 |  |  |
 |
|
|
|
|
Osmanlar Köyünde Efsaneler
Kategori : Folklor Ve Halk Edebiyatı
Mensur Ürünler > Efsane
Efsane deyimiyle Frasızcadaki Legende ile Almancadaki Sage ve Legende kavramlarının her ikisini karşılıyoruz. Dinlik konulardaki efsanelere eskiden Türkçede menkıbe denirdi. Efsanenin başlıca niteliri inanış konusu olmasıdır. Onun anlattığı şeyler doğru, gerçekten olmuş diye kabul edilir. Bu niteliği ile efsane masaldan ayrılır, hikaye ve destana yakındır. Başka bir niteliği de düz konuşma diliyle ve her türlü üslup kaygısından yoksun, hazır kalıplara yer vermeyen kısa bir anlatı oluşudur. Bir destan parçası karmaşık uzun soluklu anlatı bütününden kopup kendine özgü üslup nitelikleri, sanatlık süslemeleri yitirince, sadece olağanüstü yönleriyle bir kişiyi ya da bir olayı bildirme göreviyle sınırlanınca efsane olur. Masal ve destanla efsanenin ortak nitelikleri, olağanüstü olaylara ya da insanüstü güçleri elinde tutan kisiler anlatısı içinde yer verme olanağıdır. Bir tarih olayı gerçekte olduğu gibi anlatılmamışsa, gerçekten uzaklaşan bir biçim almışsa efsaneleşmiş demektir. Kısacası, efsane kendine özgü bir üslubu, kalıplaşmış, kurallı biçimleri olmayan, düz konuşma dili ile bildirilen bir anlatı türüdür.
* Efsane çeşitleri şöyledir. I. Yaradılış Efsaneleri-Olusum ve dönüşüm efsaneleri. Evrenin sonunu (Mahşer ve KIYAMET günlerini) anlatan efsanelerdir. II. Tarihlik efsaneler III. Olağanüstü kişiler, varlıklar ve güçler üzerine efsaneler. IV. Dinlik efsanler
---
(Efsane Örneği) Bundan 350-400 sene evvel gomşu kövümüz Hisaralan kövünde Hacı Ömer isminde bi kişi hacıya gidiyo. Hacıda hacı vazifesini yaparken yatsı namazı sırasında "Nişasta helvası olsa da yesek" diye aklından geçiriyo. Ve namaza duruyo. Selamını veriyo. Soluna selam verirke, sol gerisinde ateşten inmiş, buğulanıp duru vaziyette, ağzı gapaklı bi tas göruyo. Ve namazını bitirip dua ettikten sonra. "Allah Allah bu tas bizim eve nerden geldi?" deyip helvayı alıyo. Ve helvayı arkadaşlamla yisem öyle böyle laf ederle diye onlardan gizli bi hafta yiyo. Arkadaşları soruyola. "Sen niye yemon "diyel. O da onlara "iştahım yok." diyo. Tası. çantasına goyup geri kövüne geliyo. Aradan gün geçiyo. Ailesi hanıma "Hani bizim tas vadı ya görünmüyo." diyo. Oda hacıya garşı "Onu sen hacıdayken bizim hizmetkar İbram misafirin birinin nişasta helvasına canı istemiş, ona helva goyverip götürdü." demis. Bunun üzerine Hacı kendinden geçiyo. O helvayı getirse getirse hizmetkar İbram getiri deyip, o anda yemeden içmeden kesiliyo. Sırrını ailesine açmıyo.
Sonunda ailesine sırrını açmak zorunda galıyo. "O tas İbram işi." diyo. "Bundan sonra ona hiçbir hizmet göstermecez. Yeni bir hizmetkar tutcez." diyo. Gadın kısmı ağızında bi sey durmaz. Bunu gadınlar arasında dedikodu yapıyo. Kövlüler bunu duyuyola. "Biz onun yetişmis oldeni bilem. Kaplıcalardaki sıcak suya dalsın çıksın. O zaman onun ermiş, yetişmiş oldeni bilem." diyo. Bu gonuşmala İbram'ın gulana gidiyo. " Yengen bi laf gaçırmış, ben lafın mucizesini göstermek içia kendimi sıcak suya atcen." diyo.
Bütün köy halkı düğüne, bayrama gider gibi sıcak suyun başına gelerek, atardı atamazdı derken İbram kendini sıcak suya salıveriyo. Dalıp çıktığında yesil başlı güvercin oluyo. Uçarak gözden gayboluyo. Halk arasında senden oldu, benden oldu denip duruyo. Köye geldiklerinde güvercin şeklinde, derenin gıyında çınara gonmuş halde görüyola onu.Yere iniyo. Yere indiğinde insan oluyo. Asasıyla kaya parçasına vruuyo, beş dene yere vuruyo. Yerden beş dene gol galınlığında su çıkıyo. Sonra "Kövde davul çalınmaacek." diyo. Kuş oluyo, bi ağacın tepesine gonuyo. Asası yere düşüyo. Asanın düştüğu yerde hinci türbesi va. Her sene oraya hayıra gidiyola. K10
Hazırlayan: Derya Gürtuna (Yıldırım) - Edebiyat Öğretmeni -1996
Osmanlar Köyünde Efsaneler yazısı toplam 986 defa okundu
Bağlantılı Yazılar
| |
|
|  |
 |  |  |