Osmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler

Osmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler
Osmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler Osmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler
Osmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler
Osmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler
Osmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler



Osmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler
Osmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler
Osmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler
Osmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler Osmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler
Osmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler
 
Osmanlıca Sözlük RSŞ
Kategori : Sözlükler

OSMANLICA SÖZLÜK

                             - R -

Rab :Tanrı
Rabbül Alem :alemi yetiştiren, geliştiren, olgunluğa ulaştıran, Tanrı
rafızı : terk eden, bırakan; Şii mezhebinde ayrı bir kol (Doğru yolu,  mezhebi bırakan, sapıtan demektir.)
rah : yol
rah-ı hakikat : gerçek yolu
rah-ı Hakk : Tanrı yolu
rahi : yolcu, gezgin
rahm : acıma, esirgeme, koruma
rahman : merhamet sahibi, Tanrı sıfatı
rahmetmek : acımak, merhamet etmek
rahşan : parlak (yıldız)
raht (reht) : bastırarak ezme
Rasul : şeriat sahibi, peygamber, Hz. Muhammed
Rasul-i Ekrem : en büyük peygamber, Hz. Muhammed
ravza : çayırlık, çimenlik, bahçe (Ravzai Rıdvan, Ravzai Cennet ya da yalnızca Ravza, cennet karşılığı olarak kullanılır.)
raz : sır, giz, gizli şey
reaya : halk, avam
rehvan : yolda giden, yürüyen
rengin : renkli, güzel
revan : yürüyen giden, akan, su gibi akıp giden; ruh, can
revane : giden, yürüyen
rıza lokması : Tanrısal lokma
rububiyet : bir şeyi, birini, yeteneğine göre yetiştirip geliştirmek
ruh : yanak
rumuz : remizler, alamı tam açık olmayan sözler
ruz u şeb : gündüz ve gece
Rüstem-i Zal (Zaloğlu Rüstem) : İranlıların büyük destanları (Firdevsi'nin yapıtı. Rüstem adı, gözü pek, olağanüstü kavgacı, savaş işlerini başaran  kahramanları göstermek için kullanılır.)
rüsvay eylemek : itibarsız, onursuz duruma düşürmek
rüşd : erginlik, olgunluk

                         - S -

sağrı :
atın kıçı
sail : soran
sail (savlet'ten) : saldırıcı
sait : namuslu, Tanrı katında iyi olan
sal : düzlük
sal : tabut
sala : selam, alana çağırma sözü
salaca : tabut, teneşir
salan : sallayan, eğen
salınıban : salınarak
Sallallah :  peygamberlere düzenlenmiş duayı okumak (Buna "selavat getirmek"de denir.)
salmanam : salmam, bırakmam
salyane : salgın, vergi, yıllık saptanan para
sa'y : çalışmak
sayru : hasta
seğdirmek : koşmak
seğirdüben : seğirterek, koşarak
sekiz cennet : hadislerde cehennemin yedi, cennetin sekiz olduğu bildirilmiştir.
selef : önceki
selim : doğru, temiz
selki : hafif, yegin
Selman : Sahabe'den; Peygamberin zamanında ona inananlardan, yakınından olanlardan bir İranlı
selvi revan : yürüyen selvi boylu
sena : övgü, yüceltme
ser: baş
ser-bölük : bölükbaşı
sermest : sarhoş, kendinden geçmiş
sert humar :  huysuz eşek
server : baş,önder
servi kamet : selvi boylu
seven sevende : seven ve sevilen
seyfi : güzel gözlü bir av kuşu
seyr : gezmek; rüya, düş
seyran : gezinme, gezme
sıdk : doğruluk, gerçeklik
sığın : bir geyik türü
sıfat-ı şer : kötü sıfatlar
sınamak : denemek
sındı : makas
sınık : kırık, kırılmış
sırat : cehennemin üstüne gerilmiş kıldan ince kılıçtan keskin köprü
sırat-ı müstakıym : doğru yol
sırr-ı Sırr-ullah : Tanrı'nın gizlerinden; sır
silahdar : padişahın ya da paşaların silahlarının koruyucusu
simlerin kuşanmak : ziynet, süs eşyası takmak
sin : mezar
sipah, sipahi : atlı asker
sorup sormaşmak : arayıp sormak, soruşturmak
söğünmek : sönmek
subh : sabah vakti
sun-i lemyezel : Tanrı yapısı
suphan : Tanrı
suz : sıcaklık, yanma
suz-i gam : gam ateşi
sücü : şarap
sükker : şarap
sürçek : sürçen, ayağı yere takılan

                 -  Ş -

şad :
sevinçli, neşeli
şadoluben : sevinerek
şah-ı huban : güzeller şahı
şah-ı merdan : insanlar şahı (Halife Ali'nin sıfatı olarak kullanılır.)
şaki : hırsız, yol kesen
şakımak : ötmek, dokunaklı ses çıkarmak
şalı renk : türlü renkte şal, boyun atkısı
şane : tarak
şar : şehir, kent
şaz : genel kurala uymayan, kuralsız, istisna
şehristan : şehir yeri, kent
şehriyar, şehr-yar : padişah, hükümdar
şekk : şüphe, kuşku
şem : mum
şems : güneş
şerha : yarık
şerheylemek : açmak, açıklamak
şeyda : çılgın, tutkun
şeytan-ı lain : lanetlenmiş şeytan
şey'ullah (Şey'en billah'tan bozma) : Allah için bir şey
şikar : av
şikest : kırılmış
şimdiden geri : şimdiden sonra
şita : kış
şivekar : nazlı, cüveli
şol : su
şuriş : karışıklık, kargaşalrk
şükr : teşekkür




Osmanlıca Sözlük RSŞ yazısı toplam 5290 defa okundu
Osmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler Sayfayı Yazdır    Osmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Osmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler
Osmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | SözlüklerOsmanlıca Sözlük RSŞ | Sözlükler