 |  |  |
 |
|
|
|
|
Osmanlar Köyünde Inanışlar
Kategori : Folklor Ve Halk Edebiyatı
Anonim Türler > Kutsal Yerlerle İlgili İnanışlar
DAĞ DEDESİ: Köyün güneyinde, köyden 350 m. yükseklikte Dağ Dede'si yatırı vardır. Köy halkı bahar aylarında oraya yağmur duası için gider. Bir gUn önce arabalarla, hayvanlarla (at, eşek ) kazanlar Dar Dedesi'nin yakınında bulunan çeşmenin yanına götürüıür.Orada yemekler pişirilir; koyun, keçi, sığır kesilir. On kazan et, beş kazan keşkek, on tava karma helva, beş kazan çorba, bir kaç kazan da pilav yapılır. Beşer kazan yoğurt veya ayran götürülür. Bir hafta öncesinden yakın köylerin de bu hayıra, duaya katılmaları için haber verilir. Öğleye kadar yemekler pişirilir. Öğle vakti dedeye dua etmeye çıkılır. Öğle namazı orada kılınır. Hatip Yağmur duası yapar. Namaz kılındıktan sonra tekbir ile çeşmenin yanına gelip, yemekler yenir. Yemek yedikten sonra herkes dağılır.
ÇOBAN TEPESİ: Çoban bir beyin kızına aşık olur. Beyden kızını ister. "Ben sana kızımı veririm, ama bir şartım var. "der bey. Çoban Beye şartının ne olduğunu sorar. Bey "Çayın kenarındaki koyunlara bol miktarda tuz yedireceksin ve onlara hiç su içirmeden çayın diğer tarafına geçireceksin." der. Bey, koyunları çayın diğer tarafına geçirme işlemini üç defa tekrar edilmesini de ister. Çoban bu şartı yerine getirir. Fakat bey ikinci bir şart ileri sürer" Bey, Bir destiye su dolduracağız. Sen kızı ve destiyi sırtına alarak ve kaval çalarek karşıda görülen tepenin üzerine çıkaracaksın. "der. Çoban sırtında kız ve desti ile kaval çalarek tepeye çıkar. Fakat iyice bunalıp, susar. Hemen testideki suyu içmeye baslar. O anda çoban çatlayıp ölür. Çoban öldüğü için kız da intihar eder. Kızın ve çobanın mezarları dağın tepesine yapılır. Bu olaydan sonra tepeye "Çoban Tepesi" denir. Çobanın ve kızın mezarları hala bu tepededir.
TEPEKÖY (Köy tarlası): Yıllar önce köyün güneydoğusunda yüksek bir yerde on-onbeş hanelik Tepeköy adlı bir köy varmış. Burada insanlar tarımla uğraşırlarmış. Bütün işlerini imece usulü ile yaparlarmış. Bir yaz günü tarladaki buğdayları biçmek için köy halkı toplanmış. Öğleye kadar çalıştıktan sonra yaşlı bir ninenin pişirdiği yemekler yenmiş. Sadece bir dede iştahı olmadığı için yemeklerden yememiş. Yemeğini yiyen insanlar dinlenmek için ağaçların gölgesinde yatmışlar. Dinlenme vaktinin gelip de geçtiğini gören dede onları uyandırmak istemiş. Ama hepsinin cansız bir halde yattığını görmüş. Dede buna üzülmüş ve ağlamış. Bu insanların niçin öldüklerini merak etmiş. Yemek pişirilen kazanlara baktığında kertenkele ölüsü görmüş. İnsanları zehirleyenin kertenkele olduğunu anlamış böylece bu köy sahipsiz kalmış. Arazisi o gün bu gündür Osmanlar Köyüne dahil edilmiş. Bu arazi kiraya verilerek köyün önemli bir gelir kaynağı olmuştur.
SITMA PINARI: Eskiden sıtmaya yakalananların bu hastalıktan kurtulmaları için Sıtma Pınarı'na gidip burada yıkanmaları gerekiyormuş. Ve pınarın yanındaki ağaca bez bağlarlarmış. Böylece sıtmadan kurtulacaklarına inanırlarmış. Bu yüzden de bu pınara "Sıtma Pınarı" denmiştir.
KÖY PINARl: Eskiden bu pınarın çevresinde insan topluluğu yaşarmış. Evler, insanlar gitmiş. Yerinde bir tek bu pınar kalmış. Eskiden bu pınarda çamaşır yıkanırmış. Ates yakılıp, su kaynatılırmış. Yakılan ateşin külleri çeşmenin önüne dökülürmüş .Burada oluşan kül yığınının altından bir delik açılırmış. Sıtmaya ve öksürüğe yakalananlar bu delikten geçirilirlermiş. Böylece hastalıktan kurtulacaklarına inanırlarmış.
Hazırlayan: Derya Gürtuna (Yıldırım) - Edebiyat Öğretmeni - 1996
Osmanlar Köyünde Inanışlar yazısı toplam 381 defa okundu
Bağlantılı Yazılar
| |
|
|  |
 |  |  |