseddin Cemşid, Selâhaddin Musa Rûmî, Mesud Kâşî gibi meşhur bilim adamlarını toplamış. himaye etmişti.

Tarih ve edebiyat sahasında Timurlular devri Türk tarihinin en parlak devirlerinden biridir. Tarih, matematik ve astronomi kitapları Farsça yazılmışsa da, edebî eserler "Çağatay lehçesi" de denilen Orta Asya Türkçes'ıyle yazılmıştır. Büyük edib ve şairler Türkçe yazmakla kalmamış, Türkçenin Farsçadan üstün olduğunu hem ilmî araştırmalarıyla, hem de verdikleri edebî eserlerle ispat etmişlerdir. Asıl rönesans bu alanda olmuş ve Çağatay edebiyatını gelişmesinin en yüksek derecesine ulaştıran Ali Şîr Nevâî gibi edibler bu devirde yetişmiştir.

* Orta Asya Türkçesi;
XIV. ve XV. yüzyıllar Türk dünyasında bilim, sanat ve edebiyat yalnız Orta Asya'da ve yalnız Doğu Türkçes'iyle meydana getirilmiş değildir. Aynı dönemde yükselişe geçen Osmanlı imparatorluğu, her bakımdan dünya üzerinde hâkimiyet kurmakta idi. Anadolu lehçesiyle, Osmanlı Türkçesiyle yazılan eserler deryalar kadar çok ve değerliydi. Fakat bunları, kesintisiz olarak anlatmak istediğimiz Osmanlı Devleti tarihi içinde göreceğiz. Çünkü, altı asırdan fazla yaşayan Osmanlı İmparatorluğu, bu konularda, zamanımıza kadar uzanarak gelişen bir bütünlük arzeder.

Doğu Türkçesine "Çağatayca" denmesinin sebepleri üzerinde de kısaca durmakta yarar var. Bilindiği gibi Cengiz Han, Harezmşahlar Türk Devleti'nin başına oğlu Çağatay'ı han yapmıştı. Çağatay Han zamanında konuşulan dil yine Türkçe idi. Hatta sarayda, Çağatay Han'ın sülalesi arasında da Türkçe konuşulurdu. Çağatay Han eser verenleri himaye ettiği, müellifler de eserlerini ona takdim ettikleri için ve daha çok bu dilin onun hükmettiği ülkede konuşulması yüzünden "Çağatayca" deyimi yerleşmiştir. Fakat, Timuroğullarından itibaren duruma hâkim olan Özbekler, Türkçenin bu lehçesine "Özbekçe" ve "Türkçe" demiş, Çağatay lehçesinin en usta kalemi ve büyük Türkçü Ali Şîr Nevâî de "Çağatay Tili" deyimi yerine "Türkî" ve "Türk Tili" deyimlerini kullanmıştır.





Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat yazısı toplam 5072 defa okundu
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi Sayfayı Yazdır    Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi
Timuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin TarihiTimuroğulları Döneminde Kültür Sanat | Türklerin Tarihi