Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi

Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi



Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi
 
Preveze Deniz Zaferi
Kategori : Osmanlı Tarihi

Preveze Zaferi

* Bütün zamanların en büyük denizcisi
Kapdanı Derya BARBAROS HAYREDDİN
Birleşik Avrupa donanması, gemi asker ve top sayısı bakımından, Türk donanmasına göre kat kat üstündü ve bu donanmaya ünlü denizci Andrea Dona kumanda ediyordu. Fakat Türk donanmasının baştnda eşsiz Derya Kaptanı Barbaros Hayreddin vardı ve onun uyguladığı taktik yüzyıllarca amirallere ders oldu... Yalnız Kanunî çağının değil, bütün çağların en büyük denizcisi, en büyük amirali, Barbaros Hayreddin Paşa'dır. Denizlerin eşsiz sultanı odur. Onun Kanunî devrinde yaşaması, en büyük zaferlerini onun zamanında kazanarak Sultan Süleyman'ın ihtişamını daha da arttırması, Türk tarihi için ayrı bir mutluluktur. Deniz savaşlarında uyguladığı taktik yüzyıllarca amirallere ders olarak öğretilen Barbaros'un Osmanlı hizmetine girmeden önceki hayatını kısaca anlatmakta yarar vardır. Gerçekte onun zaferleri ancak ciltlerle anlatılabilir. Hakkında en çok kitap yazılan denizci de odur.

* Yakup Ağa'nın dört oğlu
Fatih Sultan Mehmed'in sipahilerinden olan Yakup Ağa, Midilli adasının fethinden sonra buraya yerleşmişti. Yakup Ağa'nın, İshak, Oruç, Hızır ve llyas adlarında dört oğlu vardı. İshak Midilli'de oturur, diğer üç kardeş gemileriyle ticaret seferleri yaparlardı. Bir gün Rodos şövalyeleri Oruç'un gemisini çevirdiler ve onu esir aldılar. Vuruşmada küçük kardeş İlyas şehit düştü. Oruç Reis esaretten kurtulduktan sonra bir süre Memlûk devletinin hizmetinde bulundu, Daha sonra II. Bayezid'in oğlu ve Antalya valisi Şehzade Korkut 22 gemi verdi ve Oruç, kardeşi Hızır'la korsanlığa başladı. Kısa zamanda meşhur oldular. Daha sonra Midilli adasından ayrılıp Cevbe adasma yeîteştiteî. Sağladıkları ganimetin beşte birini Tunus Beyi'ne vererek, Tunus'un iskelesi Halkul Vâd kalesinde barınmak izni aldılar. Oruç Reis korsanlar arasında Baba Oruç diye anılırdı. Yabancı korsanlar da ona italyanca 'Kızıl sakal' anlamına gelen 'Barbarossa' derlerdi. Bu unvan Oruç'un ölümünden sonra Hızır Reis'e geçti. Hızır Reis'e Hayreddin lâkabını da Sultan Süleyman verdi. Dünyanın en büyük denizcisi olan Barbaros Hayreddin, işte bu Hızır Reis'tir.

Barbaros kardeşler 1516 yılında ispanyolları, yenerek Cezayir'i fethettiler ve burada bir devlet kurdular.lki yıl sonra Tlemsen'de yerli halk ve Ispanyollar'la yapılan savaşta Oruç Reis şehit düştü. Onun yerine Hızır Reis (Barbaros Hayreddin) Cezayir hükümdarı oldu. Fakat, memleketine hizmet etmek istediği için, Cezayir'i Osmanlı Devleti'ne sunarak, Yavuz Sultan Selim'e bağlılığını bildirdi: Yavuz Selim de ona 'Beylerbeyi' unvanını vererek emrine 2 bin yeniçeri ile top ve savaş araçları gönderdi. Barbaros Hayreddin Osmanlı paşası olduktan sonra Akdeniz'de zaferden zafere koştu.

• Barbaros Kanunî'nin huzurunda
Kanunî Sultan Süleyman Macaristan'ı t?ir Türk eyaleti haline getirdikten sonra Alman imparatoru ve İspanya kralı CharlesCtuint'e de hem karadan, hem denizden darbe indirmek istiyor, planlarını buna göre yapıyordu. Deniz savaşları için başarılarını nice zamandan beri takdirle takip ettiği Barbaros gibi bir amiral gerekiyordu. Barbaros, gerçekten çağın en büyük denizcisiydi.. Kanunî donanmanın başına Barbaros'u (Hızır Reis'i) geçirmek istiyordu. Onun için Sinan Çavuş ile bir ferman gönderdi ve Barbaros'u İstanbul'a davet etti: Davet mektubunda şöyle deniyordu: "... Şöyle bilesin ki, eğer Yüce Allah izin verirse, muradı şahanem İspanya kiralı mePuna bir ders vermektir. Emri şerifimi alınca, acele olarak saadet kapıma gelip hâki payime (ayak toprağıma) yüz süresin. Zira bu mühim işde bana lâzım kulumsun. Yerine bir bahadır arslanı vekil bırakasın. O gazi Ocak benim şanım, şerefim ve iftiharımdır...". Barbaros bu daveti memnuniyetle kabul etti. Yerine mânevi oğlu Hasan Ağa'yı vekil bırakarak, 18 namlı kaptanı ve 18 Cezayir gemisi ile yola çıktı.

Hristiyanlar, Barbaros'un Kanunî Sultan Süleyman tarafından çağrıldığını öğrenmiş, onun büyük Osmanlı donanmasının başına getirileceğini anlamışlardı. Ne pahasına olursa olsun buna engel olmak istiyorlardı. Onun için, İspanya kiralı ve Papa, Amiral Andrea Doha'ya tedbir.almasını bildirdiler. Bir yandan da Müslümanlar esirleri Cezayir'e iade ederek onlarla İspanya'nın Cezayir'e saldıracağı haberini yaymaya, böylece Barbaros'u Cezayir'den ayırmamaya çalıştılar.

Barbaros gerekli tedbirleri almıştı. Önce Sardunya adasına çıktı. Oradan Sicilya'ya yöneldi. Messina Boğazı açıklarında rastladığı 18 Hristiyan gemisinin yük ve mürettebatına el koydu. Bu arada Andrea Doria'nın 50 parça gemiyle Koron'a gittiğini öğrendi ve hemen o tarafa yöneldi. Fakat Andrea Doria Barbaros'un geldiğini anlayınca İtalya'ya kaçtı. Yine de, peşine takılan Türk filosunun elinden iki gemisini kurtaramadı.
Daha sonra Barbaros Osmanlı donanması ile buluştu ve birlikte İstanbul'a geldi.

* Fakir armağanı
Barbaros'un İstanbul'a gelişini İstanbullular coşkun gösterilerle karşıladılar. Şehir baştan başa donatılmış, halk kıyılara yığılmış, sürekli alkışlarla büyük kahramana büyük sevgi gösterisinde bulunmuştu. Mehterin selâm havaları, karadan ve denizden atılan top sesleri, yeri göğü inletmişti.
Denizlerin hâkimi Barbaros, cihan padişahı Kanunî Sultan Süleyman'a çok değerli armağanlar getirmişti,
işte onlardan bazıları:
- Altın kupalarla gümüş sürahiler taşıyan 200 seçme esir:
- Boyunlarında değerli gerdanlıklar ve omuzlarında sırmalı kumaşlar taşıyan 200 esir çocuk;
- Altın ve gümüş tepsiler taşıyan eşsiz güzellikte 200 genç kız;
- İpekli kumaş denkleri taşıyan 100 deve;
- Zincirlerle bağlı her türlü Afrika hayvanları...
- Ve daha birçok hediye.

Barbaros bu hediyeleri padişaha nasıl takdim ettiğini "Gazavatı Hayreddin Paşa" adlı hatıra kitabında şöyle anlatıyor: Bir Hayreddin kulun geldi Sen ol Şahı Süleymane Sana lâyık nemiz vardır, Kabul eyle fakirane.
Sultan Süleyman hediyelerden çok memnun oldu. Yanında 18 kaptanı ile huzura çıkan, el öpen Barbaros'a ve kaptanlarına ağır hediyelerle mukabelede bulundu. Din ve devlete hayırlı hizmetler görmesi dileğiyle Barbaros'a "Hayreddin" adını verdi. Andrea Doria hakkında ondan bilgi aldı. Onun mert ve dürüst konuşmalarından memnun kaldı. O kış tersanede çalışmalarını ve istedikleri şekilde gemiler yaptırmalarını buyurdu. Barbaros bu arada Halep'te bulunan veziriazam İbrahim Paşa'yı görmek için oraya gitti ve oradan beylerbeyi rütbesiyle geri döndü. İstanbul'a gelince "Kaptanı Derya" ilan edildi.

* Yeni donanma Tunus'ta
Barbaros, Galata tersanelerinde 61 kadırga ve baştarde inşa ettirdi. Bunlara Cezayir1 den getirdiği 18 kadırga ile 5 levend gemisini de kattı. Filoda çok iyi teçhiz edilmiş ve eğitilmiş 8 bin asker vardı. Filonun inşası 800 bin altına malölmuştu. 1534 yazının ilk günlerinde Kanunî Sultan Süleyman Irak seferine çıkarken, Barbaros Hayreddin de yeni donanması ile İtalya'ya doğru yelken açtı. Messina Boğazı'na giren donanma Reggio şehrini yağmaladı ve sonra yukarı doğru çıkarak İtalya kıyılarını vurdu. Citraro limanındaki 18 İspanyol gemisi yakıldı. Yıldırım hızıyle yapılan bu seferde elde edilen 16 bin esir, 425 sandık dolusu para, 18 kale anahtarı İstanbul'a gönderildi.

Barbaros, Sardunya adası kıyılarını da vurduktan sonra Cezayir'e yöneldi. Fakat çıkan bir fırtına yüzünden Tunus'un Bizerte limanına sığınmak zorunda kaldı. Bu olay Tunus1 un geçici bir süre Türk idaresinde kalmasına sebep oldu. Barbaros burada Halkul Vâd kalesine asker çıkardı. Tunus sultanı Mevlay Hasan 44 kardeşinden 42 sini öldürmüş ve rezil bir hayat yaşıyordu. Bu yüzden halk ona hiç sevmiyvvofa. Barbaros 9 mil içerdeki Tunus şehrine yürüyünce Sultan Mevlay Hasan kaçmış, Kayrevan'a geçmişti. Barbaros Mevlay Hasan'ı orada da mağlup ederek bütün Tunus'u ele geçirdi. Fakat Mevlay Hasan yine kaçabilmiş ve bu defa CharlesOuint'e başvurarak yardım istemişti.

Tunus, Sicilya ve Sardunya adaları ile İtalya'nın güney kıyılarına çok yakındı. Burada üslenecek Türk donanması sık sık İtalya kıyılarını vurabilirdi. Bu yüzden telaşa kapılan CharlesOuint, 500 gemiden oluşan İspanyolPortekiz filosuyla harekete geçerek Halkul Vâd önüne geldi. Bu filoda Alman, italyan, ispanyol, Portekiz, Papalık ve Malta kuvvetlerinden oluşan 30 bin asker vardı. Sayısız topları da olan Avrupa'nın bu en seçme ordusunun başında bizzat CharlesOuint bulunuyordu. Barbaros ise İtalya kıyılarına yapılan seferlerden sonra 40 gemiyi esirler ve ganimetlerle birlikte İstanbul'a göndermişti. Daha sonra yeni ganimet mallarını 10 gemille tekrar İstanbul'a, 20 gemiyi ise sefere yollamıştı. Elinde ancak 14 gemi kalmıştı. Bu gemiler de Bon (Beledül Ünnab) burnunda, demirli idiler.

* Tunus elden çıkıyor
CharlesOuint'in kuvvetleri bir ay süren kuşatmadan sonra Halkul Vâd kalesini aldılar. Daha sonra Mevlay Hasan'dan da takviye kuvvetler alarak Tunus'a girdiler. Barbaros1 un elinde sadece 7.200 kişi vardı. Barbaros bir huruç hareketi yaparken yerli Araplar şehirdeki 10 bin kadar esir Hristiyanı salıverdiler ve kale kapılarını kapattılar. Barbaros düşmana bir hayli zarar verdirerek savunma yaparken, Kanuni Irak seferinde olduğu için İstanbul'dan yardım alamıyor, buna karşılık CharlesOuint'in donanması aralıksız takviye ediliyordu. Bu durumda Barbaros, Beledül Ünnab'a gidip 14 gemisiyle denize açıldı ve Cezayir'e geçti.
Hristiyan askeri Tunus'a girince Araplar yaptıklarına çok pişman oldular. Çünkü Hristiyanlar kadınerkek, gençihtiyar demeden 30 bin kişiyi kılıçtan geçirdiler, 10 bin kişiyi de esir aldılar. Mevlay Hasan Charies Ouirrt'e vergi vermeyi, onun Tunus'ta donanma ve asker bırakmasını kabul ediyordu. Böylece Tunus zaptedildiği yıl elden çıkmıştı. Tekrar Osmanlı hakimiyetine girmesi 1574 yılında gerçekleşecek ve bundan sonra 307 yılı Osmanlı idaresinde kalacaktı.

* Venedik'e darbe
Barbaros, Tunus'un düşmesinden onbeş gün sonra Afrika'nın batısındaki Majorka ve Minorka adalarını vurup istanbul'a döndü. Bu çıkarmada 5700 esir ve bir hayli ganimet almış, Müslüman esirleri taşıyan iki ispanyol gemisini yakalayarak esirleri kurtarmış, ayrıca iki Portekiz gemisi ele geçirmişti. Bir yıl sonra Kanunî Sultan Süleyman, İtalya'ya sefer yapmaya karar verdi. Bunun için Osmanlı donanması kara askerini Adriyatik denizine, Avlonya limanına getirdi. İtalya'nın topuğuna rastlayan Castro ve Otranto kaleleri fethedilerek birçok esir ve ganimet alındı. Fakat bu sırada Venedik düşmanca hareketlere giriştiği için italya'nın güneyindeki harekâttan vazgeçilerek Venedik üzerine yürüme kararı alındı ve Venediklilerin elinde bulunan Korfo adasına çıkarma yapıldı. Adadaki bütün köyler işgal edilerek Korfo kalesi kuşatıldı. Venedik Fransa aracılığı ile barış isteyince kuşatma kaldırıldı.

Bundan sonra Barbaros donanmadan 60 kadırga ve 30 çektir! ayırarak yeni fetihlere girişti, iyon Denizi'nde yine Venediklilerin elinde bulunan Kefalonya adasını vurdu. Daha sonra Ege'ye geçerek burada birçok adayı zaptetti. Girit adasından 15 bin esir alındı. Girit'le Rodos arasındaki Kasos ve Karpatos adaları da ele geçirildi. Böylece Ege'de Venedik hâkimiyeti çökertilmiş oluyordu.

* Ünlü Andrea Doria işbaşında
Türklerin Akdeniz'e yayılmalarından ve hâkimiyet kurmalarından, Papalık, Almanya ve İspanya imparatoru CharlesOuint ile Venedik çok tedirgin idi. Fransa ve ingiltere'nin dışında bütün Avrupa devletleri Türkler'e karşı donanmalarını birleştirmek ve ünlü amiral Andrea Dorirf nın kumandasıha vermek kararını aldılar. CharlesOuint'in meşhur amirali Andrea Doria, dünyanın en büyük ve görünüşe göre en güçlü donanmasına kumanda edeceği için artık kendinden emindi. Haçlı donanması Korfo adasında yığınak yapmaya başladı. Doria, 15 Mart 1538'de Korfo'da bulunacağını bildirdi. Buraya ilk gelen Venedik donanması oldu. 17 Haziranda da Papa donanması geldi. Fakat Andrea Doria'nın kumandasındaki İspanyol donanması bir türlü görünmüyordu. Kendisine bir şeref payı çıkarmak isteyen Papalık donan'masının kumandanı Marko Grimani 30 gemi ile Preveze'ye bir baskın yaptı ve kaleyi kuşattı. Barbaros bu sırada İstanköy'de bulunuyordu. Durumu öğrenince derhal harekete geçti veModon üssüne vardı. Ünlü denizci Turgut Reis'i öncü olarak göndermişti. Haçlı donanması Turgut Reis'in öncü filosunu görünce kuşatmayı kaldırdı. Barbaros da Kefalonya'ya uğrayıp 120 köyü tahrip ettikten sonra dosdoğru Preveze'ye girdi. Kalenin yıkılan yerlerini tamir ettirdi. Bu arada üçsüratli gemiyi keşif için gönderdi. Bunlar bir süre sonra düşman donanmasının Korfo'da olduğu haberini getirdiler.

* Dünyanın en büyük donanması Türk donanmasına karşı
En büyük deniz savaşının günü yaklaşıyordu. Andrea Doria'nın kumandasındaki Haçlı donanması 3081 savaş gemisi, 300'ü taşıt olmak üzere 608 gemiden meydana geliyor du. 300 büyük savaş gemisinden 20 si, 2000 den fazla asker taşıyacak kapasitede idiler. Kat kat olan bu gemiler ağır toplarla donatılmıştı. Toplam olarak 2595 top, 60 bin asker ve onbinlerce forsaya sahip idiler.

Hristiyan dünyasının en büyük hükümdarı sayılan CharlesQuint, en büyük ve ünlü amirali Andrea Doria, o güne kadar görülmemiş büyüklükteki bu donanma ile kesin bir zafer kazanacaklarından emindiler. Hatta, bu zaferden sonra Osmanlı topraklarını nasıl paylaşacaklarını bile kararlaştırmışlardı. İki tarafın kuvvetleri arasında büyük bir dengesizlik vardı. Çünkü Barbaros Hayreddin Paşa'nın kumandasındaki Türk donanması sadece 122 gemiden ibaretti ve bu gemilerde 20 bin asker ile 366 top vardı. Fakat Türk gemileri hafif, manevra kabiliyetleri fazla ve süratli idiler. Daha önemlisi, Türk donanmasının başında Barbaros Hayreddin gibi çağlar boyunca eşine rastlanmayan bir amiral, oğlu Hasan Reis, evlatlığı öteki Hasan Reis, Turgut Reis, Murad Reis, Sadık Reis, Güzelce Mehmed Reis, Şeydi Ali Reis, Şaban Reis ve Sinan Reis gibi kurt denizciler vardı.

Haçlı donanmasında çok sayıdaki ağır toplara karşılık, Türk donanmasındaki topların menzili uzundu. Türk topçuları tam isabetle atış yapan tecrübeli askerlerdi. Barbaros, iki donanma karşı karşıya gelmeden önce bütün reislerini Kaptanı derya kadırgasına (amiral gemisine) davet etti ve bir savaş meclisi toplanmış oldu. Burada ileri sürülen fikirlere göre böylesine dengesiz kuvvetlerle açık deniz savaşına tutuşmaktansa, limanda beklenmesi, hareketsizlikten bıkacak Haçlı donanmasının çekilip gideceği görüşü ortaya atıldı. Barbaros bu görüşlere katılmadı/Düşman gemi sayısı bakımından beş misli, asker sayısı bakımından üç misli üstün görünüyordu ama, önemli olan kumanda üstünlüğü idi. Bütün Avrupa gemileri bir araya gelmişken onların hepsini yenmek Akdenizin üstünlüğünü Türkler'e kesin olarak verecekti. Bu bir tarih idi ye fırsat kaçırılmamalıydı. Preveze'de beklerken düşman donanmasından ayrılacak filoların Türk kıyı kalelerini vurmalarına da göz yumulamazdı.

* Barbaros ve Andrea Doria karşı karşıya
Andrea Doria, Türk donanmasının limandan çıkıp açık denize açılamayacağjnj, böylesine büyük bir donanma ile açık deniz savaşına cesaret edemeyeceğini sanıyordu. Oysa Barbaros, limandan çıkmak için içeriden esecek uygun bir rüzgâr beklemekteydi. 27 Eylül 1538 günü Türk donanması limandan açılarak düşman donanmasının üzerine doğru ilerledi. Ummadığı bir anda Türk donanmasını karşısında gören Andrea Doria, daha uygun bir yerde savaşmak için yelken açtı. Onu takip eden Türk donanması ile Haçlı donanması nihayet Preveze önlerinde karşı karşıya geldiler.

Türk donanmasının orta kanadına kaptanı derya Barbaros Hayreddin Paşa kumanda ediyordu. Sağ kanat kumandanı Salih Reis, sol kanat kumandanı Şeydi Alî Reis, yedek filonun kumandanı ise Turgut Reis idi. Orta kanatta Barbaros'a öz ve mânevi oğulları iki Hasan Reis yardım edeceklerdi. Sadık, Mehmed ve Murad reisler de Turgut Reis'in yardımcısı idiler. Andrea Doria donanmasını birbiri ardına dizilen üç sıra haline getirmişti. Ağır ve büyük teknelerden oluşan kalyon filosu önde, kadırga filosu ortada, yedek filosu da arkada yer alıyordu.

Bir gün önceki şiddetli rüzgâr dinmişti. Barbaros, rüzgârsız kalan düşman kalyonlarını, kadırgaları yetişmeden savaş dışı bırakmak için şiddetle saldırmaya başladı. Fakat düşman kadırgaları kalyonların yanına vaktinde yetiştiler. Kamyonların gerisinde, Türklerin top atışından korunacak şekilde yer aldılar.
Doria'nın planı, kendi kalyon hattının kanadından dolaşarak kıyı ile Türk donanmasının arasına girmek ve sonra süratle geri dönerek Türk donapmasını kadırgaları ile kalyonları arasında bırakmak ve imha etmekti. Barbaros ise önce düşmanın asıl kuvvetini oluşturan kadırgalarının üzerine atılmak istiyordu.
Doria planını uygulamak için büyük bir hızla Ayamavro adasına doğru seyretti ve sonra birden bire dönerek engine açıldı. Batı rotasında derhal bir pruva hattı oluşturdu.
,
Fakat, Doria'dan çok daha akıllı ve bilgili olan Barbaros Hayreddin düşman amiralin planını ve ne yapmak istediğini hemen sezmişti. Derhal düşman kadırgalarına paralel bir rota ile seyrederek Doha'nın manevrasını boşa çıkardı. Böylece iki filo kalyonların bulunduğu alandan hızla uzaklaştılar. Türk kadırgalarının kendi kadırgalarını baş taraftan sıkıştırdığını gören Doria, bu manevraya devam ettiği takdirde tehlikeye düşeceğini anlamış, süratli bir dönüşle tekrar kalyonların arkasına gelmişti. Bu defa şansını öbür kanattan denemek istedi. Barbaros buna da ayni manevra ile cevap verdi. Doria her manevrada kendi kalyonlarının arkasına çekiliyordu. Bu yüzden de kalyon filosunu dolaşarak hedefe varmak güçleşiyordu.

* Görülmemiş bir taktik
Sabahın erken saatlerinde başlayan uzak atışlarla ve en iyi pozisyonu almak yarısıyla devam eden savaştan bir sonuç alınamıyordu. Barbaros, düşmanın gece karanlığından yararlanıp kaçmaması için, akşam olmadan, ne pahasına olursa olsun savaşı bitirmek istiyordu. Bütün Avrupa donanmasını bir arada yakalamıştı ve bu fırsatı kaçırmamalıydı. Hem bu savaşın sonu Akdeniz'e kimin hâkim olduğunu da belli edecekti.

Barbaros, son derece cüretkâr, ufak bir hata ile sonucu felâket olabilecek bir karar verdi: Düşman kalyon hattını yararak gerisindeki kadırgalara hücum edecekti. Tabii bunun planını, ince hesabını da yapmıştı. Gemi, asker ve top sayısı bakımından kat kat üstün görünen düşman kuvvetlerini yarma hücumu ile parçalara bölecek, küçük kuvvetler haline getirecekti.

Deniz tarihinde o güne kadar görülmemiş bu hareketin bütün sorumluluğunu kendi omuzlarına aldı.
Kararını veren Barbaros, hiç vakit kaybetmeden, süratle düşmanın kalyon hattına ilerledi ve şiddetle saldırdı. Türk donanması gümüş hilalli al sancaklarını çekmişti. Levendler eşsiz bir savaşa atıldıklarının bilincinde, zurna, tabii ve nefir sesleri arasında "Barbaros Şarkısı" nı söylüyorlardı:
Deniz üstünde yürürüz, Düşmanı arar buluruz, Öcümüz komaz, alırız, Bize Hayreddinli derler!

Düşman kalyon hattını önce ikiye, sonra daha çok parçalara bölen ve aralarından geçen Türk gemileri, bu hattı kanattan da aştılar. Bir yandan bölünen kalyonlar topa tutulurken, öte yandan hızla düşman kadırgalarına saldırdılar. Bu korkunç ve hızlı manevra düşmanın maneviyatını kırmıştı. Küçük parçalara bölünen Andrea Doria'nın donanması Barbaros'un gülleleriyle yok olmaktaydı.

Andrea Doria durumun kötüleştiğini anladı ve çekilme emri verdi. Fakat bu sırada, arkasının Turgut Reis'in kumandasındaki gemilerle Susatılmış olduğunu gördü. Şimdi iki ateş arasında kalmıştı. Üstelik sabahtan beri Türkler'in aleyhine esen rüzgâr şimdi yön değiştirmiş, Türkler'in lehine esmekteydi.

Müthiş çarpışma beş saat kadar sürdü. Gülleler suları hortum hortum savuruyor, gemiler alev alev, duman duman yanıyordu. Andrea Doria hava kararırken kaçmaktan başka çare bulamadı. Savaş gemilerinden 128'i batmış veya işe yaramaz hale getirilmişti/Nakliye gemilerinden çoğu kaybedilmişti. 8 kadırga, 7 parya, 12 fırkata sağlam olarak Türkler'in eline geçmişti. Düşmandan 2775 esir alan, onbinlercesini öldüren Türkler'in kaybıise 400 şehit ve 800 yaralıdan ibaretti. Bir tek Türk gemisi bile kayıp verilmedi. Andrea Doria öyle bir korkuya kapılmıştı ki, karanlıkta kaçarken izini belli etmemek için, kalan gemilerin fenerlerini söndürmüştü. Bu parlak zafer Akdeniz'in gerçek sahibini belli etti: Akdeniz artık bir Türk gölü idi.

* Deniz Harp Okulları'nda ders
Preveze, Türk denizcilik tarihinin en büyük zaferidir ve hiçbir devletin tarihinde böyle büyük bir zafer yoktur Bu savaş dünya denizciliğine bir örnek, tarihte birçok amirale ders olmuş; deniz harp okullarında "eşsiz taktik" olarak öğretilmiştir. Preveze Zaferi'ni Kanunî Sultan Süleyman'a Barbaros'un oğlu Hasan Reis ulaştırdı. O sırada Kanunî de Boğdan seferinden zaferle dönüyordu. Barbaros'un zafer haberini alan.Kanunî derhal divanı topladı. Çağların en büyük denizcisinin zafernamesi okunurken padişah ve bütün vezirler ayakta dinlediler. Zafer bütün vilayetlere duyuruldu. İmparatorluğun her tarafında haftalarca süren şenlikler, donanmalar yapıldı. Barbaros'un eşsiz başarısı yürekten kutlandı.





Preveze Deniz Zaferi yazısı toplam 5712 defa okundu
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi Sayfayı Yazdır    Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi
Preveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı TarihiPreveze Deniz Zaferi | Osmanlı Tarihi