şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar

şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar



şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar
 
şeyhoğlu Mustafa
Kategori : şairler Yazarlar

ŞEYHOĞLU MUSTAFA

Şeyhoğlu Sadreddin Mustafa, XIV. yüzyılın şöhretli mesnevi şairlerindendir. 1340 yılında doğmuş ve muhtemelen 1409 yılından önce ölmüştür. Ölüm tarihi kesin olarak bilinemeyen Şeyhoğlu, Germiyan Beyliği sınırları içinde yaşamış, Germiyan beyi Süleyman Şah'ın ölümünden sonra Yıldırım Bayezid'in yanına gelmiş, Osmanlı sarayına intisap etmiştir. Şeyhoğlu'nun Farsça'dan yaptığı tercümeler çoktur. Fakat onu meşhur eden asıl eseri "Hurşiûdnâme"sidir. Bu eser, mesnevi tarzında yazılmış bir aşk ve macera romanıdır. Önce Germiyan Bey'i Süleyman Şah'a, sonra Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid'e sunulmuştur.

Hurşidnâme'nin kahramanlarından Hurşid, Iran Şahı Siyavuş'un kızı, Ferahşâd ise batılı bir şehzadedir.
Şeyhoğlu'nun diğer önemli bir eseri "Kenzü'l Küberâ'dır. Bir çeşit siyasetname olan bu eser padişahların, beylerin, vezirlerin ve kadıların tutumlarını, görev ve sorumluluklarını anlatır.

---

Hurşidnâme'den:

Siyâvuş ol gice ay gibi gitdi
Sehergâh olmadın Hurşide yitdi.

İrişdi kaleye kapuda durdı
Gelüben kulları tapuda durdı

Çağırdılar kapuya geldi dizdar
Uninden padişahı bildi dizdar.

Uçındı lerze endamına düşdi
Belânun arusı başına üşdi.

Balından tatlu olmadın damağı
Acısından halel buldı dimağı.

Ol ohtın kim kapuyı açmış idi
Şolok saat başından geçmiş idi.

Başından geçmesindendür belâsı
Vü ger ne hod elinden ne gelesi.

İçerü girdi kullarıyle sultân
Buyurdı kapuyı bağlatdı der bân...

---

Bugünkü Türkçe ile:

Siyavuş o gece ay gibi gitti,
Sabah olmadan Hurşid'e yetişti.

Kaleye erişince kapıda durdu
Kulları gelerek saygı gösterdi.

Çağırdılar ve kale muhafızı kapıya geldi
Sesinden padişahı tanıdı.

Korkudan sarardı, vücudu titredi
Bela arıları başına üşüştü.

Balından damağı tatlılanmadan
Acısından dimağı bozuldu.

O ki kapıyı açtığı zaman
O saat başından geçmiş idi.

Başından geçmesindendir belâsı
Bundan başka elinden ne gelir?

İçeri girdi kullarıyla sultan
Kapıcı emi etti, kapıyı bağlattı.

---





şeyhoğlu Mustafa yazısı toplam 20123 defa okundu
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar Sayfayı Yazdır    şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar
şeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlarşeyhoğlu Mustafa | şairler Yazarlar