Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak

Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak



Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak
 
Dinin Kaynağı Gerekliliği
Kategori : Din Ve Ahlak

dinin kaynağı

Din de dâhil olmak üzere bütün kavramlara iki şekilde bakmak mümkündür:
1) Dinin İlâhî ve yüce kudret tarafından  konulduğuna inanan düşünce,
2) İnsanın herşeyden üstün olduğuna inanarak, dini bizzat insanın ürettiğine inanan görüş.

Buna göre ilerlemeci ve evrim teorisine dayanan ikinci görüşe göre, insanlık her geçen gün iyiye giden geri dönülmez bir akışın içindedir. İnsan, ilkel döneminde tabiat ve tabiî hâdiseler karşısında çaresiz kaldığından birtakım görünmez güçlerin var olduğuna inanmış ve bunları maddîleştirerek zamanla tapınmaya başlamış, böylece putperestlik ortaya çıkmıştır. Bu yüzden insanlığın ilk dinine animizm (ruhlara tapma) adı vermişlerdir. Ölü ruhların, bedensiz varlıklarını devam ettireceği inancı atalara tapınmayı doğurmuş, buradan yağmur, ateş, kar gibi tabiat  olaylarını idare eden çeşitli tanrıların varlığına inanılmış, zamanla bu tanrıların birleştirilmesiyle tek tanrı inancı ortaya çıkmıştır. Dinin insan tafından uydurulup üretildiği anlayışına dayanan bu görüşlerin iddiaları şöyle maddeleştirilebilir: Eskiden kabileler kendilerini belli bir hayvan  veya bitkiyle kan bağı içinde akraba sayar ve onlara saygılarını tapınma biçiminde gösterirlerdi.
Din toplumsal bir süreçtir. Toteme (kutsal olan şey) gösterilen saygı insanların kendi birliklerini temsil ettiği içindir. O halde dinin temel fikri kutsaldır. Kutsal olan da toplumun kutsal kabul ettiği şeydir.
Din insanın kendi kişiliğini bulurken hissettiği güçsüzlüğe karşı bir şeylere güvenme ihtiyacından doğmuştur. İnsanın kendi düşüncesini insan üstü bir plana aktarmasıyla din ortaya çıkmıştır. Yani insanların ruhun ölmezliğine inanmaları, adalete olan susamışlıkları, insanların bir adaletin tecellisine olan inançları din mefhumunu ortaya çıkarmıştır. Din baskı altındaki insanların iç çekmesi, kalpsiz dünyanın kalbi, ruhsuz dünyanın ruhudur.  Din halkın afyonudur.
Sonuç olarak din, ilkel insanın zayıflığının ürünüdür. İlkel ve çok tanrılı dinler tarihin ilk dönemlerinde yaşanmış olup, din de insanla birlikte evrim geçirmiştir. Din herhangi bir varlığın değil, bizzat insanın kendisinin ürünüdür. Teknolojinin ve tabiî bilimlerin gelişmesiyle insan, tabiat üstünde hâkimiyet kurmuş, tabiat olaylarına bilimsel açıklamalar getirmesi sonucu zamanla din, işlevini yitirecek, insan hayatının  belli bir safhasında artık ihtiyaç olmaktan çıkacaktır.
Tüm bu ve benzeri inançlar Allah a inanmayan, hak dini kabul etmeyen, ateist, laik, materyalist, komünist ideolojileri benimsemiş olan insanların  ortak inancıdır.
İslâm inancına göre dinin kurucusu Allah tır. Bütün vahiy kaynaklı dinler Allah tarafından gönderilmiş, ilk günkü saflıklarını korudukları müddetçe yürürlükte kalmıştır. İlk insan, aynı zamanda ilk peygamberdir. Dolayısıyla insanlığın ilk dini çok tanrılı değil; tek tanrılıdır.Yani tevhid dinidir.

Allah ın varlığı ve birliği, zat ve sıfatları, melek inancı, kitap inancı, peygamber inancı, âhiret inancı vahiy kaynaklı dinlerde değişmemiş, sadece şeriatler değişmiştir. Bunun içindir ki, Hz Adem den, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) e kadar tüm peygamberlerin getirdiği hak dinlerin ortak adı İSLÂM dır.    
Fakat peygamberler halkın arasından ayrıldıktan sonra, insanlar hak dinden uzaklaşmış, birtakım  sâlih insanlara, yıldızlara, ağaçlara, hayvanlara, taşlara, hevâ ve heveslerine  tapınmaya başlamışlardır. Hak dinlerde meydana gelen bu  sapmayı ortadan kaldırmak için Allah Teâlâ, merhametinin bir sonucu olarak peygamberler göndermiş, bu elçiler insanları tevhid inancına tekrar tekrar dâvet etmişlerdir.

Yani insanlığın çok tanrı inancından tek tanrı inancına doğru gelişme gösterdiği anlayışı İslâm inancına aykırıdır. İslâm  i tikadında insanlığın ilk dini tevhid dinidir.    

dinin gerekliliği
Yapılan çok yönlü araştırmalar da göstermektedir ki, insanlığın yaratılışından günümüze kadar, dinden uzak toplumların varlığına şahit olunmamıştır. Din fikri insanla beraber var olmuş ve onunla birlikte yaşayacaktır. İnsan, fizikî ve ruhî yapısı itibarıyla dine muhtaçtır. Fiziksel varlığının devamı için nasıl ki, yeme içmeye,
giyime, korunmaya, barınmaya muhtaçtır; Manevî varlığının devamı için de dinî prensiplere muhtaçtır.
Sadece maddî ihtiyaçlarını düşünen insanlar, hasta ve dengesiz tiplerdir, zayıf karakterli kimselerdir.




Dinin Kaynağı Gerekliliği yazısı toplam 4559 defa okundu
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak Sayfayı Yazdır    Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak
Dinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve AhlakDinin Kaynağı Gerekliliği | Din Ve Ahlak