şeyhi | şairler Yazarlar

şeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlar
şeyhi | şairler Yazarlar şeyhi | şairler Yazarlar
şeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlar
şeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlar
şeyhi | şairler Yazarlar



şeyhi | şairler Yazarlar
şeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlar
şeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlar
şeyhi | şairler Yazarlar şeyhi | şairler Yazarlar
şeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlar
 
şeyhi
Kategori : şairler Yazarlar

ŞEYHÎ (1375-1431)

Onbeşinci yüzyılın ünlü şairi Şeyhî'nin asıl adı Yusuf Sinan'dır. Germiyan'in başkenti Kütahya'da doğmuş, önce Germiyan sarayında, daha sonra Çelebi Mehmed ve II. Murada in saraylarında bulunmuştur. Germiyan sarayında hekim olarak görev almıştı.

Eserleri:  
Şeyhî'nin bir "Divan"ı, "Harnâme" adlı çok ünlü bir hicviyesi ve "Hüsrev ü Şîrin" adlı bir mesnevisi vardır.
Divan'ında 20 kadar kaside ve 200 kadar gazel yer alır. Naat'leri de vardır. Harnâme 126 beyittik küçük bir mesnevîdir. Harnâme, Beydaba, Aisopos (Ezop) ve La Fontaine'in hayvan masallarından daha güzeldir. Açık ve güzel bir Türkçe ile yazıldığı için zamanımıza kadar okunagelmiştir. Hüsrev ü Şirin (Hüsrev ile Şirin), Şeyhî'nin en değerli eseri sayılır. Fakat bu bir tercümedir. Telîf eser kadar değerli, güzel bir tercüme.

---

HARNAME'den

Bir eşek var idi zaif ü nizâr
Yük elinden kati şikeste vü zâr.

Gâh odunda vü gâh suda idi,
Dün ü gün kahr ile kısuda idi.

Ol kadar çeker idi yükler ağır
Ki teninde tü komam işti yağır.

Doğramr idi arpa arpa teni
Gözü görünce bir avuç samanı.

Dudağı sarkmış idi düşmüş enek,
Yorulur arkasına konsa sinek.

Arkasından alınca palanı
Sanki it artığıydı kalanı.

Bir gün ıssı eder himayet ana,
Yani kim gösterir inayet ana.

Aldı palanını vü saldı ota,
Otlayarak biraz yürüdü öte.

Gördü otlakta yürür öküzler,
Odlu gözler, gerlü göğüsler,

Sömürüp öyle yerler otlağı
Ki kılın çekicek damar yağı.

Harı miskin eder iken seyran
Kaldı görüp sığırları hayran.

Ne yular derdi, ne gamı palan,
Ne yük altında hasta vü nalan.

Acebe kal ur ü tefekkür eder,
Kendi ahvalini tasavvur eder.

Ki biriz bunlar ile hilkatte
Elde, ayakta, şekl ü surette.

Bunların başlarına tac neden?
Bizde bu fakr u ihtiyaç neden?

Bizi ger arpa ok U yay etti
Bunların boynuzun kim ay etti?

Var idi bir eşek ferasetlû
Hem ulu yollu hem kıyasetlû.

Çok geçirmiş zamanede çağlar
Yükler altında sızurup yağlar.

Nuh Peygamberin gemisinde ol,
İblise kuyruğuyle vermiş yol.

Hoşnefesdür deyü vü ehlü fasih
Hürmet eylermiş hımarı Mesih.

Ol ulu katına bu miskin har
Vardı yüz sürdü, dedi ey server!

Sen eşekler içinde kâmilsin,
Akıl ü şeh ü ehl ü fazılsın,

MenziM müminine rehbersin,
Merkebi sfllihine mazharsın.

Nesebindir mesel hatiplere
Nefesin hoş gelir ediblere.

Bugün otlakta gördüm öküzler
Gerüban yürür idi göğüsler.

Herbiri semiz ü kuvvetlü
İçi ve dışı yağlı ve etlü,

Yok mudur gökte bizim yıldızımız
Kalmadı yer yüzünde boynuzumuz?

Her sığırdan eşek nite ola kem,
Çün meseldür ki der beni Adem,

Har eğer har ü bi temiz oldu,
Çünki yük tartar ol aziz oldu.

Bârkeşlikte çün biziz faik,
Boynuza niçin olmadık lâyık?

Böyle verdi cevabı Pîr eşek:
Ey bela bendine esir eşek!

Bu işin aslına şit illet
Anla aklında yoğise kıllet

Ki, öküzü yaradıcak Hallak,
Sebebi rızk kıldı ol Rezzak.

Dün ü gün arpa buğday işlerler
Anı otlayup anı dişlerler.

Tacı devlet kondu başlarına
Et ü yağ doldu iç ve dışlarına.

Bizim ulu işimiz odundur,
Od uran içimize o dundur

Bize çoktur hakiki kuyruk da
Nice boynuz! Kulak ve kuyruk da..."

Döndü yüz dert ile zaif eşek,
Zar ü dilhaste vü nahif eşek:

"Varayım ben de buğday işleyeyim,
Anda yaylayıp anda kışlayayım".

Gezerek gördü bir göğermiş ekin,
Sanki tutardı oi ekin ile kin.

Aşk ile depti, girdi işlemeğe,
Gâh ayaklayu gâh dişlemeğe.

Arpa gördü göğermiş aç eşek,
Buldu can derdine ilaç eşek.

Öyle yedi gök ekini terle,
Ki gören der "Zehi kara tarla".

Başladı ırlayup çağırmağa,
Anıp ağır yükün, ang ırmağa.

Çıkarır har, çün enker ül âsvât,
Ekin ıssına arz olur arasât.

Ağaç elinde azmi rah etti
Tarlasın göricek bir ah etti.

Yüreği sovumadı sövmek ile
Olmadı eşeği dövmek ile,

Bıçağın çekti kodu ayruğunu
Kesti kulağını vü kuyruğunu.

Kaçar eşek açılarak canı
Dökülüp yaşı yerine kanı.

Uğrayugeldi pîr eşek nagâh
Sordu halini, kıldı derd ile ah:

"Batıl isteyü haktan ayrıldım,
Boynuz umdum, kulaktan ayrıldım".

---




şeyhi yazısı toplam 4217 defa okundu
şeyhi | şairler Yazarlar Sayfayı Yazdır    şeyhi | şairler Yazarlar Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
şeyhi | şairler Yazarlar
şeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlarşeyhi | şairler Yazarlar