Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji

Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji



Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji
 
Geçmişten Günümüze Basın
Kategori : Bilim Fen Teknoloji

Geçmişten günümüze basın

İnsanların çevresinde olup bitenleri duymak, anlamak ihtiyacıyla birlikte basın denen olgu ortaya çıkmıştır. Demokrasinin gelişimi ile birlikte ise büyük kitle hareketleri önem kazanmış, bu büyük kitlelerin harekete geçmesi ile günümüzde olduğu gibi geçmişte de basın önemli bir güç olmuştur. Küçümsenmeyecek derece etkili olan bu güçten, Avrupa’da olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nda da yöneticiler çekinmiş, bu gücün kendi çıkarları için yayın yapabilmesi ve kontrollerinde olabilmesi için, ellerinden gelen tüm tedbirleri almaya yöneltmişlerdir.

Türk basını ilk kes Osmanlıda iktidarın kontrolüyle, yönetim lehine yayın yapabilmesi için oluşturulmuştur. II. Mahmut gerek yurt içinde gerekse yurt dışında Osmanlı İmparatorluğu yönetiminin, halkının lehine bir imaj yaratabilmek için, bu güçten istifade etmek istemiştir. Bu imaj, ülkenin olumsuz giden gidişatını düzeltmek için yapılan yeniliklerin üzerine bir rötuş olmuştur.

Tanzimat döneminin ilk yıllarında; taklitçi, kendisine has özellikleri olmayan basın hareketini, başlangıçta eleştiren uzak edebiyat ürünleri olarak çıkarken, zaman içerisinde gelişme göstermiş, varolduğu dönemin olumsuzlukları üzerinde duran, halk, eğitmeye ve aydınlatmaya çalışan, propaganda aracı haline gelmiştir. Ancak! Bu aracın toplum üzerindeki etkisinden korkan yönetimde, iktidarlarının mutlak daimi kalabilmesinin garantisini, basın yoluyla fikirlerin, eleştirilerin susturulmasında aramışlardır. Ancak ülkenin kurtuluşunu isteyen idealist Osmanlılar yılmamışlar, yurt dışına giderek seslerini birlik içerisinde olmasa da yönetime duyurmaya halkı, hak bildikleri yolda aydınlatmaya çalışmışlardır. Hürriyet ve meşrutiyet söylemleri pek derin içerikler taşımasa da, bu kurumlara olan inançları, onların amaçlarının gerçekleşmesini sağlamıştır.
II. Abdülhamit’in iktidar yılları olan I. Meşrutiyet döneminin özgür yılları kısa sürmüş, yürürlükte olan Kanun-i Esasi ve meclis kapatılmıştır. Basını, iktidarına yönelecek tehlikelerin kaynağı sayan Abdülhamit, basın üzerinde o güne kadar görülmemiş bir baskı uygulamış, özgür düşüncenin üzerine adeta kilit vurmuştur. Bu dönemde politika yapmanın yasak olduğu yurt içerisindeki yerel basın, halka ansiklopedik bilgiler veren, edebiyat zevkini aşılayan, mücadeleden çok öğretici amaç taşıyan yayınlar olmuştur. II. Abdülhamit’in güdümlenmiş basın anlayışına inat, yurt dışında da kendisini hedef almış olan Jön Türkler eleştirmekte sınır tanımamışlar, yayınlarıyla ülkenin kurtuluşuna yönelik önlemler almaya çalışmışlardır.
Gülmenin bile yasak olduğu bu dönem, II. Meşrutiyetin ilanı ile sona ermiş, basın geçen otuz yılın acısını çıkarırcasına söylenmemiş her şeyi söyleme gayretine girmiştir. Bu sınırsız ortam, bir süre sonra basın anarşisine dönmüş “31 Mart Olayıyla” sansür yeniden kendisini göstermiştir. Siyasal olayların gidişatına dayalı olarak çoğu gazete taraflı bir yayın politikası izlemiş, düşüncenin önü bu kez katletme yoluyla kesilmeye çalışılmıştır.

İttihat ve Terakki’nin yönetiminde Osmanlı İmparatorluğu arka arkaya savaşlara girerken, basının üzerindeki baskının ağırlığı gün geçtikçe artmıştır. Nihayetinde I. Dünya Savaşı’nın hemen arkasından, Türk yurdu yer yer işgal edilirken, basının gücünü hem işgalci devletler hem de milli mücadeleyi başlatanlar lehlerine kullanmak istemişlerdir. Anadolu’da kazanılan mücadeleye katılımda, Kurtuluş Mücadelesi ruhunu canlı tutmada, İstanbul ve Anadolu basını gereken her türlü fedakarlığı göstermişler, bağımsızlığın kazanıldığı zorlu yolda yazılarıyla, esaretin önünü kesmek için, mücadele vermişlerdir.




Geçmişten Günümüze Basın yazısı toplam 6697 defa okundu
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji Sayfayı Yazdır    Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji
Geçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen TeknolojiGeçmişten Günümüze Basın | Bilim Fen Teknoloji