Bulmaca Sözlüğü B | Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü B | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü B | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü B | Sözlükler



Bulmaca Sözlüğü B | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü B | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü B | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | Sözlükler
 
Bulmaca Sözlüğü B
Kategori : Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü

                  - B -

Baba,şeyh,önder. : BAB
Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten,kumaş veya köseleden yapılmış bir tür tozluk : GETR
Bacağın kalçadan dize kadar olan kısmı.: UYLUK
Badem sübyesi.Bademden yapılan şerbet. : SOMATA
Bademli kek. : PRALİN
Bafa gölünün diğer adı. : ÇAMİÇİ
Bağ bekçisi.: BAĞBAN
Bağ budamaya yarayan eğri bıçak.: TARA
Bağ çubuğu,çalı çırpı.: ÇEPER
Bağ kütüğü. : OMCA
Bağ ve bahçe sulamak için açılmış su yolu,ark.:KARIK
Bağ,bahçe gibi yerlerin çevresine çalı,kamış,ağaç gibi şeylerden çekilen duvar.:ÇİT
Bağa,tosun. : KELE
Bağan otu'nun zehiri. : AKONİTİN
Bağırsak iltihabı.: ANTERİT
Bağırsak kurdu. : ASKARYAZ
Bağırsak solucanı. : ASKARİS.: ASKARİT
Bağırsak. : MİA
Bağırsaklar. :  EMA
Bağırsakları tutan karın içi zarı. : MASARİKA
Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı : TÜMÜR
Bağırsaktan yapılmış ameliyat ipliği.: KATGÜT
Bağış yapma : İRA
Bağlamaya benzer bir Yunan çalgısı. : BUZUKİ
Bağlamayı mızrap yerine parmaklarla çalmak.: ŞELPE
Bağlaşık devletler.(1.Dünya Savaşında  İttifak Devletleri). : DÜVELİ MÜTTEFİKA
Bağnazlık.: TAASSUP
Bağsız ayakkabı.Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış,tek parça ayakkabı. : MOKASEN
Baharat satıcısı. : AKTAR
Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden yapılan şiş.: ŞAŞLIK
Baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki.: KARDELEN
Bahardan az önce,ilkin havada,sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE
Bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki. :  AKASMA
Bahçelerde yazın oturmak için yapılan kafes biçiminde kubbeli,üstü yeşilliklerle sarılan süslü çardak. : KAMERİYE
Bahçıvan,bağ bekçisi.: BAĞBAN
Bahreyn'in başkenti.  :   MANAMA
Bahreyn'in plaka işareti.: BRN
Bakar körlük. : AMOROZ
Bakır kalay karışımı.: TUNÇ:BRONZ
Bakır küçük kova.  :  BAKRAÇ
Bakır taşı. : MALAKİT
Bakır,nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım.  :   FAKFON
Bakırcı örsü. :   ZAVA
Bakırdan yapılma ve küre biçiminde bir tür davul. : TİMBAL
Bakırdan,çift dilli nefesli çalgı.: SARÜSOFON
Bakışımsızlık. : ASİMETRİ
Bakir : ERDEN
Bakire kız.  :   AZRA
Bakla,fasulye,bezelye gibi taze sebzelerde,içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuğa verilen ad. : BADIC
Baklagillerden,bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki.: KATIRTIRNAĞI
Baklagillerden,çok yıllık,dikenli bir çalı.: GEVEN
Baklagillerden,hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki.: FİĞ
Baklagillerden,sıcak bölgelerde yetişen,bir çok türü bulunan bir bitki.: SİNAMEKİ
Baklavaya benzeyen bir tür hamur tatlısı.: SAMSA
Bakmak,beslemek,yetiştirmek.  :  ESERMEK
Bakmak,beslemek,yetiştirmek.: ESERMEK
Bakraç.: DEBBE
Bal  :   ASEL
Bal alırken takılan başlık.  :   GÖZENE
Bal konulan ufak tekne.: ŞAFUL
Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil. : ŞAMA
Bal özelliği,bal niteliği.  :   ASELİYET
Bal özü. :   NEKTAR
Bal peteği.  :   DALAK
Bal,yağ,yoğurt gibi şeyler koymaya yarar tahta kova.: KÜLEK
Bal,yoğurt koymaya yarayan tahta kova. : KÜLEK
Balçık : ALEKA
Balerin  kostümü. :   TÜTÜ
Balgam taşı.:ONİKS
Balı alınmış petek. :  KAVARA
Balı alınmış petek.: KAVARA
Balık adam.: DALGIÇ
Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından ip. : FARİL
Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip.: FARİL
Balık salamurası.  :  LAKERDA
Balık yumurtası ile yapılan meze. :  TARAMA
Balık.: MAHİ
Balıkçıların,balıkları çevirmek için kayıklarla denize fırdolayı ağ salmaları. :   VOLİ
Balıkesir yöresine özgü bir halk oyunu.: NİNNARE
Balıkesir'de doğal güzelliğiyle ünlü bir şelale. :   SÜTÜVEN
Balıkesir'in  Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde yaşayan Yörüklerin geleneksel el tezgahlarında dokudukları yün halılara verilen ad. :  YAĞCIBEDİR
Balıkesir'in Bandırma ilçesine bağlı bir belde.: EDİNCİK
Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı,etnografya müzesiyle tanınmış köy. : TAHTAKUŞLAR
Balıkesir'in eski adı.: KARESİ
Balıkesir'in İnegöl ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. :   OYLAT
Balıkesir'in Sındırgı ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca.  :   EMENDERE
Balıkesir'in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde geleneksel el tezgahlarında dokunan yün halılara verilen ad.: YAĞCIBEDİR
Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması.  :   LİKORİNOZ
Balıkların sürü halinde geçeceği yerlere ağlarla kurulan geniş ve sabit bir tuzak türü.: DALYAN
Balıkların tuzlaması.: ANÇÜEZ (ANÇUVEZ)
Balina.: FALYANOS
Balla hazırlanan bir hamur tatlısı. :   ZULUBYA
Bambu saplarından yapılmış.: HEZARAN
Bangladeş para birimi.: TAKA
Bangladeş'in para birimi. : TAKA
Bankacılıkta faizin başlangıç tarihine verilen ad. : VALÖR
Bankalar arası işlemlerde bir gecelik faiz uygulaması.: REPO
Bankalar arasında çeşitli paralar için ön mutabakat ve emaneten satışla sağlanan takas işlemi.: SWAP
Bantlarla süslenmiş bir tür kumaş.: ELİFİ
Banyo temizlik aracı.  :  KESE
Barınak : MELCE
Barındırma. : İBATE
Barış.:HAZAR
Baryum'a benzeyen,radyoaktif alkali toprak metali.  :   RADYUM
Baryumun simgesi: BA
Basıcı,yayıncı. :  EDİTÖR
Basık ve geniş. :   YAYVAN
Basım evinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.  :   LİNOTİP
Basımcılık. :   TABAAT
Basımcılıkta harfler arasında bırakılan boşluk.: ESPAS
Basımcılıkta harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad. :   PUNTO
Basımevinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.: LİNOTİP
Basımevlerinde dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz.: TAKATUKA
Basiret.Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği.: SAĞGÖRÜ
Basketbolde hatalı yürümeye verilen ad.: STEPS
Basketbolde hücum oyuncusu.: PİVOT
Baskın. :  DOMİNANT
Basur. : HEMOROİT
Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.: BALTABAŞ
Baş çoban: EKE
Baş dönmesi. :   VERTİGO
Baş garson.  :  METRDOTEL
Baş örtüsü olarak kullanılan bir tür ipekli dokuma. :  VALA
Baş örtüsü,yazma.: DOLAK
Baş örtüsü,yün atkı.: LEÇEK
Baş parmak ve serçe parmağı uzaklığı.  :  KARIŞ
Baş tarafı balta ağzı gibi düz olan gemi.: BALTABURUN
Başa dert açacak karışık durum.: ÇAPANOĞLU
Başak toplama. : LİKAT
Başarı,başarma. :  MUVAFFAKİYET
Başarısız. : RATE
Başı pullu,boyu 2 m kadar olan,zehirli ve tehlikeli bir yılan.: OKYILANI
Başı yuvarlak,kıçı aynalı Karadeniz yapısı  bir yelkenli. : GAGALI
Başıboş at.: YILKI
Başıboş gezen hayvan sürüsü.: ÖREK
Başıboş hayvan.: YONT
Başın çevresine çember gibi dolanıp bağlanan bağ.: ÇATKI
Başıyla kanat ve kuyruk uçları aynı renkte olan güvercin.: MAĞ
Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan manzume.: NAZİRE
Başka insanların davranışlarını olumlu yada olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünü. : AHLAK
Başka,fazla. :  MAADA
Başka,öteki,diğer.: ÇİR
Başkaları.: AĞYAR
Başkalarının sırtından geçinen,asalak,tufeyli.: EKTİ
Başkalaşım. : METAMORFOZ
Başkanlık. :   RİYASET
Başkasının adına gezerek satıcılık yapan kimse. :  TABLAKAR
Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren,söz tutan.: ESLEK
Başkasının yaptığı deyim ve davranışları anlamsız olarak yinelemek.  :   EKOLALİ
Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama,yansıca.: EKOPRAKSİ
Başkırdistan Özerk  Cumhuriyeti'nin başkenti. :  UFA
Başkomutan.: MİR
Başlangıç.: MEBDE
Başlıca belirtisi kısa,çabuk,değişken güçte irade dışı hareketler olan bir hastalık.: KORA
Başlıca üyesi Fransız yazar Jules Romains olan ve toplumun ortak bilincini dile getirmeyi amaçlayan edebiyat akımı.: ÜNANİMİZM
Başlık. : SERPUŞ
Baştan ayağa./Baştanbaşa. :   SERAPA
Baştan savma,üstünkörü.: YALAPŞAP
Başvurulması gereken kaynak.: REFERANS
Bataklık gazı. : METAN
Bataklık. Küçük su birikintisi,gölcük.  :   AZMAK
Batı Afrika da bir ırmak. : OTİ
Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli fırtına.: TORNADO
Batı Afrika ormanlarında,Gine ile Liberya arasında yaşayan,türleri içinde en iyi konuşan gri papağan.: JAKO
Batı Anadolu'da  Lidya bölgesinde eskiçağ kenti. :   SART
Batı Hindistan'da eski bir Hindu devleti. :   KAÇ
Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu,çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad. : ROKAY
Batı Samoa'nın başkenti. : APİA
Batı ülkelerinde Vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı.: BARON
Bayat ekmek,yemek. :  KERTİ
Bayındırlık işleri. : NAFİA
Bayındırlık.: UMRAN
Bayır.: ŞEV
Baykuşgillerden,Avrupa-Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir kuş.: KUKUMAV
Bayraktar.Sancak veya bayrak taşıyan. : ALEMDAR
Bayram.: İD
Bazı ateşli silahlarda namlunun ucunda bulunan küçük çıkıntı.: ARPACIK
Bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan özsuyu (kauçuk özsuyu). : LATEKS
Bazı böceklerin katı ve sert üst kanadı. : ELİTRA
Bazı canlıların bir takım yiyeceklere,ilaç,koku,toz gibi nesnelere gösterdikleri ters tepkiye verilen ad. : ALERJİ
Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları,yan görüşü çizmeye,hazırlamaya yada denetlemeye yarayan örnek.: GABARİ
Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş. : TARLATAN
Bazı harfleri kusurlu söyleyen. :   PELTEK
Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde. :  RAFAT  :  RAFİT
Bazı hayvanları karanlıkta ışık,çok aydınlıkta karanlık aramaya iteleyen dürtü.: FOTOKİNEZİ
Bazı işlerde sicim yerine kullanılan,ince ve uzun,esnek deri parçası.: SIRIM
Bazı kağıt oyunlarında üçüncü durumdaki oyuncu söz konusuysa,kendisinden önceki oyuncuda ara kağıt veya kağıtlar bulunduğunu düşünerek büyük kağıt yerine düşük değerde bir kağıt atmak.: EMPAS
Bazı kağıtların dokusunda bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görülen çizgi,resim ve yazı gibi biçimler.: FİLİGRAN
Bazı oltalarda kösteği ağırlaştırmak için kullanılan kurşun parçası.: ZOKA
Bazı telli çalgılarda kullanılan hayvan bağırsağından tel.Çalgı teli. : KİRİŞ
Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür palmiye.: LATANYA
Bazı vakıf kuruluşlarında fakirlerin doyurulması için ayrılan ödenek.: İTAMİYE
Bazı yörelerimizde küçük kar anlamında kullanılan sözcük. :  GİLİRİK
Bebeğin başsız olarak doğmasına tıpta verilen ad. : AKEFALİ
Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen ince pamukludan kısa kollu giysi. :   ZIBIN 
Becerikli,iş bilen. :  EVİRGEN
Becerikli,usta.: MAHİR
Beceriksiz,güçsüz.: CÜDAM
Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı.: BİDE
Beğenmemek,azımsamak,küçümsemek. :   BUNMAK
Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen,güldürücü öykü anlatan kimse.: NEKRE
Bekleyen. : MUNTAZIR
Bel ve kalça arası.  :  BASEN
Bel,çapa veya sabanın toprakta kaldırdığı iri parça.:  KESEK
Bel,orta,ara,aralık. : MİYAN (MEYAN)
Belediye.:URAY
Belgeleme. : TEVSİK
Belgesel.: DOKÜMANTER
Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği.: TONALİTE
Belirti. : SEMPTOM
Belirtiler.: SENDROM
Belize plakası. :  BH
Bellek yitimi. : AMNEZİ
Belli belirsiz hissedilen hafif yel.: ESİNTİ
Belli belirsiz tarih olaylarına ve efsane motiflerine dayanılarak halkın hayal gücüyle meydana gelmiş eser,epope.: DESTAN
Belli bir birim alan içinde yaşayan tüm canlıları,fiziksel çevreleri ve aralarındaki her tür karşılıklı ilişkiyi içeren kavram.: EKOSİSTEM
Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü./ Yeryüzünde ekolojik olarak sınırlanabilir bir yaşam mekanında bulunan bütün canlıları ifade eder.(orman faunası,çayır ve deniz faunası gibi). : FAUNA
Belli bir konuda düzenlenen oturum veya seminer,bilgi şöleni.: SEMPOZYUM
Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse.: KAYYUM
Belli konulara uzun süre odaklanabilme,ayrıntıları algılamada çok başarılı olma ancak insanlarla iletişim kurmakta zorlanma biçiminde kendini gösteren sendrom.: ASPERGER
Belli olmayacak kadar yavaş akan su.: IĞIL
Benekli hayvan.:ÇAPAR
Benim gibi.: BENCİLEYİN
Benin'in eski adı.: DAHOMEY
Benzenden türeyen ve boya sanayiinde kullanılan zehirli  bir madde.Organik boya cevherine verilen ad. : ANİLİN
Benzer seslerin bir mısrada veya bir cümlede kulağa hoş gelecek bir ahenkte tekrarlanması.:ALİTERASYON
Benzeşim,örnekseme.  : ANALOJİ
Benzeştirme. : ASİMİLE
Benzeti.: TEŞBİH
Beraber asker olanlar. :   TERTİP
Berber  : PERUKAR
Bereketli.: ARTAĞAN
Bergama ilçesinde Allianoi antik kentini sular altında bırakacak olan baraj.: YORTANLI
Bergama'nın eski adı. :   PERGAMON
Bering Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan adalar grubu. : ALEUT
Berkelyumun simgesi  :  BK
Besinini bağımsız olarak sağlayan bitki,kendi belsek.: OTOTROF
Beş heceli üç dizeden oluşan Japon şiir türü.  :  HAİKU
Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun.: MARYA
Beşparmak da denilen ve üzerine dikili çizgiler bulunan pamuklu bir kumaş.: ELİFİ
Beton  delme  kalemi. Betona  delik  açmakta  kullanılan  sivri  uçlu, çelikten  yapılmış bir alet. :  MURÇ
Beyaz iş işlemekte kullanılan beyaz ve parlak iplik.: SİRESATEN
Beyaz iş işlemekte kullanılan bir çeşit parlak pamuk ipliği.: PAMUKAKİ
Beyaz mermerde bulunan sert kısım.  :  EMERİL
Beyaz porselen kaplama.:JAKET
Beyaz Rusya'nın başkenti.: MİNSK
Beyaz yada mor çiçekler açan,meyveleri dikenli bir bitki.: TATULA
Beyaz,sarı renkte soğanlı bir süs bitkisi. : NERGİS
Beyaz,yeşil,mavimsi gri renkte billurlaşmış bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT
Beyin  yangısı. : ANSEFALİT
Beyin dalgalarının ölçülmesi yöntemi.: EEG
Beyin elektrosu. : EEG
Beyin. :  DİMAĞ
Beyit. : EV
Beyşehir gölünde bir ada. :  MADA
Bez  torba.: CAĞ
Bez dokuyan veya satan kimse.: BEZZAZ
Bez parçalarından dokunan basit kilim,yaygı. :   PALA
Bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak. : GÜCÜ
Bez,beze.: GUDDE
Bezekçi. Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta. : NAKKAŞ
Bezekçilikte kullanılan,çok parlak, yeşil ve pembe dalgalı bir çeşit sedefe verilen ad. : ARUSEK
Bezeme,süsleme. :  TEZYİN
Bezikte bir deyim. :   RUBİKON
Bıçak bilemeye yarayan çelikten,çubuk biçiminde araç. :  MASAT
Bıçak,kılıç gibi kesici aletlerin kabzanın içinde kalan bölümü.: PIRAZVANA
Bıçkın Rum delikanlısı.: PALİKARYA
Bıkma,usanma.: GINA
Bıldırcın sökünü. : CURNATA
Biberiye,dişbudak. :  HASALBAN
Biçimsiz. :  AMORF
Bilardo oyununda kullanılan değnek.  :  İSTEKA
Bilardoda ,oyunculardan birinin topunun öteki toplardan birine değdikten sonra geri dönmesini sağlayacak şekilde yapılan vuruş.  :  KLEPS
Bilenmiş  kesici  bir  aracın  yüzünde  kalan  ve  bileyi  taşıyla  giderilen  metal  çapağı, kıl ağı. :   ZAĞ
Bileşik. : MÜREKKEP
Bileşikgillerden şekeri çok bir tür yer elması.  :   BADAT
Bileşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.: TEKESAKALI
Bileşim,bileştirme. : TERKİP
Bilgi ve düşüncesi alınmak üzere kendisine danışılan kimse,bilgili.: DANİŞMENT
Bilgi,ilim,irfan.: DANİŞ
Bilgi,malumat.: TİLİ
Bilgicilik.: SOFİZM
Bilgileri gösteren simgeler dizesi.: KOD
Bilgili,haberli,uyanık. : AGAH
Bilginin saklanması ve üretilmesini konu alan akademik ve mesleki disiplini. :  BİLİŞİM
Bilginler : ARİFAN.
Bilginler,yazarlar,sanatçılar kurulu.: AKADEMİ
Bilgisayar   kullanımında   çözüme   erişmek  için  işlenebilir  duruma  getirilmiş  bilgi ortamı.: VERİTABANI
Bilgisayarda bir depolama ortamı olarak yararlanılan,belli sığası olan,plastik manyetik araçlara verilen ad.  :   DİSKET
Bilgisayarda erişilebilir bellek.: RAM
Bilim doktorlarının ve Kardinallerin giydikleri dört köşe külah yada başlık.  :   BARATA
Bilinç,şuur.: ES
Bilinemezcilik.: LAEDRİYE
Bilinen,adı geçen,sözü edilen.  :  MAHUT
Bilirkişi.: EHLİHİBRE
Billur.:KRİSTAL
Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonat.: KALSİT
Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı. :  TORNET
Bilyeli yatak.: RULMAN
Bin dokuz yüz on iki yılında batan transatlantik. :   TİTANİK
Bin metrekarelik bir alan ölçüsü birimi.: DÖNÜM
Binada genel elektrik sigortası.  :  KOFRA
Binaların önlerinde üstü örtülü  önü açık yer. : REVAK
Bir atom yada molekülden ötekine bir yada daha çok elektronun geçişi olayı. : REDONS  : REDOKS
Bir  borunun ağzına  biçim   vermek,  genişletmek   veya   pürüzlerini   almakta   kullanılan  aygıt. :   RAMBA
Bir  çeşit uzun rende. :  KUSTERE
Bir  geminin  alabildiği  yük  miktarı (.Kuzey  Avrupa'da  kullanılan  200 kg'a  yakın  gemi yüklerine  ve  büyük  miktarda  ticaret  mallarına  değer  biçmeye  yarayan  kütle  ölçü  birimi). :  LASTA
Bir  ilacın  yerine, o  ilaçla  aynı  koşullarda  ve  aynı  biçimde  verilen  etkisiz  ve  zararsız madde. : PLASEBO
Bir  matematiksel   ifadede aldığı  değere  göre  belirli  durumlar  kümesini  saptayan değişken. :   PARAMETRE
Bir  sanatçının, bir  okulun  veya  bir  dönemin  yapıtlarını  toplu  bir  biçimde  sunan  resim sergisi. :   RETROSPEKTİF
Bir  sözcüğün  yerine  başkasını  kullanma  biçiminde  görülen  konuşma  bozukluğu,  söz karışıklığı . : PARAFAZİ
Bir  tiyatro  oyununda  oyuncuların  bir  defada  söylediği parça. : TİRAT
Bir  ülkede  olağanüstü  dönemlerde  devletin  ödeme  süresi  gelmiş  borçlarını  yasayla ertelemesi. : MORATORYUM
Bir akarsu yatağının az eğimli vadi tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği "S" harfine benzer kıvrım.: MENDERES
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı.: ADAPTÖR
Bir Alman denizatlısı tarafından batırılan ve 1915'te ABD'nin 1.Dünya Savaşına girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi.  :   LUSİTANİA
Bir anason türü.(Çorba,sebze ve balık yemeklerinde kullanılır).: PİMPİNEL
Bir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü ve geçici meclis.:KONVANSİYON
Bir arazinin bölünmesi,parsellere ayrılması.:İFRAZ
Bir arazinin çeşitli noktaları arasındaki yükselti farkını ölçmeye yarayan alet,düzeç.:NİVO
Bir aruz vezni. :  REMEL
Bir asitle birleşince bir tuz oluşturan madde.: BAZ
Bir at arabası türü.: LANDON
Bir atardamarın bir noktasında oluşan ur biçiminde gevşeme şişkinliği.: ANEVRİZMA
Bir atımlık barut.: KESİ
Bir av köpeği cinsi. :   ZAĞAR  :   SETER
Bir av köpeği cinsi.:TERİYE
Bir av kuşu. :   ÜVEYİK
Bir avuç dolusu: APAZ
Bir ayakkabıya ağaç veya metal çivi çakmak için delik açmaya yarayan ayakkabıcı aleti.: KAÇABURUK
Bir bakteri türü.: BASİL
Bir baleyi oluşturan adım,figür ve anlatımların bütünü.: KAREOGRAFİ
Bir balık türü.  :  İSKORPİT: ZARGANA
Bir balık türü.: DUBAR
Bir baş rahip yada bir baş rahibe tarafından yönetilen manastır.:ABEYİ
Bir başlık türü.:BÖRK
Bir batarya topun birden ateş etmesi.:SAPARTA
Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi.:SKALA.: ISKALA
Bir bezik oyunu terimi. :   VİDO
Bir bilgiyi gösteren simgeler dizisi.: KOT
Bir binadaki toplantı veya gösterinin yapıldığı yer,/ Tiyatroda dinlenme yeri. :  FUAYE
Bir binanın yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.: GABARİ
Bir borca karşılık hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme.: AKONT
Bir böbrek üstü hormonu. :   KORTİZON
Bir bölgede yetişen bitkilerin hepsi,bitki örtüsü.: FLORA
Bir bölgede yetişen hayvanların tümü.: FAUNA
Bir buçuk dirhem değerinde eski bir ağırlık ölçüsü birimi. :  MİSKAL
Bir buharlı lokomotifin hemen arkasına yerleştirilen ve lokomotifin beslenmesi için gerekli yakıt ve suyu taşıyan araç. :   TENDER
Bir buluşun ve kullanım hakkının kime ait olduğunu gösteren belge. :   BERAT
Bir büyük güç sahibini perde arkasından yöneten kimse.: KAMARİLLA
Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekalet eden diplomat.:  MASLAHATGÜZAR
Bir canlıdaki genlerin tümü.  :   GENOM
Bir caz üslubu (1940'larda ortaya çıktı).:  BOP
Bir cins antilop. : KAV
Bir cins av köpeği.: ZAĞAR
Bir cins bamya. :   OKRA
Bir cins baykuş. : YAPALAK
Bir cins börülce. :  MAŞ
Bir cins doğan. :   ZAĞANOS
Bir cins erik. :  AYNABAKAR
Bir cins güvercin. :   PAL
Bir cins ince,şık dokunmuş patiska. :  NANSUK
Bir cins iri yengeç.:  PAVURYA
Bir cins kokulu sandal ağacı. Bir cins mısır.:   KALEMBEK
Bir cins koyun. : DALABA
Bir cins mimoza : AMBERAĞACI
Bir cins orkide. : ADA
Bir cins pamuklu kumaş.  :   KALİKO
Bir cins parlak kumaş. : KARAMANDOLA
Bir cins pasta. :  EKLER
Bir cins portakal. : NAVEL
Bir cins reçine. : LAKA
Bir cins sülün. :   TURAÇ
Bir cins taze fasulye.:  ANAPA
Bir cins tüylü av köpeği: BARAK
Bir cins, sazana benzer tatlı su balığı. : KARAKEÇİ
Bir cismin hareketinin ölçülmesinde temel alınan nicelik. : MOMENTUM
Bir çakıl taşı türü. : BREŞ
Bir çalışmaya yardım sağlamak için,genellikle açık havada yapılan eğlentili toplantı.: KERMES
Bir çeşit balık ağı.  :  IRIP
Bir çeşit börülce.:  MAŞ
Bir çeşit büyük ve zehirli örümcek.: KUNDA
Bir çeşit çevirme ağı.:  BARABAT
Bir çeşit erkek şalvarı.:  ÇAKŞIR
Bir çeşit hamur yemeği. : PİRUHİ
Bir çeşit ince,çoğu kez çiçekli pamuklu kumaş.  :   MARKİZET
Bir çeşit ipek kumaş.:  KEMHA
Bir çeşit İtalyan peyniri. : PARMİCAN
Bir çeşit kekik. : ZAHTER
Bir çeşit kısa ney.: NISFİYE
Bir çeşit Leh dansı.:  MAZURKA
Bir çeşit pamuklu kumaş. : HASA
Bir çeşit papağan.:  LORİ
Bir çeşit pelte.: PALUZE
Bir çeşit sertçe,ince yünlü kumaş.:  SOF
Bir çeşit testere. :  MUŞER
Bir çeşit top mermisi. : HUMBARA
Bir çeşit Venedik altın akçesine verilen ad.  :  DUKA
Bir çeşit yanardağ kütlesi  : BAZALT
Bir çiçek. :   PAŞAÇADIRI
Bir çift at tarafından çekilen,üstü kapalı,yaylı ve dört tekerlekli binek arabası.:  KARUÇA
Bir çifte kürekli küçük patalya. :  DİNGİ
Bir çocuk oyunu. : KUKA
Bir çok Avrupa ordusunda mızraklı süvarilere verilen ad.:  UHLAN
Bir çok bedensel özelliğiyle file benzeyen,tavşan iriliğinde memeli bir hayvan.:  DAMAN
Bir çok bitkiyle özel bir koku verilmiş,tatlı,bir tür şarap.:  VERMUT
Bir çok Ermeni baş patrik ve patriğin adı.: NERSES
Bir çok kıtadan oluşan şarkı gibi söylenmek üzere yazılmış duygusal şiir,şarkı. : LİED
Bir çok kişi tarafından el ele tutuşarak oynanan bir halk oyunu.: HORA
Bir çok kişinin yaptığı işlerde gayret vermek için kullanılan ünlem.:  YİSA
Bir çok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu,kolayca alev alır,eter kokusunda bir sıvı.:  ASETON
Bir çuval türü.: TELİS
Bir dalda dördü beşi bir arada bulunan meyve kümesi.: ÇATANAK  :  ÇOTANAK
Bir dalganın genlik,evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması.:  MODÜLASYON
Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi belge.:  İLAM
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye veya iskeleye yanını vererek yanaşması.:  ABORDA
Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar.:  AVARYA
Bir deste (52'lik) kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.:  KİNG
 Bir devletin topraklarıyla çevrilmiş,başka bir devlete ait arazi. :  ANKLAV
Bir devletin yada bir şirketin yönetimini birlikte yürüten üç kişilik topluluk. :  TROYKA
Bir dilde yeni sözcükler kullanma. :  NEOLOJİ
Bir dileği yerine getirme.:  İSAF
Bir dilin söz varlığı. :  VOKABÜLER
Bir dizi metal yada bambu dilden oluşan Afrika'ya özgü bir çalgı. :  MBİRA
Bir dokunun sertleşmesi.:  SKLEROZ
Bir duvardaki taş yada tuğla sırası. :   REDE
Bir düğmeyi yada kopçayı tutmaya yarayan halkacık. : BRİT
Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. : ORTAY
Bir düzlemin odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri.:  HİPERBOL
Bir ekin hastalığı.  :   RASTIK
Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.:  AGREMAN
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.:   RESEPTÖR
Bir elektrik devresindeki akımı,başka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt,.değiştirgeç. :  RÖLE
Bir elektrofonun veya başka elektro-akustik sistemin yükseltici ve hoparlörleriyle birlikte kullanılmak üzere tasarlanmış güç yükseltici olmayan radyo alıcısı.: TUNER
Bir elektron tüpünde temel işlevi ikincil yayım üretmek olan elektrot.  :   DİNOT
Bir elma türü. :   APİ
Bir erik türü.:  AYNABAKAR
Bir eser üzerindeki hak.:   TELİF
Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce,geçmiş bir takım başka olguları anlatan ilk bölüm,öndeyiş.:  PROLOG
Bir fal türü.:  CİFİR
Bir fındık çeşidi.:  FOŞA
Bir Fransız halk dansı.:  GAVOT
Bir gemici düğümü,ızbarço bağı.:  ALABORİNA
Bir gemideki malların gösterildiği,boşaltma işlerinin yapılacağı liman idaresine verilecek liste./Bildiri. :  MANİFESTO
Bir geminin alabildiği yük miktarı.:  LASTA
Bir geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak.:  BANDIRA
Bir geminin yüklü su kesimi ile boş su kesimi arasında kalan bölümü.:  FAÇA
Bir geyik türü. :  ÇOPUR
Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça,giysi.. : ROBA
Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça. :  ROBA
Bir görevin yerine getirilmesinde iş ortaklığı. :   SİNERJİ
Bir görüntü,bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için simgelerle göz önünde canlandırıp dile getirme. :  ALEGORİ
Bir gösteri sırasında perde arasındaki dinlenme zamanı.: ANTRAKT
Bir güreş türü.:  KARAKUCAK:  DALMA
Bir halk türküsü.:   MAYA
Bir hava taşıtının belirli bir noktadan uzaklığını ve yön açısından belirlemeyi ve çevredeki hava taşıtlarına kimi komutları iletmeyi sağlayan radar eşgüdümlü hava trafik denetleme sistemi. :  NAVAR
Bir hekimin ustalığı,mahareti.  :  HAZAKAT
Bir Hıristiyan derneği.:  CİZVİT
Bir Hint tanrıçası.:  BRAHMA
Bir Hint tanrısı.:  BRAHMA
Bir hükümdara vergi veren halk. :  RAİYE
Bir ırmağın denize kavuştuğu yerde lığların birikmesiyle oluşan üçgen biçimli ova,delta.:  ÇATALAĞIZ
Bir ile üç yaş arasında bulunan burulmuş erkek sığır. :   TOSUN
Bir ilin en yüksek maliye görevlisi.:  DEFTERDAR
Bir inanışın heyecanı ile coşup kendisinden geçme hali,vecd.:  CEZBE
Bir ipe geçirilmiş yada birbirine bağlanmış yaş yemiş yada sebze bağı.  :   HEVENK
Bir ipe veya çubuğa dizilmiş yada saplarından birbirine bağlanmış yemiş veya sebze bağı.:  HEVENK
Bir iskambil oyunu. : FİTİL: OHEL
Bir İspanyol dansı.:  BOLERO
Bir İspanyol şiir türü.:  ROMANS    
Bir iş için,herhangi bir üst makama yazılan yazı.:  MÜZEKKERE
Bir işi yapmak,bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı.:  AVADANLIK
Bir işin sonunu düşünerek ölçülü,tedbirli davranma.: TEMKİN
Bir işletmenin ani batışı.  :  KRAK
Bir kağıt oyunu. : KANASTA
Bir kalkanın ortasında bulunan,eli korumaya ve oklardan sakınmaya yarayan,genellikle bombeli bölüm.:   UMBO
Bir kap içinde sıvı yağ ve fitilden oluşmuş aydınlatma aracı.:  KANDİL
Bir kasın tümünü veya bir parçasını kesme ameliyatı.:  MİYOTOMİ
Bir keçi yünü türü.:  MOHER
Bir kelimedeki harflerin yerini değiştirerek elde edilen kelime.:  ANAGRAM
Bir kıyıya yada gemiye göre açık deniz. : ALARGA
Bir kilim türü.:  CİCİM
Bir kimse veya bir sorun için halkın olumlu veya olumsuz kanaatinin belirlenmesi amacıyla yapılan oylama. : PLEBİSİT
Bir kimsenin kimlik bilgilerini gösteren kayıt. :  KÜNYE
Bir kitabın kısaltılmış biçimi ve özellikle kısa tarih kitabı. :   EPİTOME
Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışmak amacıyla birkaç yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantı.:SEMİNER
Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama.:BRİFİNG
Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap,harita kitabı.:ATLAS
Bir koy yada lagünün  dar girişi.  :  İNLET
Bir koyun türü.:  DAĞLIÇ
Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturma.: İTAK
Bir köpek cinsi. :  KANİŞ
Bir köpek cinsi.:KANGAL.:  FİNO
Bir köşeden karşı köşeye doğru katlanmış yada kesilmiş olan. : VEREV
Bir kumaş türü.:CANFES.:KREP
Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya dantel dikilerek yapılan işlem.:APLİKASYON
Bir kundak üzerine oturtulan ve zemberekle geçirilen çelik yay. : ARBALET
Bir kurulun,bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri. :  RÜKÜN
Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin  en eski kaptanı.  :  KOMODOR
Bir kuş türü.:  BAŞTANKARA.:REA
Bir kuvvetin uygulandığı kütleyi bir eksen etrafında döndürme eğilimi. :   TORK
Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan etkisi.: KATALİZ
Bir madeni paranın yüzündeki bütün kabartma ve resimlerden daha yüksek bir çıkıntı oluşturan çevre pervazı.:  ARSATA
Bir mekanı örten kemerli yapı.. :   TONOZ
Bir mersinbalığı türü.:  BİZ.:ŞİP
Bir metreküp odun ölçü birimi. :   STER
Bir metrenin milyonda biri. :  MİKRON
Bir meyve. Tüylü Liçi. : RAMBUTAN
Bir meze türü.: TOPİK
Bir Mezopotamya destanı.:  ETANA
Bir Mısır tanrısı.:   PTAH
Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren dingil. :   KRANK
Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren mil.: KRANK
Bir mukavemet yarışını ve bir tüfekle atış yarışını içeren kayak sporu. :   BİATLON
Bir mülk kaça satın alınmışsa,o mülke o para ile sahip olma,önalım.:  ŞUFA
Bir müzik parçasının dinleyicilerin isteği üzerine  bir kez daha çalınması. :  BİS
Bir müzik parçasının hangi hızla çalınması gerektiğini gösteren alet.:  METRONOM
Bir müzik yapıtında kullanılmaya elverişli tüm seslerin oluşturduğu dizi.: SKALA
Bir oda veya mekana açılan,duvar yada çitle çevrili girinti.:  ALKOV
Bir operanın sözlerinin yazılı olduğu kitap.  :  LİBRETTO
Bir organda,bir atardamarın,doku bozukluğu sonucu kan pıhtısı ile tıkanması.:  ENFARKTÜS
Bir organı su vererek yıkayıp temizleme. :  LAVAJ
Bir orkestradaki tüm çalgılarla çalınan bölüm.:  TUTTİ
Bir orman ağacı. : SEKOYA
Bir orta oyunu tipi.:  ZUHURİ
Bir ortaçağ çalgısı.:  JİG
Bir Ortadoğu tanrısı.:  BAAL
Bir ot ve bu otun öğütülmesiyle elde edilen tozdan yapılan bir çeşit tutkal.:  ÇİRİŞ
Bir otomobilin arkasına takılan,insan taşımaya yarayan,tekerlekli,üstü kapalı araç.:  KARAVAN
Bir oyuğa,bir yuvaya yerleştirilmiş tesisat.: ANKASTRE
Bir oyunda,bir filmde dinlenme süresi,ara.:  ANTRAKT
Bir ölçü biriminin önüne getirildiğinde bu birimi binle bölen önek.:  MİLİ
Bir ölüyü toprağa gömme.:  DEFİN
Bir örümcek türü.:  BÖ
Bir palmiye türü. :  DUM
Bir pancar hastalığı.  :   KARABACAK
Bir papağan türü.:  LORİ
Bir parça üzerine paralel çizgiler çizmek için kullanılan alet. : MİHENGİR
Bir parçanın ağır çalınacağını belirten müzik terimi.:  LENTO
Bir parçanın ağır ve görkemli çalınacağını veya söyleneceğini anlatan müzik terimi.:  LARGO
Bir parçanın canlı,neşeli ve hızlı çalınacağını belirten müzik terimi.:  ALLEGRO
Bir parçanın notalarının,ara vermeden birbirine bağlanarak söyleneceğini veya çalınacağını belirten müzik terimi.:  LEGATO
Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa'nın başkenti.: APİA
Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa'nın para birimi.: TALA
Bir Pasifik ülkesi olan Vanuatu'nun para birimi.:  VATU
Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri. : ORDİNO
Bir resim,desen yada alçak kabartmada,bazı nesne ve figür boyutlarının,perspektifin etkisiyle kısalması. :   RAKURSİ
Bir resmi sulandırılmış renklerle boyamaya yada gölgelemeye verilen ad. : LAVİ
Bir roman veya öyküde ikinci derecede bir olay.:  EPİZOT
Bir saç şekli. :  ALABROS
Bir salgı bezi dokusunda,o doku aleyhine gelişen tehlikesiz ur.:  ADENOM
Bir sanatçının tek müzik aleti eşliğinde verdiği konser. : RESİTAL
Bir seçimde adaylardan hiçbirinin gerekli oyu sağlayamaması nedeniyle seçimin sonuçsuz kalması. : BALOTAJ
Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti.:  BEMOL
Bir sıvının içindeki alkol derecesi. :  GRADO
Bir sıvıyı gaz biçiminde püskürten aygıt.:  VAPORİZATÖR
Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz.:  TELESİNEMA
Bir sinir lifini uyarmak için anında devreye giren  bir doğru elektrik akımının sahip olması gereken en düşük şiddet değeri. :   REOBAZ
Bir sonuç çıkartma yolu.:  ANALOJİ
Bir sorunu ele alış,ona bakış biçimi.:  YAKLAŞIM
Bir sözcükteki harflerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcük.:  ANAGRAM
Bir su altı aracı.:  BATİSKAF
Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış tarla. :  GEN
Bir süs bitkisi. :   ŞAKAYIK  :  KÜPE ÇİÇEĞİ  :  KATALPA
Bir süs taşı. :  AMETİST
Bir şarkının,bir filmin deneme kaydı yada çekimi. :   DEMO
Bir şehrin avukatlarının toplandığı meslek kuruluşu.:  BARO
Bir şey için uygun durum,fırsat.:  PUNT
Bir şey üzerindeki gerekli bilgi,kavram.:  NOSYON
Bir şeyden korkmak,ürkmek,çekinmek.:  OCUMAK
Bir şeye dayanan. :  MÜSTENİT
Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma. :  HALT
Bir şeyi bir yerden bir yere götürüp getirmeye yarayan halat.:  VARAGELE
Bir şeyi unutmamak için parmağa bağlanan iplik. : RETİME
Bir şeyin ayrıntılarına girmeden ana çizgilerini belirten.:  KABATASLAK
Bir şeyin balmumu,alçı gibi maddeyle kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin tümü.:  MULAJ
Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.:  RÜKÜN
Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası.:  DİN
Bir şeyin içinde var olan. : MÜNDEMİÇ
Bir şeyin içindeki öz,lup.: EVİN:NÜVE
Bir şeyin kenarını koruyan,süsleyen veya sınırını belirleyen çerçeve.:  BORDÜR
Bir şeyin özü,aslı.:  MAYE
Bir şeyin parçaları arasındaki uygunluk.:  LORANT
Bir şeyin yokluğunu hissetme.  :   ARAMİ
Bir tabanca türü.:  PİŞTOV
Bir takoz türü.:  BAT
Bir tarım aleti,geminin orta bölümü. : BEL
Bir tarikatın müritlerinin yolculukları sırasında konakladıkları, ibadet ve ayin yaptıkları tekkelere verilen ad. :  ZAVİYE
Bir tatlı su balığı:   ÇOTİRA. :  TARANGA
Bir tatu (döğme) türü.  : APAR
Bir tekkenin şeyhi olan kimse.: POSTNİŞİN
Bir televizyon ekranına bağlanan mikrofon yardımıyla,ekrandaki görüntüler eşliğinde şarkı söyleme esasına dayanan oyun.: KARAOKE
Bir tema etrafında oluşan.:  TEMATİK
Bir ticaret senedinin yenilenmesinden alınan komisyon.:  ACYO
Bir ticari ortaklığın kuruluşu sırasında başlangıç sermayesini oluşturmak üzere  ortakların  vermeyi yükümlendikleri değerlerin tümü./ Anonim şirketlerde kurucu ortakların veya sermaye artırımına katılanların şirket sermayesine yaptıkları her türlü katkı. : APOR
Bir tiyatro oyuncusunun seyircilerin duyacağı biçimde ama sanki diğer oyuncular duymuyormuş gibi konuşması veya düşünmesi:. APAR
Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça : TİRAT
Bir tiyatro oyununda,karşısındakinin sözüne gerekli karşılığı verme.:  REPLİK
Bir tiyatro sahnesinin önünde,ışık ve ışıldakların yerleştirildiği,izleyiciye en yakın yer.:  RAMP
Bir tiyatroda en üst balkon. :   PARADİ
Bir toplantıda bulunma karşılığı alınan para,oturum ücreti.:  HAKKIHUZUR
Bir toplumdaki ahlakla ilgili davranış biçimleri. :   TÖRE
Bir tuzla ürününün satıldığı bölgeler. : OROS
Bir tür Amerikan kekliği. : İNAMBU
Bir tür antilop. :  UREBİ
Bir tür asma,Meryem ana asması.:  AKASMA
Bir tür balık ağı. : ABLATYA
Bir tür başlık.  :   KABALAK
Bir tür baykuş.  :  KUKUMAV
Bir tür bıçak.  :  DAĞA
Bir tür cüppe.  :   BİNİŞ
Bir tür çuha. :.EN
Bir tür dana ve öküz derisi.: TELATİN
Bir tür davul.:TİMBAL
Bir tür delikli balık ağı.:  IRIP
Bir tür domino oyunu.:  AZNİF
Bir tür et yemeği. :  PATE
Bir tür ferace. :  ALAVURA
Bir tür filika.:  FUTA
Bir tür gemici düğümü.Izbarço bağı. : ALABORİNA
Bir tür hafif ayakkabı. :   YEMENİ
Bir tür ince dokunmuş çizgi kumaş.: ÇİTARİ
Bir tür ince ipekli kumaş. :   PAPAZİ
Bir tür ince meşin. :  VAKETA
Bir tür İngiliz birası.:  ALE
Bir tür iplik bükme aracı.:  TEŞİ
Bir tür işleme. :  KOPANAKİ
Bir tür jelatin. : AGARAGAR
Bir tür kağıt süslemeciliği.:  EBRU
Bir tür kalın ve ağır çizme. :  TOMAK
Bir tür kalsiyum karbonat.:  ARAGONİT
Bir tür keçe çadır. :  GEDEME
Bir tür kement.:  BOLA
Bir tür kertenkele.  :  BABAKÖŞ: AGAMA:VARAN
Bir tür keten patiska veya basma. : KRETON
Bir tür keten,patiska veya basma.:  KRETON
Bir tür kısa hırka.:  LİBADE
Bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA
Bir tür kukuletalı asker kaputu,yağmurluk.:  AVNİYE
Bir tür kumaş. :  DRA: FLANEL
Bir tür kuzu eti yemeği. :  KAPAMA
Bir tür kürek.:  AYALEMA
Bir tür macun.:  BERŞ
Bir tür mezgit balığı. :  MERLANOS
Bir tür nişasta helvası.:  SABUNİYE
Bir tür org.:   LATERNA
Bir tür ökçesiz ayakkabı,yemeni. :  KALAVRA
Bir tür palmiye.  :   AREKA
Bir tür pamuklu kumaş. :   PAZEN
Bir tür pelte. :   PALUZE
Bir tür perde. :   STOR
Bir tür peynir.  :   EDAM
Bir tür sağlam ve yumuşak dana veya öküz derisi. : TELATİN
Bir tür sert ve fazla kızarmayan domates. :  KAVATA
Bir tür ses alma cihazı.:  DİKTAFON
Bir tür sıçan. :  FARİG
Bir tür sıralaç. :   KALAMAZO
Bir tür soğanlı süs bitkisi.:  AMARİLİS
Bir tür süs kağıdı.: SERPANTİN
Bir tür süsleme sanatı. 18. yy  başında Fransa'da çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bezeme üslubu. : ROKOKO
Bir tür şahin. : LAÇİN
Bir tür şalvar.  :  ELİFİ
Bir tür şeker hamuru.:  NUGA
Bir tür tabanca.:  NAGANT
Bir tür takoz.:  BAT
Bir tür taşkömürü.:  ANTRASİT
Bir tür tozluk.:  GETR
Bir tür verimli balçık.  :   LÖS
Bir tür yağsız ve tuzsuz peynir. :   TELEME
Bir tür yapay mermer.  :  BREŞ
Bir tür yelkenli ve motorlu yarış teknesi.:   REGATA
Bir tür yün örgüsü.  :  HARAŞO
Bir tür yünlü kumaş. :  KAŞE
Bir tür zamk.:  KİTRE:LAK
Bir türün,bir olayın karakteristik yönünü veren.:  SPESİFİK
Bir ulusun başka bir ulusu siyasi ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.: EMPERYALİZM
Bir ülkede yönetime el koyan kimselerden oluşan kurul.: CUNTA
Bir ülkenin iskeleleri arasında gemi işletebilme hakkı. :   KABOTAJ
Bir üzüm cinsi. :  İRİKARA: PAPAZKARASI
Bir üzüm türü.:  KARAGEVREK
Bir varlığın doğası. : NELİK
Bir veya iki çalgı için yazılmış,üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri.:  SONAT
Bir veya iki milimlik pli.  :  NERVÜR
Bir yada iki çalgı için yazılmış üç yada dört bölümden oluşan müzik eseri. :   SONAT
Bir yağ türü.:  BEZİRYAĞI
Bir yapıda dış kapıyla odalar arasındaki giriş bölümü.:  DALAN
Bir yapının Belediyece öngörülen yüksekliği. : GABARİ
Bir yapının iç duvar kaplaması. :  LAMBRİ
Bir yarış  yelkenlisi. :   SNİPE
Bir yaşını geçmiş inek yavrusu.:  DÜVE
Bir yazı sayfasının altına,metnin herhangi bir noktasıyla ilgili olarak yazılan açıklama.:   HAŞİYE
Bir yelkenli türü.:  CÖNK
Bir yengeç türü. :   UCA
Bir yerde biriken sıvıları dışarıya akıtmakta  kullanılan oluk veya boru. : AKAÇ
Bir yere gönderilen eşyanın listesi.:  İRSALİYE
Bir yeri kira ile tutabilmek için sahibine veya içindeki kiracıya açıktan verilen para.:   HAVAPARASI
Bir yetimin veya akılca zayıf birinin malını yöneten kimse. :  VASİ
Bir yılan türü.:   PİTON
Bir yıllık kuzu.:  TOKLU
Bir yol veya geçide girilmemesi için acele yapılan engel :  BARİKAT
Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç. Topoğraf aracı. : NİVO
Bir yüzü içbükey,öbür yüzü dışbükey olan mercek. :  MENİSK
Bir yüzünde Kurtuluş Savaşı,diğer yüzünde ise Cumhuriyetin ilanı canlandırılan,8 Ağustos 1928'de açılan Taksim Atatürk Anıtının İtalyan heykeltıraşı.:  PİETRO CANONİCA
Bir zırhlı gemi türü. :  DRETNOT
Bir zinciri oluşturan halkalardan her biri.  :  BAKLA
Bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpa veya başka taneler.:  MALT
Birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş renkli cam parçacıklarından oluşan,saydam pencere süslemesi veya resim. :  VİTRAY
Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı.:KIRAN
Birbirine sürtünen cisimlerin karşılıklı etkileşimini inceleyen bilim dalı. :   TRİBOLOJİ
Birbirine uygun,karışık. :  MÜMTEZİÇ
Birbiriyle geçinemeyen gemi tayfası. :  ALABABULA
Birçok onayaklı kabukluda orta sularda yaşayan larva biçimi. :  ZOE
Birden çok işletmenin bir grup başkanının yönetimi altında,belirli bir işi gerçekleştirmek amacıyla belirli bir süre için oluşturdukları topluluk.:   POOL
Bireycilik. :  İNDİVİDÜALİZM
Bireyler.:  EFRAT
Biri Amerika'da,diğeri Madagaskar'da yetişen ve yelpaze biçiminde yaprakları olan iki ağacın ortak adı.:  RAVENALA
Biri öne,öteki arkaya bakan,birbirine karşıt iki yüz biçiminde betimlenen eski bir Roma tanrısı.  :İANUS
Bir-iki yaşında koyun. :  ŞİŞEK
Birimlerin başına konulduğunda on katı gösteren bir ek.:  DEKA
Birinci çağın ilk dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları.:  KAMBRİYEN
Birinci Dünya Savaşında Osmanlı ordusunda kullanılan bir tür başlık.:  KABALAK
Birine bir mülkü sahip kılma. :   TEMLİK
Birine karşı gelmek,sert cevap vermek.:  ÇEMKİRMEK
Birinin ölümünü haber veren.:  NAİ
Birler,tekler. :   YEGAN
Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden (prizma) geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü.:  TAYF
Birleşikgillerden hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. :   TARHUN
Birleşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki. :   TEKESAKALI
Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü'nün kısa yazılışı.:   UNESCO
Birlik. :   VAHDET
Birlikte kullanıldığı terimin anlamına aşırılık kazandıran bir müzik terimi.:  ASSAİ
Birmanya (Myanmar) para birimi.  :   KIYAT
Birmanya'da sıradağlar. :   ARAKAN
Birmanya'nın plakası. :   BA
Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak,sentetik maddeden yapılan kaplama.:  ELCİK
Bistüri. :  NEŞTER
Bit yavrusu. :   YAVŞAK
Bit,tahta kurusu gibi böceklerin yumurtası.:  SİRKE
Bit. : KEHLE
Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı.:  FİTOPATOLOJİ
Bitki kökleri,şeker,misk,dövülmüş ceviz veya fındık içi ile yapılan bir tür şekerleme.:DEVAİMİSK
Bitki. :  VİTAL
Bitkilerden elde edilen ilaçlarla hastalıkların tedavisi.:  FİTOTERAPİ
Bitkilere,özellikle ekinlere zarar veren bir böcek.:  BAMBUL
Bitkilerin,hayvanların doku ve sıvılarında bulunan,birleşimi karbon,oksijen,azot,hidrojen ve kükürt olan,suda eriyen,beyaza yakın renkte,yapışkan madde.:  ALBÜMİN
Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer,yurt.:  HABİTAT
Bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval. :   TELİS
Bitkisiz. : AFİTAL
Bizans kiliselerinde kadınlara ayrılan bölüm. :   YİNEKE
Boagillerden,Afrika ve Asya'da yaşayan,zehirsiz,çok güçlü büyük yılan.:  PİTON
Boagillerden,tropikal Amerika'da yaşayan,avını sararak ve sıkarak öldüren yılan.:  ANAKONDA
Bodrum yakınlarında turistik bir belde.:  TÜRKBÜKÜ
Boğa güreşçisi. :   TORERO
Boğa güreşi.:  KORİDA
Boğa,tosun.:  KELE
Boğanotunun güz çiğdemi de denilen bir türü. :  İTBOĞAN
Boğaya tutulan kırmızı şal (Matadorların boğayı yormak ve hırslandırmak için kullandıkları kırmızı renkli kumaş parçası). :   MULETA
Boğaz mukozasının şişmesi,yutak iltihabı.: ANJİN
Bol,verimli,gür.:  FEYYAZ
Bolivya'nın başkenti.  :  LAPAZ
Bolkar dağları ile Ala dağlar kütlesini birbirinden ayıran tektonik çukur.  :  ECEMİŞ
Bolluk,genişlik.:  FERAHİ
Bolu ilinde bir kaplıca.:  SAROT
Bolu yakınlarındaki kayak merkezi. :  KARTALKAYA
Bolu'nun Göynük ilçesinde,doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl.:  SÜNNET GÖLÜ
Bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper.:  KAZAMAT
Borazan kuşu. : AGAMİ
Borç alınan bir paranın belirli zamanlarda ödeneceğini gösteren senetler.:  ESHAM
Borç alma. : İSTİKRAZ
Borç veren,alacaklı  :  DAİN
Borç veren.:  DAYİN
Borç verme anlamında eski bir sözcük. :  İDANE
Borç verme. : İKRAZ
Borçlar.:  DÜYUN
Borda kaplamalarını yerleştirmek için ahşap gemilerin omurgalarına açılan yuva. : AŞOZ
Borneo dağlarında yaşayan sülün. : RALİC
Borsada kesin vadeli değerlerin kuru ile primli değerlerin kuru arasındaki fark. :  EKAR
Boru sesi. :  Tİ
Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan bağlantı parçası. :   RAKOR
Borusunun içinde,ağız deliğinin altında bir tapa (blok veya dil ) bulunan ve ucundan üflenerek çalınan kavallara verilen ad. : DİLLİDÜDÜK
Bostanda yapılan bekçi kulübesi.  :  GÜMELE
Boş alan korkusu.:  KENOFOBİ
Boş,anlamsız söz.:  FASARYA
Boş,çürük,yanlış. :  BATIL
Boş,yararsız  :  MALAYANİ
Boş. :  TEHİ
Boş.,yararsız,.saçma. : ABES
Boşanma. :  TALAK
Boşanmış kadın. :   TALİKA
Boşluk. :  KAVİTE
Boşluk.:  VAKUM
Boşta gezen.:  HAYTA
Boşuna.:  BEYHUDE
Botanikte köksap.:  RİZOM
Botanikte populus olarak tanımlanan söğütgillerden uzun orman ağacı.:  KAVAK
Botanikte,kabuğu çatlamamış meyve kabuğuna verilen ad.:  AKEN
Bovling oyununda devrilmeye çalışılan,üzeri plastik kaplı tahta kuka. :  PİN
Boy,endam. : KAMET
Boy,klan. :  ANAR
Boyacılık ve sepicilikte kullanılan tanence zengin bitkisel özüt.  :  KAŞA
Boyacılıkta kullanılan,nikel ve demire benzeyen,gümüşi renkte bir element.:   KOBALT
Boyalı ve yapışkan suyun üzerine kapamak yoluyla kağıda yapılan bir çeşit dalgalı ve kareli süs.:  EBRU
Boyanmamış seramik rengi. :   ZEM
Boylam uzunluk. :  TUL
Boynuz.:  KARN
Boynuzdan yapılan bir çeşit boru. : NEFİR
Boyu  yüz metreyi aşabilen bir ağaç.: OKALİPTÜS
Boyu 40-60 cm,vücudu silindir biçiminde,gaga gibi ince uzun sivri ağızlı geçici bir balık.:  ZARGANA
Boyunduruk. :   NİR
Boyut.:  BUUT
Boyutları farklı iki gövdeden oluşan tekne tipi.: PRAO
Bozukluk ,yanlışlık. : SAKAMET
Bozukluk,yanlışlık,eksiklik.:  SAKAMET
Bozularak kokuşmuş.:  CILK
Bozulmak,ekşiyip çürümek.:  EPRİMEK
Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi. :  ADRENALİN
Böbürlenme. :   TAFRA
Böcek.:  HAŞERE
Böcekbilim.:  ENTOMOLOJİ
Böceklerde baş ile karın arasında kalan beden bölümü. :  TARAKS
Böcekleri inceleyen bilim dalı.:   ENTOMOLOJİ
Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken arada aldıkları özel biçim. :  NEMF
Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken arada aldıkları özel biçim.:  NEMF
Böğürtlen,diken dutu,it üzümü. : BÜK
Böğürtlen.:  BÜK
Bölüştüren, ayıran, ikilem. : MUKASSİM
Bram Stoker'ın sinemaya da uyarlanmış ünlü korku romanı.:  DRAKULA
Brezilya müziği.(1950'lerin sonlarında ortaya çıkarak halk arasında yaygınlaştı).:   BOSSANOVA
Brezilya'da bir kent. :  NATAL
Brezilya'da büyük kentlerin çevresini saran gecekondulara verilen ad.  :   FAVELA
Brezilya'nın para birimi. : REAL
Brezilya'nın plaka işareti. : BR
Briçte iki manştan oluşan bölüm.:  ROBER
Briçte karşı tarafa ancak bir el vererek çıkarılan oyun. :  ŞLEM
Briçte kazanılan her ele verilen ad.:  LÖVE
Briçte oyunculardan birinin elinde bir renkten hiç kağıt bulunmaması. :  ŞİKAN
Briçte,bir eli üstün bir kağıtla almayıp daha aşağı bir kağıtla almaya verilen ad.:  EMPAS
Bronz. :   TUNÇ
Bu günkü belediyenin Türkiye'de ilk kurulan biçimi. :   ŞEHREMANETİ
Bu günkü Hollanda,Belçika ve Kuzeydoğu  Fransa'ya eskiden verilen ad.:   FELEMENK
Buddha'nın Çin'deki adı.:  FO
Budistlerin  en büyük tanrısı.: TARA
Budizm de ruhun ulaştığı en yüksek mertebeye verilen ad. :   NİRVANA
Budun ön kısmından elde edilen ve kızartmaya elverişli olan dana eti. :   NUAR
Buğday tanesinin olgunlaşmış içi.,bir şeyin özü. :  EVİN
Buğday,toprak gibi şeylerin elendiği iri gözlü kalbur.:  GÖZER
Buhar.  :  İSTİM
Buharlı hamam. :  SAUNA
Bukalemun. :  KAYAKELERİ
Bulanık,net olmayan. :   FLU
Bulaşıcı  hastalıklar  bulunan  bir  ülkeden  gelmiş  insanların  karantinaya  alındıkları  binaya verilen ad.  :   LAZARETTO
Bulaşıcı,geçici.:  SARİ
Bulgar parası. :  LEVA
Bulgaristan'ın plakası. :  BG
Bulgur,biber,soğan,domates gibi şeylerle yapılan ve asma yaprağına sarılıp çiğ olarak yenen bir yemek.  : BAT
Bulmaca anlamında kullanılan bir sözcük.:  ENİGMA
Bulmaca bilim.  :  ENİGMATOLOJİ
Bulut. :  SEHAB
Bunama. :  ATEH
Bunamış.: MATUH
Bundan böyle.  :   BADEMA
Bundan dolayı. :   BİNAENALEYH
Bunun gibi,böyle. : HAKEZA  :  KEZALİK
Burçlar kuşağının dördüncü işareti (Yengeç).:  CANCER
Burdur'da bir baraj.:  ONAÇ
Burgaç,çevri,eğrim. :  ANAFOR
Bursa - Mustafakemalpaşa'da bir kaplıca.  :   DÜMBÜLDEK
Bursa ili Mustafakemalpaşa ilçesinin  eski adı.  :  KİRMASTİ
Bursa'nın Gemlik ilçesinin antik dönemdeki adı.:KİOS
Bursa'nın Mudanya ilçesine bağlı,tamamıyla sit alanı olan Zeytinbağı bucağının eski adı.:  TİRİLYE
Burun boşluğu ile orta kulağı birleştiren boru biçimindeki yola verilen ad.:  ÖSTAKİ
Burun iltihabı. : RİNİT
Burun kanaması. :  EPİSTAKSİS
Burun ve burun boşluğu hastalıklarıyla uğraşan patoloji dalı.:  RİNOLOJİ
Burun. :  ENF
Burunotu.:   ENFİYE
Buzul.:  CUMUDİYE
Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası. :  TOYAKA
Bükme ve fırlatma tekniklerini kullanması ve saldırganın gücünü ve hamlelerini ona karşı kullanmayı amaçlaması bakımından Jiujitsu ve Judo dövüş tekniklerine benzeyen kendini savunma sistemi.:  AİKİDO
Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık. :  KAŞEKSİ
Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık.:  KAŞEKSİ
Bütün denizlerde yetişen,emici köklerle kayalara tutunan,uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu.:  LAMİNARYA
Bütün dünyaya yayılmış küçük yaprak böceği. :  LUPERUS
Bütün Hıristiyan kiliselerinin birleştirilmesini amaçlayan hareket.:  EKÜMENİZM
Bütün vücudu yıkamak.:  ÇİMMEK
Bütünleşme,birleşme.:   ENTEGRASYON
Bütünleşme,birleşme.:  ENTEGRASYON
Bütünsel. :   TOTAL
Büyücü.:  CADI
Büyük araç korunağı,sundurma.  :   HANGAR
Büyük bakraç.Su kovası. :   SİTİL
Büyük balıkçı kayığı. :  ALAMANA
Büyük balıkların göğsüne yapışık olarak yaşayan küçük balıklara verilen ad.:  RAMORA
Büyük bir maymun türü.:  LANGUR
Büyük bira bardağı.:  ŞOP
Büyük boynuzları olan bir yaban koyunu  :  ARGALI
Büyük bölümü hazır olarak buzdolaplarında saklanan,sonradan birleştirilip çabucak hazırlanabilen basit ve standart yiyecek servisinde uzmanlaşmış lokanta.:  SNACK
Büyük bölümü saf metandan oluşan,kolayca tutuşabilen bir gaz.:  GRİZU
Büyük çağlayan.:  ÇAVLAN
Büyük çarpmaları,bölmeleri,kök ve kuvvet alışlarını yapabilmek için bulunan bir yol.:  LOGARİTMA
Büyük çivi. :  ENSER: MIH
Büyük çoğunluğu Moldova'da,az bir bölümü Deliorman,Dobruca,Besarabya ve  Ukrayna'da oturan Ortodoks Türk halkı.:   GAGAVUZ
Büyük delikli kalbur. : SARAT
Büyük devletler. (İngiltere,Fransa,Almanya ve Rusya). :  DÜVELİ MUAZZAMA
Büyük erkek kardeş,ağabey. :  EDE
Büyük hasır çanta.Hasırdan örülmüş saplı torba. :   ZEMBİL
Büyük havan. :  DİBEK
Büyük havuz.:  BİRKE
Büyük Hindistan cevizi. : NARCIL
Büyük ırmak. :  ŞAT
Büyük iplik çilesi.:  KELEP
Büyük kötülük. :   MELANET
Büyük küpeleriyle tanınan ve dinsel inançlarında Hindu,Şiva,Tandra Budhacılığı ve Hathayoga'ya özgü ögeleri birleştiren Şivacı çileciler tarikatı.:    KANPHATAYOGİ
Büyük mağaza.:  BONMARŞE
Büyük Menderes deltasında,zengin bir kuş yapısına sahip olan göl.:  KARİNE
Büyük meşin heybe.  :  HURÇ
Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. :  GELBERİ
Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç.:  GELBERİ
Büyük Okyanus da yer alan,dünyanın en derin çukuru. :  MARİANA
Büyük piliç. :   YARKA:BULADA
Büyük pulluk.Kotan.   :    KUTAN
Büyük Rus kentlerinin yakınındaki tatil evlerine verilen ad.:   DAÇA
Büyük saban.,pulluk anlamında yerel sözcük. :   KOTAN
Büyük sandal. : BARKA:  ŞALUPA
Büyük sıçan.:   KEME
Büyük su kabı.:  BİDON
Büyük tencere.  :   KAÇARULA:HARANA
Büyük ve derin karavana,kazan. :  KERES
Büyük ve görkemli ev. :   KONAK
Büyük ve ulu.:  CELİL
Büyük yelkenli gemi.:   CÖNK
Büyük yılan.:    EJDER
Büyük yün çilesi. :   KELEP
Büyük zoka. :   SİNARA
Büyük,kocaman.:   CESİM
Büyük,yetişkin,yaşlı. :  EKE
Büyük,yumurtamsı,kırmızımsı mavi renkli bir erik türü.:   AYNABAKAR
Büyükbaş yada küçükbaş hayvanların bağırsakları temizlenip içine ciğer,soğan,pirinç ve baharattan oluşan iç doldurularak yapılan dolma. :   BUMBAR DOLMASI
Büyükelçi.:   SEFİR
Büyüklük,irilik.:   CESAMET
Büyüklük,yücelik.  :   İZZET
Büyükşehir,anakent.:   METROPOL
Büyültme. :   AGRANDİSMAN
Büyüme hormonunun aşırı salgılanmasına bağlı olarak ellerde,ayaklarda ve başta aşırı büyüme gibi değişikliklerle belirgin hastalık.:   AKROMEGALİ
Büyümemiş karpuz. : KALAK: ŞALAK
Büyüteç.  :   LUP
Büyütme,abartma.  :   İZAM




Bulmaca Sözlüğü B yazısı toplam 49213 defa okundu
Bulmaca Sözlüğü B | Sözlükler Sayfayı Yazdır    Bulmaca Sözlüğü B | Sözlükler Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Bulmaca Sözlüğü B | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | SözlüklerBulmaca Sözlüğü B | Sözlükler