Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler

Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler



Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler
 
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD
Kategori : Sözlükler

-Tarih deyimleri ve terimleri-

                               - CÇ -

CAHİLİYE DEVRİ : Arap tarihinde İslamlığın doğuşundan önceki dönem. Hz. Muhammed'in peygamberliğinden hemen önceki dönem. (İlk cahiliye: Hz. Nuh ve Hz. İbrahim'in peygamberliğinden önceki devirler.)
CAİZE : Şairlerin devlet büyüklerine yazdıkları methiyeler karşılığında aldıkları para ve hediyelere caize denirdi. 'Sile' deyimi de caize ile aynı anlama gelirdi.
CARİYE  : Savaşta tutsak alınmış ya da para ile satın alınmış kız ve kadın. Bunlar özel bir eğitim görür ve genel hizmetlerde kullanılırlardı.
CEBE  : Savaşla ilgili silâh ve araçlar. Mühimmat.
CEBECİ : Savaş araç ve gereçlerini mevzilere ve tabyalara gönderen ordu sınıfına verilen unvan. Bugünkü ordonat (ordu donatım) deyiminin karşılığı.
CEBEHANE  : Savaş silâh araç ve gereçlerinin muhafaza edildiği yer. Zamanla'cephane'şeklini almıştır. Ceheci Kethüdası
CELÂLΠ : Yavuz Sultan Selim zamanında, Tokat civarında "mehdî"lik iddiasında bulunan ve çevresine bazı serserileri toplayan Celâl adında birinin isyanı için söylenmiş deyimdir. Sonraları hükümete karşı isyan çıkaranlara da 'Celâlî' denildi.
CEMAAT : 1. Bir imama uyup namaz kılan kişiler.
               2. Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu (Rum cemaati, Yahudi cemaati... vb.)
               3. İnsan kalabalığı.
CEMİYET : Dernek. Toplum. Cebeci Kolcusu
CENK : Savaş, harp.
CENGÂVER  : Savaşçı. Savaşkan, vuruşkan.
CİHAD : Kutsal savaş. Din uğruna yapılan savaş.
CİZVİT : 'İsa Derneği' denilen bir Hıristiyan derneğinin üyesi. (Fr.'Jesuite' geliyor)
CİZYE : Müslüman devletlerde Müslüman olmayanlardan alınan bir vergi.
CUMA SELÂMLIĞI  : Cuma namazı dolayısiyle padişahlar için yapılan törene verilen ad.
CUMHUR : Halk, topluluk.
CUNTA :  Ülkenin yönetimine el koyan kimselerden oluşan kurul.
ÇAÇA : Göktürler'in Çin generallerine verdikleri unvan.
ÇAŞIT : Halk tarafından 'casus' yerine kullanılan bir deyim.
ÇEKTİRİ : Kürekle giden ve yelkeni yardımcı araç gibi kullanan savaş gemisi.
ÇELEBİ  : Önceleri Mevlevî tarikatının başında bulunan kimseye denirdi. Osmanlı şehzadeleri için de kullanılmış bir unvandır. Daha sonra şair, müzisyen ve padişah yakınlarına da "Çelebi" denmiştir.
ÇENGİ : Dansöz.
ÇERİ : Asker. (Yeniçeri-Yeni asker)
ÇIPLAK : 1. Tersane mensuplarından bir kısmına verilen unvan idi.
              2. Yeniçerilerde hizmete girmek üzere nöbete soyunan neferler için kullanılan bir deyim.
ÇİTA  : Rumeli Türkleri hakkında kullanılan bir deyim.
ÇOR  : (Göktürkler'de) Rehber, önder, lider.
ÇORBACI : 31 bölüklü Acemi Ocağı ile Osmanlı ordusunun pryade askerini yetiştiren subaylara verilen bir unvan.
ÇUHADAR : Sarayın büyük memurlarından ve padişahın hizmetlerinde bulunanlara verilen ad idi. Sonraları resmî dairelerin ayak işlerini yapanlara da bu ad verildi.

                                     - D -

DALKILIÇ : Düşman içine dalmak veya kuşatılan bir kaleye girmek için fedaî yazılanlara verilen ad.
DARÜLFÜNUN : Üniversite.
DAR-ÜS-SAADE : Osmanlı Sarayı. Padişahın evi.
DAR-ÜS-SAADE AĞASI  : Kızlar ağası.
DARÜŞ-ŞİFA  : Hastahane
DELİ  : Kelimenin aslı'delll'dir. Yol gösteren, kılavuz anlamına gelir. Rumeli'de kurulan bir süvari sınıfı idi. Bu süvariler hiç korkmadan her tehlikeye atılırlardı.8Bu yüzden ve 'delil' kelimesinin asıl anlamını da bilmediği için, halk bunlara 'deli' demiştir.
DERBENT : Sınır boyunda bulanan küçük kale.
DERSAADET  : İstanbul'a verilen adlardan biri.
DERVİŞ : Bir tarikâte bağlanmış kişi.
DİBACE : Önsöz, başlangıç.
DİL    : 1. Yakalanan, tutsak edilen düşmandan, konuşturularak alınan bilgi.
           2. Gönül.
DİRLİK  : Geçimini sağlaması için bir kişiye verilen maaş ya da bir çiftliğin geliri, tımar.
DİVAN  : Hükümet üyelerinin toplanması. Bugünkü Bakanlar Kuru-lu'nu karşılayan deyim. (Aslı Divân-ı Hûmayun'dur).
DİZDAR : Kale kumandanı.
DÜRZİ : İslâm dininden oldukça ayrılık gösteren bir mezhep. Bu mezhebe mensup olanlar daha çok Suriye, Ürdün ve Lübnanda yaşıyorlardı.




Tarih Deyimleri Terimleri CÇD yazısı toplam 4049 defa okundu
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler Sayfayı Yazdır    Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler
Tarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | SözlüklerTarih Deyimleri Terimleri CÇD | Sözlükler