Bulmaca Sözlüğü K | Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü K | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü K | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü K | Sözlükler



Bulmaca Sözlüğü K | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü K | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü K | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | Sözlükler
 
Bulmaca Sözlüğü K
Kategori : Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü

                         - K -

Kaba ayakkabı.  :  KAZGAL
Kaba bir komedi türü.  :  FARS
Kaba dikiş.:LEKENDE
Kaba dokunmuş bir tür kalın yün kumaş :  ŞAYAK
Kaba saba kimse.: HIRBO
Kaba sofu. :   ZAHİT
Kaba ve çirkin,iğrenç.: GALİZ
Kaba,biçimsiz.:KUBAT
Kaba.:SAKİL
Kabadayı Rum delikanlısı. : PALİKARYA
Kabak kemaneye benzer bir Orta Asya çalgısı.: GİZEK
Kabak yapraklarını andıran geniş ve etli yaprakları olan bir kır bitkisi.:KABALAK
Kabakulak hastalığı.: YAZMA
Kabarıklık.:BOMBE
Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi.:TİPO.: TİPOGRAFİ
Kabartma. :  RÖLYEF
Kabartmalı pamuklu kumaş. :   PİKE
Kabe yakınında bulunan kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.:ZEMZEM
Kabe.:BEYTULLAH
Kabuğu ayıklanmamış pirinç. : ÇELTİK
Kabuğu ince,çekirdeği ufak,iri taneli bir tür beyaz üzüm.:ÇAVUŞ ÜZÜMÜ
Kabuğu kırmızı veya erguvani renkte olan ve tabaklamada kullanılan bir söğüt türü.:TAVULGA
Kabuğundan düğme ve süs eşyası yapılan deniz kabuklusu .:ABALON
Kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç.:KINAKINA
Kabuk. : KIŞIR
Kabuklu pirinç.:ÇELTİK
Kaburga altı.  :  DÖŞ
Kaburga ile kalça kemiği arasında kalan yer.:BÖĞÜR
Kaburga kemiği. :  EĞE
Kaç,ne kadar anlamında bir belirteç.:NİCE
Kaçak tütün.:AYINGA
Kadeh.: KESİ
Kadeh.:PEYMANE
Kader,alınyazısı. :  TECELLİ  : FATALİTE
Kadercilik.:FATALİZM
Kadın arkadaş. :  NEDİME
Kadın başörtüsü. :   YAŞMAK
Kadın giysilerinin etek ucu,kol gibi yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs.:VOLAN
Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı,nisaiye. :   JİNEKOLOJİ
Kadın seslerinin en kalını ve sesi böyle olan sanatçı.: KONTRALTO
Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül.: VUALET
Kadın yeleği.:JİLE
Kadın. :  ZEN
Kadında cinsel isteğin hastalık derecesinde artması. :   UTEROMANİ
Kadında örtünme.:TESETTÜR
Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın. : NATIR  
Kadınlar,kızlar anlamında eski sözcük. :  İNAS
Kadınlarda doğurma yeteneğinin sona ermesi.:MENOPOZ
Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi veya tuvalet.: ABİYE
Kadınların sokağa çıkarken örtündükleri büyük ve dört köşe sınır.: CAR
Kadınların yüzlerine örttükleri peçe,yaşmak. :  LİSAM
Kadınların yüzlerine sürdükleri allık:. GAZE
Kadınların,cildi pürüzsüz göstermesi,renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı,yarı boyalı krem.: FONDÖTEN
Kadınsı davranışları olan erkek.:EFEMİNE
Kadırga balığı. :  BALİNA
Kadife.:VELUR
Kadifenin ince tüyü,kumaş tüyü. : HAV
Kafasının ön-art ekseni yan eksenine göre kısa olan kimse,kısakafalı.: BRAKİSEFAL
Kafatası kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölüm.:BINGILDAK
Kafatasının art bölümünde ve beynin altında,hareket dengesi merkezi olan organ.:BEYİNCİK
Kafatasının içgüdü ve yeteneklerle olan ilgisini inceleyen bilim dalı. :   KRANİYOLOJİ
Kafes biçiminde bir tür el işi.:MUŞABAK
Kafkas çingenelerine verilen ad.: BOŞA
Kafkasya'da sarp bölgelere kurulan dağ köyü.: AUL
Kafkasya'da yaşayan Müslüman bir halk. : LEZGİLER
Kağıt cilası.Hattatların kağıt cilalamakta kullandıkları özel bir bileşim. :  AHAR
Kağıt parçası.:VARAKPARE
Kağıt,kumaş veya plastik madde gibi değişik maddelerden yapılan ve deri üzerine gelecek yüzüne etken madde sıvanmış olan sargı.:SPARADRAP
Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil.:MAZI
Kahırlar. : SATAVAT
Kahraman,güçlü kimse : BÖKE
Kahramanlık yada din konularında yazılıp bestelenmiş şiir :  KANTAT
Kahramanlık.:CELADET.:HAMASET
Kahve kreması.:MATE
Kahve tortusu. : TELVE
Kahveci tepsisi. : ASKI: FİNER
Kahverengiye çalan yeşil renkte olan.:KİMYONİ
Kahya.:KETHÜDA
Kakao,süt ve şekerden yapılan tatlı bir yiyecek türü.:ÇİKOLATA
Kaktüs. : ATLAS ÇİÇEĞİ
Kaktüsgillerden,yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki ve bu bitkinin kalın,dikenli kabuğu olan tatlı yemişi.:FRENKİNCİRİ
Kaktüslerde bulunan dikenli iğne.:SETULA
Kalabalık korkusu. : OKLOFOBİ : DEMOFOBİ
Kalabalık,yoğun insan topluluğu. :  MAŞER  :  MAHŞER
Kalay oksit katılarak donuklaştırılmış veya kemik tozu katılarak yarı donuk hale getirilmiş cama verilen ad.:OPALİN
Kalayın simgesi. : SN
Kalb  kasının kasılması. : SİSTOL
Kalbin atışlarını yavaşlatan,sindirim sistemini ve salgıları düzenleyen sinir sisteminin adı.:PARASEMPATİK
Kalbur ve elek üzerinde kalan iri taneler.:İRİNTİ
Kalça kemiği,bel kemiği. : OMA
Kaldıraç. : MANİVELA
Kaldırılmış. : MÜLGA
Kaldırma,giderme. : REF
Kale çukuru. :  MELE
Kale muhafızı.:DİZDAR
Kale,duvar,: BAR
Kalenderler.: RİNDAN
Kalıba dökme.  :   İSAĞA
Kalıcılık,ölmezlik: BEKA
Kalımlı.:PAYİDAR
Kalın bağırsak iltihabı :  KOLİT
Kalın biçilmiş uzun tahta. :  KALAS
Kalın bir değnek üzerine monte edilmiş dört telli ve sesi yankılayan iki asmakabağı olan gitar.:VİNA
Kalın gözleme.:BAZLAMA
Kalın kafalı,anlayışsız.  :  GABİYE
Kalın öğütülmüş buğday. :   İRMİK
Kalın sopa,değnek.:MATRAK
Kalın tüylü battaniye. : VELENSE
Kalın ve dar tahta. :  LATA
Kalın,kısa ve düzgün sopa.:LOBUT
Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm.:RAZAKI
Kalınca ve açık saman renginde ipekten yapılan yarı mat bir kağıt türü. : ABADİ 
Kalıp çıkarma işi. :  MULAJ
Kalıplaşmış,basmakalıp.:KLİŞE
Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta. :   TART
Kalıtım bilimi.:GENETİK
Kalıtım,soya çekim. :  İRS : GEN
Kalıtımın maddi temeli olan ve kromozomları oluşturan madde. : DNA
Kaliforniya'da yetişen büyük bir orman ağacı.: SEKOYA
Kalite. : NİTELİK
Kalkan balığının yavrusu. : PARPA
Kalkerli ve jipsli kayaçlarda oluşan,huni yada çanak benzeri çöküntü.  : DOLİN
Kalori. :  ISIN
Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.:ARİTMİ
Kalp kası.: MİYOKART
Kalsiyum karbonat hamurundan yapılan bir tür renkli kalem.:PASTEL
Kalyon cinsinden küçük savaş gemisi.  :   BARÇA
Kamaralarla alt güverteyi aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere.  :  LOMBOZ
Kamboçya para birimi. : RİEL
Kamelya.:JAPON GÜLÜ
Kamış elek. :   TEPİR
Kamıştan yapılmış kulübe. :  HUĞ
Kampus. :  YERLEŞKE
Kamu görevlilerinin işlem ve davranışlarının yasalara uygun olup olmadığını araştırmaya ve uygunluğu sağlayıcı yolları önermeye yetkili denetçi.: OMBUDSMAN
Kamuflaj.: ALALAMA
Kan aktarımı. :   TRANSFÜZYON
Kan çökeltisi. : SEDİMANTASYON
Kan dinmezliği. : HEMOFİLİ
Kan grubunda sabit işaret.: RH
Kan hastalıkları bilimi. :  HEMATOLOJİ
Kan işeme. :  HEMATÜRİ
Kan kanseri:  . LÖSEMİ
Kan kardeşi.  :   KANKA
Kan korkusu.: HEMATOFOBİ
Kan kurutan.: ADAMOTU
Kan oturması nedeniyle deride oluşan kızarıklık.Deri döküntüsü. :  ERİTEM
Kan pıhtısı:. TROMBUS .: ALEKA
Kan ve lenf gibi vücut sıvılarında bulunan çekirdekli,yuvarlak hücre,lökosit.:AKYUVAR
Kan.:HUN
Kana kırmızı rengini veren çekirdeksiz,yuvarlak,küçük hücre.:ALYUVAR
Kanama. :  NEZİF
Kanarya sevenler derneği.: SERİNOFİL
Kanatları küt olduğu için uçamayan,bacakları güçlü,Yeni Zelanda'da yaşayan bir kuş.:KİVİ.:APTERİKS
Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme.:GOBLEN
Kanaviçe,el işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi. :  KANAVA
Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen,genellikle genç kızlarda görülen kansızlık.:KLOROZ
Kanda asalak bulunması. : PARAZİTEMİ
Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık.:SEPTİSEMİ
Kanda,lenfte,safrada v.s.'de bulunan bir protein türü.:GAMAGLOBÜLİN
Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı.  :  HEMATİ
Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı.: HEMATİ
Kanıtlanabilen bilimsel önerme. :   TEOREM
Kansızlık. : ANEMİ
Kantoda doğu giysileriyle yapılan dansın adı. :  ARABİS
Kanun,santur gibi yatırılarak çalınan sazların ortak adı. :   YATUK
Kanuna benzeyen bir çalgı.: SANTUR
Kanuni Sultan Süleyman'ın şiirlerinde kullandığı mahlas.:MUHİBBİ
Kanyon.:KAPIZ
Kapadokya bölgesinde bir ilk çağ kenti. : ANİSA  
Kapalı formülleri aynı,açık formülleri farklı olan maddelerin başka başka özellikler göstermesi olayı.:İZOMERİ
Kapalı jimnastik ayakkabısı. :  KES
Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.:ROZET
Kapı mandalı. : TIRKAZ
Kapı ve pencerelerin üst eşiği.  :  LENTO
Kapı ve pencerelerin üstüne atılan ağaç,taş veya beton destek.:ATKI
Kapı veya dolap kanatlarının kenarına çakılan çıta.: BİNİ
Kapı yada pencere gibi açıklıkların üzerine konulan ağaç,taş veya beton kiriş,lento.:BOYUNDURUK
Kapı,geçit,boğaz,:BAB:  DER
Kapıcı.:BEVVAP
Kaplama olmayan.:SOM
Kaplama yada doldurma olmayan.  :  MASİF
Kaplıca,ılıca.: ÇERMİK
Kaplumbağa kabuğu.:BAĞA
Kapsam. : ŞÜMUL
Kapsama,içerme,içine alma. :   TAZAMMUN  :   TEŞMİL
Kapsız yorgan. : MİTİL
Kaptanın ve  tayfaların,   gemi  sahibine   yada   sigorta   ortaklığına  bilerek   verdikleri   zarar:  BARATARYA
Kar ayaklığı./Tokaçlı kar ayakkabısı. :  LEKEN
Kara ordusu. : NİZAMİYE
Kara yemiş ağacı. Süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç. :   TAFLAN
Kara yumuşakçası. : ENA
Karaağaçgillerden buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç türü.:ÇİTLEMBİK
Karabulut.:NİMBÜS
Karaciğerinden balık yağı çıkarılan bir balık. :   MORİNA
Karadeniz yöresinde haşlanmış mısıra verilen ad.: KOLİVA
Karadeniz yöresinde kadınların kullandığı iki renk üzerine çubuklu pamuklu peştamal.:FUTA
Karadeniz'de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna.:İNEBOLU KÜTÜĞÜ
Karagöz balığına benzer bir Akdeniz balığı. :  ÇİPURA
Karagöz oynatan kimse.:HAYALİ
Karagöz oyununda Ermeni tipi.:HAY
Karagöz oyununda kullanılan tiz sesli kamış düdük.: NAREKE
Karagöz'ün başlığı. :  IŞKIRLAK
Karagözdeki kambur ve cüce tip.  :   BEBERUHİ
Karahindiba'nın sebze olarak yenen yaprakları. : RADİKA
Karakalem resimde çizgiyi yada pastel boyasını yaymak için kullanılan kendi üzerine sarılmış kağıt  veya deri.:ESTOMP
Karakter çözümlemesi veya geleceği önceden bilmek amacıyla sayıların kullanılması.:NÜMEROLOJİ
Karakter,huy,yaratılış. : SECİYE
Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu.:ASTRAGAN
Karakul kuzusunun postu.  : ASTRAGAN
Karaları  çevreleyen  ve  karalardan  sayılan,  200  metre  derinliğe  kadar  olan  sığ  deniz dipleri. :  ŞELF
Karaman'da Yörükler tarafından dokunan bir cins halı.:TÜLÜ
Karaman'ın Taşkale beldesinde,dik bir kaya kütlesine kat kat odacıklar biçiminde oyulmuş mağaralara verilen ad.:MANAZAN
Karamsarlık.:PESİMİZM
Karanlık. :   ZİFİR
Karar veremeyen,mütereddit.: DURUKSUN
Kararsız. : MÜTEREDDİT
Karasevda. : MELANKOLİ
Karayla toprakla ilgili. : BERRİ
Karbon ,fosfor gibi maddelerin,fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.:ALOTROPİ
Karbonatlı kum taşı. : MOLAS
Kare : DÖRDÜL.
Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir.:STRİKNİN
Kargagillerden,karnı beyaz,kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak,kara uzun kuyruklu kuş.: SAKSAĞAN
Karı kocanın baba ve analarının her biri.:DÜNÜR
Karın üstü kaslarının veya boğazın kasılmasına yol açan,paniğe kapılma şeklinde görülen ruhsal ve fiziksel rahatsızlık.: ANGUAZ
Karın zarı iltihabı. :   PERİTONİT
Karın zarı. : PERİTON
Karınca yiyen hayvan. :  TAPİR : NUMBAT
Karınca yuvası.: KÖRE
Karınca. : MUK
Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi. :   RAPANA
Karışık durum.:CURCUNA
Karışık iş. :ÇAPARIZ
Karışık renkli,birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. : ALACA
Karma,karışık. : MUHTELİT
Karmaşık sorunların çözümünde ve incelemesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanması.: YÖNEYLEM
Karmaşık.:KOMPLEKS
Karnı şiş,altı düz su kabı. :   FIÇI
Karnın açılması. :  LAPARATOMİ
Kars yöresi halk oyunu. :ATABARI
Kars yöresinde oynanan bir halk oyunu.:TEREKEME
Kars yöresine özgü bir halk oyunu. :  ASKERANİ
Kars,Ardahan ve Iğdır yörelerinde yetiştirilen beyaz yünlü koyun cinsi.:TUJ
Kars,Erzurum ve Ağrı yöresine özgü türkülü bir halk oyunu. : ENZELİ
Karşı koyan , karşı çıkan:. MUARIZ
Karşılıklı alıp verme. : TEATİ
Karşılıklı yer değiştirme.  :  BECAYİŞ
Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası.:MUŞTA
Karşıtlık. : TEZAT
Kartal,atmaca gibi yırtıcı kuşlara verilen ad.:ÇALAĞAN
Kartalgillerden,leşle beslenen bir kuş.:KERKENEZ
Kas faaliyeti. : KİNEZİ
Kas yapılı ur. : MİYOM
Kasap.:CEZZAR
Kasaplık hayvanların sırtında,dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et.:FİLETO
Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ad.: UYKULUK
Kasatura,bıçak gibi kesici silahların uzun ve keskin bölümü.: NAMLU
Kasık biti.  :  KIRKAYAK
Kasık.,: ANE
Kasım patına benzer bir çiçek. : PAT
Kasımpatına verilen bir başka ad.: KRİZANTEM
Kasların kasılmasını giderici,hekimlikte kullanılan bitki. : TATULA
Kasların,özellikle diz kaslarının iradesiz kasılması.: SPAZM
Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir tür nakış. : SÜZENİ
Kastamonu'nun Abana ilçesinde bir iskele.:İLİŞİ
Kastamonu'nun Pınarbaşı ilçesinde ünlü bir kanyon.:VALLA
Kaş boyası. : MASKARA
Kaş kemerinin altına sıkıştırılarak kullanılan gözlük camı. :   MONOKL
Kaşındırıcı bir deri hastalığı.: UYUZ
Kat kat ayrılabilen şeylerde kat.:YABRAK
Kat kat çakıl ve kumdan oluşmuş yer kıvrımı.: OS
Kat,makam. : ORUN
Katalog. :  FİHRİST
Katar'ın başkenti.: DOHA
Kategori,zümre.:ULAM
Katılaşmakta olan bir sıvıda cisimler kristalleştikten sonra arta kalan çökelti. :ANASU
Katışıksız,saf. yalın. :  MAHZ:   RAİK
Katışıksız.:HALİS
Katip. :   YAZMAN
Katmanlarında iç içe daireler bulunan billurlu bir kalker türü.:SİPOLİN
Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur ve alçak bölümü. :  İNEÇ
Katolik Arnavutlar.  :   MALİSOR
Katolik din adamı.:PİSKOPOS
Katolik kilisesinde bağış karşılığında günahlardan kurtulma.:ENDÜLJANS
Katolik Kilisesinin başkanı.: PAPA
Katoliklerde   ölüler  için  yapılan  dua, bu  duaya  özgü  müzik .Ölünün  hatırasına  yapılan tören. :  REQUİEM
Katoliklerde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın. : SÖR
Katotta toplanmış iyon.  :  KATYON
Katranla kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun.:BİLAR
Kauçuklu yağmurluk.  :  GAMSELE
Kavalılar'a mensup Mısır valilerine babadan oğula geçmek üzere 1867'de verilen resmi unvan.: HİDİV
Kavim. : BUDUN
Kavisli,kısa,uç bölümü geniş,kabzasına doğru daralan bir tür kılıç.: PALA
Kavram Kavram. : MEFHUM : NOSYON
Kavşak.: ÇATAK
Kavşak.İki yolun birleştiği yer. : ÇAT
Kavun  ve  ahududu  karışımı  bir  tada  sahip  olan, C vitaminince  zengin  tropikal  meyveye verilen ad. :PEPİNO
Kavun,karpuz,kabak gibi bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.:KÖKEN
Kaya balığı. :   TOKMAKBAŞ
Kaya hanisi. :  LAGOS
Kaya lifi.Taş pamuğu.  :   ASBEST
Kaya ve ağaç kovuklarında su birikintisi. : KAK
Kayabalığının bir çeşidi. :  AZMANKAYA
Kayaç. :  LİPARİT
Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan kireç taşı ve dolomit bölgesi.:KARST
Kayak. : SKİ
Kayalık kıyılarda , sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda kırmızı benekli,mavi veya yeşil bir balık. : LAPİNA
Kaygı,üzüntü.: STRES
Kaygusuz Abdal'ın kimi şiirlerinde kullandığı mahlası. :  SARAYİ
Kayı boyuna bağlı olan ve Anadolu'nun çeşitli yörelerinde yaşayan büyük bir aşiret.:KARAKEÇİLİ
Kayık,mavna,küçük gemilerin kıyıda çekildiği yer.:ÇEKEK
Kayıngillerden bir orman ağacı.:KESTANE
Kayısı,zerdali gibi meyvelerin  kurusu. : ÇİR
Kaymakam  :  İLÇEBAY
Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı. : LİR
Kaynak,pınar.:BULAK
Kaynaklar,kaynakça.:BİBLİYOGRAFYA
Kaynar suda haşlanıp üzerine yağ gezdirilen mısır unu yemeği.: MAMALİGA
Kaz dağının mitolojideki adı. : İDA
Kaz dağlarında  yaşayan yarı göçebe çobanların meskeni olan kollektif yapı. :  İGERM
Kaza ile, rastgele.: EZKAZA
Kaza yada başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan,içinde mektup olan şişe.:POTKAL
Kazak reisi. :  ATAMAN
Kazak Türklerinin soyundan geldiklerine inandıkları,efsanevi Türk hakanı ve kahramanı.:ALAŞAHAN
Kazak_- Kırgız Türklerinin saz şairleri. : AKIN
Kazakistan'ın başkenti. :  ASTANA
Kazakistan'ın para birimi. :  TENGE
Kazanma,edinme,iş. : KİSB
Kazı.:HAFRİYAT
Kazları semirtmek için verilen mısır hamuru.:EVELEM
Kebaplık demir şiş.:SİH
Keçi kılından hayvan çulu,yem torbası gibi şeyler dokuyan kimse.: MUTAF
Keçi kılından yapılmış kumaş.  :  KEÇE
Keçi yavrusu  : OĞLAK
Keçi yolu,patika,yolak.: İZLEK
Kediden aşırı derecede korkma.: AİLUROFOBİ
Kedigillerden,çakala benzer bir hayvan.: KARAKULAK
Kedigillerden,kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan.:VAŞAK
Kefal balığına verilen bir başka ad.:TOPAN
Kefal türünden bir balık. : PAÇOZ
Kehribara verilen ad. :   SAMANKAPAN
Kekelemek yada söyleyiş hatası yapmaktan çekinerek konuşmaktan korkma. :  LALOFOBİ
Kekeme. : REKİK : KEKEÇ
Kelimesi kelimesine,hiç değiştirmeden,aynen.: MOTAMOT
Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı. : REBEK
Keman yayı. :  KEMANE : ARŞE
Kemanla viyolonsel arası büyük keman,viyola. :  ALTO
Kement. :  LASO
Kemik bilye. : AKAT
Kemik veremi. : AKARCA
Kemiklerin toparlak ucu,: OM
Kemikli  balıklardan,  uzunluğu 40 cm kadar olan, sırtı pürtüklü,esmer renkli,yassı bir tür balık :PİSİ BALIĞI
Kemikli balıklardan,15-25 cm uzunluğunda,sırtı zeytuni bir tatlı su balığı. : PLATİNA
Kenar süsü.Mendil ve peçetelerde kenara yapılan işleme. : SU
Kenarları kagir,üstü kapak taşlarıyla örtülü mezar.: LAHİT
Kendi biten,kendi kendine yetişen bitki.:HÜDAYİNABİT
Kendi kendini tatmin. :  ONANİZM
Kendi türünün en iyi konuşanı sayılan ve Afrika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan bir papağan.  :   JAKO
Kendine çekmek,ilgi toplamak.:CELBETMEK
Kendini becerikli,usta gösteren kimse.:OLÇUM
Kendini beğenmiş. : KAKAVAN
Kendir dokuma. :  KETEN
Kendir tohumu : ÇEDENE
Kendirgillerden, sapındaki  liflerden  halat, ip, çuval  gibi  kaba  örgüler  yapılan  bitkiye verilen ad.  :  KENEVİR
Kendisine bir çocuğun eğitim ve bakımı verilmiş olan kadın. : MÜREBBİYE
Kendisinin sebep olmadığı bir zararı ödeme.:CEREME
Kene. : SAKIRGA
Kenevirden yapılmış kalın ip : HALAT
Kent civarı  yerleşim:  . BANLİYÖ
Kent dışında kurulmuş bir üniversitenin alanı ve yapıları. : YERLEŞKE
Kent soylu. :  BURJUVA
Kent veya kasabada dış mahalle. :   VAROŞ
Kerestesi makbul bir Afrika ağacı. : OKUME
Kerestesinden yararlanılan bir tropikal bölge ağacı. :   OBEŞE
Kerevet,divan.:SEDİR
Kertenkele derisi.: LEZAR
Keseli ayı.Amerika etçil memelisi.  :  KOALA
Kesenek. : İLTİZAM
Keser.: KERKİ
Kesilme,kesinti. :  İNKITA
Kesilmiş ağaç kökü. : OMACA
Kesimevi.,mezbaha. :  KANARA
Kesimi pantolona benzeyen bir tür şalvar.:ELİFİ
Kesin bilgi. :   YAKİN
Kesin bilgi.:YAKİN
Kesinlikle uyulması gereken Kuran ve Hadis  hükümleri.: NAS
Kesit. :  MAKTA
Kesme,kesip ayırma. : HAZA
Kestane rengi.:MARON
Keşişleme karşıtı rüzgar. :   KARAYEL
Keten dövmeye yarayan tokmak. : FİLARİZ
Keten tohumu. :  BEZİR
Keten tohumundan çıkartılan bir yağ.:BEZİRYAĞI
Kıbrıs'a özgü iri ve pembe taneli bir üzüm cinsi.:VERİGO
Kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.:ÇEKELEVE
Kıdem bakımından başta gelen. :  DUAYEN
Kıl dokuma.:ÇUL
Kıl elek. :  LEÇER
Kıl ve saçların dökülmesi veya yokluğu.:ALOPESİ
Kıl.:MU
Kılıç kını.: NİYAM
Kılıç,bıçak gibi saplı şeylerin sap içinde kalan bölümü. : PIRAZVANA
Kılıç.: TİG
Kılıçla yapılan spor. : ESKRİM
Kır hayatını ve törelerini anlatan. : PASTORAL
Kır renkli.:KIRÇIL
Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir.:İDİL
Kıranlar. : AFAT
Kırbaç kurdu. :   TRİKOSEFAL  :  ARİKOSEFAL
Kırgızistan ve Kazakistan'da bir ırmak.  : ÇU
Kırgızistan'ın başkenti.  : BİŞKEK
Kırgızistan'ın para birimi.: SOM
Kırgızların ünlü destanı. : MANAS
Kırık kemikleri bir arada tutmak amacıyla kullanılan tahta gibi düz nesne. : ATEL: CEBİRE
Kırık taş döşeli yol. : MAKADAM
Kırılma,parçalanma.  :   İNKİSAR
Kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral.:ASBEST
Kırım hanlarına ve prenslerine verilen san.  :  GİRAY
Kırıntı. :   UFANTI
Kırk çeşit yiyecekli sofra. :   ZEKERİYA  SOFRASI
Kırkılmış koyun tüyü. :   YAPAĞI
Kırklareli'nde Demirköy ilçesinde Türkiye'nin en uzun mağaralarından biri.  :   DUPNİSA
Kırklareli'nin Demirköy ilçesine bağlı İğne ada beldesinde,tabiatı koruma alanı kapsamına alınan eşsiz bir orman alanı.  :   LONGOZ
Kırlangıç balığı küçüğü. :  DERVİŞ
Kırmızı acı biberli sirkeli sos.:TABASKO
Kırmızı biber.:PAPRİKA
Kırmızı çuhadan yapılan,tepesinde püskülü olan bir tür başlık.: FES
Kırmızı mercimekle yapılan bir çorba. :  EZO GELİN
Kırmızı mercimekle yapılan çorba veya pilav.: MALHITA
Kırmızı pancar.: ÇÖĞÜNDÜR
Kırmızı renkli bir elma cinsi.:STARKİNG
Kırmızı renkli,pis kokulu,zehirli sıvı bir element.: BROM
Kırmızı renkli,tatlı,sulu ve kokulu bir erik cinsi.: ALBARDAK
Kırmızı renkte olan.: LALİN
Kırmızı zırnık. :   REALGAR
Kırmızıya çalan eflatun renk. : SİKLAMEN
Kırsal aşk şiiri.  :   İDİL
Kısa bacaklı köpek cinsi. : BASE
Kısa çizgi.:TİRE
Kısa çizme . : EDİK
Kısa çorap. : ŞOSET
Kısa hırka. :   LİBADE
Kısa kepenek.  :  KEBE
Kısa kesilmiş saç. Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı. : ALAGARSON
Kısa ökçeli bağsız ayakkabı.: MOKASEN
Kısa saplı odun baltası.: NACAK
Kısa tüylü bir av köpeği cinsi.: BRAK
Kısa ve özlü söz,veciz.: LAKONİK
Kısa ve yalın işaretlerden oluşan bir yazı yönteminin kısa yazılışı.: STENO
Kısa veya özlü anlatımı olan komik öykü. : ANEKDOT  
Kısa,güldürücü oyun.: SKEÇ
Kısa,kestirme yol.: KESE
Kısacası.: VELHASIL
Kısık sesli küçük keman.  :  KİT
Kısır döngü.: FASİT DAİRE
Kısır,hiç doğurmamış insan veya hayvan. : EREMİK
Kıskaç. :   PENSE
Kıskançlık korkusu. :   ZELOFOBİ
Kıskanma. :  REŞK
Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan eski Türk içkisi. :  KIMIZ
Kış. : ŞİTA : DEY
Kışın  sisli havalarda ,ağaç dallarını,toprak yıkıntılarını kaplayan buz tabakası.  :  KIRÇ
Kışın en soğuk günleri.Karakış. :   ZEMHERİ
Kışın yapraklarını dökmeyen  mor çiçekli bir ağaççık.  :   KOMAR
Kışkırtma.:AJİTASYON
Kıvırcık saç.:CAD
Kıvrımları olan yün,pamuk veya ipek kumaş.:KREPON
Kıyamet günü bütün ölülerin dirilerek toplanacağı yer. :  ARASAT
Kıyamet günü İsrafil'in öttüreceği borunun adı.:SUR
Kıyı sağlık idaresince,gemilere verilen giriş-çıkış izni. :   PRATİKA
Kıyıları koruyan gemilere verilen ad. :   VARDAKOSTA
Kıyılmış,baharat katılmış etle,tütsüleme ve pişirme gibi işlemlerden sonra yapılan bir tür sucuk.: SOSİS
Kız evlat.: KERİME
Kız Kulesinin eski adı. :  DAMALİS
Kızartılmış ekmeği et suyuyla haşlayarak yapılan yemek. :   TİRİT
Kızgın,yakıcı. :HAR
Kızıl ötesi. :   ENFRARUJ
Kızıl veya yeşil renkte sert bir mermer. : SOMAKİ
Kızıl,kırmızı. : AHMER
Kızılderililerin birbirlerine armağan verdikleri dinsel bayram. :   POTLAÇ
Kızılyara adıyla da bilinen bir tür kan çıbanı. : ŞİRPENÇE
Kızlık zarı. : HİMEN
Kibirli.:KASALAK
Kil ve kum karışımı sarı renkli balçık.:LÖS
Kilidin dilinin yerleşmesi için açılan delik. :   ZIVANA
Kilime benzer,renkli ve motifli uzun yolluk,yaygı. :   ZİLİ : SİLİ
Kilise müziği  :  KORAL
Kilisede çan çalan kimse.:ZANGOÇ
Kiliselerde ana kapıdan koroya değin uzanan bölüm.:NEF
Kilit dili.: PERİCİK
Kimi  su  bitkilerinin, suyun  altındaki  organlarında  bulunan  ve  hava  boşlukları  içeren dokusu.: AERANKİMA
Kimi akıl hastalarında yangın çıkarmaya duyulan aşırı istek.:PİROMANİ
Kimi bitkilerde ve özellikle çamlarda oluşan salgı maddesi.:REÇİNE
Kimi bitkilerden elde edilen yumuşak bir reçine. :  ELEMİ
Kimi bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen bir çeşit şekerli özsu.: ÇİS
Kimi gemilerde,baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan ek yapı öğesi.:TALİMAR
Kimi giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası.:PEŞ
Kimi göçebe Türk boylarında birkaç aileye ait çadırdan oluşan topluluk. :  AVUL
Kimi iskambil oyunlarında aynı cins iki karta verilen ad. : PER
Kimi kağıtların dokusunda bulunan ve ancak ışığa tutulunca görülen çizgi,resim veya yazı.:FİLİGRAN
Kimi mantarlarda üreme organı.:ASK
Kimi sesli harflerin üstüne konan yan yana iki nokta.: TREMA
Kimi ülkelerde profesör olmak için sınav veren kimse. : AGREJE
Kimi ülkelerde yarı asker siyasi kuruluşlara verilen ad.:FALANJ
Kimi yörelerde az kavrulmuş un ve tavuk eti ile dövülerek yapılan,pelte kıvamında bir tür yiyecek.: HERİSE
Kimi yörelerde kaput bezine verilen ad.:ÇAPAN
Kimi yörelerde mayası tutmamış hamur anlamında kullanılan sözcük :  ANİK  .
Kimi yörelerde uzun tüylü,güreşçi erkek deveye verilen ad.:TÜLÜ
Kimliği bilinemeyen gök cismi. :   UFO
Kimononun üzerine bağlanan Japon kemeri.:OBİ
Kimsesiz  :  . BİKES
Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı.: KİNETİK
Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı.Devinim bilim.  :  KİNETİK
Kira geliri getiren mülk. : AKAR (AKARET)
Kiraya veren.:MUCİR
Kirazın mayalanması ve damıtılmasıyla yapılan bir tür içki.: KİRŞ
Kireç taşı.  :   KALKER
Kireç,sönmemiş kireç.: KİLS
Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karışımından elde edilen bir tür harç. :  HORASAN
Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konan ince tahta. : HARTAMA
Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konulan ince tahta.:HARTAMA
Kirli yada donuk sarı renk. :  NOHUDİ
Kirli,pis. :  MUNDAR  : MURDAR
Kişi. :   ZEYD (ZEYT)
Kişiler,zatlar. :  ZEVAT
Kişiliğin bir anlatımı olarak kabul edilen el yazısını yorumlama tekniği.:GRAMOFOLOJİ
Kişiliksiz,boş,serseri.: SAPISİLİK
Kişinin ağzının kokmasından duyduğu korku.:HALİTOFOBİ
Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.: LİRİZM
Kitap düşkünlüğü. :  BİBLİYOMANİ
Kitap getirmemiş peygamber. : NEBİ
Kitap korkusu.:BİBLİYOFOBİ
Kitap,takip,patik,katip örneğinde olduğu gibi,bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad. : ANAGRAM
Kitap.  :  MECELLE
Kitapçı. : SAHAF
Kitre.  :  KESTERE
Klarnet. :  GIRNATA
Klarnetin atası olan eski müzik aleti.: ŞALÜMO
Klasik şiirde bir kısa bir uzun iki heceden oluşan ayak.  :   İAMBOS
Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri. :   SEMAİ
Klasör. :   SIRALAÇ  : CİLBENT
Klavsene benzer,telli,mızraplı,tuşlu bir çalgı. :  EPİNET
Klavsene verilen bir ad. : ÇEMBALO
Klavyeli ve telli bir çalgı.: KLAVSEN
Kocabaş./ İspinoza benzer bir kuş.  :  FLURCUN
Kocaeli'nin Gebze ilçesinde,tabiat parkı kapsamına alınmış ünlü kanyon.:BALLIKAYALAR
Kocakarı.:CADALOZ
Koç burcu : HAMEL
Kokar ağaç.  :   AYLANDIZ
Kokmuş,çürümeye yüz tutmuş hayvan ölüsü.:LEVİN
Koku satıcısı.:AKTAR
Koku.:BU
Kokulandırılmış.  :   AROMATİK
Kokulu reçine. :    PELESENK
Kolay düğüm. : İLMEK
Kolay.:ASAN
Kolayca bükülebilen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş,bir tür ak asbest.: AMYANT
Kolaylıklar. :TESHİLAT
Koleksiyon.:DERLEM
Kolları geriye sarkık cepken biçiminde,beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket : KOPARAN
Kolombiya'nın para birimi.:PEZO
Kolsuz kadın giysisi.: JAPONE
Koltuk ve sandalye gibi eşyaların dikiş ve çivilerini gizlemekte kullanılan şerit.:FİTİL
Kolu çevrilerek çalınan,sandık biçiminde bir tür org.:LATERNA
Kolun  dirsekten parmaklara kadar olan bölümü.:ARIŞ
Komisyon,komite : ENCÜMEN
Komisyoncu. :   SİMSAR
Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak. : GİDON
Kompozisyon. :  KİTABET
Konak hizmetçisi. : AYVAZ
Konak yeri : KONALGA
Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan,bağcıklı yada yan tarafı lastikli ayakkabı.:FOTİN
Konferans,konser veya tiyatro gösterilerinin yapılabileceği gibi düzenlenmiş büyük salon.:ODİTORYUM
Konforlu,lüks hayat,parlayan,parlatıcı. : LEYAN
Kongo Demokratik Cumhuriyetinin başkenti.: KİNŞASA
Kongo Demokratik Cumhuriyetinin eski adı.:ZAİRE
Kongo ilkellerinin inandıkları yeteneklilik gücü.:ELİMA
Kongo'nun yağmur ormanlarında yaşayan memeli bir hayvan. Bir cins antilop.: OKAPİ
Konik.  :   MAHRUTİ
Konsolos . :  ŞEHBENDER
Konu,husus./Bölüm.  :  BAP
Konusal.: TEMATİK
Konusu cansız varlıklar veya nesneler olan resim. :    NATÜRMORT
Konusu dansla anlatılan müzikli sahne gösterisi. :  BALE
Konusunu efsanelerden veya tarihi olaylardan alan,acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri.:TRAJEDİ
Konuşma bozukluğu. : AFEMİ
Konuşmalı ve şarkılı bölümleri bir arada olan oyun.:OPERAKOMİK
Konuşulan dil,lisan.:ZEBAN
Konuşulan konu. :  SADET
Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça.: SEREN
Konya'da bir baraj.:MAY
Konya'nın antik dönemlerdeki adı.:İKONİON
Konya'nın Çumra ilçesinde bir göl.  : HOTAMIŞ
Konya'nın Çumra ilçesinde bir göl.:HOTAMIŞ
Konya'nın Karapınar ilçesinde bir göl.: MEKE
Konya'nın Meram ilçesinde,2.Kapadokya da denilen,tüf kayalara oyulmuş antik kent.:KİLİSTRA
Konya'nın Meram ilçesinde,ikinci Kapadokya olarak da adlandırılan,tüf kayalara oyulmuş antik kent. :  KİLİSTRA
Kopça,kanca. : AGRAF
Koridor.:DEHLİZ
Korkak.:CEBİN
Korkma. : TAHAŞİ
Korkmak,ürkmek,çekinmek.:OCUMAK
Korku,tehlike.  :  BİM
Korkulu yerler veya işler. : MEHALİK
Korkunç güzel ,erkek hemşire örneğinde olduğu gibi,birleşemeyecek ters kavramların bir araya  getirilmesine verilen ad. : OKSİMORON
Korkunç hayal.  :  HEYULA
Korkusuz,gözü pek,yürekli,cesur.:BIÇKIN
Korkutucu. :MEHİP
Koroner damarları genişletici ilaç.: İMOLAMİN
Koruma,esirgeme,gözetme. :   VİKAYE : SAHABET
Koşmaca . :  JOGGİNG
Koşu hayvanlarına yardımcı olarak koşulan hayvan.:ÇIVGAR
Koşullar.: ŞERAİT
Kovma. : TARD
Koyu gri veya sarımsı kahverengi.:BARUDİ
Koyu pekmez. : BULAMA
Koyu renkli,sert,bir çeşit yanardağ kütlesi.:BAZALT
Koyu sarı veya açık kestane rengi.:KUMRAL
Koyun barınağı.:AĞIL
Koyun postundan kürk. : KEVEL
Koyun sütünden yapılan,mahzenler de olgunlaştırılan,içi özel küflü peynir.: ROKFOR
Koyun veya keçi postu.:PÖSTEKİ
Koyun veya kuzu kaburgası içine pirinç doldurularak yapılan bir yemek.:SURA
Koyun yada keçi sürüsü.  :   DAVAR
Koyun,keçi türünden küçükbaş hayvan.: RES
Koyun,keçi veya deve pisliği. : KIĞ
Koyunlarda görülen bir tür hastalık.:KARAMUK
Koyunların başlarındaki kabarık yün.:KEPEZ
Koza.  :  KORUNCAK
Kozadaki kurtçuk.  :   KRİZALİT
Kozalaklardan,boyu 40 m kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı.: SEDİR
Kök boyası. : ALİZARİN
Kök,asıl,cevher. :   TÖZ
Kök,sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı.:TAL
Kök.:CEZR
Kökenbilim.  :  ETİMOLOJİ
Kökeni Orta Asya'ya kadar uzanan,en eski,serbest biçimdeki Türk güreşi.:KARAKUCAK
Köklerinin kısaltılması,dal ve sürgünlerinin bağlanması ve biçimlendirilmesi suretiyle saksıda yetiştirilen bodur ağaç.  :   BONSAİ
Kökten dincilik.  :FUNDAMENTALİZM
Kökü toz durumuna getirilip hekimlikte ishal kesici olarak kullanılan bir bitki.: RATANYA
Kökü yukarıda dalları aşağıda olduğuna inanılan cennet ağacı. :   TUBA
Kölelik,kulluk.:UBUDİYET
Kömür kalem.:FÜZEN
Kömür kalemle yapılmış resim.:FÜZEN
Kömürleştirilecek  ağaç  veya  pişirilecek  tuğlalarla  dolu  olan  ve  dışı  çamur  ile  sıvanan kümbet. :  TORAK
Köpeğin arka ayakları üzerinde ayağa kalkması. :   SALTA
Köpek ve ineklere yedirilmek üzere un ve kepekle hazırlanan yiyecek. :   YAL
Köpek. :  KELP
Köpekgillerden,postundan kürk yapılan bir memeli türü.:KARSAK
Köpekten aşırı korkmak. : SİNOFOBİ
Köpük kıvamında,tuzlu yada tatlı yiyecek.:MUS
Köpük.:KEF
Kör tırnak.  :   BAKANAK
Körelme. :ATROFİ
Körelme.:DUMUR
Köroğlu'nun gerçek adı.:RUŞEN ALİ
Körpelik,tazelik.: TARAVET
Köstebek. : AKUR  
Köşe,kenar,uç.: İBİK
Köşegen.:DİYAGONAL
Köşk. :   KAŞANE
Kötü dikiş sebebiyle kumaşta oluşan büzülme veya kıvrım.:POT
Kötü işlerde birine yardım eden kimse.:YARDAKÇI
Kötü kalpli.:BEDHAH
Kötü,çirkin. : ŞENİ
Kötü,sevimsiz. : MADARA
Kötücül bağ dokusu uru.: SARKOM
Kötüleme,yergi.:ZEM
Kötülük.:ŞER
Kötümser,karamsar. :   PESİMİST  : BEDBİN
Köy köy dolaşarak ufak tefek eşyalar satan gezgin esnaf.:ÇERÇİ
Köy muhtarı yardımcısı.  :  KİZİR
Köy oyunlarını yöneten kimse. :  AYNAZ
Köy yada mahalle ihtiyar heyetindeki kişi. : AKSAKAL
Köyceğiz'in eski adı.  :  KAUNOS
Köyle ilgili,köylü.:RUSTAİ
Köylere para toplamak için çıkan din adamı veya medrese softası. : CER HOCASI
Köylü kadınların giydiği kollu veya kolsuz uzun elbise.: SARAFAN
Közlenmiş patlıcan,sarımsaklı yoğurt ve kıymayla yapılan bir çeşit yemek : ALİNAZİK
Közlenmiş patlıcan,tahin ve limonla yapılan bir meze.: BABAGANNUŞ
Közlenmiş patlıcan,tahin ve limonla yapılan bir tür meze.  :   BABAGANNOŞ
Közlenmiş patlıcanla yapılan bir tür yemek. :    HÜNKAR BEĞENDİ
Kral karısı. : MELİKE
Kral sarayı. :  BAZİLİKA
Kredi kalitesinin veya borçlanma araçları üzerindeki risk derecesinin belirlenmesi operasyonu.: RATİNG
Kredi kartlı alışverişlerde ödemenin daha sonra denetlenmesi için verilen fiş.:SLİP
Kristof Kolomb'un Amerika seferi sırasında yönettiği üç gemiden biri. :  NİNA
Kubbe. :  KÜMBET
Kucak. : AGUŞ
Kucaktaki tombul çocuk. :  APALAK
Kudret helvası. :   ÇİS  :   MANNA
Kudret sahibi.:CEBBAR
Kuduz. : AKUR
Kul,köle.:BENDE
Kulağa asılan uzun küpe.  :   ASIRGA
Kulağı duymayan. : KER
Kulak iltihabı. : OTİT
Kulak yıkama aracı.  :   ENEMA
Kulak. : GUŞ
Kullanılacağı zaman hazırlanan losyon.:LUK
Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek yada   topluluktaki insanların kullandığı özel dil yada sözcük dağarcığı.  :  ARGO
Kullanıldığı çağdan daha eski bir çağdan kalma bir biçimin,bir yapının özelliği.:ARKAİK
Kullanım alanına göre bir çok modeli olan sondalara verilen ortak ad.:KATETER
Kulplu ve ağzı kapaklı,bakırdan yapılmış su kabı,güğüm.:DEBBE
Kulplu ve emzikli su kabı.  :   İBRİK
Kulplu,geniş gövdeli,dar boğazlı,emzikli veya emziksiz olabilen toprak kap.: TESTİ
Kulpsuz toprak çömlek. :   ÜZLÜK
Kuluçka.: GURK
Kum falı. :  REMİL
Kum,çakıl,çimento ve su gibi maddelerin karışımıyla elde edilen yapı malzemesi.:BETON
Kuma gömülü olarak yaşayan bir balık. : VATOZ
Kumar oynatanın oynayanlardan,kazançtan aldığı para,pay. :  MANO
Kumar oyununu yöneten.  :   KRUPİYE
Kumarda ortaya sürülen para.: MİZA
Kumarda sürülen para. :   MİZA
Kumardan eşit kalkma. :   TAPİ
Kumaş ve deri üzerine yapılan bir tür işleme. : AJUR
Kumaş ve kağıt süslemede kullanılan bir yöntem  :  BATİK
Kumaş veya deriden yapılan,genellikle belden kemerli,üstünde cepleri bulunan ,gömlek veya hırka üzerine giyilen kısa,hafif giysi.: MONT
Kumaş veya ince deriden,çoğunlukla düz topuklu,ayağı bütünüyle saran ayakkabı.: ŞOSON
Kumaş,kağıt v.b.'de bir bölümün öbürünün üzerine gelmesiyle oluşan kıvrım.:PLİ : PİLE
Kumaşın veya derinin cilalanması. : APRE
Kumaşlara ve çinilere uygulanan bir süsleme motifi.:ÇİNTOMANİ
Kumluk yer.:KUMLA
Kumru. :  HAKURAN
Kumtaşı. :   GRE
Kumul.Kum yığını. :  ERG.: EKSİBE
Kundak çocuklarının başlarında oluşan kepek tabakası.:KONAK
Kundak çocuklarının beline zıbının üzerinden sarılan geniş sargı. :  FASKA
Kundaklama.  :   BELEME
Kunduracıların delik açmakta kullandıkları sivri uçlu çelik tığ./Mersin balığı türü. :  BİZ
Kunduracıların,derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.:MUŞTA
Kunduz kürkü.  :  KASTOR
Kural olarak benimsenmiş,yerleşmiş ilke.:NORM
Kural. : DÜSTUR
Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.:AKADEMİCİ
Kuran surelerini oluşturan cümlelerin her biri.:AYET
Kuran ve hadislerin görünüşteki açık anlamlarından başka hiçbir yorum kabul etmeyen ve kıyasa yer vermeyen Sünni  mezhep. :   ZAHİRİYE
Kuran'da adı geçen sekiz ce nnetten dördüncüsünün adı.: NAİM
Kuran'dan on ayet okuma  :   AŞİR.
Kuran'ın bölünmüş olduğu otuz kısımdan her biri.:CÜZ
Kuran'ın harflerinden bir takım anlam ve yargılar çıkaran bir mezhep.:HURUFİLİK
Kuranda bir sure. : ABESE : ALAK:TAHA:RAD:MAİDE
Kuranı düzgün ,usulünce ve yüksek sesle okumak. :TİLAVET
Kuranı ezberlemiş kişi.  :  HAFIZ
Kuranı Kerim,Kelamı Kadim.:MUSHAF
Kuranı usulüne göre ve güzel okuyan.:KARRA
Kurbağa kurtçuğu. : ARİBAS : İRİBAŞ
Kurbağaların bilimsel adı. :  ANURA
Kurdeşen. :   ÜRTİKER
Kurnaz,cin fikirli.:HİN
Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan ucu sivri takoz.: BAT
Kurşun. : RASAS
Kurt.:BÖRÜ
Kurtarıcı.:HALASKAR
Kurtçuk korkusu.: AKARFOBİ
Kurtulma. : NECAT
Kurtuluş,kurtulma. : REHA : SEHA
Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.:TABA
Kuru,sıska.:KAKNEM
Kurucu, Bina inşa eden.  :   BANİ
Kurul.  :   ASAMBLE
Kurultay. :  KONGRE
Kurumuş ama devrilmemiş ağaç. : AYAĞAN
Kurumuş saplarından mobilya yapılan bambu türü. :  HEZAREN
Kurumuş sığır gübresi. :   TEZEK
Kuruntuya düşürme :İHAM
Kurutma kabı. :   DESİKATÖR
Kurutulmuş meyveleri halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık. : GİLABURU
Kurutulmuş riga balığı.:FRİSA
Kurutulmuş su kabakları içine çakıl taşı doldurularak yapılan ritim sazı. : MARAKAS
Kusur,ayıp. : AVAR
Kusursuzluk.:CEVDET
Kuş başı doğranmış et ve baklava yufkasıyla yapılan bir tür kebap.:ALİ PAŞA KEBABI
Kuş başı etle yapılan bir tür börek. :  KÖBETE
Kuş bilimi.: ORNİTOLOJİ
Kuş gagası. :  NUL
Kuş kanadı.:CENAH
Kuş kanadının büyük tüyleri. : PER
Kuş tutmakta kullanılan,aynı adlı macunla bulanmış değnek.: ÖKSE
Kuş tuzağı.: KUŞMAR
Kuş üretmeye yarayan kafesli yer.: ÇİFTEHANE
Kuş yiyecek büfesi.:BÜVET
Kuş yuvası:. AŞİYAN. :   UŞ :  LANE
Kuş,tavuk yavrusu.:CÜCÜK
Kuş. : TAYR
Kuşatma,çevirme. :  İHATA
Kuşatma.:ABLUKA
Kuşdili,hasalban gibi adlar da verilen ve Akdeniz yöresinde yetişen bir bitki.:BİBERİYE
Kuşku,sanı. : REYB
Kuşkucu,şüpheci.: SEPTİK
Kuşların taşlık,katı gibi adlar da verilen midesi.:KONSA;KURSAK
Kuşların tüy değiştirme zamanı.:KARINSA
Kuşluk yemeği. : BRUNCH ( BRANÇ)
Kuşun kanat tüyü. :   TELEK
Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.  :  BEN
Kutlu. :  SAİD
Kutsal Hint destanı:. RAMAYANA
Kutsal Hint metinlerinin başında ve sonunda yinelenen büyülü ve mistik hece.: AUM
Kutsal kimse.: AYA
Kutsal Mısır öküzü. :APİS
Kutsal nitelikte müzik eseri.:ORATORYO
Kutuların katlama yeri. : RİL
Kutup Yıldızı. : DEMİRKAZIK
Kutup Yıldızına verilen bir başka ad.:POLARİS
Kutuplanma. : POLARİZASYON
Kuvars,mika ve feldspattan oluşmuş kayaç. :  GNAYS
Kuyruğun iskeleti.:KEMİRDEK
Kuyruk sokumu kemiği. :  PÖÇ : UCA
Kuyruklu biber'de denilen ve karabibere benzer bir tür baharat.:KEBABE
Kuyruklu yıldız.:KOMET
Kuyruklular.:URODEL
Kuyruksokumu kemiği.:UCA
Kuyruksuz kurbağanın yumurtadan yeni çıkmış kurtçuğu.:İRİBAŞ
Kuytu ve sıcak yer: ARAN
Kuyuda pişen et. :  TANDIR
Kuyumculara taslak hazırlayan kimse.:SADEKAR
Kuyumculukta kullanılan,yüzde 80 bakır,yüzde 20 çinkodan oluşan sarı renkli alaşım.:TOMBAK
Kuzey Afrika ülkelerinde kullanılan bir uyuşturucu madde.:KİF
Kuzey Afrika ülkelerinde kullanılan sarhoşluk verici toz.: KİF
Kuzey Afrika'da kurulmuş bir tarikat. :   TİCANİLİK
Kuzey Amerika'nın beş büyük gölünden biri. :  ERİE
Kuzey Anadolu dağlarında yetişen mor çiçekli bir ağaççık.:KOMAR
Kuzey Buz Denizinde yaşayan bir martı türü.:ALK
Kuzey buz denizinde yaşayan dalıcı bir martı türü. : ALK
Kuzey Hindistan'a özgü,lavta ailesinden telli çalgı.: SİTAR
Kuzey Hindistanlı şair.Kirişna Şarkısı adı verilen yapıtı,bugün de dinsel halk bayramlarında oynanan ve yatra adı verilen oyunlardan oluşmuştur.(12. yüzyıl).:JAYADEVA
Kuzey İspanya'da tarih öncesi devirlere ait resimler bulunan mağaralardan ilki.:ALTAMİRA
Kuzey ispanya'da,özellikle Aragon'da yapılan geleneksel kur dansı.: JOTA
Kuzey kutbuyla ilgili,kuzey kutup yakınında olan.  : ARKTİK
Kuzeydoğu ve Güney Anadolu'da türkülü halk öykülerine verilen ad.  :   BOZLAK
Kuzeydoğu. : ŞİMALİŞARKİ
Kuzgun kılıcı da denilen çiçek. : GLAYÖL
Kuzu ağılı.: ÇİTEN
Kuzu derileri  üzerindeki yağları ve fazlalıkları temizlemede kullanılan iki kulplu bıçağa verilen ad. :  AŞKİ
Kuzu sesi. : ME
Küçük ada.:CAYO
Küçük ağıl.  :  KÜM
Küçük akarsu.:CAFER
Küçük bal teknesi. : LAZA
Küçük bir kelebek türü : FELFELEK
Küçük bitkilere verilen ad. : OT
Küçük bohça. :ÇIKIN
Küçük cariye. : KENİZEK
Küçük çan.:ÇINGIRAK
Küçük çocuğun yürümeye başlaması.:ADAKLAMAK
Küçük çocuk salıncağı.:ILINCAK
Küçük dana.:BUZAĞI
Küçük demiryolu treni. :  DEKOVİL
Küçük fıçı.:VARİL
Küçük hediye.:BERGÜZAR
Küçük hıyar turşusu.:KORNİŞON
Küçük Hindistan cevizi.:MUSKAT
Küçük ispirto ocağı. : KAMİNETO
Küçük kareli kumaş.:PÖTİKARE
Küçük kertik.:ÇENTİK
Küçük kervan.:BARHANA
Küçük kıvrım.:BÜZGÜ
Küçük kova.:BAKRAÇ
Küçük kulaklı koyun yada keçi. : ÇOMU
Küçük lirik şiir türü. :   BALAD
Küçük mavi çiçekler açan bir bitki.:UNUTMA BENİ
Küçük mızrak.:NİZEK
Küçük nesne. :   ZERRE
Küçük ney. :  NEYÇE
Küçük ok. :TİREK
Küçük orak. : ROSA
Küçük otel. : MOTEL
Küçük parçalar halinde doğranmış et ve sebzelerin kızgın yağda karıştırılarak kısa sürede pişirilmesi.:SOTE
Küçük parçalardan oluşan nakışlı ve ince bir kilim türü.:CİCİM
Küçük salkımlı bir üzüm çeşidi.  :   NEFERİYE
Küçük saray. :  KASR
Küçük su birikintisi,gölcük.: AZMAK : BUGET
Küçük taneli bakla türü. : FUL
Küçük taneli bir tür çekirdeksiz siyah üzüm. :  KİŞMİŞ
Küçük taneli fındık türü. : PİKOLA
Küçük tekke.: ZAVİYE
Küçük testi,çömlek.: KUMKUMA
Küçük testi.:DODURCUK
Küçük tonajlı yük gemisi. :  KOSTER
Küçük vagon. :   VAGONET
Küçük ve sevimli kimselere söylenen seslenme sözü.: MİNNOŞ
Küçük yayık. : ATIK
Küçük yokuş.:BAYIR
Küçük zurna. :  ARAKİYE
Küçükbaş hayvan.:DAVAR
Küçümseme.  :  İSTİHFAF
Küfürbaz. :  TAAN
Kükürt elementinin simgesi. :   S
Kükürtle demir birleşimlerinden biri.:ZAÇ
Kül rengi.:BOZ
Külde pişen çörek. : KETE
Külhanbeyi,hayta.  :   APAŞ
Kültür.  :   EKİN : HARS
Küme,yığın.  :   LODA: TUDE
Kümes hayvanlarının en yaşlı ve iri olanı.  :   BABAÇ
Künk.:BÜZ
Küpe ve yüzük taşı gibi bezek işlerinde kullanılan,mavi renkli,saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral.:FİRUZE
Küpeşte,korkuluk. :  PARAPET
Küre biçimli flüt.:OKARİNA
Kürekle yürütülen dar,uzun,hafif tekne. :  KANO
Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.: SİYA
Kürkü değerli bir hayvan,kakım,as.:ERMİN
Kütahya'nın Simav ilçesinde bir kaplıca.: NAŞA




Bulmaca Sözlüğü K yazısı toplam 94729 defa okundu
Bulmaca Sözlüğü K | Sözlükler Sayfayı Yazdır    Bulmaca Sözlüğü K | Sözlükler Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Bulmaca Sözlüğü K | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | SözlüklerBulmaca Sözlüğü K | Sözlükler