Bulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler



Bulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler
 
Bulmaca Sözlüğü OÖ
Kategori : Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü
 
                        - O -

Obur.. :  HIRA
Oburlar.:  EKELE
Ocak ayının 28'inde başlayan fırtına. : AYANDON
Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaştırıcı mercek.:  BÜYÜTEÇ
Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA
Odun kömürü. : ALAS
Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi.:  RAFİNATÖR
Odunu tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan,kömürü ile karakalem resim yapılan küçük bir ağaç.: İĞAĞACI
Odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç. :  BAKAM
Odunundan tarak,kaşık yapılan çok sert kereste veren bir ağaç. : ŞİMŞİR
Oğlancı.:LUTİ
Oğul otu. :  MELİSA
Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri.  :   EĞMÜR
Oğuzların Bozok kolundan bir Türkmen boyu olarak Selçuklularla birlikte Anadolu'ya gelen ve Osmanlı hanedanının kökenini oluşturan konar göçer topluluk.:  KAYILAR
Ok atan,okçu.:  TİRENDAZ
Ok torbası,kılıfı. : SADAK :   GEDELEÇ
Ok. : TİR
Okuma yitimi. : ALEKSİ
Okun kirişe geçen ucundaki kertik.:  GEZ
Okutman. :  LEKTÖR
Okuyucu,okur. : KARİ
Okyanus bilimi. :   OŞİNOGRAFİ
Okyanus rüzgarı. : ALİZE
Okyanusların çok derin yeri. : ABİS
Olağanüstülüğüne inanılan düşsel sıvı.Büyülü içki.  :   İKSİR
Olası,olabilir. :  MUHTEMEL
Olay.  :  FENOMEN
Olgunlaşınca kendiliğinden çatlayıp açılmayan,tek odacıklı ve tek tek tohumlu kuru meyve.:AKEN
Olgunluk sınavı.  : BAKALORYA
Olta veya tuzağa konulan yem.:BEN
Oltaya yerleştirilen düzenek.:MASARA
Oluntu. :  EPİZOT
Omlet . : KAYGANA
Omurgalıların  karaciğerinden  salgılanan   kahverengimsi   sarı  renkte safra  pigmentine verilen ad. :  BİLİRUBİN
Omuzdan bele çapraz olarak inen kılıç askısı.  :   HAMAİL
Omuzdan çapraz olarak bele inen bağ.:HAMAİL
Omuzluk.  :APOLET                
On  beşinci   asırda   önce   İtalya'da   başlayan  sonra   Avrupa'ya   yayılan   sanat   ve   bilim. :   RÖNESANS
On  dokuzuncu  asırda  Fransa'da ortaya çıkan ve iki kişiyle oynanan bir kağıt oyununa verilen ad. : EKARTE
On altı taşla oynanan bir zeka oyunu.:DAMA
On altıncı ve on yedinci  yüzyıllarda İskoçya ve Kuzey İngiltere'de,on sekizinci yüzyıldan başlayarak da İrlanda'da yaygın olan ve genellikle tek başına yapılan halk dansı.:JİG
On beş beyitten az olmayan,bütün beyitlerin ikinci dizeleri en baştaki beyit ile uyaklı bulunan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan divan edebiyatı manzumesi.:KASİDE
On birinci yüzyılın ikinci yarısında İzmir'e egemen olarak Anadolu kıyılarında ilk Türk donanmasını kuran Türk Beyi. : ÇAKABEY
On dokuzuncu asır sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçılara verilen ad.:DEKADAN
On dokuzuncu asırda İstanbul tiyatrolarında ortaya çıkan eğlendirici şarkı.  :  KANTO
On dokuzuncu asırdan başlayarak İstanbul'da gerçekleştirilen renkli çizgili ve hareli cam eşyaya verilen ad.Noktalı yada dumanlı sırça,işlemeli cam işi. :ÇEŞMİBÜLBÜL
On dördüncü asırda Fransa'da kullanılmaya başlanan,taşınabilir ateşli silah. : ARKEBÜZ
On dördüncü asırda kullanılan ince,uzun çoğu kez üç köşeli hançer.: ALENAS
On dördüncü asırda Orta Anadolu'da kurulmuş Türk beyliği. :   ERETNA
On iki düzine.  :  GROSA
On iki hayvanlı eski Türk takviminde timsah yılına verilen ad.: NEK
On iki imamdan biri. : TAKİ
On iki parmak bağırsağının  şişkince olan başlangıç bölümü. :   BULBUS
On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İran'ın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik.:LAKABİ
On para değerinde olan sikke.:METELİK
On sekizinci asırdan başlayarak Fransa'da gelişen bir edebi tür.:FANTASTİK
On tabanlı logaritmanın kısaltması.:LOG
On üçüncü asırda İngiltere'de despot kralların yetkilerini büyük oranda daraltan siyasal bir anlaşmaya ve belgeye verilen ad. :  MAGNACARTA
On yedinci asırdan On dokuzuncu asra kadar kıyı taşımacılığında ve iç sularda kullanılan küçük Hollanda yelkenlisi. :   KAAG
Onbeş ve bazen elli altmış kilo çeken sinagrite benzer bir balık. : AKYA
Ondan sonra.:BADEHU
Ongun. TOTEM :
Onun için.:BİNAENALEYH
Onurlu,şerefli.: ALİCENAP
Onurlu,yüce gönüllü. : ALİCENAP
Operada tek solist tarafından söylenen şarkı.: ARYA
Operada,perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça.: UVERTÜR
Operalarda baş kadın rolünü oynayan oyuncu. :   PRİMADONNA
Operatör.:CERRAH
Optik aletlerde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi. :   OKÜLER
Optik kaydırma. :  ZUM
Ordu ili yöresinde lokma tatlısına verilen ad.:ZİRİTLA
Organ aktarımı.:TRANSPLANTASYON
Organ katılaşması. :   SKLEROZ
Organik kimyada bir önek. :   NOR
Organizmada darbeyle oluşan bozukluk. : TRAVMA
Organizmada oluşan bir sıvının akışının durması. :   STAZ
Organizmanın 24 saatlik madde ve enerji ihtiyacını karşılayan besinlerin çeşidi ve miktarı.:RASYON
Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalık olayının organizmanın başka bir yerine sıçraması. :  METASTAZ
Orhan Boran'ın yarattığı radyo oyunu tipi.:YUKİ
Orhan Hançerlioğlu'nun bir romanı.: ALİ
Orman gülü. : AÇELYA
Ormanlara zararlı bir böcek. : KESE
Ormanlarda oldukça yaygın bir mantar türü.:AMANİTA
Orta   çağda   Fransa'da   derebeyinin   maddi   ve   manevi   esareti     altında  bulunan  kimse. :   VASSAL
Orta  Karadeniz  yöresinde  dokunan  kalın  ve  dayanıklı  bir  tür  kumaşa: KAZAKA
Orta  ve doğu Avrupalı Yahudilere verilen ad. : ESKENAZİ
Orta Anadolu'da bir göl.:EBER
Orta Anadolu'da bir ilk çağ yerleşmesi.:ABARNA
Orta Anadolu'da Kızılırmak kıvrımı içinde kalan bölgenin eski çağlardaki adı. :  HATTİ
Orta Asya Türkleri ve Hintliler arasında yaygın olan telli bir çalgı. :  DUTAR
Orta Asya'da eski Türk mezarlarının üzerindeki türbe türü yapılara verilen ad. :  BARK
Orta Avrupa'da  bir göl. :  BALATON
Orta boylu,düşük kulaklı,tüyleri kısa bir tür av köpeği.:KOPOY
Orta çağda okyanusta kullanılmış yelkenli büyük gemi. :   NEF 
Orta çağdaki Breton saz şairlerinin aracılığıyla ortaya çıkan,biri anlatımsal,diğeri de lirik iki şiir türünün adı. :  LAİ
Orta irilikte bir deniz kuşu.:YELKOVAN
Orta kaldırım.: REFÜJ
Orta oyunu ve Karagöz'de Yahudi tiplemesine verilen ad. : CUD
Orta oyununda ,Karagözde Rum tipi.  :   BALAMA
Orta oyununda Kavuklu ile konuşarak oyunu açan oyuncu. : PİŞEKAR
Orta oyununda taklitçi.: ZUHURİ
Orta oyununun sergilendiği genellikle oval biçimli alan. :   PALANKA
Orta ve Doğu Avrupa kökenli Yahudilere verilen ad.:ASKENAZİ
Orta,ara. : MEYAN
Ortaçağda Avrupa'da kullanılmış bir tür eğri hançer.:ALENAS
Ortaçağda nakliye gemisi.:BARÇA
Ortaçağda Slav ülkelerinde,bugün Batı ülkelerindeki kontun karşılığı.:ZUPAN
Ortaçağda,şövalyelerin savaşta ve avda kullandığı,çoğu zaman zengin oymalarla işlenmiş fildişi boru.: OLİFANT
Ortaçağın en önemli atış silahı.:ARBALET
Ortadan kaldırma,yok etme. :  İZALE
Ortadoğu'da doğmuş Avrupalı.  :  LEVANTEN
Ortadoğu'da ve Afrika'da görülen yerel frengi.:BEJEL
Ortaklar. : ŞÜREKA
Ortalama.:VASATİ
Ortasında lagün bulunan Mercanada. :  ATOL
Ortodoks Hıristiyanların bağlı olduğu kilisenin başkanlarına verilen san. :   PATRİK
Ortodoks resmi.:  İKON
Oruç tutan,oruçlu.:SAİM
Oryantalizm.:ŞARKİYAT
Osman Gazi'nin kayınpederi.:EDEBALİ
Osmaniye ilinde antik bir kent.:KASTABALA
Osmaniye ilinde,ulusal park kapsamına alınan ünlü Hitit yerleşmesi.:KARATEPE
Osmanlı  devletinin  yargı  sisteminde  Şeyhülislamdan  sonra  gelen  en  yüksek  görevliye verilen ad. : KAZASKER
Osmanlı  mimarlığında  çatı  arasında  veya  dükkanların  üstünde  yer  alan  alçak tavanlı asma kat. : ŞİRVANİ
Osmanlı borçları yönetimi. :  DÜYUNU UMUMİYE
Osmanlı da devlet malı otlaklardan alınan vergi. :   OTLAKİYE
Osmanlı devlet ileri gelenlerinin kullandığı bir bıçak türü.:AKVA
Osmanlı Devletinde 1840 yılında basılmış 20 kuruş değerinde gümüş sikke.:MECİDİYE
Osmanlı devletinde celeplik yapanlara verilen ad.  :   İZLATKO
Osmanlı devletinde din,yargı ve öğretim işleriyle uğraşan devlet görevlileri sınıfı ve bunların mesleği.:İLMİYE
Osmanlı Devletinde has ahırın en büyük yöneticisi.:MİRAHUR
Osmanlı devletinde iki alaydan oluşan askeri birlik.:LİVA
Osmanlı Devletinde kadılara ve müderrislere verilen ad.: ULEMA
Osmanlı devletinde kamu gelirlerini kiralamaya dayanan vergi toplama sistemi.:İLTİZAM
Osmanlı devletinde padişahların  hükümet anlayışları bakımından yönetiminden sorumlu oldukları halk.  :  EMANETULLAH
Osmanlı Devletinde,Rumeli'de tutulan tevzi defterlerine verilen ad.:PURUZ
Osmanlı devletinin ilk döneminde postacılık,kuryelik ve muhafızlık yapan,daha sonraki  dönemlerde törenlerde yer alan asker sınıfı. : PEYK
Osmanlı Devletinin Karadeniz'in kuzeyinde kalan sınır eyaleti.: ÖZİ
Osmanlı Devletinin son saray ressamı olan İtalyan ressam. :  FAUSTO ZONARO
Osmanlı donanması askeri.  :  LEVENT
Osmanlı donanmasında tümgenerale eş bir rütbe. :    RİYALA
Osmanlı döneminde kazaskerlere verilen san.:SADIR
Osmanlı idaresinde sancak beylerine verilen ad veya unvan.:BEYLERBEYİ
Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa kıtasında kalan topraklarımıza verilen ad.:RUMELİ
Osmanlı İmparatorluğunda , saraylarda türlü devlet hizmetleri için aday olarak yetiştirilen gençlere verilen ad. : İÇOĞLANI
Osmanlı İmparatorluğunda başbakan.:SADRAZAM
Osmanlı İmparatorluğunda deniz subay ve erlerine verilen ad.: TERSANELİ
Osmanlı imparatorluğunda okul kitaplarının genel adı. :   SUPARA
Osmanlı İmparatorluğunda okul kitaplarının genel adı.: SUPARA
Osmanlı imparatorluğunda Rumeli'de gece bekçilerine verilen ad. : PAZVANT
Osmanlı İmparatorluğunda sipahilerin aldığı en büyük tımar.:ZEAMET
Osmanlı İmparatorluğunun Trablus ve Bingazi'deki hurma ve zeytin ağaçlarıyla kuyulardan aldığı vergi.: LEZ
Osmanlı imparatorluğunun yedi saltanat sancağından biri.:AKALEM
Osmanlı mimarlığında,mukarnaslı başlıkların en üst bölümü. :   ASABA
Osmanlı padişahlarının her yıl yeniçeri ağası başta olmak üzere ocak ağalarına dağıttıkları yazlık giysi veya kumaş. :  BAHARİYE
Osmanlı sarayında bir lalanın altındaki acemilerin birbirine hitap biçimi.:LALADAŞ
Osmanlı Sarayında bostancı,baltacı ve kapıcıların giydikleri kırmızı çuhadan veya keçeden yapılmış,yukarısı geniş ve kıvrık,boyu uzunca başlık.: BARATA
Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi.:HASEKİ
Osmanlı toprak düzeninde yıllık geliri yüz bin akçeyi aşan dirlik.:HAS
Osmanlı'da gece bekçisi. :  ASES
Osmanlıca nasipsiz,kısmetsiz anlamında.  :  BİVAYE
Osmanlıda ,Padişahın bir miktar toprağı birine mülki olarak veya gelirinden yararlanmak üzere vermesi. :IKTA
Osmanlılar zamanında vergi ve haraç vermeyen Müslüman ahaliye verilen ad.:BERAYA
Osmanlılarca Avusturya'ya ve halkına verilen ad.: NEMSE
Osmanlılarda  Rumeli'deki büyük toprak sahipleri.: GOSPODAR
Osmanlılarda başkomutan.: SERDAR
Osmanlılarda eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker: SARICA
Osmanlılarda gümrük vergisi.:BAÇ
Osmanlılarda hükümdarın ata binerken üzengisini tutan kişi.: RİKABDAR
Osmanlılarda önceleri olağanüstü durumlarda,sonraları ise sürekli olarak toplanan vergiye verilen ad. : AVARIZ
Osmanlılarda sancak beylerine verilen unvan:. BAN
Osmanlılarda saraylarda hizmet eden hadımların genel adı,hadım ağası.:TAVAŞİ
Osmanlılarda sınır nişanı. :   URA
Osmanlılarda topraksız köylüden alınan kazanç vergisi. :  BADIHAVA
Osmanlılarda vergi denetimi ve tahsili ile  Maliyeye ilişkin soruşturmaları yapan memura verilen ad. :BAKIKULU
Osmanlılarda yaygınlık kazanmış bir yazı türü.:DİVANİ
Osmanlılarda yeni  evlenen erkeklerden alınan vergi. :ARUSİYE
Osmanlıların Avrupalılara,özellikle de Fransızlara verdikleri ad. :  FRENK
Osmanlıların Avusturya'ya verdikleri ad.:NEMÇE
Osmanlıların Cenova Cumhuriyetine verdikleri ad.:CENEVİZ
Osmanlı-Rus savaşında  Aziziye tabyalarındaki yararlılıklarıyla ün kazanmış Türk kadın kahraman.(1877-1978).:NENE HATUN
Osmiyumun simgesi. : OS
Otlak. : ÖRÜ
Otlar,otlak.:ERA
Otları inceleyen bilim dalı.  :  HERBOLOJ İ
Otlatmak.:OTARMAK
Otomobilin ön düzeninde yer alan parça.: ROTİL
Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi.: TRİPTİK
Otsu bir bitki. :   RAVENT
Oturum.:CELSE
Oturuş.Namazda,rekat sonlarında belli bir süre oturma. :   KADE
Ova. :   YAZI
Oval. :   BEYZİ
Ovarak sürülen ilaç. :   LİNİMENT
Oymacı,hak işleri yapan sanatçı.: HAKKAK
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi. : ANKİLOZ
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi.:ANKİLOZ
Oynayan (kuşbaz,kumarbaz,cambaz).: BAZ
Oyun.:BAZİÇE
Oyuna komiklik ve neşe katan beklenmedik söz veya hareket,gülüt.:GAG
Oyunda berabere kalma. :   PATA
Oyunda kazanılan her parti.:KAMA
Ozanların çaldığı telli bir Türk sazı. :   KOPUZ 

                         -Ö-

Öbek. :  İLE
Öbür dünya ile ilgili,ahret ile ilgili.:UHREVİ
Öbür dünya.:DARI BEKA
Öbür dünyada verilecek olan ceza.:UKUBET
Ödünç mal. :  ARE
Ödünç verilmiş bir paranın,bir yıldan daha kısa bir dönem için hesaplanan faizlerinin ana paraya eklenmesi.:ANATOSİZM
Ödünç verme. :  İARE
Ödünç,iğreti.,emanet. : ARİYET
Öfke,kızgınlık.:CELAL
Öfke,sinir.: HARAZA
Ögeler. : ANASIR
Öğrenim görmeyen,kendi kendini yetiştiren,çocuklara yönelik öyküler ve romanlarıyla tanınan,1996 yılında hayatını kaybeden yazarımız. :  KEMALETTİN TUĞCU
Öğretici. : DİDAKTİK
Öğretim kuruluşlarında,öğrencilerin yönetmeliklere ve okul kurallarına göre söz ve karar sahibi olmaları ilkesine dayanan yönetim.:ÖZYÖNETİM
Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu. :TAHİN
Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç.: ŞIPIDIK
Öksürük otu da denilen ve sarı çiçekler açan otsu bir bitki.:KAVALAK
ökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp.: SAÇULA
Öküz yemliği: AKERE
Öküzgözü de denilen papatyaya benzer çiçek. : ARNİKA
Ölçek. : MİKYAS : EŞEL
Ölçü,kıstas. : KRİTER      
Ölçülerin başına konulduğunda onda bir anlamını veren bir önek.:DESİ
Öldükten sonra İsa tarafından diriltildiğine inanılan adam.  :   AZİR
Öldürme,telef etme,yok etme.: İTLAF
Öldürücü hastalık salgını. :   ÖLET
Öldürülmüş.:MAKTUL
Ölen yeniçerilerin çocuklarına verilen ad. :   NANHAR
Ölene yakılan ağıt.: SAĞU
Ölmüş    kimselerle   cinsel    ilişki    kurma    biçiminde   kendini    gösteren    cinsel  sapıklık. :NEKROFİLİ
Ölü doğan kuzunun derisi.:BAĞAN
Ölü yıkama.  :  GASİL
Ölüler.:MEVTA
Ölülerin yakıldığı yer. : KREMATORYUM
Ölüm. : MEMAT: MEVT  
Ölümsüz ,ölmez. : LAYEMUT
Ölümsüzlük suyu.:BENGİSU
Ölümün ve ölme olayının psikososyal boyutlarıyla incelenmesi.: TANATOLOJİ
Ölünün ruhunun azap çekmemesi için dağıtılan,ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka. : ISKAT
Ön taraf,cephe,karşı,yamaç. : ALNAÇ
Ön. :PİŞİGAH
Önalım. : ŞUFA
Öncecilik. :  İNİSİYATİF
Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol.: STRATEJİ
Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgahı bağlama aleti.:MALAFA
Önceden ödemede bulunarak süreli yayınlara alıcı olma işi : ABONE
Önceden yazılmış ve gerekli süre içinde cevaplandırılmamış bir yazıyı yineleme.:TEKİT
Öncesiz. :  EZELİ
Öncü.:AVANGARD
Öndelik. : PEY
Önel,vade . : MEHİL
Önerme.:KAZİYE
Önünde çelik kanadı bulunan paletli traktör.:DOZER
Ördeğe benzer bir su kuşu.,av kuşu. : MEKE
Ördeğe benzer,tüyleri kiremit renginde bir yaban kuşu.:ANGUT
Ördekgillerden bir yaban kuşu.:ANGUT
Örnek alınacak söz. : MESEL
Örnek veya temel olarak alınan tek biçim.:STANDART
Örnek,göstermelik,model.: MOSTRA
Örnek. : NÜMUNE
Örten,bağışlayan. : SETTAR
Örtme,kapatma. : SETR
Örtünme.:TESETTÜR
Öte. : MAVERA
Öteki dünya,ahiret.: UKBA
Ötürü,dolayı. :   NAŞİ
Övendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi. : NODUL
Över gibi görünüp yerme,yeriyormuş gibi görünüp övme sanatı.:İSTİDRAK
Över gibi yerme,yeriyormuş gibi övme sanatı. : İSTİDRAK
Övme. : SENA : SİTAYİŞ
Özbek güreşi,yada ayakta judo'da denilen spor dalı.  :   KURAŞ
Özdemir  Asaf'ın soyadı. :  ARUN
Özdeş.: İDENTİK
Özdeyiş.  :   KELAMIKİBAR
Özel bir biçimleri olmayan maddeler için kullanılan sözcük.:AMORF
Özel bir cam kap içinde likör,şarap,meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içkiye verilen ad.  :  BOL
Özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek.:KEFİR
Özel bir şiir diliyle yazılmış yazılan epik İzlanda şiiri türü.:RİMUR
Özel görev. :  MİSYON
Özel olarak erkeklere hizmet için yetiştirilmiş Japon kadını.  :   GEYŞA
Özellikle Ayvalık  yöresine özgü acıçaça'da denilen bir balık.: PAPALİNA
Özellikle diş hekimliğinde dezenfektan olarak kullanılan benzalyum klorür'e verilen ad.:ZEFİRAN
Özellikle İran'da yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü.:TÖMBEKİ
Özellikle kafatası sinirlerinin denetlediği kas gruplarında çabuk yorulma ve zayıflık,halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan kronik hastalık.:MİYOSTENİ
Özellikle resim yapımında kullanılan sentetik bir boya./Suda ezilmiş pigmentlerin lateks içinde dağılımı sonucunda elde edilen emülsiyon boya. :  AKRİLİK
Özellikle sığırların kanını emen bir cins sinek. : İVEZ : (İVİZ)
Özellikle Trakya yöresinde yetiştirilen sulu ve hoş kokulu bir kavun cinsi. :   HASANBEY
Özgün çizim,harita,plan gibi şeylerin fotoğraf tekniğiyle çoğaltılması yöntemi.Kalıptan çekilen resim kopyası. :  OZALİT
Öznel.:SÜBJEKTİF
Özsu. :  USARE
Özümleme. :  ANABOLİZMA
Özür dileme.  :  İTİZAR
Özür,kusur,bozukluk.: DEFO




Bulmaca Sözlüğü OÖ yazısı toplam 9762 defa okundu
Bulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler Sayfayı Yazdır    Bulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Bulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü OÖ | Sözlükler