Bulmaca Sözlüğü A
Kategori : Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü
- A -
Aba terlik.: PANTUFLA Abartı. : MÜBALAĞA ABD Başkanı Eisenhower'in takma adı. : İKE Abdülhak Hamit Tarhan'ın manzum trajedisi. : NESTEREN Abla.: CİCE Acem hükümdarı. : EKASİRE Acemi zeybek.: KIZAN Acemi,bir işe yeni başlayan. : NEVNİYAZ Acemi. : TOR Acı biber.: KAYEN Acı çikolata : BİTTER Acı kavun. : EŞEK HIYARI Acı yitimi. : ANALJEZİ Acıbadem ağacı.: EREZ Acıklı olay,dram. : HAİLE Acıklılık. : FECAAT Aç gözlü.: TAMAHKAR Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel. : ALİDAT Açık alan korkusu.: AGORAFOBİ Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık.: SERE Açık eflatun renk.: KIZILŞAP Açık havada ızgara veya kızartma yapmaya yarayan ocak.: BARBEKÜ Açık kapı ve pencereler arasında oluşan hava cereyanı.: KURANDERE Açık mavi, kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma. : ABİ Açık tohumlardan parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen,yurdu Güney Asya olan,palmiyeye benzer ağaç.: SİKALAR Açık toprak rengi. : BOZ Açık toprak rengi.: BOZ Açık ve yüksek sesle.: CEHREN Açık yeşil ve pembe renkli,kolay işlenen,değerli bir taş. : YEŞİM Açık,ortada.: AYAN Açıkgöz,kurnaz,hin.: EKE Açıkgöz.: CİNGÖZ Açıklık,bellilik.: BEDAHET Açıktan geç,yaklaşma anlamında bir denizcilik ünlemi.: ALARGA Açma,açılış. : KÜŞAT Ad kavmi hükümdarı Şeddad tarafından cennete benzetilerek yaptırılan efsanevi bahçe.:İREM Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.: LOTARYA Ada çayı. : MERYEMİYE Adak. : NEZİR Adalet.: TÜRE Adana ve Mersin yöresinde güğümle doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.: AŞLAMA Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski adı.: KENAN Adem ile Havva'nın üçüncü oğlu. : ŞİT Adet görme. : MENSTRUASYON Adet yokluğu: AMENORE Adı kötüye çıkmış kimse.: BEDNAM Adım aralığı. : FULE Adını anma,sözünü etme.: ZİKİR Adını bugünkü Bogota yakınlarında yaşamış bir yerli kabilesinin efsanevi yöneticisinden alan masalsı altın ülkesi.: ELDORADO Adil hükümdar.:DAVER Afgan halklarından biri. : PEŞTUN Afganistan ve Pakistan kadınlarının yüzlerini örtmek için kullandıkları bir tür peçe: BURKA Afrika kabilelerinde krala verilen ad.: KABAKA Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı. : ZORİLLA Afrika kökenli bir Amerikan müziği.: CAZ Afrika kökenli bir dans.: BAMBULA Afrika misk kedisi. : KALEMİS Afrika ve Asya'nın kurak bölgelerinde yaşayan kemirgen bir hayvan.: GERBİL Afrika zencilerinin çalı çırpıdan yaptıkları çardak gibi barınak.: APATAM Afrika'da gruplar halinde yaşayan ve boyu 30 cm kadar olan memeli bir hayvan.: KUYRUKSÜREN Afrika'da ve Amerika'da yaşayan,iri gövdeli,uzun yapraklı palmiye.: RAFYA Afrika'da bir ağaç. : AKO Afrika'da bir oyun türü. : AVELE Afrika'da bir ülke. : BENİN Afrika'da çitle çevrili bir hayvan barınağı ile çevresindeki evlerden oluşan yerleşme biçimi.: KRAAL Afrika'da yaşayan bir antilop. : KOB Afrika'da yaşayan bir leylek türü.: MARABU Afrika'da yaşayan bir yaban kedisi.: İMPAKA Afrika'da yaşayan iki antilop türünün ortak adı. : GNU Afrika'da yaşayan İnek antilobu. : KAAMA Afrika'da yaşayan iri bir antilop: BEİSA Afrika'da yaşayan ve çok hızlı koşabilen bir antilop. : İMPALA Afrika'da yaşayan,narin ve küçük bedenli bir antilop.: BEİRA Afrika'da yetişen ve parlak kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç.: OKUME Afrika'dan zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı. : HABANERA Afrika'nın en yüksek dağı Kilimanjaro'nun yerli dillerde özgürlük anlamına gelen adı. : UHURU Afrika'nın hızlı koşular için yetiştirilmiş evcil hecin devesi. : MEHARİ Afrika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan iri bir leylek cinsi. : TANTAL Afrika'ya özgü bir tür yaban kedisi.: SERVAL Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu.: FADİK Afyon'un Sandıklı ilçesinde bir kaplıca.: HÜDAİ Afyondan çıkarılan,öksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde. : KODEİN Afyondan elde edilen ve hekimlikte kullanılan bir alkoloit. : PAPAVERİN Agaragar.: JELOZ Ağ : APIŞLIK Ağ yatak. : HAMAK Ağacın reçinesini çıkarmada,boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.: POTAŞE Ağaç bilimi. : DENDROLOJİ Ağaç cilası.: LAK Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağı. : VİNTER Ağaç çivi. : KAVELE Ağaç dallarından yapılmış gölgelik.: ÇARDAK Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.: MARANGOZ Ağaç rendelemekte kullanılan,uzun marangoz rendesi. : PLANYA Ağaç sansarı.: ZERDEVA Ağaç veya demir parçalarını birbirine bağlamakta kullanılan somunlu iri başlı vida: CIVATA Ağaç veya fidan dikmeye yarayan yer.: OYUM Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.: STOR Ağaç veya topraktan yapılmış küçük testi.: BODUÇ Ağaç yada sebze dikmek için açılan çukur. : EMEN Ağaç,bağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur.: EMEN Ağaç,taş ve madenleri oyarak şekil veren usta.: NAKKAR Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. : PUS Ağaçlıklı yol.: ALE Ağaçtan yapılmış iri çekiç.:TOKMAK Ağaçtan yapılmış testi.: SENEK Ağaçtan yapılmış top.: TOMAK Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği,ağdalık.: VİSKOZİTE Ağı otu.: BALDIRAN Ağıl,davar ağılı : ARKAÇ : KOM Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık. : FOROZ Ağır akan su.: KARASU Ağır başlı,uslu. : DÖLEK Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya denize indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi.: ALGARİNA Ağır bir yükün yerden yükseltilmesini sağlayan alet.: KRİKO Ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.Çekek tahtaları,felek. : FİLENK Ağır ritimli bir İspanyol dansı.: BOLERO Ağır tempolu bir İspanyol dansı.: SARABANDA Ağır topuz.:GÜRZ Ağır,kalın,dayanıklı ve sağlam.: KUNT Ağırbaşlı,sözleri ve davranışları ölçülü olan kimse.: DENLİ Ağırbaşlılık.: VAKAR Ağırlama. : İCLAL Ağız kısmı yayvan bakır kap.: ÜSKÜRE Ağız ve dil hareketlerinden yararlanarak,soluk borusuna arka arkaya küçük miktarda hava göndermek için başvurulan soluk alma.: FROG Ağız yangısı. : STOMATİT Ağızdan ağıza söylenen parola. : PASAPAROLA Ağızotu.: YEM Ağrı Dağındaki bir yayla. : ELİ Ağrı dağının eski adı. : ARARAT Ağrı.: VECA Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesine özgü bir tür köfte.: ABDİKÖR Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz.: ÇİPİL Ağustos ayının ilk haftasına denk gelen yazın en sıcak günlerine verilen ad.:EYYAMIBAHUR Ağustos böceği.: ORAK BÖCEĞİ Ağzı çember biçiminde telden yapılma torbaya benzer büyük gözlü ağ. : APOŞİ Ağzı geniş,tek kulplu su kabı: KANATA Ağzı sıkı.:KETUM Ağzın içinde oluşan pamukçuk. : AFT Ağzına kadar dolu.: LEBALEP Ahali,sakinler.: SEKENE Ahbaplık,arkadaşlık,alışkanlık.: ÜNSİYET Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan delik, pencere. : TEMEK Ahi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED Ahize,alıcı,reseptör. : ALMAÇ Ahlaklı.: NEZİH Ahmaklık. : HAMAKAT Ahmet Raşit Öğütçü. : ORHAN KEMAL Ahmet Rıfat'ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.: RUFAİLİK Ahşap ve çubuklarla yapılan ve pencerelere takılan siper.: KAFES Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma.: PEŞMELBA Ahududu. : AĞAÇ ÇİLEĞİ Aids testi. : ELİZA Aids virüsü.: HİV Ailesine bakan./Yoksul: AİL Ajanda.: ANDAÇ Akaç. : DREN Akaju. : MAUN Akanyıldız. : AĞAN : ŞAHAP Akarsu krosu. Sal yarışı.: RAFTİNG Akarsu krosu.: RAFTİNG Akarsu yatağı., mecra. : AKAK Akbaba.: KERKES Akciğer zarı iltihabı.:PNÖMONİ Akciğer. : RİE Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. : RAL Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık.: MALTAHUMMASI Akdeniz yöresinde yetişen ve çiçek tomurcukları turşu yapımında kullanılan bir bitkiye verilen ad. : KEBERE Akdeniz bölgesinde bir akarsu. : ALATA Akdeniz Bölgesinde yaygın bir çiçek.: BEGONVİL Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde bir akarsu.: EŞEN Akdeniz çevresinde bol yetişen,ateşe ve öksürüğe karşı sağaltıcı bir etkisi bulunan,uyarıcı,güçlendirici,yara sağaltıcı olarak da yararlanılan bir bitki.: DALAKOTU Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. : TALASEMİ Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan bir ağaççık.: AYIT Akdeniz ve Marmara'da yaşayan kırmızı renkli,eti lezzetli bir balık. : MAZAK Akdeniz yöresinde görülen çok sıcak rüzgar. : SİROKO Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan bir bitki.: ALFA Akdeniz yöresinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. : HAVACIVA Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.: İSKORÇİNA Akdeniz'de İtalya'ya ait bir ada. : ASİNARA Akdeniz'de yaşayan beyaz etli bir balık. : HANİ Akdeniz'de yaşayan iri karides türü. : NİKA Akdeniz'de yaşayan,pullu,eti beğenilen bir balık.: SİNARİT Akdeniz'de yaşayan,vücudu yassı,pullu,eti lezzetli bir balık.: İŞKİNE Akıcı söz. : SELİS Akıl hastalıklarının genel adı. : PSİKOZ Akıl. : US Akıldışıcılık. : İRRASYONALİZM Akıllı,zeki.: LEBİB Akıllıca. : ALEMİYANE Akılsız,budala. : EBLEH Akıntılı hastalık.: AKARCA Akıtaç. : PİPET Akıtma.: İSALE Akkız otu,mübarek dikeni gibi adlar da verilen ve çiçekli dalları halk hekimliğinde kullanılan otsu bitki.: ŞEVKETİ BOSTAN Akkor. : NARIBEYZA Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.: VOLONTARİZM Aklı başında olmayan,baygın.: BİHUŞ Aklı yatmış. : KAİL Akran,eş.: BEKTAŞ Akran. : TAYDAŞ Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alan,küçük güney takımyıldızı,sunak.: ALTAR Aksaray'da bir baraj. : APA Aksu,ak basma,perde.: KATARAKT Akşam vakti,akşam namazı. : AŞA Aktinyum elementinin simgesi. : AC Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. :AZASERİN Akyuvar. : LÖKOSİT Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu. : ABRAŞ Alaca,iki renkli.: YANAL Alakasız.(Mecazi). : KELALAKA Alamanadan küçük,üç çifte balıkçı kayığı. : MANYAT Alan korkusu.: AGORAFOBİ Alaşım. : HALİTA Alaturka müzikte kullanılan bir tür zilsiz tef.: BENDİR Alavereci. : SPEKÜLATÖR Alay,eğlenme. : MEZEK Alaysı. : İRONİK Alçak kimse. : DENİ Alçalma. : ZÜL Alçı taşı.: JİPS Alçıdan kabartma süsler.Süslemecilik sanatında alçak kabartma tekniğinde,mala ile yapılan alçı süslemeye verilen ad. : MALAKARİ Aldatma,oyun,düzen.: DESİSE Alev.Yalaz. : ALAZ Aleve tutularak pişirilmiş.: FLAMBE Alevi ve Bektaşi müritleri aydınlatmak için düzenlenen cemaatlerde dedelere yapılan yardım veya verilen para.: HAKKULLAH Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad Alevi semahı.: CEM Alışılagelen.: BERMUTAT Alışkanlık.: ÜNSİYET Alışkanlıkla elde edilmiş beceri.: RUTİN Alışma,kaynaşma.: ÜLFET Alışveriş. : AKSATA Alışverişte çok kar amacını güden kimse.: BEZİRGAN Alkalik. : KALEVİ Alkil kökü. : AMİNO Alkolde eriyen hayvani reçine.: GOMALAK Allah'ın buyruklarına uyma.: TAAT Almak,alıp götürmek.: APARMAK Alman,Avusturya,İngiliz,Rus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe.: FELDMAREŞAL Almanca evet.: JA Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca-Yahudice karması dil. : YİDİŞ Almanya ve Avusturya'da kullanılmış eski gümüş para. : TALER Almanya ve İtalya'da resim müzelerine çoğu zaman verilen ad. : PİNOKOTEK Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç.: KAKÜL Alosa'da denilen balık.: TİRSİ Alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş.: PELİKAN Alt,aşağı.:ZİR Altay panteonunda deniz tanrıçası. : AKANA Altı aylığa kadar körpe yaban domuzu.: FESEK Altı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. : KLOŞ Altı düz,üçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne. : ŞARPİ Altı mukavva ile beslenmiş,üstü sırmalı işleme.: DİVAL Altı veya sekiz çift kürekle çekilen dar,uzun bir çeşit kayık : KANCABAŞ Altın alaşımı.: ORÜR Altın kökü. : İPEKA Altın renginde olan.: ALTUNİ Altın ve gümüş eritilen kabın içine konulan çerçeve. : İLİCE Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. : DİBA Altından yapılma,altın rengi. : ZERRİN Altıpatlar da denilen bir tabanca türü.: REVOLVER Altmış santimlik bir uzunluk ölçüsü. : ARŞIN : ENDAZE Altmış yıl.: SİTTİNSENE Altmışlı yılların başlarında doğan bir Jamaika müziği.:SKA Altyapı. : İNFRASTRÜKTÜR Alüminyum,bakır ve magnezyum katılmış çinko alaşımlarına verilen ad. : ZAMAK Alüminyumun simgesi: AL Alüvyon. : LIĞ Alyuvarlar. : ERİTROSİT Amaçlamak.: İSTİHDAF ETMEK Amaçtan şaşmak: ÇAVMAK Amasya'da bir göl. : BORABAY Amasya'nın Taşova ilçesi yakınlarında,sarkıt ve dikitleriyle tanınmış mağara. : BALLICA Amazon bölgesinde bataklık sık orman.: İGAPO Ameliyat bıçağı. : BİSTÜRİ : NEŞTER Ameliyat ipliği. : KATKÜT Amerika ve Avustralya'da yaşayan,kürkü değerli memeli bir hayvan.: OPOSSUM Amerika'da yaşayan, avlanması ve postlarının satılması yasak olan memeli bir hayvan. : OSELO Amerika'da 1917'de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.: LİONS Amerika'da Amazon,Afrika'da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad. : SELVA Amerika'da yaşayan ve yavrularını sırtında taşıyan keseli sıçan. : SARİG Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç,hint bademi.: KAKAO Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaççık.: İKAKO Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan kimi kemiricilerin ortak adı.: AGUTİ Amerikan armudu : AVOKADO Amerikan devesi. : LAMA Amerikanın ekvator bölgesindeki tatlı sularda yaşayan bir kaplumbağa. : MATAMATA Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaca verilen ad. : GUAYAVA Amine Hatun'un Hazreti Muhammed'e hamile kaldığı gece.: REGAİP Amip,akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.: AMİTOZ Amirler. : ÜMERA Amonyak tuzu. : NIŞADIR Amyant. : AKASBEST Ana ırmağa karışan akarsu.: GELEĞEN Ana kent. : METROPOL Ana rahminde doğma zamanını tamamlayamamış veya vaktinden önce düşmüş çocuğa verilen ad. : CENİN Anadolu beyliklerinde donanma askeri. : AZAP Anadolu halklarının ana tanrıçası. : KİBELE Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası,: MA Anadolu'da doğup Karadeniz'e dökülen akarsuların en doğuda olanı.: ÇORUH Anadolu'da Lykia bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri.: PATARA Anadolu'da seyirlik köy oyunlarını düzenleyen kişiye verilen ad.: KIZILAYAK Anadolu'da yüzyıllardan buyana göçerler arasında dokunan bir tür ensiz dokumaya verilen ad. : ÇARPANA Anadolu'nun bazı yörelerinde mercimekli bulgur pilavına verilen ad.: MÜCEDDERE Anadolu'nun bazı yörelerinde tohuma verilen ad. : BİDER Anadolu'nun çeşitli yörelerinde genellikle kadınların vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövme. : DAK Anadolu'nun en eski halkı.: LUVİLER Anadolu'nun güneybatısının antik devirlerdeki adı. : KARİA Anadolu'nun iç ve doğu kesimlerinde yaşayan,toprak altına yuva kuran memeli bir hayvan.: AVURTLAK Anadolu'nun kimi bölgelerinde erkekler arasında yapılan sohbet toplantıları: BARANA Anadolu'ya özgü bir halk oyunu.: TAMZARA Anahtar. : AÇAR Anakent,ana şehir.: METROPOL Anarşizmin rengi.: KARA Anasonsuz üzüm rakısı. : DÜZİKO Anayurdu Meksika olan,odunundan kırmızı boya elde edilen bir ağaç.:BAKAM Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı.: JAKARANDA Angola'nın başkenti.: LUANDA Angola'nın para birimi.: ESKÜDO Anında çeviri.: SİMÜLTANE Anında,hemen.: ALAMİNÜT Anıtkabir'in tasarımını da gerçekleştiren ünlü mimarımız.: EMİN ONAT Anıtmezar. : MOZOLE Ankara keçisinin kılı. : MOHER Ankara ve yöresine özgü iki kişiyle oynanan ağır ritimli bir halk oyunu.: FİDAYDA Ankara yöresine özgü bir halk oyunu.: MİSKET Ankara'daki Hitit Güneşi adlı anıtıyla tanınan,1905-1978 yılları arasında yaşayan heykelcimiz.: NUSRET SUMAN Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde ulusal park kapsamına alınan orman alanı.: SOĞUKSU Anket. : SORMACA Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası.: BEYİT Anlambilim.: SEMANTİK Anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.: BÖĞÜRMEK Anlaşma,uyuşma. : ANTANT Anlatışta düzgünlük.: FESAHAT Anlayış. : İZAN: FERASET Anlayışlı.:FERASETLİ.: ZEYREK Anlayışsız,ahmak,kalın kafalı.: GABİ Ansızın gelen bela,sıkıntı. : MUSİBET Antakya'da,bir çok dinsel yapı bulunan ve tabiatı koruma alanı kapsamına alınan dağ.: HABİBNECCAR Antalya ilinde antik bir kent.: SİMENA Antalya körfezinin batı kıyısında bir burun. : GELİDONYA Antalya Körfezinin batı kıyısında bir koy ve burun.: ADRASAN Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı.: TEKE Antalya yöresine özgü,kaburga kemiği ve pirinçle yapılan bir yemek.: LABA Antalya'da bir baraj.: ALAKIR Antalya'da bir mağara. : KARAİN Antalya'da Kale ve Finike ilçeleri arasında yer alan kıyı gölü.: BEYMELEK Antalya'da Manavgat çayı üzerinde bir baraj ve hidroelektrik santralı.: OYMAPINAR Antalya'da tanınmış bir mağara.: DAMLATAŞ Antalya'nın Elmalı ilçesinde tabiatı koruma alanı kapsamına alınan ve Toros sediri ağaçlarıyla kaplı olan orman alanı. : ÇIĞLIKARA Antalya'nın eski adı.: ADALYa Antalya'nın Lara bölgesinde,yaklaşık 150 kuş türünü barındıran bir göl.: YAMANSAZ Antalya'ya özgü tahinle yapılan bir yiyecek. : HİBEŞ Antarktika'da etkin bir yanardağ.: EREBUS Antepfıstığıgillerden,sıcak bölgelerde yetişen,kabuğu hekimlikte,yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç. : SOMAK Antik çağda daha çok mezar taşı işlevi gören ama adak,anı veya sınır taşı olarak da dikilen taş levha.: STEL Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad. : GALATYA Antik çağlarda,Anadolu'nun güneybatısına verilen ad.: LİKYA Antik Yunan'da,konserler verilen,şiirler okunan,oyunlar oynanan,genellikle dikdörtgen biçiminde,üzeri kapalı yapı.: ODEON Antiller'de ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen,kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi.: MARANTA Antimon'un simgesi. : SB Antlaşma:. MUAHEDE Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme.Lavman.: TENKİYE Apandis iltihabı.: APANDİSİT Aptal. : ALIK: ŞAVALAK Ara,arasında.: BEYN Ara. : ANTRAKT Araba oku.: ARIŞ Araba okunun ekseni. : İK : İĞ Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval.: GERİ Araba vapuru. : FERİBOT Arabacı.: KOÇAŞ Arabada saman yüklenen taşıma sepeti. : ÇİTEN Arabistan plakası. : KSA Arabistan yarımadasında yaşayan bir çok Arap kabilesinin ortak adı. : MAZİN Arabistan'da çeşitli yerlerde kurulan pazarlar.: SUK Aracısız,doğrudan. : BİLVASITA Arap abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunan bir yazı biçimi. : GUBARİ Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü. : CELİ : HİLALİ.: TALİK Arap alfabesinin her hangi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni. : EBCET Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri. : FANTAZMA Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri.: FANTAZYA Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.: ARABİST Arap erkek giyiminde,kefiyenin kaymaması için başa geçirilen ayarlı çember.Yün çember bağ. : AGEL Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.: RIKA Arap harfleriyle yazılmış metinlerde kısa ünlüleri göstermek için kullanılan işaret.: HAREKE Arap reisinin evi. : ZAMALA Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.: KUFİ Arapça çok karanlık gece.: LEYLA Arapça da ben. : ENE Arapça dilbilgisinde fiil çekim örneklerini içeren kitap.: EMSİLE Arapça el yazısı biçimi. : RIKA Arapça kuş.:TAYR Arapça zarf yapan gibi anlamında benzetme öneki.: KE Arapça'da domuz. : HINZIR Arapça'da inandık anlamında bir söz.: AMENNA Arapların başlarındaki serpuş. : KEFİYE Arapların Recep ayında kestikleri kurban.: ATİRE Araz. : İLİNEK Arazi üzerinde serilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren geometrik biçimli tahta lata. : MİRA Arazide dikilen işaret çubuğu. : ARDA Ardıç kozalağı. : EFİN Argo da adam,herif anlamında söz. : LAVUK Argo da ahlaksız kimse. : KAYARTO Argo da esrar. : OT Argo da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. : LÜP Argo da orta yaşlı erkek. : KIRANTA Argo'da aptal,sersem.: GEBEŞ Argo'da çirkin kimseye verilen ad.: KOKOROZ Argo'da dikizleme.: RONT Argo'da dolap.: KETENPERE Argo'da dost,metres anlamında sözcük.: GACO.: ZAMKİNOS Argo'da fahişe.: KEVAŞE Argo'da gizli dost.: AŞNAFİŞNE Argo'da görgüsüz,kaba saba kimseye verilen ad.: ZONTA Argo'da hamama verilen ad.: TATO Argo'da hile,düzen,tuzak.: TONGA Argo'da kağıt para.:PAPEL Argo'da lira anlamında kullanılan sözcük.:OSKİ Argo'da metres.:MANTİNOTA Argo'da rakı.:ANZAROT Argo'da sersem,budala,ahmak.: HIRT Argo'da silahla yapılan hırsızlık.: TUFA Argo'da sövme,sövgü.: KALAY Argo'da tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.: MANİTA Argo'da tavla oyununda kullanılan zar.: KEMİK Argo'da vurgun anlamında sözcük.: TUFA Argo'da yolsuzca veya zorla elde edilen mal.: KAPAROZ Argo'da,şuna bak,hale bak anlamında bir sözcük.: KİTAKSİ Argoda alay. : SARAKA Argoda altın lira. : OSKİ Argoda bit. : MACAR Argoda cebi delik. : KOKOROZ Argoda çalmak ,aşırmak. : AŞIRAMENTO Argoda değersiz,kötü. : KITIPİYOZ : KITIPİYOS Argoda değersiz,önemsiz,derme çatma. : CAVALACOZ Argoda genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad. : LAÇO Argoda git defol anlamında sözcük. : NAŞ Argoda giysi. : FAÇA Argoda gizli yer. : SOTA Argoda gösteriş,çalım. : AFİ Argoda gözetleme. : ERKETE Argoda güzel giyimli,çok şık. : APİKO Argoda külhanbeyi tavırlı kimse. : ADADİYOZ Argoda oynaş. : AFTOS Argoda uydurma söz,yalan.: KITIR Arı beyi.:ANAARI Arı kil. : KAOLİN Arıların çıkardığı bir tür salgı.. : EĞİR Arıların kovan deliğini kapatmak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde,balmumu.: KİREBOLU Aristokrasi.: ZADEGAN Aristoteles'in şiir anlayışından alınan ve sanat yapıtını birtakım kurallara bağlı olmakla birlikte dünyanın bir taklidi olarak tanımlayan terim. : MİMESİS Arjantin'in plaka işareti.: RA Ark.Kıvılcım. : ŞERARE Arka. : PEŞ : AKAB Arkadaş,geceleri konuşulup dertleşilen dost.: SEMİR Arkadaş. : ENİSE Arkadaş.:YAREN : REFİK Arkalıksız iskemle. : SEKMEN Arkalıksız küçük iskemle. : OTURAK Arkalıksız,alçak,yumuşak,ayakları gözükmeyen oturacak. : PUF Arkası kabarık,oturak yeri geniş koltuk. : BERJER Arkası yırtmaçlı resmi ceket. : CEKETATAY Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi.: REDİNGOT Arkeolojide antik kentlerin mezarlarına verilen ad. : NEKROPOL Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kabı.: RİTON Armağan,karşılıksız verilen: PEŞKEŞ Armut biçiminde ipek telli Vietnam lavtası. : TİBA Arnavutluk para birimi. : LEK Arnavutluk'un plakası : AL Arpa,buğday ve benzerlerinin kalburdan geçirilmiş bölümü.: ELENTİ Arsenik. : ZIRNIK Arsız sokak çocuğu,piç. : KOPİL Arşının sekizde bir uzunluğunda ölçü birimi.: URUP Arşiv.:BELGELİK Arta kalan. : BAKİ Artırma yoluyla yapılan satış.: MEZAT Artvin ilinde,Sahara yaylası ile birlikte ulusal park kapsamına alınan ve doğal güzelliğiyle tanınan bir göl.: KARAGÖL Artvin ilinde,ulusal park kapsamına alınan ünlü yayla.:SAHARA Artvin'in Ardanuç ilçesinde ünlü bir yayla.: BİLBİLAN Artvin'in eski adı. : LİVANE Aruz ölçülerinden biri. : REMEL Aruz ölçüsünde kısa okunması gereken bir heceyi,kalıba uydurmak için uzatma. : İMALE As.: KAKIM : ERMİN Asalak bilimi. : PARAZİTOLOJİ Asalak. : TUFEYLİ : EKTİ Asbestli çimentodan yapılan bir çatı kaplama gereci.: ETERNİT Asgari,minimum.: MİNİMAL Asık suratlı,somurtkan. : ABUS Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi.: NÖRON Asıl,unsur,hipostaz.: UKNUM Asilzade,derebeyi.: ALPAGUT Asit. : HAMIZ Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. : KOKART Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi.: DEVŞİRME Asker,ordu. : LEŞKER Asker,ordu.: CEYŞ Asker. : SÜ Asker.: SÜ Askeri ataşe.. : ATAŞEMİLİTER Askeri donatımın metal bölümlerini temizlemek için kullanılan üstübeç,alkol ve sabun karışımı madde. : ASTİKA Askeri mahkeme.:DİVANIHARP Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.: BAŞIBOZUK Askerlik çağı.: ESNAN Aslan takımyıldızının Latince adı.: LEO Asma biti. : FİLOKSİRA Asma filizinin rengi,açık yeşil renk.: FİLİZİ Asma kütüğü.: REZ Asma,kavun,karpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalı.: TEVEK Asma,yukarı kaldırma. : TALİK Asmalık.:BAĞ Aspiratör.: EMMEÇ Ast. : MADUN Astarlık bir kumaş türü.: SOF Astronomi alanındaki buluşları,matematik,doğa bilimleri,coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla ünlü,Orta Çağın en büyük bilginlerinden biri.: BİRUNİ Astronomi. : FELEKİYE Asurlular tarafından kurulan ticaret kolonilerine verilen ad.: KARUM Asya ve Afrika'da yaşayan,güzel ötüşlü küçük bir kuş.: BENGALİ Asya'da bir göl.: URMİYE Asya'da bir ırmak. : OBİ : OKA Asya'da ve Malezya takımadalarında yetişen yelpaze yapraklı büyük boylu palmiye.: KORİFA Aşağı derece.: DEREKE Aşağılık kimseler,alçaklar anlamında eski sözcük.: EDANİ Aşı boyası. : OKR Aşık ve bilye oyunlarında kullanılan, içi oyulup kurşun akıtılarak ağırlaştırılmış boyalı kemik.: AKAT Aşık kemiği. : KAP : TALUS Aşık olmaktan duyulan korku. : AMOROFOBİ Aşılanmamış zeytin ağacı,yabani ağaç.: DELİCE Aşırı iştahlı.:EKİL Aşırı iştahsızlık. : ANOREKSİ Aşırı kitap okuma tutkusu.: BİBLİYOMANİ Aşırı sembolist sanatçılara verilen isim.(19. Asır sonlarında görüldü).: DEKADAN Aşırı şişmanlık. : OBEZİTE Aşırı ulusçuluk.: ŞOVENİZM Aşiret. : OYMAK Aşk ateşi. : OD Aşk. : SEVİ Aşkla ilgili,kösnül.: EROTİK Aşure kazanını karıştırmak için kullanılan uzun saplı,yayvan uçlu kepçe.: MABLAK At ahırı. : TAVLA At arabalarının tekerleğine geçirilen demir çember. : ŞINA At eğitimi ve bu eğitimin yapıldığı yer. : MANEJ At eğitimi yapılan alan.: MANEJ At gezdirmeliği. : PADOK At koşturup karşı takım oyuncularına değnek atarak topluca oynanan eski bir Türk oyunu.:CİRİT At tüyünün rengi. : DON At üretilen çiftlik. : HARA At ve eşek yavrusu.: KULUN At ve kısrak sürüsüne verilen ad.: ÜREK At veya araba uşağı. : İSPİR At yarışlarında kullanılan klasik engele verilen ad. : OKSER At,eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı. : TOYNAK At,köpek gibi evcil bir hayvanın soy kütüğü. : PEDİGRİ Ata bakan,tımar eden kimse,at bakıcısı.: SEYİS Atardamar bozukluğu. : ARTERİT Atardamar. : ARTER Atardamarda kanın pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.: AMBOLİ Atasözlerine dayanan didaktik Çin-Japon şiiri. : Pİ Ateş anlamına gelen Sanskritçe sözcük.: AGNİ Ateş böceği. : ARUSEK Ateş. : KOR : NAR Ateşe tapanlar,Zerdüşt dinine bağlı olanlar. : MUGAN Ateşli silah çapı. : KALİBRE Ateşli silahlarda atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde.: CEPHANE Ateşperest. : MECUSİ Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır. : ÜTME Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.: UÇKUN Atgillerden soyu tükenmiş olan küçük,çevik bir yaban atı.: TARPAN Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç : GEM Atıcılık sporunda bir dal.:SKEET.:TRAP.: BALTRAP Atıcılık. : RİMAYET Atılmış,eğrilmeye hazırlanmış,top biçiminde yün veya pamuk: TULUP Atın ağzına takılan demir araç. : GEM Atın başındaki süsler. : OYAN Atın bir koşma biçimi.: RAHVAN Atın bir tür hızlı yürüyüşü.: EŞKİN Atın eşkin yürüyüşü. : LİNK: ADETA Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü.: TIRIS Atın kişnemesi. : OKRAMA Atıştırmalık. : SNACK BAR Atik,çevik.: ÇALAK Atilla İlhan'ın lakabı : KAPTAN Atlara binilerek değneklerle oynanan bir çeşit top oyunu.: POLO Atların ağzına takılan kantarma türlerinden biri. : PELEM Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.: KİLİT Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen hastalık. : ARPALAMA Atların boynuna takılan muska,değerli taş,hayvan tırnağı gibi şeylere eski Türklerde verilen ad.: MONCUK Atların taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.: VAN Atlas çiçeği.: KAKTÜS Atlas. : SATEN Atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli,yüksekçe yer.: PODYUM Atletizmde on ayrı dalda yapılan yarışma.: DEKATLON Atlı savaşçı. : ŞÖVALYE Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş.: MUYMUL Atmaca,doğan.: LAÇIN Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri,rüzgar,yıldırım,yağmur,dolu gibi olaylara verilen genel ad.: METEOR Atmosferin 11 km kalınlığında olan ilk katmanı. : TROPOSFER Atmosferin,yeryüzünden 80 km yükseklikte başlayan son tabakası.: İYONOSFER Atom çekirdeğinde her bir (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik.: PROTON Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı. : NÜKLEON Atom parçacığı. : PARTİKÜL Atölye. : İŞLİK Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi. : FERMA Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi.: FERMA Av vergisi,av resmi. : SAYDİYE Av. : ŞİKAR Ava alıştırılamayan bir tür doğan. : ESPERİ Avcı çantası.: CELBE Avcı kulübesi Avcı pusu yeri. : AVSİN. : EVSİN Avcı kulübesi.: GÜME Avcılar için göl kenarında yapılmış kulübe. : BECENE Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu. : ÖNEZE Avda hiçbir şey öldüremeyen veya tutamayan avcı için kullanılan sözcük.: MAZET Avı çekmek için dökülen yem.: DADAMIK Avlamak istediği yaban domuzu tarafından öldürülen,Bybloslu genç Fenike tanrısı.: ADONİS Avlu.,iki ve daha çok katlı ev,sofa. : HANAY Avrupa Birliğine üye ülkelerin ortak para birimi.: EURO Avrupa Futbol Birliği'nin kısaltması.: UEFA Avrupa uzay ajansı. : ESA Avrupa uzay araştırmaları örgütü. : ESLO Avrupa ve Kafkasya'nın yüksek dağlarında yaşayan bir cins dağ keçisi.: ŞAMUA Avrupa Yayın Birliği. : EBU Avrupa'da 18. asırda egemen olan İtalyan opera tarzının adı.: NAPOLİTEN Avrupa'da bir ırmak. : İNN Avrupa'da yaşayan bol renkli iri bir kelebek türü. : ADELA Avrupa'nın en büyük gölü. : LADOGA Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad. : MANDARİN Avşa adasına verilen ad.: TÜRKELİ Avşa adasında yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen kırmızı üzüm cinsi. : ADAKARASI Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamına verilen ad : DAVA VEKİLİ Avukatların meslek örgütü. : BARO Avustralya tavuğu'da denilen bir kuş. : MELİ Avustralya'da yaşayan bir cins devekuşu. : EMU Avustralya'da yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı.: VALABİ Avustralya'da yaşayan keseli ağaççıl memeli hayvan.: KOALA Avustralya'da yaşayan,ağır gövdeli,kısa bacaklı hayvan.: VOMBAT Ay ( kamer ) takviminin beşinci ayı,büyük tövbe ayı.: CEMAZİYÜLEVVEL Ay ağılı,hale. :AYLA Ay çiçeğine verilen bir başka ad.: GÜNEBAKAN Ay takviminde on birinci ay. : ZİLKADE Ay takviminin yedinci ayı.: RECEP Ayağa kalkmak. : KIYAM Ayağa vurulan halka,köstek,pranga.: BUKAĞI Ayağı kayma,sürçme. : ZEL Ayağı sakat olan.: ÇOLPA Ayağı sekili at.: ALABACAK Ayağına çabuk,atik,çevik.: ÇALAK Ayak : KADEM Ayak bakımı.:PEDİKÜR Ayak bastı parası. : KADEMİYE Ayak bilekliği.. : HALHAL Ayak takımı.: PARYA Ayak topu. : FUTBOL Ayakkabı bağı.: BAĞCIK Ayakkabı boyama. : LOSTRA Ayakkabı çekeceği. : KERATA Ayakkabı kalıbının çapı. : LORTA Ayakkabı yapıştırıcısı. : ÇİRİŞ Ayakkabı,çanta yapımında kullanılan parlak deri.: RUGAN Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.: MAKİNETA Ayakkabıların altına çakılan demir.: NALÇA Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.: FİYAPA Ayakkabının ön tarafında dikişle ayrılmış burun bölümü. : MASKARATA Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan,kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk.: GETR Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. : SAYA Ayaklı,taşınır ocak.: MALTIZ Ayaklık. : PEDAL Ayakta duran. : KAİM Ayarı bozuk (para). : NASARA : NASERE Aydın ilinde bir baraj.: MADRAN Aydın yöresinde,kadınların kına gecesi,düğün,bayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad.: ULADA Aydınlatma,ışıklandırma.: TENVİR Ayın etkisiyle huyunun değiştiği düşünülen kimse.: AYSAR Ayın on dördü.: BEDİR Ayırıcı duvar,cidar.: ÇEPİÇ Ayırmaç.:FARİKA Ayırtman. : MÜMEYYİZ Aylandız da denilen ve gölge ağacı olarak dikilen kötü kokulu bir ağaç. : KOKARAĞAÇ Aymaz. : GAFİL Aynı adlı karabiberden elde edilen bir tür içki. : KAVA Aynı adlı keçi türünün ince,yumuşak,parlak yünü.: TİFTİK Aynı cins. : HETEROJEN Aynı cinsten şeyler arasındaki ince fark.: NÜANS Aynı işi yapan esnafın bulunduğu çarşı. : ARASTA Aynı oranda aynı element oluşumunda ama farklı özellik taşıyan iki bileşikten biri.: İZOMER Aynı rengin çeşitli tonlarıyla yapılan resim. : KAMAYÖ Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu.:TRUP Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu.: KONVOY Ayrıca değerli taşlarla süslü olmayan altın veya gümüşten yapılmış kuyumculuk işleri.: SADEKARİ Ayrılış,ayrılık. : FİRKAT Ayrılma. : İNFİRAK Ayrılmış,dağınık. : MÜTEFERRİK Ayrıntılar.: MÜFREDAT Ayvalık ilçesindeki ünlü turistik tepe: ŞEYTAN SOFRASI Az aydınlık yerlerde görememe biçiminde beliren göz hastalığı: TAVUKKARASI Az bulunan,nadir.:TURFA Az eğimli arazi.: BAYIR Az kavrulmuş un ve tavuk eti dövülerek yapılan,pelte kıvamında yöresel bir yemeğe verilen ad. : HERİSE Az miktarda.: CÜZİ Az pişmiş et. : TATARİ Az sözle çok şey anlatma. : İCAZ Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma. : GROGREN Azalma. : FİRE Azap.: EZİNÇ Azerbaycan'ın başkenti.: BAKÜ Azerbaycan'ın para birimi.: MANAT Azerbaycanlı ünlü yazar.: ANAR Azgın,kızgın hayvan.: AKUR Azı dişi.: NAB Azılı atları zaptetmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.: KANTARMA Azınlık,azlık. : EKALLİYET Aziz mezarı.: RAVZA Azman bir midye çeşidi.: PİNES Azmış yara.: BICILGAN Azotun bir başka adı. : NİTROJEN
Bulmaca Sözlüğü A yazısı toplam 2848 defa okundu
Bağlantılı Yazılar
|