Bulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler



Bulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler
 
Bulmaca Sözlüğü CÇ
Kategori : Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü 
                    
                        - C -

Caddelerde kutlama için kurulan süsler. :  TAK
Cahiliye devri Arap şairi.:   NABİGA
Cahiller.:   CÜHELA
Cam bilye. :  CİCOZ
Cam,sedef,taş v.v den yapılmış renkli süs tanesi.:   BONCUK
Cami hademesi.:   AYYUM
Camide namaza kalkmak için okunan ezan.:  KAMET
Camide verilen ders.:   DERSİAM
Camilerde iç avluda yer alan,havuz biçiminde bir haznenin çevresinde bulunan musluklardan oluşan,üstü kapalı yada açık çeşme. :   ŞADIRVAN
Camilerde parmaklıklarla çevrilmiş yer.:  MAKSURE
Camlı taraça.:  VERANDA
Can Yücel'in,Deniz Gezmiş'i anlattığı ünlü şiiri.:  MARENOSTRUM
Can. :  ANİMA
Canlandırıcı. : ANİMATÖR  
Canlı bir organizmanın oluşturduğu ona özel bir renk veren kimyasal madde.:  PİGMENT
Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi koşulların tümü.:  ORTAM
Canlı olmayan cisim.:  CİRİM
Canlı,hareketli.:   CEVVAL
Canlı,parlak ve koyu pembe renk. :  FUŞYA
Canlılarda ve makinelerde kontrol,iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.:  SİBERNETİK
Canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandıran bilim.:TAKSONOMİ
Canlıların aralarındaki bağlantıları ve ortamlarıyla olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı.:  EKOLOJİ
Canlıların bölümlenmesinde dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.  :   FİLUM
Canlıların hücre,doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı. : FİZYOLOJİ
Cansız olan.: İNORGANİK
Cansız şeyler.:  ECRAM
Cansız varlıklar.:  CEMADAT
Cansız. :   CAMİT
Casus.Ajan. : ÇAŞIT
Cava ve Bali gibi,Endonezya adalarından biri.(Eski adı Selebes). :   SULAWESİ
Cava yerlilerinin silahlarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : UPAS
Cazibe. :  ALBENİ
Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik.:  PARAMETRE
Cehennem bekçisi.:  ZEBANİ
Cehennem.:  TAMU
Celbeden,çeken.:CALİP
Cem Sultan'a Avrupalılarca verilen ad.:   ZİZİM
Cemal Süreya'nın şiir kitabı.:  SICAK NAL
Cenaze namazı kılmak için veya bayram ve Cuma namazına cemaati çağırmak için minarelerde okunan dua,çağrı ezanı.:SALA.:   SELA
Cendere. :  PRES
Cendere.  :   SIKMAÇ
Cengiz Han'ın annesinin adı. :   ULUNEKE
Cennet ile cehennem arası. :   ARAF
Cennet.:   BEHİŞT
Cennetkuşu da denilen ve gösterişli çiçekleri olan bir süs bitkisi.:  STARLİÇE  
Cennetlik. :   NACİ
Cennette bulunduğuna inanılan kutsal su.  :  KEVSER
Cennetteki iki melekten biri. :   RIDVAN
Cephe.:   CENAH
Cepken altına giyilen kolsuz bir çeşit giysi.:  GAZEKİ
Cerrahi aletler bilgisi.  :   ASİDOLOJİ
Cerrahide,marangozlukta kullanılan bir maddeyi kazımaya yarayan bıçak biçiminde araca verilen ad.  :  İSPATULA
Cesareti ve gücü ile tanınan dayanıklı bir köpek cinsi. :   TERİYE
Cesur,korkusuz.:   SERBAZ
Cevat  Şakir Kabaağaçlı. :  HALİKARNAS BALIKÇISI
Cevher.: TÖZ
Ceviz veya badem içi.:   ÇİĞE
Ceviz. :  KOZ
Cevizin yeşil kabuğu veya yaprağı. : TETİR
Ceylan derisi.:   RAK
Ceylan. :AHU : GAZAL
Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması.:   PATRONAJ
Cezalandırma.:   TECZİYE
Cezayir kurtuluş savaşında,Fransa saflarında yer alan Cezayirlilere verilen ad.:   HARKİLER
Cezayir sahrasında vahalar  dizisi. :   RİR
Cezayir'de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü. :   RAİ
Cılız,zayıf.  :  İNEZE
Cıvataların altına yerleştirilen ortası delik yuvarlak metal parça. :   RONDELA
Ciddi bir eseri veya olayı alaya alarak güldürme amacı güden komedi türü.Gülüt. :   PARODİ
Ciddi işlerle uğraşmayan,havai.:    YELEKE
Cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine.  :   KOPAL
Cila.:   PERDAH
Ciltcilikte kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit.Pehlivan kispetinin paçası. : ŞİRAZE
Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntüler,kurdeşen.: ÜRTİKER
Cilveli.  :  FETTAN
Cimri. : NEKES
Cinayet.  :   KIYA
Cinnet,delirme,çıldırma.:    CÜNUN
Cinsel  dürtünün   enerjisi.  Cinsel   içgüdünün  belirtilerini  taşıyan  yaşama  gücünün  bütünü. : LİBİDO
Cinsel uyarılmada ve doyumda,alışılmışın dışında davranışlara ve özel nesnelere zorunluluk duyma. :   PARAFİLİ
Cinsellik korkusu.:   EROTOFOBİ
Cokeylerin giydiği bir tür başlık.: TOK
Cömert,dost. : AHİ: AKA
Cömert,eli açık.:   CEVAT
Cumba.:   SAHNİŞİN
Cümle bilgisi.:NAHİV.: SENTAKS
Cüruf.:  DIŞIK
Cüzam hastalığına tutulmuş olan kimse.:   MİSKİN
Cüzam. :  LEPRA
Cüzamlı. :  ALATEN
Cüzi,kısmi. :  TİKEL

                    -Ç-

Çabalama.:CEHT
Çabuk kurumasını sağlamak için boyaya az miktarda katılan madde. : SİKATİF
Çabuk yol alan,hızlı giden.:    YÜRÜK
Çabukluk,hız,sürat  :    İVİNTİ
Çadır kümeleri. :   ASARİM
Çağlar,devirler.  :   EDVAR
Çağrı kağıdı. : OKUNTU
Çakala benzer vahşi bir hayvan.:   KARAKULAK
Çakıllı ve bozuk yol. :  NALDÖKEN
Çalgı ağızlığı ile pistonu olan,boyundan geçirilerek tutulan,çember biçimli,üflemeli bakır çalgı.:  HELİKON
Çalgıcıların kullandığı bahşiş.:    ALATURA
Çalgıç,mızrap.:   TEZENE
Çalgılı meyhane. :   TAVERNA
Çalı bahçe duvarı. :   ÇİT
Çalışan,çaba gösteren.:   CAHİT
Çalışan,gayret eden. :   SAİ
Çalışkan.:   HAMARAT
Çalışma. : SAY
Çalma,hırsızlık.:  SİRKAT
Çam ağacından yapılmış su testisi. :   SENEK
Çam ağacının çiğnenip emilen iç bölümü ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara,soymuk. : YALAMUK
Çam ağacının reçineli kabuğu. :   ZAVİL
Çam sakızı. :   REÇİNE  : AKMA
Çam,ardıç,ladin ağaçlarının iğne gibi ince  yaprakları. :   PÜR
Çam,ardıç,sedir gibi ağaçların yaprağı.:   İBRE
Çamaşır leğeni.:   TEŞT
Çamaşır yıkamada kullanılan yassı tokmak. :   TOKAÇ
Çamaşır yıkarken kullanılan tahtadan yassı tokmak.:   TOKAÇ
Çamaşırcı ayı' denilen,kürkü kıymetli bir hayvan. :   RAKUN
Çamaşırın az kirli ve köpüklü son suyu. :  EPRİK
Çamgillerden,yüksek bölgelerde yetişen,kozalaklı bir orman ağacı. :  KÖKNAR
Çamur tedavisi. :   PALEOTERAPİ
Çamur,cıvık.:   LAY
Çamurcun,eğri koca gibi adlar da verilen ve yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan küçük ördek cinsi.:  ÇAKIRKANAT
Çan,çıngırak. :   DERA
Çanakkale Boğazı'nın Nara Burnu mevkiinde,1954 yılında,Dumlupınar denizaltımıza çarparak batıran İsveç tankeri.:   NABOLAND
Çanakkale Boğazında Dumlupınar deniz altısına çarparak, dört Nisan 1953'de batmasına neden olan İsveç yük gemisi. :   NABOLAND
Çanakkale ilinde ünlü bir antik kent.:   ASSOS
Çanakkale'nin Ezine ilçesinde bir kaplıca.:   KESTANBOLU
Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan sepilenmiş dana derisi. :  VİDALA
Çanta,eldiven yapımında kullanılan yumuşak deri.:   NAPA
Çapkın.:    HOVARDA
Çarlık Rusya'sında gizli ve siyasi polis birliği.:   OHRANA
Çarmıha giden İsa'ya kötü davrandığı için sonsuza dek yürümeye mahkum edilen efsanevi kişi.:   AHASVERUS
Çarpan balığı. :   TRAKUNYA
Çarpık,eğri ağız. :   YILIK
Çarşıya,pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi.:   KANTARİYE
Çavuşkuşu,hüthüt.:   İBİBİK
Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti.  :  KARMIK
Çeçenlerin kendi ülkelerine verdikleri ad.:   İÇKERİYA
Çekici.:   CALİP
Çekilerek balık avlamaya yarayan,genellikle daire şeklinde el ağı. :   TRATA
Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi.:  POLAROİT
Çekinik. : RESESİF
Çekinme,sakınma.:  İBA
Çekinmeden.:   BİPERVA
Çekişme.:  CİDAL
Çelik. :   PULAT
Çelikkalem takımyıldızının Latince adı.:  CAELUM
Çelimsiz ve biçimsiz kimse.:   CİMBAKUKA
Çelişki. :   TENAKUZ
Çember biçiminde,tellerden yapılma,torbaya benzer,büyük gözlü ağ.:   APOŞİ
Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası.:   BALYA
Çemberin çevresinin çapına oranını gösteren sayı.:   Pİ
Çemen otu.:  POY
Çene yarıştırma. :  TALK-SHOW
Çeper,zar.:   CİDAR
Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.:   FİRİK
Çerkezlerin ulusal destanı. :   NART
Çeşitleme.:   VARYASYON
Çeşitler.:    ENVA
Çeşitli boğanotu türlerinden elde edilen bir alkaloit. :   ATİZİN
Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi. :   REVÜ
Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri.:  KABARE
Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya  getirildiği ürün. :  KOLAJ
Çeşitli tropikal bölgelerde genellikle kuru,sağanaklardan sonra geçici akarsuya dönüşen sel yatağı.:  ARROYO
Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan. :  İZBİRO
Çeşitli yüzeyleri istenilen konuma getirmek için kullanılan ölçü aleti.:   SUTERAZİSİ
Çeşme zıvanası. :   MASURA
Çeşme,musluk vs. çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için konulan delikli taş tekne.:  YALAK
Çete.:   GANG
Çevre.:   ETRAF
Çevrili girinti. :   ALKOV
Çıkılması güç kayalık yer.:   LAÇİN
Çıkrık veya dişli yardımıyla ağır yükleri kaldırmaya veya çekmeye yarayan bir alet.:    BOCURGAT
Çıkrıkçı çarkı.:   TARTURA
Çılgın,divane. :    ŞEYDA
Çınar,meşe,palamut gibi ağaçların meyvesi.:   PELİT
Çıplak toprak./Kel. :  DAZ
Çıplak,tüysüz. :   CAVLAK
Çırak.:    ŞAKİRT
Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi.:   TAÇ
Çiçek bozuğu yüz.:   ÇAPAR
Çiçek demeti. :   BUKET
Çiçek tozu. :    POLEN  :   TAL
Çiçek. :    ŞÜKUFE
Çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökleri kavrularak yenilen bir bitki,sığırdili.:   HODAN
Çiçekleri katmerli ve mor renkte bir tatula türü.:   NAVÇAĞAN
Çiçekleri sinek örümcek gibi kimi böcekleri andıran otsu bir bitki.:   OFRİS
Çift   sürerken öküzleri  yürütmek  için  kullanılan, ucuna  sivri  demir  çakılmış  uzun  değnek. :    ÜVENDİRE
Çift atlı binek arabası.  :   KAROÇA
Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak yada dişi eşek.  :   GÜRE
Çiftlik uşağı.:   AZAP
Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için,üzerine geçirilen kafes dolap biçimindeki hafif ve bir eksen üzerinde dönen araç.:   ELEMGE
Çimenlik,bahçe.:   ÇEMENZAR
Çin ayısı. :   PANDA
Çin düşüncesinde dişi ilke  :  YİNG
Çin felsefesinde doğru yolu yada cennetin yolunu belirten temel kavram. :   TAO
Çin felsefesinde eril,gök,aydınlık,etkin ve delici olarak düşünülen ilke. :   YANG
Çin gongu. :   TAMTAM
Çin gülü. :  KAMELYA
Çin Halk Cumhuriyeti'nde bir ırmak.:   İRTİŞ
Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve.:  LİÇİ
Çin müziğine özgü dört veya beş telli lavta. :  PİPA
Çin ve Japonya'da oynanan bir strateji oyunu. Çin satrancı. :  GO
Çin,Vietnam,Malezya'da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.:  RAMİ
Çin'de Buda'ya verilen ad. :  FO   
Çin'de yetişen ve meyvelerinden kurutucu bir yağ elde edilen ağaç. :   TUNG
Çin'in eski para birimi.: TAEL
Çin'in para birimi. :   YUAN
Çin'in plakası.: TJ
Çinakoptan büyükçe lüfer. :   SARIKANAT
Çingene çadırı.:   ÇERGİ
Çingene.:  KIPTİ
Çinko banyosu. :  GALVANİZ
Çinko,bakır ve nikelden yapılan,gümüşü andırır bir alaşım.Mayşor. :  ALMAN GÜMÜŞÜ
Çinko.:TUTYA
Çinkonun başlıca cevherlerinden biri olan doğal çinko sülfür.  :  BLEND
Çinlilerin bir uzunluk ölçüsü. :  Lİ
Çipura balığının,boyu 10 santimetreye kadar olan gençlerine verilen ad.:  LİDAKİ
Çirişli bir çeşit parlak bez.:  KETAL
Çirkin huy.  :   ENİR
Çirkin.:   KAKNEM
Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru.:  LİPARİ
Çit yapmakta kullanılan büyük kızak.: SÖVEN
Çit,perde. : ÖR
Çit.: ÇEPER
Çitlembik. :  MELENGİÇ
Çivit renginde koyu mavi.:   NİLGÜN
Çiy, kırağı. :   JALE:   ŞEBNEM 
Çizgi. :   HAT
Çizgileri olan kumaş.:  REYE
Çizgilerin,yüzeylerin,katı cisimlerin birbirine rastlayıp kesiştikleri yer.:   ARAKESİT
Çizilerek veya oyularak açılan kertik. :   ÇETELE
Çoban düdüğü denilen keskin kokulu bir bitki. :   MEYHANECİ OTU
Çoban düdüğü. :   TİKE
Çoban düdüğüne halk hekimliğinde verilen ad.:   AZARON
Çoban köpeği.:   KARABAŞ
Çoban türküsü. :   KAYABAŞI : İGLOG
Çoban yamağı anlamında kullanılan yöresel bir sözcük. :  ÇONA
Çoban yıldızı,Venüs.:   ÇOLPAN
Çoban yıldızı.  :     KERVANKIRAN
Çoban.:   RAİ
Çobanların çaldığı ıslık. :   ASADOLU
Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz,kolsuz,keçeden üstlük : KEPENEK
Çocuk hastalıkları ile ilgili bilim dalı. :   PEDİATRİ
Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur.:   MELE
Çocuklarda,karın şişmesiyle beliren bir hastalık.:    KIRBA
Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen bir yaratık,umacı,hayalet.:   KARAKONCOLOS
Çoğu kıldan dokunmuş büyük çuval.:  HARAR
Çoğulcu.:  PLÜRALİST
Çoğunluğu Türk soyundan olan ve Polonya topraklarında oturan Musevi topluluğu.:  KARAİMLER
Çoğunlukla akaryakıt gibi sıvı maddeleri taşımada kullanılan,silindir biçiminde,metalden büyük kap.: GALON
Çoğunlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardımıyla tutmaya yarayan alet.:  BASKÜL
Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan,keten veya ipek karışımı bir kumaş.: DAMASKO
Çoğunlukla hidrojen veya helyumla şişirilmiş güdümlü balon.:   ZEPLİN
Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek.: FODLA
Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan,içinde ızgarası bulunan,ayaklı ve taşınır ocak.:   MALTIZ
Çoğunlukla yüzey sularından yoksun mağaralarla ve yer altı ırmaklarıyla örülü kıraç ve kayalık arazi.  :  KARST
Çok acıklı olay.:   HAİLE
Çok anlamlı bir kelimeye her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. :  CİNAS
Çok az kaldı anlamında bir sözcük.:   RAMAK
Çok beyaz.:  APAK
Çok bilinen bir sözü veya atasözünü biraz değiştirip eklemeler yaparak güncel sorunları belirten cümle.:  LAFORİZMA
Çok bükümlü ipliklerle dokunan ve kendine özgü dalgalı bir görünümü olan kumaş.:  KREP
Çok eski bir geçmişi olan ve kimi Şinto törenlerinde yapılan dinsel Japon dansı. :  KAGURA
Çok eski bir tarihi anlatır. :  Fİ
Çok gizli.:  EKTEM
Çok güzel,en güzel.:  AHSEN
Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi. :  SKAVUT
Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması.:  KARYOKİNEZ
Çok iğneli olta takımı. :  ÇAPARİ
Çok iğneli uzun balık oltası. :  PARAKA
Çok ince bir yün cinsi.  :   KAŞMİR
Çok ince toz tanesi.:    TOZAN
Çok ince ve çok seyrek muslin yada pamuklu bez. : ADATİS  
Çok iri ve kaba şey.:   LENDUHA
Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.:   ŞURUP
Çok kepekli un. :   PASPAL
Çok kısa boylu,bücür.:   BODUR
Çok öfkeli.Kötü ve korkunç cin.  :   İFRİT
Çok övünen. :   FAHUR
Çok parlak.:    BER
Çok pullu,gümüş renkte,beyaz etli bir balık.:   KEFAL
Çok rüzgarlı yer.:    TOZKOPARAN
Çok sesli müzikte bir beste.:    FÜG
Çok süslü giyinen ve modaya düşkün kadın. :  KOKET
Çok şey bilen,her şeyden anlayan.:   HEZARFEN
Çok şiddetli ve çevrintili bir yel. :   KASIRGA
Çok tanrıcılık. :   PAGANİZM
Çok tanrılı dinden olan kimse. :   PAGAN
Çok tehlikeli bir köpek balığı türü. :   HARHARYAS
Çok üşümek.:    BUYMAK
Çok verimli,bol,eksiksiz.: ONGUN
Çok yırtıcı bir deniz balığı.:   MURANA
Çok yiyen,obur.:   HIRA
Çok yorulmak. :  TELESİMEK
Çok zaman tahıl,kepek ve keten tohumu karışımından oluşan at yemi. : MAŞ
Çokluk. :   KESRET
Çorak toprak. :  KEPİR
Çorba   gibi   yiyeceklere   lezzet   kazandırmak   için   un   ve   yağla   yapılan   sosa verilen ad.  :   MEYANE : MİYANE
Çorum bezi de denilen ve geleneksel el tezgahlarında dokunan bir tür bez.:   KENEFİ
Çorum ilinde,Hitit Uygarlığını aydınlatan ünlü höyük.:   ALACAHÖYÜK
Çorum'da,Hititler döneminde yapılmış açık hava tapınağı.:   YAZILIKAYA
Çorum'un Mecitözü ilçesinde bir kaplıca.:   BEKE
Çorumun Alaca ilçesinde ünlü bir höyük.  :  ESKİYAPAR
Çöl bölgelerinde bazı çukurların tabanını kaplayan tuzlu ve killi toprak.:  TAKİR
Çöl bölgelerinde yaşayan  bir sürüngen türü. : SKİNK
Çöl. :   BEYABAN
Çölde fırtına sonucu tepecikler halinde yığılan kum kütlesi.:   KAUR
Çölde işaret için konulan taşlar.  :  ARAM
Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı  kum tepesi.Kumul./Buzul :  EKSİBE.
Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi. :   KUMUL
Çözgü ve atkının kumaş yüzeyi üzerinde kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaşa verilen ad. :  FASONE
Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde,kendiliğinden desen oluşturduğu her tür kumaş.:  FASONE
Çözgü. :  ARIŞ
Çözgüsü ipek veya sentetik elyaf,atkısı kalın pamuk veya yün olan kumaş. :  BENGALİN
Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi.: HUĞ
Çuha kumaşının sarıldığı top.:  PASTAV
Çukur yer.:   ESİK
Çulluk. :   BEKAS
Çürütülmüş tütünden yapılan ve buruna çekilen keyif verici toz. :  ENFİYE 




Bulmaca Sözlüğü CÇ yazısı toplam 12708 defa okundu
Bulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler Sayfayı Yazdır    Bulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Bulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | SözlüklerBulmaca Sözlüğü CÇ | Sözlükler