Bulmaca Sözlüğü S | Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü S | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü S | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü S | Sözlükler



Bulmaca Sözlüğü S | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü S | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü S | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | Sözlükler
 
Bulmaca Sözlüğü S
Kategori : Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü 
 
                         - S -

Sabah ve öğle arası. :  KUŞLUK
Saban demirinin toprakta bıraktığı iz. : ÇİZİ
Sabanın kaldırdığı toprak.  :   KESEK
Sabit fikir,saplantı. : İDEFİKS
Sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan,üç veya dört kollu halat.:YOMA
Sabun otu,çevgen.:ÇÖVEN
Sac üstünde pişen yufkayı çevirmeye yarayan yassı tahta aygıt : ATARAÇ
Sacda pişirilmiş yuvarlak pide.  :  BAZLAMA
Saç kepeği,baş konağı.: DONRA
Saç kıvrımı.: LÜLE
Saç lülesi,zülüf.:BÜRÇÜK
Saç örgüsü. : BELİK
Saç tutturacağı.  :  FİRKETE
Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu.:MEÇ
Saçma atan av  tüfeği.:KAVAL
Saçma sapan söz.:YAVE
Saçma. : ABSÜRD
Sadist.  :  ELEZER
Sadrazam kavuğu.:KALLAVİ
Sadrazamların veya devlet görevlilerinin padişaha verdikleri armağan. : RİKABİYE
Saf yün,pamuk ve sentetik elyaf karışımı bir tür sert kumaş.:DRA
Saf,tatlı su.:ZÜLAL
Safra.Karaciğerin salgıladığı acı su. :  ÖD
Safran,amber ve misk karıştırılarak yapılan güzel bir koku.:ABİR
Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi.:ZERDE
Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç.:ZERDE
Sagu'da denilen ve kimi hurma ağaçlarının özünden çıkarılan nişastalı bir maddeye verilen ad. :   HİNT İRMİĞİ
Sağana benzer bir kuş. :   SALANGAN
Sağanak sırasında atmosfer elektriğinin boşalmasındaki parlak ışık.:ŞİMŞEK
Sağır ve dilsiz. : AHRAZ
Sağlam ve sert taş. : ÇİNKE
Sağlam,kuvvetli.  :   EKİDE
Sağlam.:BERK
Sağlamlaştırılmış.: MÜSTAHKEM
Sağlamlaştırma. :   TAHKİM
Sağlamlaştırmak.:BERKİTMEK
Sağlık yurdu,hastane.:DARÜŞŞİFA
Sahan altlığı. : NİHALE
Sahip çıkanlar,tutanlar. Hz Muhammed'in meclisinde bulunan kimseler. : SAHABE
Sahip,iye. : IS
Sahnede oynanmak için yazılmış oyun.:DRAM
Sahte,düzmece. : CALİ
Saka kuşu. :KUTAN
Saka Türklerinin ünlü destanı,: ŞU
Sakağı da denilen ve özellikle atlarda görülen ölümcül bir hayvan hastalığı. : RUAM
Sakal.  :  LİHYE
Sakarya ovasının diğer adı. : AKOVA
Sakat,kötürüm,hasta.:AHNIT
Sakat,malul.: SÖKEL
Sakırga.:KENE
Sakızla tatlandırılmış rakı. : MASTİKA
Sakin deniz. :  BONAÇA
Sakinler,bir yerde oturanlar. : SEKENE
Saklambaç oyunu.  :  EBEKAÇ
Salamuraya yatırılmış yiyecekler için kullanılan sözcük.  :   MARİNE
Salep bitkisi. :  ASILMIŞ ADAM
Salepgillerden,bataklık yerlerde yetişen bir bitki.: DANAKIRANOTU
Salgın hastalık. : EPİDEMİ
Salisilik asidin tuzu. :   SALİSİLAT
Salkım durumundaki mavi çiçekleri olan bir bitki.  :   LOBELYA
Salkımsöğüt. Baklagillerden,sıcak iklimlerde bir çok çeşitleri yetişen ve zamk,boya gibi maddelerinden yararlanılan bir ağaç. : AKASYA
Salya. : RİK
Saman taşımak için arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit.:ÇİTEN
Saman ve çamur karışımı ilkel tuğla.  :  KERPİÇ
Saman yığını.:  TINAZ
Samanından ayrılmamış arpa,buğday yığınları. :   NAMLI
Samanla karışık tahıl. : MALAMA
Samanlık. :  MEREK
Samanyolu. : KEHKEŞAN
Samaryumun simgesi. : SM
Samit'de denilen ve sözsüz oynanan köy seyirlik oyunlarının genel adı, dilsiz.:LAL
Samoa takımadaları devletinin para birimi.:TALA
San Marino'nun plaka.:FARAZİ
Sanal. :  FARAZİ
Sanayi ve tarımda kullanılan,tekerlekler üzerine kurulmuş,istenilen yere çekilebilen patlamalı motor veya buhar makinesi.:LOKOMOBİL
Sanayi,endüstri. :   URAN
Sancağı,yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.Yelken indirme. : ARİYA
Sancak. :  LİVA
Sancı. : BURU
Sandalları asmaya yarayan ve gemilerin bordalarında bulunan dikmelere verilen ad.:MATAFORA
Sanma,zannetme.:ZEHAP
Sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık bir bitki.:KURTPENÇESİ
Sap yüklemede ve harman aktarmada kullanılan tahta tarım aracı.:ANADUT
Sapaklık,aykırılık. : ANOMALİ
Sapı veya ortası omuza geçirilebilen tek veya iki gözlü bir tür çanta.  :   HEYBE
Sapınç. : ABERASYON
Sapındaki liflerden halat,çuval gibi kaba örgüler yapılan bir bitki.:KENEVİR
Sapkınlık.:DALALET
Saplantı,sabit fikir.:İDEFİKS
Sapları ve yeşil çiçek tomurcukları sebze olarak yenen bir bitki.:BROKKOLİ
Saplı tencere.:KAÇARULA
Sara hastalığı. : EPİLEPSİ:TUTARIK: YİLBİK
Sararmayı gidermek için beyaz çamaşırların son suyuna karıştırılan mavi renkte bir toz boya.:ÇİVİT
Sararmış,solgun,sarı. :   ZERD
Saray.:DARÜSSAADE
Saraylarda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer.  :  ENDERUN
Sardalye yavrusu. :PAPALİNA
Sardunya adasının kuzeybatı kıyısında İtalya'ya ait bir ada.:ASİNARA
Sarhoş olmak. :  ESRİMEK
Sarhoşlar. : MESTAN
Sarhoşluk.:SEKR
Sarı çiçekli,acı ve kokulu bir ot.:ANDIZOTU
Sarı çiçekli,keskin kokulu bir bitki.(Turşulara lezzet ve koku vermek için kullanılır).:ÇÖRDÜK
Sarı humma virüsü. : AMARİL
Sarı renkli bir üzüm cinsi.  :  EMİRALİ
Sarı tüylü kedi.:SARMAN
Sarık.:DESTAR
Sarımsağın antibiyotik etkisini gösteren maddelerinden biri.: ALİSİN
Sarımsı yeşil renkli cam parıltılı magnezyum ve demirli silikat. : OLİVİN .: PERİDOT
Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ipek kumaş.:ABANİ
Sarısabır da denilen bir süs bitkisi.  :   AZVAY
Sarkıt.:STALAKTİK
Sarma tekniğiyle yapılan bir tür işleme. : ANAVATA
Sarmal. : HELİSEL
Sarmaşık,tırmanıcı bitki.  :  AŞAK
Sarp bölgede kurulmuş Kafkas dağ köyleri. :  AUL
Sarp geçit. :  AKABE
Sarp kayalık çıkıntı.:KORNİŞ
Sarp sıradağlar.:BALKAN
Sarp,dik.: YALMAN
Satıcının,mal sahibi adına sattığı şeyden aldığı yüzdelik,satımlık. :  PEYİKE
Satır aralığı.:ESPAS
Satışa başlamak.:SİFTAH
Satrançta bir değerlendirme ve klasman sistemi.:ELO
Satürn gezegeninin en büyük uydusu. :   TİTAN
Satürn'ün bir uydusu. : REA
Savaş gemilerindeki asma yatak.:BRANDA
Savaş meydanı. : MAREKE
Savaşçı,okçu. :   VAKKAS
Savaşlarda giyilen zırh. :  ÇOKAL
Savaşta tutsak edilen veya satın alınan ve sahibinin üzerinde tam bir kullanım hakkı bulunan kadın.:KARAVAŞ
Sayfa çevresine çekilen çizgi.: ZIH
Sayfa düzeni.: MİZANPAJ
Saygı ile ağırlama. : İZAZ
Sayı boncuğu,çörkü. : ABAKÜS
Sayı farkı. :   AVERAJ
Sayılar,harfler ve semboller kullanılarak açılan bir çeşit fal.:CİFİR
Sayılmış.  :   MADU
Sayım. Toplanma. :  TADAT
Sayısal. :   DİJİTAL
Sayma,sayılma. : AD
Saymaca . :  İTİBAR
Saz takımında usul vurmaya yarayan tef. : DAİRE
Saz veya kamıştan yapılmış kulübe.:HUĞ
Saz,kamış,hasır otu. :  KOFA  :  KİLİZ
Sazan balığı familyasından bir tatlı su balığı.:AKKEFAL
Sazan familyasından vücudu yandan basık,sarı pullu,eti tatsız,kılçıklı bir tatlı su balığına verilen ad. :  ÇAPAK
Sazana benzer bir tatlı su balığı.: KARAKEÇİ
Sazı kurmaya yarayan burgu,kulak.: KÖK
Sazın en ince ses veren teli.: ZİR
Sazlık,kamışlık. : KİLİZMAN : BİŞE
Sebze bahçesi.:BOSTAN
Seçenek.:ALTERNATİF
Seçici kurul.: JÜRİ
Seçimin sonuçsuz kalması.:BALOTAJ
Seçkin bir sanat yapıtının taklidi. : PASTİŞ
Seçmecilik yanlısı,seçmeci.:EKLEKTİK
Seçmeli yemek. : ALAKARD
Seçmesiz yemek. :  TABLDOT
Sedir. :  DİVAN
Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü.: ROMANS
Sekiz sesten oluşan ses dizisi.:OKTAV
Sekizer hecelik dört dizeden oluşan Hint edebiyatına özgü şiir türü. :   ŞLOKA
Selam anlamında Latince sözcük.:AVE
Selam veya teşekkür için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket. :   REVERANS
Selçuklu şehzadelerin eğitimiyle uğraşan öğretmen,lala.:ATABEY
Selçuklularda şehzadeleri eğitmekle görevli vezirlere verilen san.:ATABEK
Selenterelerden,toplu yada tek başına yaşayabilen basit yapılı hayvan. : POLİP
Selin getirdiği kumlu toprak. : MİL
Selülozun bir türevi.:KİTİN
Semazenlerin giysisi. :   TENNURE
Semer,oturmalık. : EYER
Semirtme.:BESİ
Senegal'in başkenti.:DAKAR
Senet. :  BELGİT
Senfonik şiirde küçük melodi parçası. : LAYTMOTİF
Sentetik bir kumaş. : PERLON
Sentetik polyester lifleri veya ipliği.:TERGAL
Sepicilikte ve hekimlikte kullanılan  tadı buruk bir madde. :   TANEN
Sepilenerek boyanmış ve cilalanmış deri. Özellikle ciltçilikte kullanılan bitkisel sepileme görmüş keçi derisi.: SAHTİYAN
Sepilenmiş koyun derisi.: MEŞİN
Serap,pusarık.:ILGIM:AL
Serap. :AL
Serbest bırakılmış cariyeler , veya köleler,azatlılar. :   UTEKA
Serbest biçimdeki geleneksel Türk güreşi.: KARAKUCAK
Serbest vuruş.:FRİKİK
Serçegillerden küçük bir kuş.:BECET
Sert bir metal.  :   KORİNDON
Sert buğdaydan elde edilen,taneleri iri,glutence zengin un.:İRMİK
Sert kabuklu,iri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi.  :   KEÇİMEMESİ
Sert ve siyah renkli tahta. : ABANOZ
Sert,kaba. : ANİF
Sert,katı. : BERK
Serumda meydana gelen antikor.:AGLÜTİNİN
Servet.:NEVA
Servi ağacı.: ANDIZ
Servigillerden,dipten dallanan bir süs bitkisi.: MAZI
Seryum elementinin simgesi. :   CE
Seryum filizlerinde bulunan,gri renkli bir element.:İTRİYUM
Ses yitimi:. AFONİ
Ses,ahenk,nağme.:NEVA
Seslerin  aralarında  hiç  kesinti  olmadan  birbirini  izlemeleri  gerektiğini  belirten  müzik terimi. : LEGATO
Sessiz sinemanın üç büyük komedyeninden biri olan gülmeyen adam Buster Keaton'un Avrupa'da yaygın olarak bilinen adı.:MALEK
Sessiz,huzurlu.:ASUDE
Sevap.:ECİR
Sevgi,dostluk.:VEDAT
Sevgili,yar. :  EMRE
Sevgilinin dudağı. :  LAL
Sevgilinin saçı.: ZÜLÜF
Sevinçli. :   ŞAD
Seyelan. : AKI
Seyhan ırmağının en uzun ve en önemli kolu. : ZAMANTI
Seyir   işaretlerini    taşımaya,   bir    geçidi   bir   tehlikeyi   belirtmeye   yarayan   yüzer   cisim. :  ŞAMANDIRA
Seyrek dokunmuş delikli bir kumaş. : ETAMİN
Seyrek dokunmuş,astarlık ince bez.: SALAŞPUR
Seyrek taneli,kırmızı benekli bir üzüm cinsi. :   YAPINCAK
Seyrek ve eğreti dikiş.: TEYEL :  İLİNTİ
Seyrek ve yuvarlak taneli bir çeşit üzüm. :  DİMYAT
Seyrekçe örülmüş büyük torba.:ÇUVAL
Seyyar ızgara. :  BARBEKÜ
Seyyar soba. : SALAMANDRA
Sezar'ın selamlama şekli. :   AVE
Sıcağa ve soğuğa karşı dayanıklılığı kükürtle arttırılmış kauçuk.  :  EBONİT
Sıcak bölgelerde yetişen kerestesinden kaplamada yararlanılan çok sert bir ağaç.: TİK
Sıcak bölgelerde yetişen ve keçiboynuzu'na benzer meyveleri reçel ve şerbet yapımında kullanılan bir ağaç.:DEMİRHİNDİ
Sıcak bölgelerde yetişen yaşlı bir ağaç.:BAN
Sıcak iklimlerde yetişen bir  bitki.İlaç olarak kullanılan bir baharat. : KAKULE
Sıcak parçanın ansızın suyun içine daldırılmasıyla elde edilen çatlak cam türü.:KRAKELE
Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç.:ANZAROT
Sıcak ülkelerde yetişen,dini törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren,odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç.:ÖD AĞACI
Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan bir balık. :  İSPAROZ
Sıcak ve ılık denizlerin kıyı bölgelerinde yaşayan kemikli bir balık türü.:SARIKUYRUK
Sıcak yenilen bir çeşit peynirli tel kadayıf.  :   KÜNEFE
Sıcak,kızgın,yakıcı.:HAR
Sıcak,nemli iklimlerde oluşan,parlak kırmızı yada kahverengiye çalan kırmızı renkli,demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak.:LATERİT
Sığ deniz. : NERİTİK
Sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan altı düz tekne. : ŞAT
Sığ sulardaki çalılıkların dibinde yaşayan küçük balık.:ANABAS
Sığınak.:MELAZ
Sığır sürüsü. : NAHIR
Sığır sürüsünün otlamaya gitmeden önce toplandığı yer.:GEZEKLİK
Sığır tüccarı,kasaplık hayvan tüccarı.Koyun,keçi,sığır gibi kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse.. : CELEP
Sığır vebası.  :  ÇOR
Sığır,öküz anlamında sözcük. :  BAKAR
Sığırcık. : LALESAR
Sığırın öd kesesinden çıkan taş : HARAZA
Sığırın öd kesesinden çıkan taş. :   HARAZA
Sığırtmaç,sığır çobanı. :  BAKKAR
Sığla yağı'da denilen ve günlük ağacından elde edilen balsam.:TIGALA
Sıhhi.:HİJYENİK
Sık dokunmuş yünlü bir kumaş türü.:ÇUHA
Sık gözlü ağ.: TOR
Sık sık hastalanan,sağlıksız kimse.: NANEMOLLA
Sıkı dokunmuş bir tür, ağır pamuklu kumaş. : DİMİ
Sıkı kapanan bir fermuar türü.:ZİP
Sıkılmış üzümün cibresinden yapılan sert bir Fransız içkisi.  :   MARK
Sıkıntı,dert.  :  GAİLE: BUN : KASVET
Sıkıntı,üzüntü.:KOYUNTU
Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılan mukavva yada tahta.  : FİBER
Sıkıştırma aleti,pres.:CENDERE
Sıkma,sıkarak bağlama.: ŞET
Sınır boyu.  :  SERHAT
Sınır geçme izni. :   PASAVAN
Sınır nişanı.:URA
Sınır,uç. : HAD
Sınırdan geçiş belgesi. : LESEPASE
Sır saklamayan.:BEYHAN
Sır,gizli tutulan şey.:RAZ
Sır.:GİZEM
Sıralaç. :  KLASÖR
Sıraları geriye veya kenarlara doğru yükselen tiyatro salonu.:AMFİTEATR
Sıralayan. :   RATİB
Sırf buğday yolmakta çalıştırılan tarım işçisi. :   ABERECİ
Sırlar. :   SERAİR
Sırma veya gümüş işlemeli  bir tür ipekli kumaş. : BROKAR
Sırmayla işlenmiş,sırmalı.:ZERKAR
Sırsız seramik.Sarıdan kızıl kahveye kadar değişik renklerde tuğla ve kiremitten çok daha düzgün,ince dokulu pişmiş toprak. :    TERRAKOTTA
Sırt yüzgeci uzun ve geniş küçük bir balık.:HOROZBİNA
Sırtta taşınan yük.:ŞELEK
Sıska. :  ARIK
Sıtma tedavisinde kullanılan bir ilaç.:ATEBRİN
Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç.:BRÜLÖR
Sıvılaştırılmış petrol gazı.:LPG
Sibirya Ren geyiği./Amerika Ren geyiği.  :  KARİBU
Sicilya kökenli Newyork mafyasına verilen ad. :  COSANOSTRA
Sigara artığı.  :   İZMARİT
Sigortada yapılan değişiklikleri gösteren ve poliçeye eklenen belge.:ZEYİLNAME
Sih dininin kurucusu. : NANAK
Sihlerin Hindistan'da kurmak istedikleri bağımsız devletin adı. :HALİSTAN
Sihlerin kutsal kitap olarak belledikleri peygamber öğretilerine verilen ad,/ Hindu üstadına verilen ad.  : GURU
Siirt ve Diyarbakır yörelerinde düzenlenen "cigor" şenliği sırasında yapılması gelenekselleşmiş olan bumbar dolmasına verilen ad. :   ZİMBİLOK
Siirt yöresine özgü,kurut da denilen kurutulmuş yoğurt.  :  KEŞK
Silah olarak kullanılan ağır topuz.:GÜRZ
Silah,zırh gibi savaş aracı.:PUSAT
Silahlı. : MÜSELLAH
Silindir.:ÜSTÜVANE
Silindirik alet mili.Demir çubuk. : BARA
Silis grubundan değerli bir mineral. : OPAL
Simetri  : BAKIŞIM
Simge,sembol. :   TİMSAL
Simge. :   REMİZ :  REMZ
Simyacıların kurşuna verdikleri ad.: AABAMA
Sina yarımadasının ortasında yer alan çöl.:TİH
Sincap. : ÇEKELEZ
Sinek. : CİBİN
Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği'nin kısa yazılışı.:SESAM
Sinema filmlerinin kültür,eğitim amacıyla korunduğu,saklandığı yer. :   SİNEMATEK
Sinema ve tiyatroda teknik ustalıkla yapılan gösteri.: TRÜK
Sinemacılıkta kamerayla geniş bir mekanın  taranmasına verilen ad. : PAN
Sinir ağrısı. : NEVRALJİ
Sinir hücresinin gövde kısmından çıkan tek uzun uzantı.:AKSON
Sinir sistemini , duyu  organlarını  oluşturan ve embriyonun dış yüzünü örten tabakaya verilen ad. : EKTODERM
Sinir tellerini kesme ameliyatı. :  LOBOTOMİ
Sinirbilim. : NÖROLOJİ
Sinop'un bir ilçesi.  :   AYANCIK
Siper. :  KAZAMAT
Sir Alexander Fleming tarafından 1928'de bulunan,metabolizma ürünlerinden elde edilen antibiyotik.:PENİSİLİN
Sivas yöresinde yaygın halay türü bir halk oyunu.: AŞİRET
Sivilce. :AKNE
Sivrisineğe benzer bir böcek.:ÜVEZ
Sivrisineğe benzer çok küçük bir sinek türü.:KUMUK
Siyah kan damarı,toplardamar.:VERİT
Siyaha boyanmış Sibirya tilkisi kürküne verilen ad. :   SİTKA
Siyaha yakın koyu yeşil.  :   NEFTİ
Siyasal erkin birkaç kişilik bir kümenin elinde bulunduğu yönetim.:OLİGARŞİ
Slav alfabesi.:KİRİL
Slayt. :DİA: DİAPOZİTİF
Slovakya'nın plaka işareti.:SK
Soğan ve benzeri katmerli şeylerin iç kısmı.:CÜCÜK
Soğanlı bir süs bitkisi.:AMARİLİS
Soğanlı et yemeği. :   YAHNİ
Soğuk denizlerde yaşayan bir fok türü.: OTARİ
Soğuktan donmak.:BUYMAK
Soğurma,emme. : MAS
Soğutma özelliği olan,soğutucu.:FRİGORİFİK
Soğutulmuş olarak sunulmak üzere içinde buzla kokteyl malzemelerin çalkalandığı çift çeperli kapalı maşrapa.:SHAKER
Sohbet toplantıları düzenleyen ve yöneten kişiye bazı yörelerde verilen ad.:YAREN
Sokakta bulunan sahipsiz eşya. :   LUKATA
Sokakta bulunan sahipsiz eşya.:LUKATA
Sokulgan.:CİVELEK
Sola ait,sola ilişkin.:YESARİ
Soluk borusu. : TRAKEA
Soluk kahverengi,karnı beyaz tüylü,kısa kulaklı,postundan kürk yapılan memeli bir hayvana verilen ad. : KARSAK
Soluk tıkanımı: ASFİKSİ.
Somun ile sıkıştırılacak parça arasına yerleştirilen,hafif bombeli ortası delik parça.:RONDELA
Somurtkan.:ABUS
Son,işin sonu. : ENCAM
Sonbahar.:BAĞBOZUMU
Sonda.  :   KATETER
Sonradan çıkan adet.:BİDAT
Sonradan görme.:BULDUMCUK
Sonradan ortaya çıkan.:ARIZ
Sonradan,sonraları anlamında bir belirteç.:BİLAHARE
Sonsuz,ebedi.:CAVİDAN
Sonsuz,ucu bucağı olmayan.: NAMÜTENAHİ
Sonsuz.  :  HALİT
Sonsuzluk. :  EBET
Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık. :   SEHİV
Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık.:SEHİV
Sonucu önceden düşünüp önlem alan. : DURENDİŞ
Sorguç.: TUĞ
Soruşturma.: TAHKİK
Sosyal. :   İÇTİMAİ
Sovyet edebiyat eleştirmeni Mihail Mihailoviç Bahtin'in takma adı. : VOLOŞİNOV
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nin ilk yıllarında uygulanan Yeni Ekonomi Politikasını simgeleyen harfler.:NEP
Sovyetler Birliği döneminde para yerine kullanılmak üzere 1921 ve 1922'de kabul edilen emek hesap birimi. :   TRUD
Sovyetlerde Gulag kamplarındaki tutuklulara verilen ad. :   ZEK
Soy ağacı.: ŞECERE
Soykırım,katliam.  :   JENOSİT
Soylu Arap atı.  :  KÜHEYLAN
Soylular,aristokrasi.:ZADEGAN
Soylular. :  KİRAM
Soyluluk,ululuk. :   KEREM
Soyluluk.HASEP
Soymuk doku,soymuk borusu. : FLOEM
Soyoluş.:FİLOGENEZ
Soysuz,dejenere. : YOZ
Soytarı.  :  KAŞMER
Soyu karışmış Avrupalı.:LEVANTEN
Soyu tükenmiş bir kuş. :  DODO
Soyunda şair yokken,hiçbir eğitim görmeden kendi kendine şair olan kimse.:NABİGA
Soyut bir şeyin,bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya.: AMBLEM
Soyut,mücerret. : ABSTRE
Sömürge. :  KOLONİ: MÜSTEMLEKE
Söndürme.,borcu ödeme. : İTFA
Sönmemiş kireç.: KİLS
Söylenti. :   TEVATÜR
Söyleyiş özelliği. :   ŞİVE
Söz dizimi. : NAHV : NAHİV
Söz geçirirlik,saygınlık.:FORS
Söz karışıklığı.:PARAFAZİ
Söz yitimi. : AFAZİ
Söz,konuşma. : HANEK
Söz,sözleşme.  :  KAVİL
Söz.  :   KELAM
Sözcü. : RAPORTÖR
Sözçatar. :   STAND-UP
Sözle,bakışla,telkin yoluyla sağlanan bir tür uyku.:İPNOTİZMA
Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri.:OPERA
Sözlük yazarlığı,sözlük bilgisi.:LEKSİKOGRAFİ
Sözlükbilimci.:LEKSİKOLOG
Sözsel anlatım bozukluğu. :AKATAFAZİ
Sözü boş yere uzatma : ITNAP
Sözü boş yere uzatma : İTNAP
Sözü geçen,etkili olan.:NAFİZ
Steteskop kaşifi Fransız hekim.:RENE THEOPHİLE LAENNEC
Stoacılık. :   REVAKIYE
Stronsiyum'un simgesi. : SR
Su  kıyılarında  yaşayan, sırtı  mavi  ve  yeşil, karnı  pas  rengi  bir  kuş. / İskele kuşuna verilen ad. :  YALIÇAPKINI
Su bahçesi. : AKUALAND
Su baldıranı da denilen bir bitki.:SU REZENESİ
Su buharı gücüyle çalışan gemi.: VAPUR
Su buharı.:BUĞU
Su deposu. :  SARNIÇ
Su dolabı. : NAURE
Su düzeyindeki sıra kayalar. : RESİF
Su geçirmez,kukuletalı kısa ceket. :   ANORAK
Su kabağından yada ağaçtan oyulmuş maşrapa. :   SUSAK
Su kabarcığı.  :   HABBE
Su kıyılarında setler kuran,kürkü değerli bir hayvan.  :  KUNDUZ
Su kıyılarında veya taşların altında yaşayan kınkanatlı böcek.:AGONUM
Su kıyılarında yaşayan çok iri bir kuş.:PELİKAN
Su kıyılarında yetişen ve kökü hekimlikte kullanılan otsu bir bitki.:EĞİR
Su kızağı. :  JETSKİ
Su samuru ve kürkü. : LUTR
Su tavuğu. :  KALİNİS
Su ve sulu şeyler koymaya yarayan kulplu,emzikli kap.: İBRİK
Su yolu  : AKAÇ
Su yosunu. :ALG
Su yüzündeki sıra kayalar.:RESİF
Subaylar.: ZABİTAN
Suç.:CÜRÜM
Suçlama.:TÖHMET
Suçüstü.:CÜRMÜMEŞHUT
Suda büyük derinliklere dalabilen insanlı bağımsız araç.:BATİSKAF
Suda giyilen başlık. :  BONE
Suda yaşayan,sevilen,beyaz eti için avlanan,iri bir böcek.  :  ISTAKOZ
Suda yüzdürülerek çekilen veya herhangi bir yere asılan cismin sağa sola   çarpmasını önleyen donanım. : ACEVELE
Sulak yerlerde yetişen,yaprakları salata olarak kullanılan bir bitki.:KUZUKULAĞI
Sulamaya ve yangın söndürmeye yarayan araç.  :   AROZÖZ
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge.  :   MAİLE
Sulavesi Adalarında yaşayan bir manda. : ANOA
Sulavesi adalarında yaşayan cüce bir manda.: ANOA
Sulfata,sıtma ilacı. :  KİNİN
Sulu darı hamurunun ekşitilmesiyle yapılan bir içecek.:BOZA
Sulu,cıvık hamur.:BULAMAÇ
Suluboya resmi. : AKVAREL
Sunak. : ALTAR
Surinam plakası.:  SME
Suriye kıyısında oturmuş Sami kökenli antik halk.:FENİKELİLER
Suriye,Filistin,Mezopotamya ve Irak Arap edebiyatında kullanılan bir rubai. :  ATABE
Suriye'de oturan Samilerin büyük tanrıçasının yaygın adı.:İŞTAR
Suriye'nin plakası. :   SYR
Susama benzeyen, tohumları acı olan,halk hekimliğinde tedavi ettiğine inanılan bir bitki.:ÜZERLİK
Susamın ezilmesiyle elde edilen yağlı besin.:TAHİN
Suşi gibi çiğ balıkla yapılan bir Japon yemeği.: SAŞİMİ
Suyu alınmış meyve artığı. :  KÜSPE
Suyu emme,ıslanma anlamında eski sözcük.:NAK
Suyun  buz  tutması  ile  kaynaması  arası  seksen  eşit  parçaya  bölünerek  elde  edilen  sıcak ölçer. :  REOMÜR
Suyun arklara paylaştırıldığı yer. : ANAVUL
Sülük yapıştırma.  :   İLAK
Sülük. : ALAK  
Sülüngillerden soyu azalmış bir kuş türü.:TURAÇ
Sümerlerde gök tanrısı.:ANU
Sümerlerde sağlık tanrıçası.  :   BO
Sümerlerde toprak tanrısı. :  ENKİ
Sümüksü doku.:MUKOZA
Sünger taşı.:PONZA
Sünnet etme. :   HİTAN
Sünnet olan çocuğun elini kolunu tutan ve çocuk üzerinde  babaya yakın bir hak taşıyan kimse.  :  KİRVE
Süpürge otu,funda. :  ERİKA
Süpürge otu.: PÜREN
Süpürge sapı. : TARA
Süpürge.:CARU
Sürat korkusu. :   TAKOFOBİ
Süratli,en çabuk.  :   ESRA
Süre ölçer.:KRONOMETRE
Süreç. :  VETİRE
Süreç.:VETİRE
Sürekli olarak aç kalma.:DÖNGEL ORUCU
Sürekli su akan boru.  :   MASLAK
Sürekli,iyice yerleşmiş. : PAYİDAR
Sürekli,sonsuz.:DAİM
Sürgen doku.:MERİSTEM
Sürgün.  :  LİNET
Sürme.: RASTIK
Sürükleyerek götürme.:CER
Sürüldükten sonra nadasa bırakılan tarla. : HERK
Sürülmemiş sert toprak.  :   BAİRE
Sürülmemiş tarla.Bakımsız bağ,bahçe.   :  KELEME
Sürülmemiş,ot bürümüş toprak.: MALAZ
Sürüngen hayvanların genel adı.  :   KELER
Sürünün sıcakta dinlendiği gölgelik.  :  EĞLEK
Süryani takvimine göre sekizinci ay.:İYAR
Süs için yapılmış kumaş kıvrımı.:PLİ
Süs iğnesi. :   BROŞ
Süs lalesi.:BÜRÇÜK
Süs olarak kullanılan ziynet,altın taklidi sarı tenekeden pul. :   PENES
Süs. :  BEZEK:PİRAYE
Süsleme,tezyin. :  DONATA
Süslemecilikte kullanılan çok parlak,yeşil ve pembe dalgalı sedef.:ARUSEK
Süsleri olan kumaş. :  FİSTO
Süslü taş mezar. : LAHİT
Süslü,güzel.:ZİBA
Süslü. :  ZİBA
Süt kardeş. :  RADİ
Süt kardeşi anlamında yerel bir sözcük.: EMİŞİK
Süt mamulleri imalathanesi. :  MANDIRA
Süt şekeri. :   LAKTOZ
Sütte bulunan protein.  :  KAZEİN
Sütten kesilmiş sığır yavrusu.:BUZAĞI
Süzgeç,kevgir. : AYIRT : İLİSTİR : ELESTİR
Süzülmüş et veya tavuk suyu. : KONSOME
Süzülmüş et veya tavuk suyu.:KONSOME




Bulmaca Sözlüğü S yazısı toplam 17369 defa okundu
Bulmaca Sözlüğü S | Sözlükler Sayfayı Yazdır    Bulmaca Sözlüğü S | Sözlükler Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Bulmaca Sözlüğü S | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | SözlüklerBulmaca Sözlüğü S | Sözlükler