Bulmaca Sözlüğü E | Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü E | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü E | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü E | Sözlükler



Bulmaca Sözlüğü E | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü E | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü E | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | Sözlükler
 
Bulmaca Sözlüğü E
Kategori : Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü

                         - E -

Ebegümecigillerden bir bitki.:BAMYA
Eczacılık.  :  İSPENÇİYARİ
Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen  bir bitki.:KARAYA
Eczacılıkta,parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN
Edat. : İLGEÇ
Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL
Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.:CİNAS
Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM
Edepsiz,şamatacı. : ŞEREMET
Edepsiz,şirret.:ZİLLİMAŞA
Edipler. :   UDEBA
Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUŞ
Edirne'de Meriç ırmağı deltasında bir göl.:BÜCÜRMENE
Edirne'nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS
Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA              
Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN
Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE
Efes'te bir tapınak. :   SERAPİS
Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK
Efsane köpek.:KITMİR
Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT
Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON
Efsanevi bir kuş. :   SİMURG
Eftalitler'de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR
Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent.  :  İASOS
Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad.  :  LAP
Ege Bölgesine özgü bir tür zeybek oyunu.: FERAYİ
Ege bölgesine özgü,küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM
Ege Denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ  
Ege denizinin ilk çağlarda "eski deniz" anlamındaki adı. :ARŞİPEL
Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. :  İMBAT
Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen,tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK
Ege ve Akdeniz'de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA
Egemenliğini tanıma.:BİAT
Eğerin altındaki belleme. :   YUNA
Eğik olarak kesilmiş kenar. :   PAH
Eğilim,yönelim.:TANDANS
Eğim ölçer. :   KLİNOMETRE :EKLİMETRE
Eğirmen,kirmen.:İĞ
Eğitim bilimi. :   PEDAGOJİ
Eğlenceli,hafif konulu,içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.:OPERET
Eğrelti otu,aşk merdiveni.: FUJER
Eğreti dikiş.: TEYEL
Eğretileme.: METAFOR
Eğrilmekte olan yün,keten gibi şeylerin tutturulduğu,bir ucu çatal değnek.: ÖREKE
Ejderha.:DRAGON
Ek çizgisi,bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. :  YİV
Ek vagon.:FURGON
Ek. : LAHİKA
Eker. :  MİBZER
Ekilen  biçilen tarlada  işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. :  EYNERCİ
Ekin biçerken sıralanan işçi takımı.: HON
Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ
Ekinlerde başak.:KELLE
Ekip gereçleri. :  EKİPAJ
Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN
Eklembacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan madde.:KİTİN
Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT
Ekler'e benzer bir tür pasta.:PROFİTEROL
Ekmek içi,ceviz,zeytinyağı,sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR
Ekmek parçası,lokma. :  BANAK
Ekmek.:NAN
Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak,teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.: EKONOMETRİ
Eksen. : MİHVER
Eksiklik,kusur. :  NAKISA  :  AĞMAN
Eksiksiz,kusursuz.:HAZA
Ekşimik.:KESİK
Ekvator Afrika'sında ve Güney Afrika'da yaşayan küçük antilop.:GİB
Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA
Ekvator bölgesinde yetişen bir meyve ağacı.: ANONA
Ekvator kuşağında geniş çayırlara verilen ad.:SAVANA
Ekvator kuşağındaki geniş çayırlara verilen ad. : SAVANA
Ekvator para birimi. : SÜKRE
Ekvator.  :   EŞLEK
Ekzama. : MAYASIL
El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ
El ile dokuma. : PEMAS
El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE
El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA
Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. :   AVREŞ
Elbise plesi.:BÜZGÜ
Elbise,çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene.:DANTEL
Elbise,çamaşır.:CAME
Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE
Elçi atanma yazısı. :   AGREMAN
Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE
Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli.  :   KANÇILARYA
Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS
Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit.:FİSTO
Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde  edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. :  KİRMAN : KİRMEN
Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. :  NAPA
Ele başı. :   SERGERDE
Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ
Elek.  :  KALBUR
Elektrik direnç birimi. : OM
Elektrik kutusu. : BUAT
Elektrik sıgası birimi.  :   FARAD
Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. :  MOJENERASYON
Elektriksel kapasite.:SIĞA
Elektroensefalografi'nin kısaltması.:EEG
Eleman,unsur.: ÖGE
Elemler. :   ALAM
Eli açık,cömert.  :   KERİM
Eli açık,cömert.: KOÇAK
Eline,ayağına çabuk,çevik,atik.:ÇALAK
Elle seyrek dikiş. :   OYULGA
Elle sürülen,hafif,küçük çocuk arabası.: PUSET
Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT
Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü.  :   EŞELEK
Elmas,yakut gibi değerli taşlar,mücevher.: CEVAHİR
Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. :   FAÇETA
Emanet.İnam. :  VEDİA
Emekçi topluluğu. :   PROLETARYA
Emiliano  Zapata'nın devrim planı. : AYALA
Emmeç. : ASPİRATÖR
Emzikli şişe.:BİBERON
En az : EKAL : EDNA
En beyaz.:BEYZA
En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ
En büyük. :  EKBER
En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık.:LÖS
En elverişli,en iyi olan.:OPTİMUM
En eski jeolojik sistem.:AZOİK
En iri geyik. :   MUS
En kısa zaman.:AN
En küçük boylu yarış yelkenlisi. :   KADET
En küçük izci kuruluşu. :   OBA
En son. :  HATEM
En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN
En yüksek değer.: KEMAL
Encümen,komisyon,komite. :  YARKURUL
Endonezya plakası. :  RI
Endonezya,Malezya gibi ülkelerde  hem erkek,hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. :   SARONG
Endonezya'da takımadalar.  :   ARU
Endonezya'da takımadalar.: ARU
Endonezya'nın para birimi.: RUPİ
Enerji.:ERKE
Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.:AVARIZ
Engel,uymazlık.BEİS
Engel. :  KET
Engerek yılanı. : EFİ
Enine boyuna,her yönü ile.: ARİZAMİK
Enine olan : ARZANİ
Enli çember. :  KASNAK
Erbainden sonra gelen,31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN
Erginlik.:RÜŞT
Erik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. :   KEDİBALI
Erim. : MENZİL
Erime. :   ZEVEBAN
Erişim. : MUVASALA
Erişmiş. :  NAİL
Eriyen elektrotla,karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. :   MAG
Eriyik.  :   MAHLUL
Erkeğin eşi,zevce.: AYAL
Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM
Erkek balığın tohumu.:SÜT
Erkek çocuk. :  KIZAN
Erkek deve.: LÖK
Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM
Erkek hindi.  :  GURK
Erkek kardeş.:DADAŞ
Erkek keçi.:ERKEÇ
Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ
Erkek ördek. : SUNA
Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON
Erkek veya dişi üreme hücresi.:GAMET
Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE
Erkeklerde yaş dönemi. :  ANDROPOZ
Erkeklere ait özel konut. :  GARSONİYER
Erkekliği güçlü,çok eski bir Mısır tanrısı.:MİN
Erkekliğin ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom. : ALOZOM
Erkeklik organı. :   ZEKER
Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET
Erken bunama. : ŞİZOFRENİ
Erken doğmuş bebek. :   PREMATÜRE
Erken olgunlaşan ince kabuklu bir siyah üzüm çeşidi. :  DİMNİT
Ermeni müziğine özgü,kavala benzer bir çalgı. :  DUDUK
Ermenistan'ın başkenti.:ERİVAN
Ermenistan'ın kendi dilindeki adı.  :   HAYASTAN
Ermenistan'ın para birimi. :  DRAM
Erotik,şehevi  :  KÖSNÜL
Erteleme. :   TECİL
Erzak odası. : KİLER
Esenlik dilemek. : SELAM
Eserin sonuç bölümü.  :  EPİLOG
Eshabı Kehf'de yedi uyuyanların köpeğinin adı. :  KITMİR
Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA
Esinti.:NEFHA
Esir çocuk. :  BEÇE
Eski   toplarda   kullanılan   mermi   ve   demir   parçalarını   taşıyan   silindir   biçiminde  kap. :  ŞARAPNEL
Eski  dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL
Eski  kültür  ve  sanat  anıtlarını  yakıp  yıkan, bunların  değerini  bilmeyen  kimse  yada topluluk. :  VANDAL
Eski  Yunanlılarda, eşit  olmayan  iki  ses  arasında  kulakla  seçilebilecek  en  küçük  aralığa verilen ad. :  KOMA
Eski adı Seylan olan ülke. :  SRİLANKA
Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. :   DİRHEM
Eski Asur kenti. :  NİNOVA
Eski ayakkabı. : KELİK
Eski bez parçası,paçavra.:ÇAPUT
Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.:BATMAN
Eski bir çalgı. : MAR
Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN
Eski bir hacim ölçüsü.: KA
Eski bir salon dansı.: KADRİL
Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA
Eski bir tüfek. :   KARABİNA
Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 cm'ye eşit).: ARŞIN
Eski bir uzunluk ölçüsü.  :  ENDAZE
Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ
Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO
Eski dilde  surat,yüz. : RU
Eski dilde acıyan. : RAİF
Eski dilde ağırbaşlılık,vakar. ;VAK
Eski dilde ağız.:DEHEN
Eski dilde ağlatma.  :  IBKA
Eski dilde akıllı. : LEBİB : LEBİBE
Eski dilde alametler,işaretler. : ALAİM
Eski dilde alın. : NASİYE
Eski dilde altın. :  ZER
Eski dilde anne. :EM.:  ÜM
Eski dilde Aralık ayı. :  BİRİNCİ  KANUN
Eski dilde arka,sırt.:ZAHR
Eski dilde arkası sıra.: DERADAP
Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED
Eski dilde at,beygir.  :  ESB
Eski dilde atasözü.:DARBIMESEL
Eski dilde ateşler. :   NİRAN
Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR
Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR
Eski dilde ayrı  durma.Sıkma,sıkarak bağlama. :   ŞET
Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE
Eski dilde azı dişi.: NAB
Eski dilde baba Cet. :  EB
Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.: TAKYİT
Eski dilde balık. : MAHİ
Eski dilde balta.: TEBER
Eski dilde bayağı insanlar. :   EDANİ
Eski dilde bayrak.:RAYET
Eski dilde belediye . :   URAY
Eski dilde belirti. : NİŞANE
Eski dilde bencillik.:ENANİYET
Eski dilde berrak,duru.:NAB
Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ
Eski dilde boy,endam. :   KAD
Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR
Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK
Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK
Eski dilde bülbül. :   ANDELİB
Eski dilde cam,kristal.: MİNA
Eski dilde cehennem. :  TAMU
Eski dilde cıva. : ABEK
Eski dilde çekinme,razı olma. :  İBA
Eski dilde çekirge. : MİK
Eski dilde çeyrek. : RUBU
Eski dilde çizme. :   MUSE
Eski dilde çöl. :  TİH
Eski dilde dağ eteği,çayırlık,çimenlik. :   RAG
Eski dilde daha doğru,en sağlam. :  ASAH
Eski dilde damar.: REG
Eski dilde delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ
Eski dilde demir. : AHEN
Eski dilde deri kalkan.:DARAKA
Eski dilde derin hale getirme. : İKAR
Eski dilde derinlik.:UMK
Eski dilde deve.:ŞÜTÜR
Eski dilde devirler,çağlar,zamanlar.:EDVAR
Eski dilde dilek.:KAM
Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA
Eski dilde dinlenme,istirahat.:AJ
Eski dilde doku. : NESİÇ
Eski dilde dokumacılıkta,tüle benzer ince ve saydam bir kumaş.:SAKANGUR
Eski dilde dolum,dolma,doluluk. :  MELA
Eski dilde dölleme,döllenme.: İLKAH
Eski dilde dönence.: MEDAR
Eski dilde dudak. : LEB
Eski dilde duvar. : DAR
Eski dilde düğün yemeği./Saadet,mutluluk. : URS : URAS
Eski dilde Ekim ayı. :  BİRİNCİ TEŞRİN  
Eski dilde ekmek. :   NAN
Eski dilde elma:   . SİB
Eski dilde en azından.,asgari. :LAAKAL
Eski dilde en sefil,pek aşağı. :  ESFEL
Eski dilde en tatlı.:AZEB
Eski dilde engel,uymazlık.:BEİS
Eski dilde er,erkek. : NER
Eski dilde erik. : ALU
Eski dilde erkekler.: RİCAL
Eski dilde estetik. :   BEDİA
Eski dilde eş,zevce.:REFİKA
Eski dilde eşek .:HAR
Eski dilde eşik.:ASİTANE
Eski dilde etek. :DAMEN
Eski dilde faiz.:RİBA
Eski dilde gece. : ŞEB
Eski dilde geceler : LEYAL
Eski dilde geçip gitme,sona erme.: MÜRUR
Eski dilde gelin.: ARUS
Eski dilde gemi demiri.:MİRSAT
Eski dilde gemi. : SEFİNE : SABİHA : KEŞTİ
Eski dilde gerdek.  :   ARİS
Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.:REKS
Eski dilde görme.:RÜYET
Eski dilde gösterme.:İRAE
Eski dilde göz. : AYN: DİDE
Eski dilde güç,iktidar elde etme.: NAMİYE
Eski dilde güçsüz bırakma.  :   İHAN
Eski dilde gün.:RUZ
Eski dilde güneş yada ay tutulması. :   KESF
Eski dilde haberci,ulak.: SAİ
Eski dilde halkın İstanbul'daki yabancılara,özellikle Fransızlara verdiği ad.:DİDON
Eski dilde hastalık , dert. : DA
Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME
Eski dilde hesap defteri.. : ABAR
Eski dilde hevesler,istekler. : EHVA
Eski dilde hokkabazlık,el çabukluğu. : ŞABEZE
Eski dilde horoz.:DİK
Eski dilde ılgın ağacı.:AC
Eski dilde idare etmek.,temize çıkarmak. : ABRAMAK
Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB
Eski dilde iklimler.:EKALİM
Eski dilde ilkbahar.:NEVBAHAR
Eski dilde intikam,öç. :   SAR
Eski dilde kadın.: ZEN
Eski dilde kale hendeği. :   UR
Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA
Eski dilde kamış. : NAY
Eski dilde kan.  :   DEM
Eski dilde kaplan.:BEBİR
Eski dilde karınca. :   MUR
Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN : SONTEŞRİN
Eski dilde kaş.: EBRU
Eski dilde kaz.: BAT
Eski dilde kemik.:AZM
Eski dilde kılıç. :  TİG
Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN
Eski dilde kilise çanı.:NAKUS
Eski dilde kimseler,insanlar. :   KESAN
Eski dilde kip.:SIYGA
Eski dilde koku. : BU
Eski dilde kolay.  :   ASAN
Eski dilde korku.:BİM
Eski dilde kovma. : İBAD
Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.:RİŞEGİR
Eski dilde köpek. : SEG : SEK
Eski dilde körpelik,tazelik.: TARAVET
Eski dilde kumaş. : KALA
Eski dilde kurban bayramı. : ADHA
Eski dilde kuş gagası.:NAL
Eski dilde kuşluk vakti. :  ÇAŞT
Eski dilde lanet sözü. :  LAN
Eski dilde mektup,mesaj ulaştırma. :   BELAĞ
Eski dilde mermer.:RUHAM
Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK
Eski dilde mum,balmumu.: ŞEM
Eski dilde müjde,müjdeli haber. : SAVA
Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan  başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. :  ASİTAN
Eski dilde nevale,azık. :   TUŞE
Eski dilde oburlar.: EKELE
Eski dilde Ocak ayı. :  İKİNCİ KANUN : KANUNU SANİ
Eski dilde ok atıcı,okçu.:KEMANKEŞ
Eski dilde ok.. :   TİR
Eski dilde oklar anlamında sözcük.:NİBAL
Eski dilde otlar. : ERA
Eski dilde öç,intikam.:SAR
Eski dilde öd kesesi.:MERARE
Eski dilde öfke.:RİS
Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ
Eski dilde öğüt,akıl verme.: NUSH
Eski dilde öğüt,nasihat. : MEVİZE : NUSH
Eski dilde örtme,gizleme.: SETR
Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR
Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.:REVNAK
Eski dilde parlama.:LEM
Eski dilde pek az., çok aşağı. : EDNA
Eski dilde pirinç.  :  ERZ
Eski dilde rüzgar,esinti. : RİH
Eski dilde saf,arı,katıksız anlamında sözcük.:NAB
Eski dilde sağır. :  ASAM
Eski dilde sanık.: MAZNUN
Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF
Eski dilde satrançtaki vezir.  :  FERZ
Eski dilde sermaye,kapital.:RESULMAL
Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK
Eski dilde sıcaklık,hararet.:TEB
Eski dilde sığır çobanı.: RAİ
Eski dilde sıhhi. :   ZENİ
Eski dilde soylular.:ZADEGAN
Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE
Eski dilde su.. : AB : MA
Eski dilde sünnet etme.:HİTAN
Eski dilde süs.: ZİVER
Eski dilde şarap.. :HAMR
Eski dilde şehir.:ŞAR
Eski dilde şiirler.:EŞAR
Eski dilde şişme,kabarma. :  AMASA
Eski dilde taç.: İKLİL
Eski dilde taçlar. :   TİC
Eski dilde tarak. :   ŞANE
Eski dilde toplama.  :  İCMA
Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA
Eski dilde tuz. : NEMEK
Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM
Eski dilde uzaklık,ara. :   KAB
Eski dilde üzengi.: RİKAB
Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME
Eski dilde üzüm.: İNEB
Eski dilde üzüntü,kaygı,  :  HEM
Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET
Eski dilde yakın,az aralıklı olan.:KARİN
Eski dilde yara.:ZAHM
Eski dilde yardım. : NASR
Eski dilde yasaklayan,engel olan. :   NAHİ
Eski dilde yemin etme.  :   İLA
Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN
Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT
Eski dilde yıl. : AM
Eski dilde yılan.:MAR
Eski dilde yıldırım.: BARİKA
Eski dilde yıldız.:SİTARE
Eski dilde yırtma. : ÇAK
Eski dilde yiğitler,kahramanlar.  : ASÜD
Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK
Eski dilde yumuşak.:NERM
Eski dilde yumuşaklık.: NERM
Eski dilde yuva.:LANE
Eski dilde yüzyıl.: ASR
Eski dilde zaman.:EYN
Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ
Eski Doğu'da ve Bizans'ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA
Eski eşya pazarı.:BİTPAZARI
Eski İran dininde aşk  ve bereket tanrısı. :ANAHİTA
Eski İran dininde aşk ve doğurganlık tanrısı.:ANAHİTA
Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN
Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. :   YMİR
Eski Japon  bozuk parası. : RİN
Eski Japonya'da  soylular sınıfı: İO
Eski Japonya'da tüccar sınıfı . : CHONİN
Eski Kıbrıs'ın kuvvet tanrısı. :  BES
Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN
Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları,bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki.  :   HAOMA
Eski Mısır tanrılarının asası. :   UAS
Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV
Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık. : SFENKS
Eski Mısır'da güneş tanrısı. : AMON
Eski Mısır'da şehir devletlerine verilen ad.:NOM
Eski Mısır'da üretici güç. :  KA
Eski Mısır'ın en büyük piramitlerinden biri. :  MİKERİNOS
Eski Mısırlıların,Asya'nın Mısır'a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU
Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK
Eski Roma'da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.:PLEBLER
Eski Roma'da vahşi hayvan ve av tanrıçası.:DİANA
Eski Roma'da,bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.:NOMAHYA
Eski Romalılar zamanında,Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM
Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. :   TOGA
Eski Rusya'da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL
Eski salon danslarından biri.  :   KADRİL
Eski Sümer su tanrısı. : EA
Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE
Eski Türk devletlerinde ,özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. :   ATABEK
Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA
Eski Türklerde atasözü,tez. : SAV
Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. :  BARABAN
Eski Türklerde deniz tanrıçası.:AKANA
Eski Türklerde hekim. :  ATASAGUN
Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN
Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar.  :   BALBAL
Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. :   YASAVUL
Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. :    YOĞ : YUĞ
Eski Türklerde soylular sınıfı. : AKSÜYEK
Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN
Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA
Eski Türklerde yer altı tanrısı.:ERLİKHAN
Eski ve usta gemici.: ÇAÇA
Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ
Eski Yunan  mitolojisinde  Medusa'nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS
Eski Yunan fabl'larını derlediğine inanılan,ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.:EZOP (AİSOPOS)
Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT
Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.:MONAT
Eski Yunan kentlerinde pazar yeri,antik kent meydanı.Yönetim,politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA
Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE
Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS
Eski Yunan mitolojisinde,Artemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülen,Poseidon'un oğlu olan dev avcı.:ORİON
Eski Yunan mitolojisinde,Oidipus'un hem annesi,hem karısı olan kadın.: İOKASTE
Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad.:SKENE
Eski Yunan ve Roma'da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON
Eski Yunanistan sitelerinin özelliklede Atina'nın yönetsel bölümü.:DEMOS
Eski Yunanistan'da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK
Eski Yunanlı,Grek.:HELEN
Eski Yunanlılarda,özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ
Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı.  :   DİTİRAMP
Eski,ezeli. :  KADİM
Eskiden adet,tören. :  DEB
Eskiden albay. : MİRALAY
Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB
Eskiden Aralık ayına verilen ad. :  İLKKANUN
Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ
Eskiden Avrupa'da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası. :   DİLİJANS
Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria'da dokunan ipekli kumaş. :  ATABİ
Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria'da dokunan sağlam ipekli kumaş.:ATABİ
Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK
Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR
Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ
Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE
Eskiden dervişlerin oturduğu yer,tekke.:DERGAH
Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.:REVENDÜK
Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR
Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR
Eskiden Fransa'da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR
Eskiden giyilen düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket.:SETRE
Eskiden giyilen kolsuz,önden açık,uzun ve geniş kesimli giysi.  :   KAFTAN
Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR
Eskiden İran'da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. :  ABAN
Eskiden işlemeli kısa yelek türü. : CAMADAN
Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m  değerinde çizgisel ölçü.,Endonezya'nın plakası. : Rİ
Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel öçlü.:Rİ
Eskiden kansere verilen ad.:AKİLE
Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.:BALYEMEZ
Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. :   TATU
Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL
Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM
Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan,zambakgillerden bir bitki.: SAPARNA
Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR
Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA
Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak,dilimli çuha başlık. : ŞUBARA
Eskiden kullanılan üç direkli,bir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN
Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA
Eskiden kullanılan,kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE
Eskiden kullanılan,kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad.  :  KARAKO
Eskiden kullanılmış ince,uzun ve zarif bir kayık.:HANIM İĞNESİ
Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ
Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. :   SADEKAR
Eskiden Kuzey Afrika'daki dervişlere verilen ad.:MARABUT
Eskiden lise düzeyinde okul. :  İDADİ
Eskiden Mısır halkından olan kimse. :  KIPTİ
Eskiden Mısır köylülerine verilen ad.  :   FELLAH
Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.:CİZYE
Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK
Eskiden oğlak burcuna verilen ad. :   CEDİ
Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.:AMİNALAYI
Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK
Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA
Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. :   TİARA
Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ
Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO
Eskiden Romanya'nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH
Eskiden Rum korsanlarına verilen ad.: IZBANDUT
Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN
Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS
Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü  yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE
Eskiden Tekel idaresine verilen ad.:REJİ
Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE
Eskiden trajediye verilen ad.:HAİLE
Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA
Eskiden Türk'e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. :   TAT
Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA
Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri,parşömen. :   TİRŞE
Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.:ZOBU
Eskil. :  ARKAİK
Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan.:ESİR
Eskimiş giyecek.:ALIK:  ALAK
Eskimiş,üzerinden zaman geçmiş,kronik. : MÜZMİN
Eskimoların buzdan kulübeleri. : İGLO : İGLU
Eskimoların kendilerine verdiği ad. :  İNUİT
Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. : EPE : FLÖRE
Esmer açık kestane renginde olan.: KONUR
Esmer,açık kestane rengi rengi.:KANUR
Esnaf kuruluşu.  :  LONCA
Esnek dokunmuş ipekli yada  yünlü bir kumaş.  :   JARSE
Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.: KABAK
Eş anlamlı. : SİNONİM
Eş basınç.  :   İZOBAR
Eş zamanlı olmayan.: ASENKRON
Eş zamanlı.: SENKRONİK
Eş,zevce. :  REFİKA
Eşcinsel kadın.  :   LEZBİYEN
Eşek binmeliği. :   SEMER
Eşek eyeri.: PALA
Eşek yavrusu. :   SIPA
Eşek. :   KARAKAÇAN:  MARSIVAN
Eşey bezi. :GONAT
Eşeylik kazanmış böceğin son biçimi.:İMAGO
Eşeysiz bölünme. : AMİTOZ
Eşgüdüm.:KOORDİNASYON
Eşik. :   SÖVE
Eşit. : MÜSAVİ
Eşkenar dörtgen. :  MAİN
Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan  büyük kazan. : ETÜV
Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef,plastik,metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. : PAYET
Eşyaya vurulan damga.:EN
Et  ve  sebzeleri,  kapak   kenarı   hamurla   iyice   kapatılmış   tencere  içinde  pişirme  yöntemi. :  USTUFATO
Et haşlanırken su üzerinde biriken tortu.:KEF
Et kesimi yortusu.  :   APUKURYA
Et yemez. :   VEJETARYEN
Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi. :   DÖPİYES
Etek ucuna doğru genişleyen. : EVAZE
Etene,son. :  MEŞİME : EŞ
Eter. : LOKMANRUHU
Eti beyaz ve lezzetli bir balık.:SUDAK
Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.:LEVREK
Eti için avlanan bir deniz kabuklusu.:LANGUS
Eti için avlanan,pavuryaya benzer küçük su hayvanı.:ÇAĞANOZ
Eti yenen bir çeşit mürekkep balığı. :  KALAMAR
Etiket. : PAFTA
Etiyopya'nın para birimi. BİRR
Etken,yapan. : AMİL
Etkime. : TESİR
Etli lahana yemeği.:KAPUSKA
Etli,yuvarlakça ve şişkin olan sap kısmı yenen lahana cinsi. : ALABAŞ
Etnik. : BUDUNSAL
Etoburların gelişmiş dönemlerinde kalın bağırsaklarında yaşayan tenya türü.:EKİNOKOK
Ev halkı,aile. :  HORANTA
Ev makarnası. :  ERİŞTE
Ev.:BEYT
Evde kalmış kız. :   KALIK
Evlek.  :   MAŞALA
Evlenme.:İZDİVAÇ
Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon : SUNDURMA
Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set.: SEKİ
Evren bilim. :  KOZMOLOJİ
Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan öğreti.:HİLOZOİZM
Evrensel alıcı kan grubu. : AB
Evrensel hayat enerjisi anlamına gelen,çok eski bir Japon sağlık tekniği.: REİKİ
Eyer örtüsü. : ÇAPRAK : ŞAPLAK
Eytişim.  :  DİYALEKTİK
Ezgi,makam. : TERANE
Ezgi.:MELODİ
Ezici.:KAHİR
Ezilmiş havuç içine fındık,şeker vs eklenerek yapılan bir tatlı türü.: CEZERYE




Bulmaca Sözlüğü E yazısı toplam 157219 defa okundu
Bulmaca Sözlüğü E | Sözlükler Sayfayı Yazdır    Bulmaca Sözlüğü E | Sözlükler Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Bulmaca Sözlüğü E | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | SözlüklerBulmaca Sözlüğü E | Sözlükler