Bulmaca Sözlüğü A | Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü A | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü A | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü A | Sözlükler



Bulmaca Sözlüğü A | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü A | Sözlükler Bulmaca Sözlüğü A | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | Sözlükler
 
Bulmaca Sözlüğü A
Kategori : Sözlükler

Bulmaca Sözlüğü  

                  - A -

Aba terlik.: PANTUFLA
Abartı. : MÜBALAĞA
ABD Başkanı Eisenhower'in takma adı. :   İKE
Abdülhak Hamit Tarhan'ın manzum trajedisi. :  NESTEREN
Abla.: CİCE
Acem hükümdarı. :  EKASİRE
Acemi zeybek.: KIZAN
Acemi,bir işe yeni başlayan. : NEVNİYAZ
Acemi. : TOR
Acı biber.: KAYEN
Acı çikolata :  BİTTER
Acı kavun. :  EŞEK HIYARI
Acı yitimi. : ANALJEZİ
Acıbadem ağacı.: EREZ
Acıklı olay,dram. : HAİLE
Acıklılık. : FECAAT
Aç gözlü.: TAMAHKAR
Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel. : ALİDAT
Açık alan korkusu.: AGORAFOBİ
Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık.: SERE
Açık eflatun renk.: KIZILŞAP
Açık havada ızgara veya kızartma yapmaya yarayan ocak.: BARBEKÜ
Açık kapı ve pencereler arasında oluşan hava cereyanı.: KURANDERE
Açık mavi, kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma. : ABİ
Açık tohumlardan parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen,yurdu Güney Asya olan,palmiyeye benzer ağaç.:  SİKALAR
Açık toprak rengi. : BOZ
Açık toprak rengi.: BOZ
Açık ve yüksek sesle.: CEHREN
Açık yeşil ve pembe renkli,kolay işlenen,değerli bir taş. : YEŞİM
Açık,ortada.:  AYAN
Açıkgöz,kurnaz,hin.: EKE
Açıkgöz.: CİNGÖZ
Açıklık,bellilik.: BEDAHET
Açıktan geç,yaklaşma anlamında bir denizcilik ünlemi.: ALARGA
Açma,açılış.  :   KÜŞAT
Ad kavmi hükümdarı Şeddad tarafından cennete benzetilerek yaptırılan efsanevi bahçe.:İREM
Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.: LOTARYA
Ada çayı. : MERYEMİYE
Adak. : NEZİR
Adalet.: TÜRE
Adana ve Mersin yöresinde güğümle doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.: AŞLAMA
Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski adı.: KENAN
Adem ile Havva'nın üçüncü oğlu. :   ŞİT
Adet görme. : MENSTRUASYON
Adet yokluğu: AMENORE
Adı kötüye çıkmış kimse.: BEDNAM
Adım aralığı.  :  FULE
Adını anma,sözünü etme.: ZİKİR
Adını bugünkü Bogota yakınlarında yaşamış bir yerli kabilesinin efsanevi yöneticisinden alan masalsı altın ülkesi.: ELDORADO
Adil hükümdar.:DAVER
Afgan halklarından biri. :   PEŞTUN
Afganistan ve Pakistan kadınlarının yüzlerini örtmek için kullandıkları bir tür peçe:  BURKA
Afrika kabilelerinde krala verilen ad.: KABAKA
Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı. :   ZORİLLA
Afrika kökenli bir Amerikan müziği.: CAZ
Afrika kökenli bir dans.: BAMBULA
Afrika misk kedisi. :   KALEMİS
Afrika ve Asya'nın kurak bölgelerinde yaşayan kemirgen bir hayvan.: GERBİL
Afrika zencilerinin çalı çırpıdan yaptıkları çardak gibi barınak.: APATAM
Afrika'da   gruplar   halinde   yaşayan   ve   boyu   30 cm   kadar   olan   memeli   bir  hayvan.: KUYRUKSÜREN
Afrika'da  ve Amerika'da yaşayan,iri gövdeli,uzun yapraklı palmiye.: RAFYA
Afrika'da bir ağaç. : AKO
Afrika'da bir oyun türü. :  AVELE
Afrika'da bir ülke. : BENİN
Afrika'da çitle çevrili bir hayvan barınağı ile çevresindeki evlerden oluşan yerleşme biçimi.: KRAAL
Afrika'da yaşayan bir antilop. : KOB
Afrika'da yaşayan bir leylek türü.: MARABU
Afrika'da yaşayan bir yaban kedisi.: İMPAKA
Afrika'da yaşayan iki antilop türünün ortak adı. :  GNU
Afrika'da yaşayan İnek antilobu. :  KAAMA
Afrika'da yaşayan iri bir antilop: BEİSA
Afrika'da yaşayan ve çok hızlı koşabilen  bir antilop. :  İMPALA
Afrika'da yaşayan,narin ve küçük bedenli bir antilop.: BEİRA
Afrika'da yetişen ve parlak kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç.: OKUME
Afrika'dan  zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı. :  HABANERA
Afrika'nın   en   yüksek   dağı   Kilimanjaro'nun   yerli   dillerde   özgürlük   anlamına   gelen  adı. :   UHURU
Afrika'nın hızlı koşular için yetiştirilmiş evcil hecin devesi. :  MEHARİ
Afrika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan  iri bir leylek cinsi. : TANTAL
Afrika'ya özgü bir tür yaban kedisi.: SERVAL
Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu.: FADİK
Afyon'un Sandıklı ilçesinde bir kaplıca.: HÜDAİ
Afyondan çıkarılan,öksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde.  :   KODEİN
Afyondan elde edilen ve hekimlikte kullanılan bir alkoloit. :   PAPAVERİN
Agaragar.: JELOZ
Ağ :  APIŞLIK
Ağ yatak. : HAMAK
Ağacın reçinesini çıkarmada,boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.: POTAŞE
Ağaç bilimi. : DENDROLOJİ
Ağaç cilası.: LAK
Ağaç çemberler  üzerine örülmüş  torba biçiminde balık ağı. :  VİNTER
Ağaç çivi.  :  KAVELE
Ağaç dallarından yapılmış gölgelik.: ÇARDAK
Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.: MARANGOZ
Ağaç rendelemekte kullanılan,uzun marangoz rendesi. :   PLANYA
Ağaç sansarı.: ZERDEVA
Ağaç veya demir parçalarını birbirine bağlamakta kullanılan somunlu iri başlı vida: CIVATA
Ağaç veya fidan dikmeye yarayan yer.: OYUM
Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.: STOR
Ağaç veya topraktan yapılmış küçük testi.: BODUÇ
Ağaç yada sebze dikmek için açılan çukur. :  EMEN
Ağaç,bağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur.: EMEN
Ağaç,taş ve madenleri oyarak şekil veren usta.: NAKKAR
Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. : PUS
Ağaçlıklı yol.: ALE
Ağaçtan yapılmış iri çekiç.:TOKMAK
Ağaçtan yapılmış testi.: SENEK
Ağaçtan yapılmış top.: TOMAK
Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği,ağdalık.: VİSKOZİTE
Ağı otu.: BALDIRAN
Ağıl,davar ağılı : ARKAÇ : KOM
Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık. :  FOROZ
Ağır akan su.: KARASU
Ağır başlı,uslu. : DÖLEK
Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya denize indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi.: ALGARİNA
Ağır bir yükün yerden yükseltilmesini sağlayan alet.: KRİKO
Ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.Çekek tahtaları,felek. : FİLENK
Ağır ritimli bir İspanyol dansı.: BOLERO
Ağır tempolu bir İspanyol dansı.: SARABANDA
Ağır topuz.:GÜRZ
Ağır,kalın,dayanıklı ve sağlam.: KUNT
Ağırbaşlı,sözleri ve davranışları ölçülü olan kimse.: DENLİ
Ağırbaşlılık.: VAKAR
Ağırlama. :  İCLAL
Ağız kısmı yayvan bakır kap.: ÜSKÜRE
Ağız ve dil hareketlerinden yararlanarak,soluk borusuna arka arkaya küçük miktarda hava göndermek için başvurulan soluk alma.: FROG
Ağız yangısı. : STOMATİT
Ağızdan ağıza söylenen parola. : PASAPAROLA
Ağızotu.: YEM
Ağrı Dağındaki bir yayla. :  ELİ
Ağrı dağının eski adı. :  ARARAT
Ağrı.: VECA
Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesine özgü bir tür köfte.: ABDİKÖR
Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz.: ÇİPİL
Ağustos ayının ilk haftasına denk gelen yazın en sıcak günlerine verilen ad.:EYYAMIBAHUR
Ağustos böceği.: ORAK BÖCEĞİ
Ağzı çember biçiminde telden yapılma torbaya benzer büyük gözlü ağ. : APOŞİ
Ağzı geniş,tek kulplu su kabı: KANATA
Ağzı sıkı.:KETUM
Ağzın içinde oluşan pamukçuk. : AFT
Ağzına kadar dolu.: LEBALEP
Ahali,sakinler.: SEKENE
Ahbaplık,arkadaşlık,alışkanlık.: ÜNSİYET
Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan delik, pencere. :   TEMEK
Ahi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. :   ŞED
Ahize,alıcı,reseptör. : ALMAÇ
Ahlaklı.: NEZİH
Ahmaklık. : HAMAKAT
Ahmet Raşit Öğütçü. :   ORHAN KEMAL
Ahmet Rıfat'ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.: RUFAİLİK
Ahşap ve çubuklarla yapılan ve pencerelere takılan siper.: KAFES
Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma.: PEŞMELBA
Ahududu. : AĞAÇ ÇİLEĞİ 
Aids testi.  :  ELİZA
Aids virüsü.: HİV
Ailesine bakan./Yoksul: AİL
Ajanda.: ANDAÇ
Akaç. :  DREN
Akaju. : MAUN
Akanyıldız. : AĞAN : ŞAHAP
Akarsu krosu. Sal yarışı.: RAFTİNG
Akarsu krosu.: RAFTİNG
Akarsu yatağı., mecra. : AKAK
Akbaba.: KERKES
Akciğer zarı iltihabı.:PNÖMONİ
Akciğer. : RİE
Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. :   RAL
Akdeniz  ülkelerinde  görülen, en  çok  keçi  sütü  ile  bulaşan  ateşli  bir hastalık.: MALTAHUMMASI
Akdeniz  yöresinde  yetişen  ve  çiçek  tomurcukları  turşu  yapımında  kullanılan  bir  bitkiye verilen ad. :  KEBERE
Akdeniz bölgesinde bir akarsu. :  ALATA
Akdeniz Bölgesinde yaygın bir çiçek.: BEGONVİL
Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde bir akarsu.: EŞEN
Akdeniz çevresinde bol yetişen,ateşe ve öksürüğe karşı sağaltıcı bir etkisi bulunan,uyarıcı,güçlendirici,yara sağaltıcı olarak da yararlanılan bir bitki.: DALAKOTU
Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. :   TALASEMİ
Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan bir ağaççık.: AYIT
Akdeniz ve Marmara'da yaşayan kırmızı renkli,eti lezzetli bir balık. : MAZAK
Akdeniz yöresinde görülen  çok sıcak rüzgar. : SİROKO
Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan bir bitki.: ALFA
Akdeniz yöresinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. : HAVACIVA
Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.: İSKORÇİNA
Akdeniz'de İtalya'ya ait bir ada. :   ASİNARA
Akdeniz'de yaşayan beyaz etli bir balık. :  HANİ
Akdeniz'de yaşayan iri karides türü. : NİKA
Akdeniz'de yaşayan,pullu,eti beğenilen bir balık.: SİNARİT
Akdeniz'de yaşayan,vücudu yassı,pullu,eti lezzetli bir balık.: İŞKİNE
Akıcı söz. :  SELİS
Akıl hastalıklarının genel adı. :   PSİKOZ 
Akıl. :  US
Akıldışıcılık. :  İRRASYONALİZM
Akıllı,zeki.: LEBİB
Akıllıca. : ALEMİYANE
Akılsız,budala.  :  EBLEH
Akıntılı hastalık.: AKARCA
Akıtaç. :   PİPET
Akıtma.: İSALE
Akkız otu,mübarek dikeni gibi adlar da verilen ve çiçekli dalları halk hekimliğinde kullanılan otsu bitki.:  ŞEVKETİ BOSTAN
Akkor. :  NARIBEYZA
Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.: VOLONTARİZM
Aklı başında olmayan,baygın.: BİHUŞ
Aklı yatmış. : KAİL
Akran,eş.: BEKTAŞ
Akran. :   TAYDAŞ
Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alan,küçük güney takımyıldızı,sunak.: ALTAR
Aksaray'da bir baraj. : APA
Aksu,ak basma,perde.: KATARAKT
Akşam vakti,akşam namazı.  :   AŞA
Aktinyum elementinin simgesi. : AC
Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. :AZASERİN
Akyuvar.  :  LÖKOSİT
Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu. : ABRAŞ
Alaca,iki renkli.: YANAL
Alakasız.(Mecazi). :  KELALAKA
Alamanadan küçük,üç çifte balıkçı kayığı. : MANYAT
Alan korkusu.: AGORAFOBİ
Alaşım. : HALİTA
Alaturka müzikte kullanılan bir tür zilsiz tef.:   BENDİR
Alavereci. :  SPEKÜLATÖR
Alay,eğlenme. : MEZEK
Alaysı.  :  İRONİK
Alçak   kimse. : DENİ
Alçalma. :  ZÜL
Alçı taşı.: JİPS
Alçıdan  kabartma süsler.Süslemecilik sanatında alçak kabartma tekniğinde,mala ile yapılan alçı süslemeye verilen ad. :  MALAKARİ
Aldatma,oyun,düzen.: DESİSE
Alev.Yalaz. : ALAZ
Aleve tutularak pişirilmiş.: FLAMBE
Alevi ve Bektaşi müritleri aydınlatmak için düzenlenen cemaatlerde dedelere yapılan yardım veya verilen para.: HAKKULLAH
Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad Alevi semahı.: CEM
Alışılagelen.: BERMUTAT
Alışkanlık.: ÜNSİYET
Alışkanlıkla elde edilmiş beceri.: RUTİN
Alışma,kaynaşma.: ÜLFET
Alışveriş. : AKSATA
Alışverişte çok kar amacını güden kimse.: BEZİRGAN
Alkalik. : KALEVİ
Alkil kökü. : AMİNO
Alkolde eriyen hayvani reçine.: GOMALAK
Allah'ın buyruklarına uyma.: TAAT
Almak,alıp götürmek.:  APARMAK
Alman,Avusturya,İngiliz,Rus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe.: FELDMAREŞAL
Almanca evet.: JA
Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca-Yahudice karması dil. : YİDİŞ
Almanya ve Avusturya'da kullanılmış eski gümüş para. : TALER
Almanya ve İtalya'da resim müzelerine çoğu zaman verilen ad. : PİNOKOTEK
Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç.: KAKÜL
Alosa'da denilen balık.: TİRSİ
Alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş.: PELİKAN
Alt,aşağı.:ZİR
Altay panteonunda deniz tanrıçası. : AKANA  
Altı aylığa kadar körpe yaban domuzu.: FESEK
Altı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. :  KLOŞ
Altı düz,üçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne. :   ŞARPİ
Altı mukavva ile beslenmiş,üstü sırmalı işleme.: DİVAL
Altı veya sekiz çift kürekle çekilen dar,uzun bir çeşit kayık : KANCABAŞ
Altın alaşımı.: ORÜR
Altın kökü.  :  İPEKA
Altın renginde olan.: ALTUNİ
Altın ve gümüş eritilen kabın içine konulan çerçeve. :   İLİCE
Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. :  DİBA
Altından yapılma,altın rengi. :   ZERRİN
Altıpatlar da denilen bir tabanca türü.: REVOLVER
Altmış santimlik bir uzunluk ölçüsü. :  ARŞIN : ENDAZE
Altmış yıl.: SİTTİNSENE
Altmışlı yılların başlarında doğan bir Jamaika müziği.:SKA
Altyapı. : İNFRASTRÜKTÜR
Alüminyum,bakır ve magnezyum katılmış çinko alaşımlarına verilen ad. :  ZAMAK
Alüminyumun simgesi: AL
Alüvyon. : LIĞ
Alyuvarlar. :  ERİTROSİT
Amaçlamak.:  İSTİHDAF ETMEK
Amaçtan şaşmak: ÇAVMAK
Amasya'da bir göl. : BORABAY
Amasya'nın Taşova ilçesi yakınlarında,sarkıt ve dikitleriyle tanınmış mağara.  :  BALLICA
Amazon bölgesinde bataklık sık orman.: İGAPO
Ameliyat bıçağı. :   BİSTÜRİ  :  NEŞTER
Ameliyat ipliği. :   KATKÜT
Amerika ve Avustralya'da yaşayan,kürkü değerli memeli bir hayvan.: OPOSSUM
Amerika'da   yaşayan,  avlanması   ve  postlarının  satılması  yasak  olan  memeli  bir  hayvan. : OSELO
Amerika'da 1917'de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.: LİONS
Amerika'da Amazon,Afrika'da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad. :   SELVA
Amerika'da yaşayan ve yavrularını sırtında taşıyan keseli sıçan. :   SARİG
Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç,hint bademi.: KAKAO
Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaççık.: İKAKO
Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan kimi kemiricilerin ortak adı.: AGUTİ
Amerikan armudu : AVOKADO
Amerikan devesi. :   LAMA
Amerikanın  ekvator bölgesindeki tatlı sularda yaşayan bir kaplumbağa. : MATAMATA
Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaca verilen ad. :  GUAYAVA
Amine Hatun'un Hazreti Muhammed'e hamile kaldığı gece.: REGAİP
Amip,akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.: AMİTOZ
Amirler. : ÜMERA
Amonyak tuzu. :   NIŞADIR
Amyant.  : AKASBEST
Ana ırmağa karışan akarsu.: GELEĞEN
Ana kent. :  METROPOL
Ana rahminde doğma zamanını tamamlayamamış veya vaktinden önce düşmüş çocuğa verilen ad. : CENİN
Anadolu beyliklerinde donanma askeri.  : AZAP
Anadolu halklarının ana tanrıçası.  :  KİBELE
Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası,: MA
Anadolu'da doğup Karadeniz'e dökülen akarsuların en doğuda olanı.: ÇORUH
Anadolu'da Lykia bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri.: PATARA
Anadolu'da seyirlik köy oyunlarını düzenleyen kişiye verilen ad.: KIZILAYAK
Anadolu'da yüzyıllardan buyana göçerler arasında dokunan bir tür ensiz dokumaya verilen ad. : ÇARPANA
Anadolu'nun bazı yörelerinde mercimekli bulgur pilavına verilen ad.: MÜCEDDERE
Anadolu'nun bazı yörelerinde tohuma verilen ad. :  BİDER
Anadolu'nun çeşitli yörelerinde genellikle kadınların vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövme.  :   DAK
Anadolu'nun en eski halkı.: LUVİLER
Anadolu'nun güneybatısının antik devirlerdeki adı. :   KARİA
Anadolu'nun iç ve doğu kesimlerinde yaşayan,toprak altına yuva kuran memeli bir hayvan.: AVURTLAK
Anadolu'nun kimi bölgelerinde erkekler arasında yapılan sohbet toplantıları:  BARANA
Anadolu'ya özgü bir halk oyunu.:  TAMZARA
Anahtar. : AÇAR
Anakent,ana şehir.:  METROPOL
Anarşizmin rengi.: KARA
Anasonsuz üzüm rakısı. :  DÜZİKO
Anayurdu Meksika olan,odunundan kırmızı boya elde edilen bir ağaç.:BAKAM
Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile  Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı.: JAKARANDA
Angola'nın başkenti.: LUANDA
Angola'nın para birimi.: ESKÜDO
Anında çeviri.: SİMÜLTANE
Anında,hemen.: ALAMİNÜT
Anıtkabir'in tasarımını da gerçekleştiren ünlü mimarımız.: EMİN ONAT
Anıtmezar. : MOZOLE
Ankara keçisinin kılı. :  MOHER
Ankara ve yöresine özgü iki kişiyle oynanan ağır ritimli bir halk oyunu.: FİDAYDA
Ankara yöresine özgü bir halk oyunu.: MİSKET
Ankara'daki Hitit Güneşi adlı anıtıyla tanınan,1905-1978 yılları arasında yaşayan heykelcimiz.: NUSRET SUMAN
Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde ulusal park kapsamına alınan orman alanı.: SOĞUKSU
Anket. : SORMACA
Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası.: BEYİT
Anlambilim.: SEMANTİK
Anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.: BÖĞÜRMEK
Anlaşma,uyuşma. :   ANTANT
Anlatışta düzgünlük.: FESAHAT
Anlayış.  :   İZAN: FERASET
Anlayışlı.:FERASETLİ.: ZEYREK
Anlayışsız,ahmak,kalın kafalı.: GABİ
Ansızın gelen bela,sıkıntı. : MUSİBET
Antakya'da,bir çok dinsel yapı bulunan ve tabiatı koruma alanı kapsamına alınan dağ.: HABİBNECCAR
Antalya ilinde antik bir kent.: SİMENA
Antalya körfezinin batı kıyısında bir burun. :  GELİDONYA
Antalya Körfezinin batı kıyısında bir koy ve burun.: ADRASAN
Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı.:  TEKE
Antalya yöresine özgü,kaburga kemiği ve pirinçle yapılan bir yemek.: LABA
Antalya'da bir baraj.: ALAKIR
Antalya'da bir mağara. :  KARAİN
Antalya'da Kale ve Finike ilçeleri arasında yer alan kıyı gölü.: BEYMELEK
Antalya'da Manavgat çayı üzerinde bir baraj ve hidroelektrik santralı.: OYMAPINAR
Antalya'da tanınmış bir mağara.: DAMLATAŞ
Antalya'nın Elmalı ilçesinde tabiatı koruma alanı kapsamına alınan ve Toros sediri ağaçlarıyla kaplı olan orman alanı. :  ÇIĞLIKARA
Antalya'nın eski adı.: ADALYa
Antalya'nın Lara bölgesinde,yaklaşık 150 kuş türünü barındıran bir göl.: YAMANSAZ
Antalya'ya özgü tahinle  yapılan bir yiyecek. :  HİBEŞ
Antarktika'da etkin bir yanardağ.: EREBUS
Antepfıstığıgillerden,sıcak bölgelerde yetişen,kabuğu hekimlikte,yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç. :   SOMAK
Antik çağda daha çok mezar taşı işlevi gören ama adak,anı veya sınır taşı olarak da dikilen taş levha.: STEL
Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad. : GALATYA
Antik çağlarda,Anadolu'nun güneybatısına verilen ad.: LİKYA
Antik Yunan'da,konserler verilen,şiirler okunan,oyunlar oynanan,genellikle dikdörtgen biçiminde,üzeri kapalı yapı.: ODEON
Antiller'de ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen,kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi.: MARANTA
Antimon'un simgesi. :  SB
Antlaşma:. MUAHEDE
Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme.Lavman.: TENKİYE
Apandis iltihabı.: APANDİSİT
Aptal. : ALIK: ŞAVALAK
Ara,arasında.: BEYN
Ara.     : ANTRAKT
Araba oku.: ARIŞ
Araba okunun ekseni. :  İK : İĞ
Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval.: GERİ
Araba vapuru. :  FERİBOT
Arabacı.: KOÇAŞ
Arabada saman yüklenen taşıma sepeti. : ÇİTEN
Arabistan plakası. :   KSA
Arabistan yarımadasında yaşayan bir çok Arap kabilesinin ortak adı. :   MAZİN
Arabistan'da çeşitli yerlerde kurulan pazarlar.: SUK
Aracısız,doğrudan. : BİLVASITA
Arap  abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunan bir yazı biçimi. :  GUBARİ
Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü. :   CELİ : HİLALİ.: TALİK
Arap alfabesinin her hangi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni. :  EBCET
Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri.  :   FANTAZMA
Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri.: FANTAZYA
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.: ARABİST
Arap erkek giyiminde,kefiyenin kaymaması için başa geçirilen ayarlı çember.Yün çember bağ. : AGEL
Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.: RIKA
Arap harfleriyle yazılmış metinlerde kısa ünlüleri göstermek için kullanılan işaret.: HAREKE
Arap reisinin evi. :   ZAMALA
Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.: KUFİ
Arapça çok karanlık gece.: LEYLA
Arapça da ben. : ENE
Arapça dilbilgisinde fiil çekim örneklerini içeren kitap.: EMSİLE
Arapça el yazısı biçimi. : RIKA
Arapça kuş.:TAYR
Arapça zarf yapan gibi anlamında benzetme öneki.: KE
Arapça'da domuz.  :   HINZIR
Arapça'da inandık anlamında bir söz.: AMENNA
Arapların başlarındaki serpuş.  :  KEFİYE
Arapların Recep ayında kestikleri kurban.:  ATİRE
Araz. : İLİNEK
Arazi  üzerinde  serilmiş  bir  işaret  noktasının  düşeyini  gösteren  geometrik  biçimli  tahta lata. :  MİRA
Arazide dikilen işaret çubuğu.  :    ARDA
Ardıç kozalağı. :  EFİN
Argo da adam,herif anlamında söz.  :  LAVUK
Argo da ahlaksız kimse.  :   KAYARTO
Argo da esrar. :  OT
Argo da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. :  LÜP
Argo da orta yaşlı erkek. :   KIRANTA
Argo'da aptal,sersem.: GEBEŞ
Argo'da çirkin kimseye verilen ad.: KOKOROZ
Argo'da dikizleme.: RONT
Argo'da dolap.: KETENPERE
Argo'da dost,metres anlamında sözcük.: GACO.: ZAMKİNOS
Argo'da fahişe.: KEVAŞE
Argo'da gizli dost.: AŞNAFİŞNE
Argo'da görgüsüz,kaba saba kimseye verilen ad.: ZONTA
Argo'da hamama verilen ad.: TATO
Argo'da hile,düzen,tuzak.: TONGA
Argo'da kağıt para.:PAPEL
Argo'da lira anlamında kullanılan sözcük.:OSKİ
Argo'da metres.:MANTİNOTA
Argo'da rakı.:ANZAROT
Argo'da sersem,budala,ahmak.: HIRT
Argo'da silahla yapılan hırsızlık.: TUFA
Argo'da sövme,sövgü.: KALAY
Argo'da tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.: MANİTA
Argo'da tavla oyununda kullanılan zar.: KEMİK
Argo'da vurgun anlamında sözcük.: TUFA
Argo'da yolsuzca veya zorla elde edilen mal.: KAPAROZ
Argo'da,şuna bak,hale bak anlamında bir sözcük.: KİTAKSİ
Argoda alay. : SARAKA
Argoda altın lira. :   OSKİ
Argoda bit. :  MACAR
Argoda cebi delik. : KOKOROZ
Argoda çalmak  ,aşırmak. :  AŞIRAMENTO
Argoda değersiz,kötü. :   KITIPİYOZ  :  KITIPİYOS
Argoda değersiz,önemsiz,derme çatma. : CAVALACOZ
Argoda genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad. :  LAÇO
Argoda git defol anlamında sözcük. : NAŞ
Argoda giysi.  :   FAÇA
Argoda gizli yer. :  SOTA
Argoda gösteriş,çalım. : AFİ
Argoda gözetleme. : ERKETE
Argoda güzel giyimli,çok şık. : APİKO
Argoda külhanbeyi tavırlı kimse. : ADADİYOZ
Argoda oynaş. : AFTOS
Argoda uydurma söz,yalan.: KITIR
Arı beyi.:ANAARI
Arı kil. :  KAOLİN
Arıların çıkardığı bir tür salgı.. :   EĞİR
Arıların kovan deliğini kapatmak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde,balmumu.: KİREBOLU
Aristokrasi.: ZADEGAN
Aristoteles'in  şiir anlayışından alınan  ve sanat yapıtını birtakım kurallara bağlı olmakla birlikte dünyanın bir taklidi olarak tanımlayan terim. : MİMESİS
Arjantin'in plaka işareti.: RA
Ark.Kıvılcım. : ŞERARE
Arka. :   PEŞ  : AKAB
Arkadaş,geceleri konuşulup dertleşilen dost.: SEMİR
Arkadaş. :  ENİSE
Arkadaş.:YAREN : REFİK
Arkalıksız iskemle.  :   SEKMEN
Arkalıksız küçük iskemle. :  OTURAK
Arkalıksız,alçak,yumuşak,ayakları gözükmeyen oturacak. :  PUF
Arkası kabarık,oturak yeri geniş koltuk.  :  BERJER
Arkası yırtmaçlı resmi ceket. : CEKETATAY
Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi.:  REDİNGOT
Arkeolojide antik kentlerin mezarlarına verilen ad. : NEKROPOL
Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kabı.: RİTON
Armağan,karşılıksız verilen:  PEŞKEŞ
Armut biçiminde ipek telli Vietnam lavtası. :   TİBA
Arnavutluk para birimi. :  LEK
Arnavutluk'un plakası : AL
Arpa,buğday ve benzerlerinin kalburdan geçirilmiş bölümü.:  ELENTİ
Arsenik. :   ZIRNIK
Arsız sokak çocuğu,piç. :  KOPİL
Arşının sekizde bir uzunluğunda ölçü birimi.:  URUP
Arşiv.:BELGELİK
Arta kalan. : BAKİ
Artırma yoluyla yapılan satış.:  MEZAT
Artvin ilinde,Sahara yaylası ile birlikte ulusal park kapsamına  alınan ve doğal güzelliğiyle tanınan bir göl.: KARAGÖL
Artvin ilinde,ulusal park kapsamına alınan ünlü yayla.:SAHARA
Artvin'in Ardanuç ilçesinde ünlü bir yayla.: BİLBİLAN
Artvin'in eski adı. : LİVANE
Aruz ölçülerinden biri. : REMEL
Aruz ölçüsünde kısa okunması gereken bir heceyi,kalıba uydurmak için uzatma. :  İMALE
As.: KAKIM  :  ERMİN 
Asalak bilimi. :   PARAZİTOLOJİ
Asalak. : TUFEYLİ : EKTİ
Asbestli çimentodan yapılan bir çatı kaplama gereci.:  ETERNİT
Asgari,minimum.:  MİNİMAL
Asık suratlı,somurtkan. :  ABUS
Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi.: NÖRON
Asıl,unsur,hipostaz.: UKNUM
Asilzade,derebeyi.: ALPAGUT
Asit. : HAMIZ
Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. :  KOKART
Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi.:  DEVŞİRME
Asker,ordu. :  LEŞKER
Asker,ordu.: CEYŞ
Asker. :  SÜ
Asker.: SÜ
Askeri ataşe..  :  ATAŞEMİLİTER
Askeri donatımın metal bölümlerini temizlemek için kullanılan üstübeç,alkol ve sabun karışımı madde. :  ASTİKA
Askeri mahkeme.:DİVANIHARP
Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.: BAŞIBOZUK
Askerlik çağı.: ESNAN
Aslan takımyıldızının Latince adı.: LEO
Asma biti. : FİLOKSİRA
Asma filizinin rengi,açık yeşil renk.: FİLİZİ
Asma kütüğü.: REZ
Asma,kavun,karpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalı.: TEVEK
Asma,yukarı kaldırma. :   TALİK
Asmalık.:BAĞ
Aspiratör.: EMMEÇ
Ast. : MADUN
Astarlık bir kumaş türü.: SOF
Astronomi alanındaki buluşları,matematik,doğa bilimleri,coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla ünlü,Orta Çağın en büyük bilginlerinden biri.: BİRUNİ
Astronomi.  :  FELEKİYE
Asurlular tarafından kurulan ticaret kolonilerine verilen ad.: KARUM
Asya ve Afrika'da yaşayan,güzel ötüşlü küçük bir kuş.: BENGALİ
Asya'da bir göl.: URMİYE
Asya'da bir ırmak. : OBİ : OKA
Asya'da ve Malezya takımadalarında yetişen yelpaze yapraklı büyük boylu palmiye.: KORİFA
Aşağı derece.: DEREKE
Aşağılık kimseler,alçaklar anlamında eski sözcük.: EDANİ
Aşı boyası. :   OKR
Aşık  ve  bilye  oyunlarında  kullanılan, içi  oyulup  kurşun  akıtılarak  ağırlaştırılmış  boyalı kemik.: AKAT
Aşık kemiği. :  KAP : TALUS
Aşık olmaktan duyulan korku. :   AMOROFOBİ
Aşılanmamış zeytin ağacı,yabani ağaç.: DELİCE
Aşırı iştahlı.:EKİL
Aşırı iştahsızlık. : ANOREKSİ
Aşırı kitap okuma tutkusu.:  BİBLİYOMANİ
Aşırı sembolist sanatçılara verilen isim.(19. Asır sonlarında görüldü).:  DEKADAN
Aşırı şişmanlık. : OBEZİTE
Aşırı ulusçuluk.: ŞOVENİZM
Aşiret. : OYMAK
Aşk ateşi. : OD
Aşk. : SEVİ
Aşkla ilgili,kösnül.: EROTİK
Aşure kazanını karıştırmak için kullanılan uzun saplı,yayvan uçlu kepçe.:  MABLAK
At ahırı. : TAVLA
At arabalarının tekerleğine geçirilen demir çember. :   ŞINA
At eğitimi ve bu eğitimin yapıldığı yer. : MANEJ
At eğitimi yapılan alan.: MANEJ
At gezdirmeliği. : PADOK
At koşturup karşı takım oyuncularına değnek atarak topluca oynanan eski bir Türk oyunu.:CİRİT
At tüyünün rengi. : DON
At üretilen çiftlik. : HARA
At ve eşek yavrusu.: KULUN
At ve kısrak sürüsüne verilen ad.:  ÜREK
At veya araba uşağı. : İSPİR
At yarışlarında kullanılan klasik engele verilen ad. : OKSER
At,eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı. :   TOYNAK
At,köpek gibi evcil bir hayvanın soy kütüğü. :   PEDİGRİ
Ata bakan,tımar eden kimse,at bakıcısı.: SEYİS
Atardamar bozukluğu. : ARTERİT
Atardamar. : ARTER
Atardamarda kanın pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.: AMBOLİ
Atasözlerine dayanan didaktik Çin-Japon şiiri. : Pİ
Ateş anlamına gelen Sanskritçe sözcük.: AGNİ
Ateş böceği. : ARUSEK
Ateş. : KOR : NAR
Ateşe tapanlar,Zerdüşt dinine bağlı olanlar. : MUGAN
Ateşli silah çapı.  :   KALİBRE
Ateşli silahlarda atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde.: CEPHANE
Ateşperest. :  MECUSİ
Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır. :   ÜTME
Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.: UÇKUN
Atgillerden soyu tükenmiş olan küçük,çevik bir yaban atı.: TARPAN
Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç : GEM
Atıcılık sporunda bir dal.:SKEET.:TRAP.: BALTRAP
Atıcılık. : RİMAYET
Atılmış,eğrilmeye hazırlanmış,top biçiminde yün veya pamuk:  TULUP
Atın ağzına takılan demir araç.  :  GEM
Atın başındaki süsler. :   OYAN
Atın bir koşma biçimi.: RAHVAN
Atın bir tür hızlı yürüyüşü.:  EŞKİN
Atın eşkin yürüyüşü. :   LİNK:  ADETA
Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü.: TIRIS
Atın kişnemesi. : OKRAMA
Atıştırmalık. :  SNACK BAR
Atik,çevik.:  ÇALAK
Atilla İlhan'ın lakabı  : KAPTAN
Atlara binilerek değneklerle oynanan bir çeşit top oyunu.: POLO
Atların ağzına takılan kantarma türlerinden biri. :   PELEM
Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.: KİLİT
Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen hastalık. : ARPALAMA
Atların boynuna takılan muska,değerli taş,hayvan tırnağı gibi şeylere  eski Türklerde verilen ad.: MONCUK
Atların taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.: VAN
Atlas çiçeği.: KAKTÜS
Atlas. : SATEN
Atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli,yüksekçe yer.: PODYUM
Atletizmde on ayrı dalda yapılan yarışma.: DEKATLON
Atlı savaşçı. : ŞÖVALYE
Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş.: MUYMUL
Atmaca,doğan.: LAÇIN
Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri,rüzgar,yıldırım,yağmur,dolu gibi olaylara verilen genel ad.: METEOR
Atmosferin 11 km kalınlığında olan ilk katmanı. :   TROPOSFER
Atmosferin,yeryüzünden 80 km yükseklikte başlayan son tabakası.: İYONOSFER
Atom çekirdeğinde her bir (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik.: PROTON
Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı. : NÜKLEON
Atom parçacığı. :   PARTİKÜL
Atölye.  :  İŞLİK
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi. :   FERMA
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi.: FERMA
Av vergisi,av resmi. : SAYDİYE
Av. : ŞİKAR
Ava alıştırılamayan bir tür doğan.  :  ESPERİ
Avcı çantası.: CELBE
Avcı kulübesi Avcı pusu yeri.  :   AVSİN.  :  EVSİN
Avcı kulübesi.: GÜME
Avcılar için göl kenarında yapılmış kulübe. :  BECENE
Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu. :   ÖNEZE
Avda hiçbir şey öldüremeyen veya tutamayan avcı için kullanılan sözcük.: MAZET
Avı çekmek için dökülen yem.: DADAMIK
Avlamak istediği yaban domuzu tarafından öldürülen,Bybloslu genç Fenike tanrısı.: ADONİS
Avlu.,iki ve daha çok katlı ev,sofa. : HANAY
Avrupa Birliğine üye ülkelerin ortak para birimi.: EURO
Avrupa Futbol Birliği'nin kısaltması.: UEFA
Avrupa uzay ajansı. :  ESA
Avrupa uzay araştırmaları örgütü. : ESLO
Avrupa ve Kafkasya'nın yüksek dağlarında yaşayan bir cins dağ keçisi.: ŞAMUA
Avrupa Yayın Birliği. :  EBU
Avrupa'da 18. asırda egemen olan İtalyan opera tarzının adı.: NAPOLİTEN
Avrupa'da bir ırmak. : İNN
Avrupa'da yaşayan bol renkli iri bir kelebek türü. : ADELA
Avrupa'nın en büyük gölü. : LADOGA
Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad. :  MANDARİN
Avşa adasına verilen ad.: TÜRKELİ
Avşa adasında yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen kırmızı üzüm cinsi. :  ADAKARASI
Avukat   sayısı   beşten   az   olan   yerlerde   avukat   yetkisini    taşıyan   meslek   adamına verilen ad : DAVA VEKİLİ
Avukatların meslek örgütü.  :  BARO
Avustralya tavuğu'da denilen bir kuş. :  MELİ
Avustralya'da yaşayan bir cins devekuşu. : EMU
Avustralya'da yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı.: VALABİ
Avustralya'da yaşayan keseli ağaççıl memeli hayvan.: KOALA
Avustralya'da yaşayan,ağır gövdeli,kısa bacaklı hayvan.: VOMBAT
Ay ( kamer ) takviminin beşinci ayı,büyük tövbe ayı.: CEMAZİYÜLEVVEL
Ay ağılı,hale. :AYLA
Ay çiçeğine verilen bir başka ad.: GÜNEBAKAN
Ay takviminde on birinci ay. :   ZİLKADE
Ay takviminin yedinci ayı.: RECEP
Ayağa kalkmak. :   KIYAM
Ayağa vurulan halka,köstek,pranga.: BUKAĞI
Ayağı kayma,sürçme. :   ZEL
Ayağı sakat olan.: ÇOLPA
Ayağı sekili at.: ALABACAK
Ayağına çabuk,atik,çevik.: ÇALAK
Ayak :  KADEM
Ayak bakımı.:PEDİKÜR
Ayak bastı parası. :  KADEMİYE
Ayak bilekliği.. :  HALHAL
Ayak takımı.: PARYA
Ayak topu.  :  FUTBOL
Ayakkabı bağı.: BAĞCIK
Ayakkabı boyama. :  LOSTRA
Ayakkabı çekeceği. :  KERATA
Ayakkabı kalıbının çapı. :  LORTA
Ayakkabı yapıştırıcısı. : ÇİRİŞ
Ayakkabı,çanta yapımında kullanılan parlak deri.: RUGAN
Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.: MAKİNETA
Ayakkabıların altına çakılan demir.: NALÇA
Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.: FİYAPA
Ayakkabının ön tarafında dikişle ayrılmış burun bölümü. :  MASKARATA
Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan,kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk.:  GETR
Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. : SAYA
Ayaklı,taşınır ocak.: MALTIZ
Ayaklık. :  PEDAL
Ayakta duran. :  KAİM
Ayarı bozuk (para). : NASARA : NASERE
Aydın ilinde bir baraj.: MADRAN
Aydın yöresinde,kadınların kına gecesi,düğün,bayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad.: ULADA
Aydınlatma,ışıklandırma.: TENVİR
Ayın etkisiyle huyunun değiştiği düşünülen kimse.: AYSAR
Ayın on dördü.: BEDİR
Ayırıcı duvar,cidar.: ÇEPİÇ
Ayırmaç.:FARİKA
Ayırtman. :   MÜMEYYİZ
Aylandız da denilen ve gölge ağacı olarak dikilen kötü kokulu bir ağaç.  :   KOKARAĞAÇ
Aymaz. :  GAFİL
Aynı adlı karabiberden elde edilen bir tür içki.  :  KAVA
Aynı adlı keçi türünün ince,yumuşak,parlak yünü.: TİFTİK
Aynı cins.  :  HETEROJEN
Aynı cinsten şeyler arasındaki ince fark.: NÜANS
Aynı işi yapan esnafın bulunduğu çarşı. : ARASTA
Aynı oranda aynı element oluşumunda ama farklı özellik taşıyan iki bileşikten biri.: İZOMER
Aynı rengin çeşitli tonlarıyla yapılan resim.  :   KAMAYÖ
Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu.:TRUP
Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu.: KONVOY
Ayrıca   değerli   taşlarla   süslü   olmayan   altın   veya   gümüşten   yapılmış   kuyumculuk  işleri.:  SADEKARİ
Ayrılış,ayrılık. :  FİRKAT
Ayrılma.  :  İNFİRAK
Ayrılmış,dağınık. :  MÜTEFERRİK
Ayrıntılar.: MÜFREDAT
Ayvalık ilçesindeki ünlü turistik tepe: ŞEYTAN SOFRASI
Az aydınlık yerlerde görememe biçiminde beliren göz hastalığı: TAVUKKARASI
Az bulunan,nadir.:TURFA
Az eğimli arazi.: BAYIR
Az kavrulmuş un ve tavuk eti dövülerek yapılan,pelte kıvamında yöresel bir yemeğe verilen ad.  :  HERİSE
Az miktarda.: CÜZİ
Az pişmiş et. :  TATARİ
Az sözle çok şey anlatma. :   İCAZ
Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma. :  GROGREN
Azalma. : FİRE
Azap.: EZİNÇ
Azerbaycan'ın başkenti.: BAKÜ
Azerbaycan'ın para birimi.: MANAT
Azerbaycanlı ünlü yazar.: ANAR
Azgın,kızgın hayvan.: AKUR
Azı dişi.: NAB
Azılı atları zaptetmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.: KANTARMA
Azınlık,azlık. : EKALLİYET
Aziz mezarı.: RAVZA
Azman bir midye çeşidi.: PİNES
Azmış yara.: BICILGAN
Azotun bir başka adı. :   NİTROJEN 




Bulmaca Sözlüğü A yazısı toplam 38079 defa okundu
Bulmaca Sözlüğü A | Sözlükler Sayfayı Yazdır    Bulmaca Sözlüğü A | Sözlükler Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Bulmaca Sözlüğü A | Sözlükler
Bulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | SözlüklerBulmaca Sözlüğü A | Sözlükler