Karahanlılar | Türklerin Tarihi

Karahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin Tarihi
Karahanlılar | Türklerin Tarihi Karahanlılar | Türklerin Tarihi
Karahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin Tarihi
Karahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin Tarihi
Karahanlılar | Türklerin Tarihi



Karahanlılar | Türklerin Tarihi
Karahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin Tarihi
Karahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin Tarihi
Karahanlılar | Türklerin Tarihi Karahanlılar | Türklerin Tarihi
Karahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin Tarihi
 
Karahanlılar
Kategori : Türklerin Tarihi

Karahanlılar

* İslâmın bayraktarlığı Türklere geçiyor.
Karahanhlar Müslümanlığı resmî din olarak kabul edince Türk dünyası İslâmiyetle kucaklaşıyor ve tarihin akışı değişiyor.  Karahanlılar Devleti ve devri, Türk tarihinin çok önemli bir dönüm noktasını teşkil eder. Karahanlı hükümdarı Satuk Buğra Han'ın islâm dinini kabul etmesi ve onunla birlikte bütün Karahanlıların Müslüman olmaları ile, islâmın bayraktarlığı artık Türklere geçmiş ve kısa bir süre sonra Türkler bütün islâm dünyasının temsilcisi olmuşlardı.

Gerçi, toplu halde Müslümanlığı kabul eden ilk Türkler, Karahanlılar değildir. Önceki bölümde gördüğümüz gibi, Türkler arasında kütle halinde ilk Müslüman pfânJar Volga Kazan dolaylarında yaşayan Volga (İtil) Bulgarları, yani IdilUral Türkleri idi. Bulgar Hanı Almış, Müslümanlığı kabul etmekle kalmamış, Abbasî Halifesi El Muktedir'den din uleması ve mescit yapacak mimarlar da istemişti. Halife isteğini yerine getirmiş ye İtil Ogurları İslâmîeserler vermeye başlamışlardı. Tolunlular da halifeliğin sınırları içinde, Mısır'da bağımsız ilk Türk Müslüman devletini kurmuşlardı. Fakat, Oğuz Türklerinden olan Ahmed Bey'in kurduğu bu devlet ancak 30 yıl yaşayabilmiş, sonra halifeliğin bir' eyaleti haline gelerek bağımsızlığını yitirmişti. Bir süre sonra, Maveraünnehir, Türk beylerinin soyundan gelen Muhammed Ebû Bekir de, Mısır valisi iken, 935'te, bağımsızlığını ilân etmişti. "Akşid'ler Devleti" olarak anılan bu Müslüman Türk Devleti de 969 yılına kadar yaşayabilmişti. Karahanlıların Müslüman oluşu ise, hem Türk tarihi için, hem de bütün isJâm dünyası için çok önemli bir olaydır, Türkİslâm tarihinin akışını değiştirmiştir.

* Kara Han Soyu:
Karahanlı Hakanlığını oluşturan Türk boyları Karluklar, Çiğitler, Yağmalar ve Argular idi. Asıl kalabalık kütleyi Karluklar meydana getiriyordu. Zaten Karahanlı adı Karluk yabgusu "Kara Han"dan gelir. Karluk Türkleri, Sır Derya ile Çu nehirleri arasında akan Talaş Nehri boylarında yaşıyorlardı. Daha sonra güneye ve güney doğuya indiler. Karluk yabguları Göktürklerin Aşinaoğulları sülalesinden (bir görüşe göre de Uygurların Yağma boyundan) idiler.

Karluk Türkleri YediSu bölgesinde bir devlet kurdular. Başkentleri KaraOrdu (veya KuzOrdu) idi. Karluk yabgusu şeklen Büyük Türk Hakanlığına, yani Ötüken'deki Uygur Hakanlığına bağlı idi. Kırgızlar 840 yılında Uygur Hakanlığını yıkınca Karluk yabgusu kendisini Uygur Hakanlığının meşru halefi saydı. Asıl adı "Bilge Kül Kadir Han" (Kül Bilge Han) idi. "Kara Han", "Büyük Kağan" anlamına geliyordu. Karahanlıların ilk hükümdarı Bilge Kü| Kadir Han, Maveraünnehir'de Müslüman iranlı Samânî devleti ile epeyce mücadelede bulundu. Bu hükümdarın ölümünden sonra iki oğlundan biri olan Bazır Arslan Han, "Ulu Hakan" olarak Balasagun'da hüküm sürdü. Kardeşi Oğulcak Kadir Han ise ona tâbi ortak kağan olarak Talaş şehrinde oturdu.

* Satuk Buğra Han Müslüman oluyor:
Oğulcak Kadir Han 893 yılında başkentini Kaşgar şehrine nakletti. Oğulcak Kadir Han'ın yeğeni Satuk Buğra, kendisine sığınmış olan Samanı (Samânoğulları) prensi ve bu prensin yakınları ile uzun süre bir arada bulundu. işte o zaman Müslüman olmuştu. Onun Müslüman oluşunu Oğulcak Kadir Han da hoş karşıladı, hatta teşvik etti. Satuk'la birlikte halktan Müslüman olanlar çoğaldı ve bu durum Satuk Buğra'yı güçlendirdi. Müslüman gönüllülerden oluşan bir ordu ile doğu bölgesine hâkim olmak, yani Büyük Kağan olmak için harekete geçti. Bir süre sonra, Aral Gölü ve Hazar Denizi arasında yaşayan Oğuzlar da Müslüman oldular. Bu, Satuk Buğra'nın gücünü daha da arttırdı. Fakat Satuk Buğra doğu hakanlığına henüz tam olarak hâkim değildi ve "Ulu Hakan"lığı tanınmamıştı. Satuk Buğra, Müslümanlığı devletin resmî dini olarak kabul etti ve 'Abdülkerim' adını aldı. Artık "Abdülkerim Satuk Buğra Han" olarak anılıyordu. Bu çok önemli tarihî olay, bundan sonra Türk dünyasında Müslümanlığın yayılmasını hızlandırdı. Ama islâm dininin asıl yayıcısı Satuk Buğra Han'dan sonra yerine geçen oğlu Musa Baytaş oldu. Satuk Buğra Han 959 yılında ölmüştü.

Musa Baytaş, Ulu Hakanlık için babasının başlattığı mücadeleyi devam ettirdi ve hanedanın doğu kanadını ortadan kaldırarak "Ulu Hakan"lıkta ona rakip olanları ortadan kaldırdı. Artık bütün Karahanlı Devleti, yani "Türk Büyük Hakanlığı" Müslümandı. İşte Karahanlıların Müslüman oluşu bu bakımdan, Müslümanlığı resmî din olarak kabul eden hükümdarın Türklerin Ulu Hakanı oluşu bakımından önemliydi. Daha önce Müslüman olan Türk hükümdarlar Büyük Hakan ya da Ulu Hakan olamamışlardı.

Müslüman Karahanlı devleti genişlemeye devam ediyordu. Hakanlık tahtına Kara Han sülâlesinden, olanlar geliyor, Satuk Buğra Han'ın politikasını sürdürüyorlardı. 999 yılında Ebu Nasır Ahmed, Buhara'ya girdi ve Sâmanoğulları Devleti'ni yıktı. Bağdat Abbasî Halifesi, Ebu Nasır Ahmed'i islâm hükümdarı olarak tanıdı. Artık Maveraünnehir tamamen Karahanlıların eline geçmişti. Gaznelilerle yapılan bir anlaşma ile Ceyhun Nehri iki devlet arasında sınır kabul edildi. Bu sırada Gazne Devleti'nin başına Sebük Tekin'in oğlu Mahmud geçmişti. "Gazneli Mahmud" adıyla ün yapacak olan bu,hükümdar, "İlig Han" unvanını taşıyan Ebu Nasır'ın kızı ile evlendi. Şimdi Karahaîılıların sınırları Balasagun, Ozkend ve Tarım havzasını içine alıyordu. Balkaş Gölüne, Hindikuş ve Karakurum dağları eteklerine kadar uzanıyordu.

* Hakanlık ikiye bölünüyor:
Hakanlık toprakları, eski Türk devlet yönetim geleneğine uygun olarak "Doğu Hakan' lığı" ve "Batı Hakanlığı" adıyla ikiye bölünüyor ve Batı Hakanı, Doğu Hakanı'na bağlı oluyordu. Doğu, yani Ulu Hakanlık, Buğra Han'larda, Batı Hakanlık ise Arslan Han' larda idi. 11. yüzyılın ortalarına doğru, Batı Hakanı Ahmed Arslan Han, Ulu Hakanlığı ele geçirmişti. Doğuda İbrahim Tağmaç Buğra Han bulunuyordu. Ulu Hakanlık yüzünden iki kardeşin arası açıldı ve hakanlık yalnız idarî yönden değil, siyasî yönden de ikiye bölündü, Doğu ve Batı hakanlıkları birbirine bağımlı olmaktan çıktı. Böylece tek devlet, 1042 yılında iki devlet haline geldi: Doğu Karahanlı Devleti ve Batı Karahanlı Devleti.

* Doğu Karahanlı Devleti:
Doğu Karahanlı Devleti, yine Türk geleneğine uyularak iki idarî bölgeye ayrıldı. Balasagun'da oturan Ulu Hakan sayıldı. Yardımcı hakan ise bazen Talaş, bazen de Kaşgar şehrinde oturuyordu. Ülke toprakları Yedisu, Çu, Talaş, Seyhun'un doğusu, Fergana'nın bir kısmı ile Çungarya bozkırlarına, Irtiş Nehri'ne ve güneyde Taklamakan çölüne kadar uzanıyordu.

Devlet, âdil ve dindar hükümdarların idaresinde, özellikle kültür yönünde büyük bir gelişme gösterdi. Bu hükümdarlar bilim ve sanat adamlarını korudular, islâmiyeti yaymaya çalıştılar. Karahanlı Türklerinden ünlü yazar Yusuf Has Hâcib, "KutadguBilig" adlı felsefe ve siyaset kitabını, Kaşgar Hanı Tağmaç Buğra Han'a sunmuştur. Daha başka ünlü müellifler de zamanımıza ulaşan eserler bırakmışlardır. Fakat, Uygurlardan sonra Büyük Türk Hakanlığının mirasçısı olan Karahanlılar, Ulu Hakanlığı, başka bir Türk devletine, Selçuklulara devretmek zorunda kaldılar. 1090 yılında Sultan Melik Şah, Doğu Karahanlıları kendisine bağladı. Karahanlılar onbeş yıl sonra tekrar bağımsızlıklarını kazandılar ama bu defa da KaraHıtay'larıri hücumuna uğradılar. Balasagun KaraHıtayların eline geçti. Daha sonra Kaşgar da Cengiz Han'ın eline geçti ve Doğu Karahanlı Devleti yıkıldı.

* Batı Karahanh Devleti:
Batı Karahanlı Devleti, Maveraünnehir, Fergana'nın bir bölümü, Farâb ve başkent yaptıkları Özkend bölgelerini içine alıyordu. Özkend'den sonra Semerkant başkent oldu. Yardımcı Han ise Buhara'da oturuyordu. Batı Karahanlı Devleti de, tıpkı Doğu Karahanlı Devleti gibi, yavaş yavaş Selçuklu hâkimiyetine girmekteydi. 1068'de tahta çıkan Şemsülmülk Nasır, mücadele edemeyeceğini anlayınca Selçuklularla anlaşma yolunu tuttu. Büyük Sultan Melikşah bir Karahanlı prenses ile evlendi. 1089'da, Batı Karahanlığı da Selçuklulara tâbi oldu. Meliki şah'tan sonra onun yerini alan Sencer zamanında statü değişmedi. Fakat Selçuklular 1141'de Kara Hıtaylara yenilince Karahanlı Devleti Kara Hıtayların hâkimiyetine geçti. Kara Hıtayları, Harezmşah Sultanı Alâeddin Mahmud mağlup etti. Sultan Alâeddin Semerkant'ta oturan son Karahanlı Hanı Osman Han'ı da ortadan kaldırdı ve böylece, 1212 yılında, Batı Karahanlı Devleti yıkıldı.





Karahanlılar yazısı toplam 10112 defa okundu
Karahanlılar | Türklerin Tarihi Sayfayı Yazdır    Karahanlılar | Türklerin Tarihi Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Karahanlılar | Türklerin Tarihi
Karahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin TarihiKarahanlılar | Türklerin Tarihi