öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim

öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim



öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim
 
öğrenci Sorunlarına Erken önlem
Kategori : Eğitim

Milli Eğitim Politikaları
Ok Yaydan Çıkmadan Önce

             Dr. Yüksel DEMİREL

Okullar açılıyor, yeni öğretim yılı başlıyor Çocuklar ve aileler oldukça heyecanlı. Özellikle de okula yeni başlayacak olanlar ve yeni bir okulda okuyacaklar çok daha heyecan içindeler. Çünkü onlar için her şey yeni çünkü. Yeni arkadaşlar, yeni öğretmenler ve yeni bir ortam.

Daha öncesinden bilindik bir şey yok. Bu bilinmezlik heyecana biraz da endişe katıyor ve çocuklar karmaşık duygular içinde okula başlıyorlar. Peki ya öncesinden haberdar olanlar, yani bildikleri bir okula ve tanıdık arkadaşlara kavuşacak olanlar, onlar heyecan duymuyorlar mı? Duyuyorlar tabii Onların heyecanı, belki yeni başlayanlar kadar endişe içermiyor ancak, onlar da öğrenci olma sorumluluğunu yeniden üstlenecek olmanın kaygısını taşıyorlar. Kolay değil, koca bir tatil dönemi geçirdiler. Ders çalışma, ödev hazırlama, not alma ve sınıf geçme telaşını bir kenara atarak yalnızca çocuk olmanın rahatlığını yaşadılar. Şimdi ise yeniden sınırlamalar içinde olacaklar. Üstelik de kendilerinden çok başarılı olmalarını bekleyen ailelerinin baskını enselerinde hissederek.
 
Anne ve babaların en büyük dileği, çocuklarının başarılı olmalarıdır. Bu başarı beklentisi,  çocukların yalnızca içinde bulundukları eğitim basamağında değil, aynı zamanda hazırlanmaya da başladıkları ardı arkası kesilmeden gelecek olan diğer sınavlar için de geçerlidir. Bu dönemde okul içi, okul dışı kurslar, belki de özel alınan dersler başlayacaktır çocuklar için. Bunca yapılan fedakârlık karşısında ise ailelerin istediği tek şey vardır; Başarı!
 
Çocuklarımızın başarılı olmalarını beklerken ve bu anlamda da yapılması gerekenleri(!) yaparken- ki bu daha çok yediğin önünde yemediğin arkanda misali fizyolojik ihtiyaçların karşılanmasına yöneliktir- başarılı olmamaları için hiçbir neden de kalmamalıdır. Öyle mi acaba? Pek tabii ki değil. Başarı çok etkenli bir olgudur ve çocukların başarılı olması her şeyden önce onların sağlıklı bir ruhsal yapıya kavuşturulmaları ile mümkündür. Buna rağmen ebeveynlerin ruhsal sağlığı bir yana bırakıp yalnızca okul başarısı üzerine odaklanmaları anlaşılır gibi değildir. 
 
Kuşkusuz her anne baba, çocuklarının ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı olmalarını da ister. Ancak, işin bu yanı hep başarı isteğinin gerisinde ve gölgesinde kalır, ta ki ortaya ciddi bir ruhsal sorun çıkıncaya kadar. Günün birinde çocukla aile arasında çatışmalar yaşandığında ya da çocukta tuhaf haller sezinlendiğinde ancak anne babalar işin ciddiyetini anlayarak profesyonel yardım almaya koşarlar ve çırpınırlar, söyleyin doktor, çocuğumun nesi var?
 
İşte böyle bir soruyu soracak durumda olan anne babalar bir yandan da çocukları için, keşke sağlıklı olsaydı da okumasaydı ya da yeter ki sağlıklı olsun, başka bir şey istemem diye pişmanlıklarını dile getirirler. Elbette ki, o sırada, yani çocuğun acısını yaşarken daha önce çocuktan beklenilen tek şey olan başarı tüm önemini kaybedecek ve çocuğun sağlığı her şeyin önüne geçecektir. Ancak, daha öncesinde, iki dilekten birini seçmek zorunda değillerdi ki? Yani, ya başarı ya sağlık diye bizi tehdit eden bir güç yok ki! Biz çocuklarımız için her iki dilekte de bulunabiliriz, hatta onlar için sonsuz dileklerde de bulunabiliriz. Önemli olan koşullarımızla uyumlu gerçekçi dileklerde bulunmak ve o dilekler doğrultusunda doğru biçimde gayret göstermektir.
 
Bunun için, öncelikle çocuklarımıza sevgi ve disiplinin uygun biçimde verildiği, karşılıklı saygı ve paylaşımların yaşandığı sıcak bir aile ortamı sunmak zorundayız. Sonrasında da benzer beklentilere cevap verecek uygun okul ortamını.
 
Unutulmaması gereken en önemli konu; kişiliğin temellerinin ilk 6 - 7 yılda atıldığı ve okul sürecinde biçimlendiğidir. Ayrıca, başlangıcı ilköğretimin ilk yıllarına rastlayan, çok çeşitli ruhsal sorunlar vardır. Bu sorunlar ve gelişim bozuklukları, erken fark edilmez, önemsenmez ya da tedavi edilmezse yalnızca okul başarısı olumsuz yönde etkilenmekle kalmaz çocuğun ileriki yaşamı da çok ciddi psikolojik sorunlarla karmaşıklaşır ve zorlaşır.
 
Yine, çocuğun gelişim sürecinde ortaöğretim yıllarına rastlayan ergenlik döneminin özel bir yeri ve öneminin olduğu da unutulmamalıdır. Bu dönemde ortaya çıkan hızlı değişmeler ve bu değişimlere uyum sağlanması gereği genci çok çeşitli sorunlarla karşı karşıya getirmektedir. Bir anlamda değişim, gelişim, başkalaşım ve dönüşüm dönemi de sayılan bu çağ, gencin bağımsızlık, cinsel kimlik ve kişisel benlik yönünden gelişiminin kazanılması gereken bir süreçtir. Bu zorlu süreçte yaşanan güçlükler öğrencilerin fiziksel gelişimlerine uyum sağlamalarını daha da zorlaştırırken bir yandan da duygu, düşünce ve duygusal gelişim açısından da zorluklar yaşanmasına neden olmaktadır.
 
Hangi gelişim döneminde olurlarsa olsunlar öğrencilerin psikolojik sağlıkları için gerekli önlemler alınmaz ya da tedavi süreci başlatılmazsa, çocuk ve gençlerin tüm yaşamlarını olumsuz yönde etkileyecek çok ciddi ruhsal sorunlar ortaya çıkabilir.
 
Bu bağlamda, erken tanının konulması ve gereken önlemlerin alınarak tedavinin erken başlatılmasında gerek ailenin gerekse öğrenciyle çok yakın ilişkide bulunan öğretmenlerin gözlemleri ve değerlendirmeleri hayati önem göstermektedir.
 
Aksi halde, yani ruhsal rahatsızlıklar ortaya çıktıktan sonra yapılacak olanlar hem çocuk, hem de aile için oldukça sıkıntılı ve üzücü olacaktır. Öyleyse her şey zamanında yapılmalı ve zamanında gereken önlemler alınmalıdır. Yani, ok yaydan çıkmadan önce

Kaynak:ANKARA ENSTİTÜSÜ






öğrenci Sorunlarına Erken önlem yazısı toplam 2687 defa okundu
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim Sayfayı Yazdır    öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim
öğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitimöğrenci Sorunlarına Erken önlem | Eğitim