Karahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı

Karahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı
Karahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı Karahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı
Karahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı
Karahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı
Karahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı



Karahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı
Karahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı
Karahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı
Karahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı Karahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı
Karahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı
 
Karahanlı Edebiyatı
Kategori : Türk Edebiyatı

KARAHANLI EDEBİYATI

"Bütün kötülüklerin anası cehalettir."
Karahanlılar devrinde başlangıçta Uygur alfabesi kullanıldı, sonra Uygur alfabesinin yerini Arap alfabesi aldı. Bu devirde meydana getirilen en önemli eserler Kaşgarlı Mahmud'un "Divânu Lûgati'tTürk"ü, Yusuf Has Hâcib'in "Kutadgu Bilig"i, Edib Ahmed Yüknekî'nin "Atabet-ül Hakayık"ı ve Hoca Ahmed Yesevî'nin "Divanı Hikmet'idir.

YUSUF HASHACİB VE KUTADGU BİLİG
Yusuf Has Hâcib, 1019 yılında Türkistanın Balasagun şehrinde doğdu. Elli yaşlarında iken Kaşgar'a geldi. Kaşgar o zaman Doğu Karahanlıların başkenti idi. Balasagun'da yazmaya başladığı ve Kaşgar'da tamamladığı "Kutadgu Bilig" adlı eserini Karahanlıların hükümdarı Tafgaç Uluğ Buğra Han'a sunmuştur. Hükümdar eseri çok beğenmiş ve ona ödül olarak 'has hâciblik', yani başmabeyincilik unvanını vermiştir. Has hâciblik, sarayın en büyük rütbelerinden biri idi. "Kutadgu Bilig" (Mutluluk veren ilim ya da Kutlu Bilgiler Kitabı)dır islâm devri Türk edebiyatının ilk büyük eseri bu kitaptır. Manzum olarak mesnevî tarzında yazılmıştır ve 6645 beyitten oluşur. Eserde, Firdevsî'nin "Şehname"sindeki vezin kullanılmıştır ama, manî tarzında dörtlükler de vardır. 173 tane olan bu dörtlükler, Türk halk manîleri için bilinen ilk örnekler olarak gösterilebilir. Kullanılan dil, Kaşgar Hakaniye lehçesidir ve bu lehçe Uygurlar çağındaki edebî Türk lehçesinin bir devamıdır. Konusu bakımından Kutadgu Bilig'e bir "Siyasetname" diyebiliriz. Topluluk halinde yaşayan insanları mutlu edecek yolları gösterir. Bunları devrin hükümdarlarına öğütler halinde söyler, ideal bir insanda bulunması gereken nitelikleri de sayar.

Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig'de başlıca dört kişiyi birbirleriyle konuşturur. Bunlardan biri olan Kün Toğdı (Gündoğdu) hakandır ve 'adalet'i temsil eder. Vezirin adı Ay Toldı'dırye devleti (bahtı) temsil eder. Vezirin oğlu Ögdülmüş "akıP'ın temsilcisidir. Vezirin kardeşi Odgurmuş ise 'kanaat' ve 'akıbet' kavramlarını temsil eder. Bunların konuşmaları bize, Karahanlılar devrindeki devlet teşkilâtı hakkında da önemli bilgiler veriyor.

Yusuf Has Hâcib bu eserinde "Bütün kötülüklerin anası cehalettir" diyor ve bir toplumda en önemli şeyin eğitimöğretim olduğunu vurguluyor. Bunun için de hakanın milletini, aile reisinin de aile fertlerini eğitmek, okutmak zorunda olduğunu söylüyor. Siyasî ve ekonomik konulara da temas ederek, eşitliğin, zenginleri fakirleştirerek değil, fakirleri zenginleştirerek sağlanması gerektiğini belirtiyor. Ferdin saadetinin toplumun saadetine bağlı olduğunu, fertlerin cemiyet için ve cemiyetin temsilcisi olan İktidar, yani hükümdar için çalışması gerektiğini söylüyor.

Kutadgu Bilig'in bugün bilinen üç yazma nüshası vardır. Üçü de Türk dünyasının değişik bölgelerinde bulunmuştur. Bu üç nüshadan biri, 18. yüzyıl sonunda istanbul'da bulunmuş, ünlü tarihçi Hammer tarafından Viyana'ya götürülmüş ve Viyana Saray Kütüphanesi'ne armağan edilmiştir. Hammer'in götürdüğü bu nüsha, Timur'un oğiu Şahruh'un Türkistan'da hüküm sürdüğü yıllarda, 17 Haziran 1439'da Uygur harfleriyle istinsah edilmiştir. Bu nüsha bilinmeyen bir tarihte Tokat'a gelmiş, 1474 yılında da Abdürrezzak Bahsi' :  Tokat'tan istanbul'a getirilmiştir. Hammer'in İstanbul'dan alıp götürdüğü, bu Uygurca nüshadır.

İkinci nüsha 1896da Kahire'de Hidiv Kütüphanesi'nde bulunmuştur. Bu, Memlûk kumandanlarından Izzeddin Aydemir için 14. yüzyılda Arap harfleriyle istinsah edilmiş nüshadır.
Üçüncü nüsha, ilmî araştırmalar için Türkistan'ın Fergana şehrine giden Prof. Zeki Velîdî Togan tarafından 1913 yılında bir özel kütüphanede bulunmuştur. Bu Fergana nüshası halen Fergana Vilâyet Kütüphanesin dedir

=KUTADGU BİLİG'DEN ÖRNEKLER=

KAHRAMAN
Kerek sü başınga bu bir kaç kılık
Yagıka yüz ursa bu tüzse yorık.

Yağıda kör arslan yürekli kerek
Karıştukta esri bileki kerek

Tonguz tek titimlig, böri teg küçi,
Adıglayu azgır kutuz teg öçi.

Yana alçı bolsa kızıl tilkü teg,
Titir burgası teg kör öç sürse teg.

Sagızganda şakrak kerek tutsa öz
Kaya kuzgunı teg yırak tutsa köz.

Ulug tutsa hamyet kör arslanlayu,
Ügi teg usuz bolsa tünle sayu.


BUGÜNKÜ TÜRKÇE İLE;

Gerek sü başına (subaya) şu birkaç kılık (vasıf)
Yağıya (düşmana) yüzünü verdiğinde, sefer düzende

Düşmanı görünce arslan yürekli olmak gerek,
Döğüşünce kaplan bileği gerek

Domuz gibi inatçı, kurt gibi güçlü
Aygır gibi azgın, yaban öküzü gibi hırslı (öclü).

Hile yapsa kızıl tilki gibi (olmalı),
Deve buğrası gibi öç sürmeli.

Saksağandan daha tetik olmalı tutuşta,
Kaya kuzgunu gibi seçmeli gözü uzağı.

Hamiyeti ulu, yüce olmalı, arslan gibi,
Baykuş gibi uykusuz kalmalı gece.


KENDİSİNİ SEVDİREN İNSAN

Könül kimni sevse körür közde ol
Közin kanca baksa uçar yüzde ol
Könülde negü erse arzu tilek
Ağız açsa barca tilin sözde ol.

Tili yalgan ernin cefa kılkı ol
Cefa kimde erse uş ol yılkı ol.
Kişi yalganında tileme vefa
Bu bir söz sınanmış öküş yılkı ol.


BUGÜNKÜ TÜRKÇE İLE;

Gönül kimi sevse görür gözünde onu
Göz nereye baksa orada onun hayâli uçar.
Gönülde ne ise arzu dilek,
Ağzını açsa hep ondan söz eder.

Dili yalan (yalancı) kişinin kıldığı cefadır,
Cefa kimde ise o (bir) yılkıdır (hayvandır).
Kişi yalanından (yalancıdan) dileme vefa
Bu bir sözdür ki sınanmış çok yıllardan beri.


YALAVAÇ ALİYHİSSELAM ÖGDİSİN AYUR
(Peygamber Aleyhisselam övgüsünü söyler)

Sevüg savcı ıdtı bağırsak idi
Budunda talasu kişide kedi

Yula erdi halkka karangku tüni
Yaruklukı yadtı yaruttı sini.

Okıçı ol erdi bayattın sanga,
Sen ötrü koni yolka kirding tonga.

Atasın anasın yulug kıldı ol,
Tilek ümmet erdi ayu birdi ol.

Künün yimdi kör tünin yatmadı,
Sini kaldı Rabda adın kolmadı.

Köngül badım emdi anıng yolınga
Sevip sözi tuttum bütüp kavlınga


BUGÜNKÜ TÜRKÇE İLE;

Sevgili Peygamberi gönderdi kayıran
Tanrı, Halk içinde seçkin ve en iyisini

Meşale idi halka karanlık gecede,
Aydınlığı aydınlattı seni de.

Dâvetçi o idi Tanrı'dan sana,
Sen doğru yola girdin ey toy (kişi)!

Atasını anasını yitirdi o,
Dileği ümmetiydi, yol gösterdi o.

Gündüz yemedi, gece yatmadı,
Seni diledi Rab'dan, başka bir şey dilemedi.

Gönül bağladım şimdi onun yoluna,
Sevip sözünü tuttum, inandım kavline.
(ve devam ediyor)


YARUK YAZ FASLIN, ÜLUG BUĞRA HAN ÖGDİSİN AYUR
(Parlak Yaz mevsimini, Uluğ Buğra Han övgüsünü söyler)

Togardın ese kelti öngdün yili
Ajun itküge açtı uçmak yolı

Yağız, yir yıpar toldı kâfur kitip
Bezenmek tiler dünya körkin itip

Kurımış yıgaçlar tonandı yaşıl
Bezendi yipün, al, sarig, kök, kızıl.

Yağız yir yaşıl torku yüzke badı
Hıtay arkışı yadtı tavgaç edi.

Saba yili koptı karanfil yıdın
Ajun barca bütrü yıpar burdı kin.

Kaz, ördek, kuğu, kıl, kalıklıg tudı,
Kakılayu kaynar yokaru kodı.

Ular kuş ünin tüzdi ünder işin,
Silig kız okır teg uçar yilkürer.

(ve devam ediyor, tamamı 61 beyittir).


BUGÜNKÜ TÜRKÇE İLE;

Doğudan ese geldi bahar yeli,
Dünyayı süslemek (için) açıldı Cennet yolu.

Yağız yer misk (kokularıyla) doldu. Kâfur (gibi kar) eridi gitti.
Bezenmek diler dünya güzelliğini göstererek.

Kurumuş ağaçlar donandı (giyindi) yeşil,
Bezendi mor, al, sarı, mavi, kızıl'a.

Yağız yer yeşil ipek bağladı yüzüne
Hıtay (Çin) kervanı, Çin ipeği yaydı.

Saba yeli esti karanfil kokusuyla
Dünya baştan başa misk, amber koktu.

Kaz, ördek, kuğu, kılkuyruk fezayı doldurdu,
Bağrışarak (Gaklayarak) bağrışıyorlar yukarı aşağı.

Ular kuş (keklik) sesini düzdü, eşine seslenir,
Sanki güzel kız gönül verdiğini çağırıyor.

(ve devam ediyor, tamamı 61 beyittir).

Kaşgarlı Mahmud ve Divanü Lügati't Türk                                                                                                   

"Türk dilini öğreniniz, çünkü onların hâkimiyeti uzun sürecektir."


* KAŞGARLI MAHMUD;
Kaşgarlı Mahmud'un kim olduğunu, eşsiz değerdeki eserini niçin yazdığını bu eserin ön sözünden, kendi ağzından (özetleyerek) verelim: 
"...Ben, Hüseyin Oğlu Mahmud diyorum ki: Tanrı'nın devlet güneşini Türk burçlarında doğurmuş olduğunu ve onların uçsuz bucaksız mülkleri üzerinde güneşin hiç batmadığını gördüm. Onlara "Türk" adını Tanrı'nın kendisi verdi. Tanrı, dünya milletlerinin idare dizginlerini onlara verdi ve zamanımızın hükümdarlarını hep onlardan seçti. Onları üstün kıldı, insanların mutluluğu için onları sebep yarattı ve doğrulukta onlara her zaman yardımcı oldu. Türklerin oklarından korunmak isteyenler onlara düşman değil, dost olsun. Onlarla dost olmanın en iyi yolu onların diliyle konuşmaktır. Türkler, onların diline sığınanları kendilerinden sayarlar. Bunun içindir ki, Türk olmayanlar da Türk diline sığınmış ve korunmuşlardır...

Buharalı ünlü bir imamdan ve Nişapur'lu diğer bir imamdan bizzat işittim. Bunlar belge göstererek de ifade ettiler ki, Yüce Yalavacımız (Hz. Peygamberimiz) "Türk dilini öğreniniz, çünkü onların hâkimiyeti çok uzun sürecektir" buyurmuş. Bu hadis doğru ise, Türk dilini öğrenmek her Müslüman için vâcibdir. Eğer böyle bir hadis yok ise, biliniz ki, akıl da Türkçe öğrenmeyi emreder, hem de herkes için... Tanrı'ya şükürler olsun ki Türk'üm! Türkçe'yi en iyi konuşan, en iyi anlatan, en doğru anlayan Türklerdenlm. Akıl bakımından ince, soy bakımından en köklü olanlardanım. Aynı zamanda en iyi kargı kullanan bir savaşçıyım...

Ben Türklerin bütün şehirlerini, obalarını, bozkırlarını baştan başa dolaştım. Bütün Türk boylarının dillerini, ağızlarını, kafiyelerini belledim ve faydalandım. Her boyun dilini en iyi şekilde ve yerinde kullandım.
(Araplara Türkçe öğretmek için) yazdığım bu kitaba "Divanü Logati't Türk=Türk Dilleri Sözlüğü" adını verdim. Türk dili ile Arap dilinin at başı beraber yürüdükleri bilinsin diye...
Ben bu kitabı hikmet, şeci, atalar sözü, şiir, nesir gibi şeylerle süsleyerek hece harflerinin sırasına göre düzenledim. Araştırıcı onu yerinde bulsun, sırasında arasın diye her kelimeyi yerli yerine koydum. Derinliklerini meydana çıkardım, katılıklarını yumuşattım. Yıllarca birçok güçlüklere göğüs gerdim. Bu lügat kitabını baştan sona sekiz bölümde topladım..."

İLK TÜRK HARİTASI
Kaşgarlı Mahmud eserine bir de harita ilâve etmiştir. Bu, ilk Türk cihan haritasıdır. Türklerin oturdukları yerleri ve komşularını gösteriyor. Bu haritada merkez o zamanki Türk başkenti Balasagun'dur. Göktürklerde olduğu gibi burada da esas yön alma noktası doğudur. Balasagun merkez olmak üzere çizilen geniş dairede, dağlar kırmızı, denizler yeşil, çöller sarı, ırmaklar mavi çizgilerle gösterilmiştir. Türklerin oturduğu bölgeler ya boy adlarıyla ya da şehir adlarıyla ama itinalı bir şekilde belirtilmiştir.

Hunlar ve Göktürkler zamanında harita çizildiğini biliyoruz. Doğu Türkistan'a ait iki eski Türk haritasr daha vardır. Fakat Kaşgarlı Mahmud'un çizdiği ve Türk dünyasını, Türklerin yayıldığı bölgeleri gösteren ilk ve en değerli harita budur. Daha çok bir krokiyi andırsa da, Türk boylarının yeri tam olarak gösterilmiştir.


TÜRK BOYLARI
Kaşgarlı Mahmud, haritada yerlerini belirttiği Türk boylarının esas yirmi ana kökten oluştuklarını, ama her boyun ayrıca uruklara bölündüğünü anlatıyor. Herkesin bilmesi gereken, zarurî telâkki edilen esas boyları da şöyle sıralıyor:

1. Peçertekler: BizansRum ülkesine en yakın olan Türk boyu.

2. Kıpçak, Oğuz, Yemek, Başkırt, Basmil, Kayı, Yabaku, Tatar, Kırgız boyları. Bunlardan Kırgız Türk boyunun Çin sınırına yakın olduğunu belirtiyor.

3. Çiğil, Tuhsı, Yağma, Iğrak, Çaruk, Cumul, Uygur, Tangut, Hatay boyları. Bunların Rum ülkesi yanından, doğuya doğru uzandıklarını söylüyor.

4. Tabgaçlar: 'Maçin'de   oturan   Türk boyudur" diyor.


TÜRK ŞİVELERİ
1. Türk şivelerinin en kolayı Oğuz Türkleri'nin kullandıkları şivedir.
2. En sağlam ve en doğru Türkçe, Tuhsı ve Yağma boylarının konuştukları Türkçe'dir.
3. Türk şivelerinin en incesi, en zarif ve en açık olanı, yani edebî olanı, Hakaniye Türkçesidir. Resmî devlet dili Hakaniye Türkçesi idi. Bu "Han dili" bütün Türklerin umumî dilidir.


* KAŞGARLI ÇAĞININ HALK EDEBİYATINDAN ÖRNEKLER:
Kaşgarlı Mahmud, bir kelimeyi, bir özel ismi açıklamak vesilesiyle, o kelimenin nerede nasıl kullanıldığını göstermek için çağının Türk edebiyat örneklerini de tanıtmıştır. Meselâ, İranlıların Afrasyâb dedikleri Alp Er Tunga'nın kimliğini belirten saguyu parça parça vermiş; bir şehir, bir yer adı geçtiği zaman o yerle veya şahısla ikjili geriş bögi vererek destanları bile özetlemiş. Türk atasözlerini tanıtmıştır. Tabiatla, aşkla, savaşla, ilimle ilgili şiirleri, beyitleri, eserine serpiştirmiş ve günümüze çok değerli örnekler bırakmıştır.


AŞK

Könglüm angar kaynayu
İçtin angar oynayu
Keldi manga boynayu
Oynap meni argarur.

Bardı közüm yarukı
Aldı özüm kanıkı
Kanda erinç kanıkı
İmdi udun udgarur.

Kördi meni emleyü
Baktı manga imleyü
Kaldım köngül tumlıyu
Kadgu meni turgurur.


BUGÜNKÜ TÜRKÇE İLE;

Gönlüm ona kaynıyor
içeride onunla oynaşırken
Bana kurularak geldi
Oynayıp beni yoruyor.

Vardı (gitti) gözümün çerağı (ışığı)
Aldı özümün canını
Nerede o dileğine eren?
Şimdi beni uykudan uyandırır.

Beni sağaltarak gördü,
Bana işaret ederek baktı.
Kaldım gönlüm donarak,
Kaygı beni durdurur (sıkar).


SAGU (AĞIT)

Erdi aşın taturgan
Yavlak yagıg katargan
Boynın tutup kadırgan
Bastı ölüm aktaru

Erdi aşın taturgan
Yavlak yagıg kaçurgan
Ograk süsin kaytargan
Bastı ölüm aktaru

Yağı otın öçürgen
Toydın anı göçürgen
Islar üzüp keçürgen
Tegdi okı öldürdü.


BUGÜNKÜ TÜRKÇE İLE;

Aşını tattıran idi
Yavuz düşmanı kaçıran idi
Boynunu tutup eğdirici idi
Ölüm onu bastı (aktardı).

Aşını tattıran idi
Yavuz düşmanı kaçıran idi
Ograk askerini geri döndüren idi (püskürten idi)
Bastı ölüm, aktardı.

Düşman ateşini söndüren,
Onları ortadan kaçıran,
İşleri üzüp başaran idi.
(Ölümün) oku değdi, öldürdü.


UYGURLARLA SAVAŞ

Kemi içre olturup
İla suvın keçtimiz
Uygur tapa başlanıp
Mınglak ilin açtımız.

Tünle bile bastımız
Tegme yangak puştumuz
Kesmelerin kestimiz
Mınglak erin bıçtımız!

Kudrug katıg dügdümiz
Tengrig öküş ögdümiz
Kemşip atıg tegdimiz
Aldap yana kaçtımız.

Beçkem urup atlaka
Uygurdaki Tatlaka
Ogrı yavuz ıtlaka
Kuşlar kibi uçtumız.

Ağdı kızıl bayrak
Toğdı kara toprak
Yetşü kelip ograk
Tokşıp anın keçtimiz


BUGÜNKÜ TÜRKÇE İLE;

Gemi içre oturup
İla suyun geçtik biz
Uygurlâra yönelip
Mınglak ilini açtık biz.

(Onları) geceleyin bastık
Her yana pusu kurduk
Perçeklerini kestik
Mınglak erlerini biçtik

(Atların) kuyruğunu sıkıca düğiümledik (bağladık)
Tanrı'yı çok öğdük (hamdettik).
Gem çekerek atı özengiiedik
Aldatarak yine kaçtık

Belge vurup atlara
Uygurdaki Tatlara
Uğru, kötü itlere
Kuşlar gibi uçtuk biz.

Ağdı (yükseldi) kızıl bayrak
Doğdu (havalandı) kara toprak
Yetişip geldi ograk
Savaşıp geciktik biz

 
BİLGİ

İdimni ögermen
Biligni yügermeri
Köngülnü tögermen
Erdem üze türlünür.

Ulugnı tilermen
Tavarın yülermen
Tilekni bülaVmen
Yılkım angar üplenür.

Biligni irdedim
Bögünü undurdum
Özümni adırdım
Yaigıl atım yâzlınur


BUGÜNKÜ TÜRKÇE İLE;

Tanrımı överim
Bilgiyi yığarım
Gönlümü bağlarım
(Gönlüm) erdem üzere dürülür.
Ululuk dilerim
Davarla (malla) güvenirim
Dileği bulurum
Yılkım ondan (onun için) yağmalanır.
Bilgiyi aradım
Akıllıyı seçtim
Kendimi ayırdım
Ak yeleli atım çözülür.




Karahanlı Edebiyatı yazısı toplam 9127 defa okundu
Karahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı Sayfayı Yazdır    Karahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Karahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı
Karahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk EdebiyatıKarahanlı  Edebiyatı | Türk Edebiyatı