Ağıtlar | Türk Edebiyatı

Ağıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk Edebiyatı
Ağıtlar | Türk Edebiyatı Ağıtlar | Türk Edebiyatı
Ağıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk Edebiyatı
Ağıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk Edebiyatı
Ağıtlar | Türk Edebiyatı



Ağıtlar | Türk Edebiyatı
Ağıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk Edebiyatı
Ağıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk Edebiyatı
Ağıtlar | Türk Edebiyatı Ağıtlar | Türk Edebiyatı
Ağıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk Edebiyatı
 
Ağıtlar
Kategori : Türk Edebiyatı

AĞIT TANIMI:

Doğal afetler, ölüm, hastalık vb. çaresizlikler karşısında korku, heyecan, üzüntü, isyan gibi duyguları ifade eden ezgili ürünlerdir. Ağıt söyleme işine ağıt yakma, ağıt söyleyenlere ise ağıtçı denilmektedir.


* BEBEK AĞIDI
Bir gelinin çocuğu, göç giderken, devenin üzerinde, beşiği dallara takılıp da kalmış. Orada kuşlar parçalamışlar. Anası bu ağıdı  söylemiş.

Elmalıdan çıktım yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Emmilerin karşı varır
Kimi atlı kimi yayan

Harmancığın kayaları
Çanı çalar mayaları
Bek mi değdi ak bebeğim
Kara kurşun soyaları

Harmancıkta tütün tüter
Çıngırakta şahin öter
Derd üstüne dertler koyma
Benim derdim bana yeter

Deve de deveden yüce
Deveyi yüklettim gece
Yoklamadım ak bebeğim
Yurda varıp konmayınca

Deveyi deveyi çattım
Yuların boynuna attım
Yoklamadım konmayınca
Kayın babamdan hicab ettim

Havada bulut erişir
Kuzgunlar üleş belişir
Geri döndüm baktım idi
Çadırda düşman gülüşür

Bebeğin beşiği çamdan
Ustasın getirdim Şam'dan
Bey babası gelir avdan

Nenni bebek demedim mi
Kalkıp meme vermedim mi
Sana bebek diyen diller
Kalkıp meme veren eller.
Nenni de nenni

Bebeğimin beşiği bakır
Yuvarlandı takır takır
İçindeki Ebubekir

Sana bebek diyen diller
Kalkıp meme veren eller.
Nenni de nenni

Yekin kara maya yekin
Cevahirdir senin yükün
Çam dalında kaldı iklim

Sana bebek diyen diller
Kalkıp meme veren eller
Nenni de nenni

Bebek gider ava kuşa
Avcdar da köşe köşe
İçindeki billur şişe

Sana bebek diyen diller
Kalkıp meme veren eller.
Nenni de nenni.


* ABDİ BEY'İN AĞIDI
Aşağıdan gelen deve
Uğradırlar bizim eve
Sanki biz de gelin m'olduk
Yıkılası büyük eve

Mezarının böğrü delik
Kara kakul bölük bölük
Şöyle döndüm baktım idi
Abdi Beyim dünden ölük

Tabakada tütünüyüm
Döşeğinde hatunuyum
Kimse bana ellemez ki
Abdi Beyin yetimiyim

Evimizin uğru depe
Kır at gelir sele serpe
Kadan alayım gelinim
Daha uşakların körpe

Aşagıdan çam söküldü
Dalı budağı döküldü
Tez gelesin babam oğlu
Genç iken belim büküldü

Hasta arslan beyim hasta
Su verirler altun tasta
Gönenmesin dedi m'ola
Ak konağı yapan usta

Konakları ne pek yüce
Bekledirler uzun gece
Döndüremez Abdi Beyi
On dört molla sekiz hoca

Atları var at içinde
Eğri pukağı kıçında
Beyler düğüne gidiyor
Abdi Beyim yok içinde


* DÖNDÜ'NÜN AĞIDI
Dam altında kalan gelin ile kocasına validesinin söylediği ağıt.

Büyür oğlancığım büyür
Bu zaman adam mı uyur
Üstüne hezen uzanmış
İsmail Emmine çığır

Kurban olam beliğine
Çift ayaklı tuluğuna
Sabahılan eriversem
Ulaşırdım soluğuna

Gülgüllüm Gülün elması
Gökçek Döndü'mün gülmesi
Zor olur bacım zor olur
Yerine gelin gelmesi

Ezmeyilen üzmeyilen
Baş bağlar yazmayılan
Kolu boynunda dolalı
Gelin yatar özneyilen

Döndü'nün boyu kısarak
Civanın boyu beserek
İsa kahya düğün kurmuş
Yaldız altının keserek


* DUDU'NUN AĞIDI 
Yedi evladı ölüp de bir tanesi kalmayan ananın söylediği ağıt.

Hacı Veli depik vurdu
Var mı bu Dudu'nun suçu
Ha yedinin birin verin
Allah ırızası uçun

Gitmez burada yatarım
Tamdıraya ses katarım
Benim evim bir post imiş
Başıma çeker yatarım

Avrat işini tutma mı
Oturup gelip gitme mi
Hacı Veli depik vurdu
Bebek oyuna gitme mi

Efendim okur kağıdı
Boğaza dakar saadı
Malım sana heba demiş
Var mı isbatı şahadı

Kadan alam Seyf-Al'aga
Efend'Ağam ne söyleyor
Savın beni emmim oğlu
Öksüz bebeğim ağlıyor


* HACI BEY AĞIDI
Ayvalıktan indim yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Ödemişten gelin geldi
Uyan Hacı Beyim uyan

Evlerinin önü kavak
Kavaktan dökülür yaprak
Uyan Hacı Beyim uyan
Elim kına, başım duvak

Az giderim, uz giderim
Dere tepe düz giderim
Uyan Hacı Beyim uyan
Gelin geldim kız giderim

Odasında yanar ışık
Sofrasında gümüş kaşık
Atlayupta geçemedim
Ar ettim kaçamadım

Hizarına hizarına
Kuşlar konmuş mezarına
Hacı Beyin kır atını
Çekin sultan pazarına

Anam ağlar başın diye
Gelin ağlar aşım diye
Küçük kızlar pek ağlıyor
Meclisi güzel kardeşim diye


* HAÇIN AĞIDI
Tufan Beyin hemşiresini Haçın Ermenileri diri diri yüzerlerken söylenmiş ağıt.

Şu Haçının dağlarına
Lale sünbül bağlarına
Gine figanlar kopuyor
Kanberlinin beylerine

Haçında (...) kan pazarı
Var mı kitapta yazarı
Ben Haçını gezeceğim
Nerde şehidler mezarı

Kardaşımın adı Mehmed
Şu gavura edin minnet
Ben Allaha güvenirim
İnşallah mekanın cennet

İleri gel desem kızı
Elimin bir tek değneği
Sayıları (?) kaynatmışlar
Ete yapışmış gömleği

Biz de varıdı kardaş
Aleme sallardı zavur
Sayıları hep toplamış
Camsaroğlu koca gavur

Baş ucumda geziyorlar
İfademi yazıyorlar
Ayan olsun Tufan Beyim
Sağ adamı yüzüyorlar

Haçına da geldi Paşa
Sarığın doladı daşa
Bir saatçık mühlet verin
Yaşa Tufam Beyim yaşa

Yağ kazanını kurdular
Çocukları kaynattılar
Gün görmeyen hanımları
Süngü ile oynattılar

Genco Çavuşu yüzdüler
Özne gibi öğe öğe
Başkatibi öldürdüler
Değnek ile döğe döğe

Hançer bıçak açıcılar
Şimdi bizi kesiciler
Ayan olsun Yaşar Beyim
Oruçlu'yu basıcılar


* KIZILIMAK TÜRKÜSÜ
Gelin giderken Kızılırmak köprüsünün yıkılması

Altı kardeş idik bindirdik ata
Hürü'yü yolladık üç köyden öte
Kızılırmağa varınca oldu bir hata

N'ettin Kızılırmak allı gelini
Gelini gelini benim yarimi

Evde kaynanası evi bezedir
Yolda kaynatası yolu gözedir
Gelinsiz haneyi kime bezedir

N'ettin Kızılırmak allı gelini
Dalga vurdu göremedim boyunu

Atlılar da Kapaltı'nı dolaşır
Yengeler de kuzu gibi meleşir
Kara haber güveyiye ulaşır

N'ettin Kızılırmak allı gelini
Gelini gelini benim yarimi

Köprüye varınca köprü yıkıldı
Üç yüz atlı birden suya döküldü
Nice yiğitlerin beli büküldü

N'ettin Kızılırmak allı gelini
Gelini de anam benim yarimi

Tüfek getirin de şu kartalı vuralım
Dalgıç getirin de allı gelini bulalım
Biz gelinsiz nasıl köye varalım

N'ettin Kızılırmak allı gelini
Dalga vurdu gtiremedim boyunu

Elinin kınası soldu mu ola
Gözünün sürmesi soldu mu ola
Evde kaynatası duydu mu ola

N'ettin Kızılırmak allı gelini
Gelini gelini benim yarimi

Kızılırmak parça parça olaydın
Her bir parçan bir yerlerde kalaydın
Sen de benim gibi yarsız kalaydın

N'ettin Kızılırmak allı gelini
Dalga vurdu göremedim boyunu


* OSMAN'IN AĞIDI
İkiz kardeş askerde iken biri hastahanede ölüyor. Nöbetten geldiginde kardeşinin öldüğünü gören ikincisinin yaktığı ağıt:

Yazılı mezarın daşı
Hepisi feleğin işi
Dişim çıktı İnc'osmanım
Kara kura gördüm düşü

Kardaş bakar yüksek camdan
Kalbim arınmıyor gamdan
Ben ne diyem İnc'Osmanım
Gamlıların sorar benden

İstanbul'dan çıkar tatar
Kamçısını bana atar
Kardaşın yüzün görmedim
Selvinin dibinde yatar

Çanakkale geçeyim mi
Yeşil bayrak açayım mı
Beşinc'Ordu tabur olmuş
İnc'Osmanı seçeyim mi

İstanbul Yıldıza karşı
Üsküdar'da büyük çarşı
Ağlaşalım İnc'osmanım
Oturalım karşı karşı


* VİRAN ERZİNCAN
Sana dedik cansın can,
Enkaz altında nice taze kan,
Sızlar yara akar, damarda kan,
Viran oldu o güzel canım Erzincan...

Gözümde yaşlar oluk, oluk,
Döküldü sokağa hep çoluk, çocuk.
Çığlıklar acı, hava çok soğuk,
Titreme dik dur koca Erzincan...

Bakardım dörtyola mutlu, gururlu,
Nerdesin Selimoğlu, Vakıflar, Urartu.
Burası çiçekler, meyveler, güzeller yurdu,
Bahçede güllerin soldu Erzincan...

Fırat hüzünlü, bülbüller suskun,
On üç Mart doksanikide kırıldı çarkın.
Sendeleyen sarhoştan kalmadı farkın,
Deli olma kendine gel gülüm Erzincan...

Kiminin geliyor boğuk sesleri,
Boşlukta titriyor güzel elleri,
Ezilmiş başları, kırık belleri,
Cani olamazsın vefa Erzincan...

Sana can dedik, can alamazsın,
Bize hep böyle küs kalamazsın.
Umarız bir daha hiç sallanmazsın,
Baharın güz oldu viran Erzincan...

Kar üstünde ateş yanmaz mı sandın.
Bu günlerde ben işte bunu anladım
Allahıma dua edip çok yalvardım,
Tanrı aşkına bizi koru Erzincan...

Bu memleket geniş, dar sanmazdık,
Koca dairelere hiç sığmazdık.
Düşman yapsa asla aldırmazdık,
Bir çadıra mahkum ettin Erzincan...

Ayrıldık dostlardan bağrımız yanar,
Kalbimiz hüzünlü, yürekler kan ağlar.
Durdurun bu göçü ağlar, beyler,
Kovma diyarından bizi Erzincan...

Kırkbini verdik karnın doymadı,
Seksen üçte fidyeye asla kanmadı.
Bu İlkbaharda bize hiç acımadı,
Yüzlerce canı rehin aldı Erzincan...

Bu topraklar hasta, içten inliyor,
Kulaklar pür dikkat nabzın dinliyor.
Zamanla ne olacak kimse bilmiyor,
Kadersiz, güvensiz kalan Erzincan...

Dertli Kemal söyler, söyler ağlarım,
Güzel canlara ateş olur yanarım.
Elbet açar gazel döken bağlarım,
Olmadı baharın mutlu Erzincan,

Kara bayramların kutlu Erzincan...

Kaynak : T.C. Kültür Bakanlığı




Ağıtlar yazısı toplam 4474 defa okundu
Ağıtlar | Türk Edebiyatı Sayfayı Yazdır    Ağıtlar | Türk Edebiyatı Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Ağıtlar | Türk Edebiyatı
Ağıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk EdebiyatıAğıtlar | Türk Edebiyatı