Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
Kategori : Bulaşıcı Hastalıklar
Çağın Vebası: AIDS
1980'lere girildiğinde "cinsel özgürlük" aileye son", "feminizm" gibi akımların da tesiriyle dünya tam bir kargaşa içindeydi. Homoseksüellik, bir sapıklık değil de "3. cins" sayılıyor, giderek güçlenen bir lobi haline geliyor ve hatta erkekler birbirleriyle evlendiriliyordu. Her üç çocuktan biri evlilik dışı münasebet neticesi dünyaya geliyor ve yine üç çocuktan ikisi anne-babanın ayrı olduğu parçalanmış ailelerde büyümek zorunda kalıyordu. Çünkü kurulan her iki evlilikten biri ayrılma ile sonuçlanıyordu. Artık cinsellik, uM hedefi olan hissi bir beraberlik olmaktan çıkmış, hayvani ve mekanik bir zevk vasıtası haline gelmişti.
1981 yılında 8'i homoseksüel ve 1'i de yine onların bulaşığı enjektörü kullanan uyuşturucu müptelası toplam 9 kişi esrarengiz bir hastalığa yakalandılar. Vücudun savunma (immun) sistemi iflas etmişti ve mikrobik hastalıklara karşı korunamıyordu. Hastalığa, "Kazanılmış İmmun Yetmezlik Sendromu" manasına gelen kelimelerin baş harfleri olan AIDS adı verildi. Bu hastalığın amili insanları acı ve ölüme terk ederek bir bedenden diğerine, bir ülkeden başka bir ülkeye ve bir kıtadan başka bir kıtaya atlayan, görünmeyen bir virüstü.
Aritmetik dizi şeklinde hızla yayılan AIDS, ciddi ruhi krizlere ve bozukluklara yol açıyordu. Korku, endişe, hayati kriz, ümitsizlik, suçluluk, çaresizlik, belirsizlik, yakınlarını kaybetme, aile ve toplumdan dışlanma, ağrı, dayanılmaz acılar, terkedilme ve ölüm duygu düşünce ve reaksiyonları veren bir hastalığın adıydı. Kimine göre çağın vebası, kimine göre ise yüzyılın en korkunç hastalığı olan AIDS'e 1987'de 126 ülkede 62.445 kişide rastlanmıştı. Bu rakam 1991'de 359.271, 1995'te ise 22 milyon oldu. 2000 yılında AIDS'li sayısının 40 milyonu geçmesi bekleniyor.
Türkiye'de ise 1996'da 594 AIDS vakasına rastlandı. AIDS ile Mücadele Derneği, "Türkiye henüz taşıyıcı devresinde 2000'lı yıllarda İstanbul ve Doğu Karadeniz'de yaygınlaşan fuhuş sebebiyle özellikle İstanbul ve Karadeniz'de AIDS patlaması olacak" diyor.
Dünyada her dakikada 5, günde ise 8.500 kişi AIDS'e yakalanıyor. Afrika'da çıkan hastalığın dünyaya yayılmaya başladığı, 1980'den bu yana ise 5.8 milyon kişi AIDS 'ten öldü. Dünya Sağlık Örgütünden bir yetkili, "Sadece 1992 yılında Avrupa'da 90 bin AIDS vakasına rastlandı. AIDS 21. asrın en mühim sağlık problemi olacak. AIDS, bir zamanlar frenginin dünyaya yaptığını yapacak. Ancak tek farkı, AIDS 'ten ölüm oranı yüzde 85-100 gibi çok yüksek olması" diyor.
* AIDS'in Tedavisi Var mı? AIDS, kişi virüsü aldıktan sonra 12 yıl içinde ortaya çıkabiliyor. Yakalanan şahıs ise en fazla 3 yılda ölüyor. Ve AIDS'ten kurtuluş yok. Dünya Sağlık Teşkilatı'ndan Dr. Michael Mersen, "HIV virüsünü kaptıktan sonra hastalığın gelişmesi ortalama 10 yıl alıyor. AIDS vakalarına bugünkü durumu bize 10 yıl önce neler olduğunu anlatıyor" diyor.
Şu an için AIDS'e karşı elde henüz ne bir tedavi ne de bir aşı var. Yıllardan beri süren çalışmalar boşa çıktı. Birbiri ardına insanları hayat kırıklığına uğrattı. Virüsü almış fakat hastalık belirtileri henüz ortaya çıkmamış kişilerde tesirli olduğu kabul edilen AZT adlı ilacın da çok cüz'i bir faydaya sahip olduğu anlaşıldı. Haftalık ilim dergisi Science'in AIDS üzerinde çalışan dünyanın en tanınmış 150 araştırmacısı arasında yaptığı anketteki ortak cevap enteresandı. "AIDS hakkında daha fazla şey öğrendikçe, her şeyden daha az emin oluyoruz." Daha düne kadar doğruluğu tartışma götürmeyen birçok görüş, temelden yanlış olduğu anlaşılarak bir kenara bırakılıyor. Artık bozuklukta rol oynayan dolaylı mekanizmalar ilim adamlarının aklını karıştırıyor.
* Tedavi Pahalı AIDS tedavisinde denenen ve cüz'i faydaya sahip olduğu iddia edilen ilaçlar çok pahalı. İlacın etkisi sadece hayat süresini uzatır. Yıllık maliyeti ise 12 ile 16 bin doları buluyor. Üstelik bu tedavilerin ne kadar süre uygulanması gerektiği de belli değil.
* AIDS'in Hedefi AIDS'e yakalananlar yüzde 95 oranında sapıklar, fuhuş yapanlar ve damardan uyuşturucu kullananlardan teşekkül ediyor. Tabii arada AIDS'li kanı nakledilen masum kişilere de bulaşmaktadır. Bugün ilim ve tıp eşlere, birbirlerini aldatmamaları tavsiyesinde bulunuyor. Saygı ve sevgi, günümüzde yeniden keşfediliyor. Sadakat kavramı yeniden gözde hale geliyor. Üstelik insanların acıya, felakete, faciaya maruz kalmaması için...
* Belsoğukluğu (Gonore) Birleşme sonucu hastadan alınan mikroplar iki ila yirmi gün sonra tesirini göstermeye başlar. * Belirtileri: - Erkek ve kadın tenasül uzuvlarından koyu ve sarı bir akıntı ile kendisini belli eder. - İdrar yaparken yanma ve ağrı olur. - Erkeğin er bezlerinde, idrar torbasında ve prostat bezinde iltihaplanma ve ağrı yapar. - Kadının rahim içinde, fallop borularında ve yumurtalığında iltihaplar oluşur. - Bunun sonucu düşük, kısırlık ve hatta karın zarında iltihaplanma görülür. - Erkekte, hastalığın ilerlemesi halinde, idrar yolundan geçen akıntı yapışkanlık kazanır ve rengi açılır. - İdrar yolu daralır ve hasta idrarını zor yapar. - Dizde, dirsekte, el ve ayak bileklerinde romatizmal ağrılara benzer ağrılar belirir.
DIKKAT: Belsoğukluğu geçiren bir kadın hamile ise; doğacak çocukta "göz gonoresi" görülecektir. Her doğumda bebeğin gözüne gümüş nitrat eriyiği damlatmak prensip haline geldiğinden bu tehlike otomatikman bertaraf edilmiş olur.
* Tedavi: - Günümüzde belsoğukluğunu kolayca tedavi etmek mümkün hale gelmiştir. - Hastalığın ilk günlerinde doktora gidildiği takdirde bir-iki doz penisilin bile yeterli sonucu vermektedir. * Hodgkin Hastalığı Kasıktaki lenf bezlerinin şişmesi ile kendisini belli eden zührevi bir hastalıktır. İlerlemiş vakalarda kalın bağırsağın anüs kanalından önceki bölümünde (rektum) ve pelvis (leğen kemiği) boşluğunda iltihap ve büzülmeler görülür.
* Tedavi: - Sülfamit ve antibiyotik tedavisi uygulanır. - İltihaplı düğümler kurutulur. - Rektumdaki daralma için cerrahi müdahale gerekebilir.
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar yazısı toplam 1118 defa okundu
Bağlantılı Yazılar
|