Ahmet Paşa
Kategori : şairler Yazarlar
AHMED PAŞA (?-1497)
Onbeşinci yüzyılın en büyük şairlerinden sayılan Ahmed Paşa, Edirne'de doğmuş, Bursa'da ölmüştür. Onbeşinci yüzyıl Türkçesinin en güzel örneklerini veren Ahmed Paî, Fatih'in hocalarından biri idi. İstanbul'un fethinden sonra kazaskerlik ve vezirlik yapmıştır. Bir ara gözden düşerek Yedikule zindanına atılmış, fakat sonra affedilmiştir.
---
GAZEL
Ey fitnesi çok, kevli yalan, yandım elinden Bir naz ile bin gönlüm alan yandım elinden. Sen şem gibi gayr ile mecliste gülersin, Ben akıdurum yaş ile kan, yandım elinden. Her hâr ile sen sohbet edersin dün ü gün, ben Derdin ederim mûnisi cân, yandım elinden. Ahmet çeke çevrini, göre lûtfunu ağyar Ey şefkati az şûhı cihan, yandım elinden.
---
KIT'A Medhin çemeninde bülbül olsam Bir gönce gibi dehânım olsa Her bir dehenimde ey şekerleb Susen gibi sad zebanım olsa.
Yüz bin lügat olsa her dilimde Her harfte bin beyânım olsa Evsafını söylesem ve yazsam, Tâ haşre değin zamanım olsa, Bir şemmesi şerhin (demezdim Alem dolu destanım olsa.
---
MURABBA
Gül yüzünde göreli zülfi semensay gönül Kara sevdada yeler bîser ü bîpây gönül Demedim mi sana dolaşma ana hay gönül Vay gönül, vay bu gönül, vay gönül, eyvây gönül!
Feleğin nûş ederim nîşini sağarlar ile Doğradı harı cefâ bağrımı hançerler ile Baş koşam diler idim ben dahi dilberler ile Vay gönül, vay bu gönül, vay gönül, eyvây gönül!
Bizi hâk etti heva yoluna sevda nidelim! Pâyimal eyledi o zülfi semensâ nidelim! Kul edinmezdi güzeller bizi illâ nidelim Vay gönül, vay bu gönül, vay gönül, eyvây gönül!
Dil, dilerken yüzünün vasimi candan dahi yeğ, Bir demin görür iken iki cihandan dahi yeğ, Aktı bir serve dahi âbı revandan dahi yeğ, Vay gönül, vay bu gönül, vay gönüF, eyvay gönül!
Ben demezdim ki heva yoluna serbâz gelem, Neyi aşk ile gamın çengine demâsaz gelem, Der idim aşk kobuzun işiderek vâz gelem, Vay gönül, vay bu gönül, vay gönül, eyvay gönül!
Ahmed'im kim okunur nâmım ile nâme-i aşk, Germdir sözlerinin sûz'ile hengâme-i aşk Dil elinden biçilübdür boyuma câmei aşk Vay gönül, vay bu gönül, vay gönül, eyvay gönül!
Der-medh-i Sultan Mehmed Han Ey muhîti keremün katresi umman-ı kerem Bağ-ı cûd ebr-i kefünden dolu bârânı kerem. Matlar-i subhı zafer mihri zekâ ebri haya
Felek-i izz ü âlâ daveri devranı kerem. Tac bahşı seri sultânı selâtîti cihan Zinet-i tahtü nigîn Hazret-i Sultanı kerem. Zıll-i Hak Şâh Mehemmed ki işiği gökünün
Kemterîn ılduzı olur meh-i tâbân-i kerem. Ahmed'ün gam makası kesdi dilin sem gibi Sana rûşen diyemez hâlini sultân-i kerem. Sen Süleyman'ı ne dille öğe bir mûr-i zaîf Getüre nutka meğer lûtfun ile anı kerem.
---
Bugünkü Türkçe ile:
Ey cömertliğinin damlası bile bir kerem ummanı olan, Cömertlik bağı senin elinin bulutlarından kerem yağmuru ile doludur. (Ey) zafer sabahı güneşinin doğduğu yer! (Ey) zekâ güneşi ve haya bulutu! Ululuk, yücelik göğü!
Kerem devrinin insaflı padişahı! Cihanın sultanlar sultanının başına tac bahşeden, Mührün ve tahtın ziyneti yüce, kerem sultan! Tanrı gölgesi Şah Muhammed eşiğindeki göğün en alçak yıldızı, cömertliğin dolunayıdır.
Gam makası Ahmed'in dilini mum gibi kesti Kerem sultanı sana o halini açıkça söyleyemez. Sen Süleyman'ı (Süleyman gibi padişahı), zayıf bir karınca hangi dille öğer? Ancak onu, kerem ve lûtfun konuşturur
Ahmet Paşa yazısı toplam 1058 defa okundu
Bağlantılı Yazılar
|