Panik Ve Kaygıyı önleme Yöntemleri
Kategori : Psikiyatrik Bozukluklar
Panik ve Kaygınızın Depreşmesini Önleme Yöntemleri
1) Kaygınızla ve panik'inizle başetmenize yardımcı olmuş olan yeni alışkanlıklarınızı sürdürün: Her günkü denetimli soluk alıp verme ya da gevşeme uygulamalarını yapmayı sürdürün, arada sırada birtakım rahatsızlıklara neden oluyor olsa da olağan etkinliklerinizi sürdürün, kendi içinizde yaptığınız sağlıklı ve olumlu konuşmalarınızı sürdürün.
2) Olası panik atağı taslakları için hazırlık olun. Böyle bir durumun üstesinden gelmek için daha önceden geliştirmiş olduğunuz özgül becerilere ilişkin uygulamalarınızı surdürün.
3) Panik'in birtakım belirtileriyle karşılaşırsanız, aşırı tepki göstermeyin. Artık başetme konusunda donanımlı olduğunuzu düşünün, artık bu konuda bilgi ve becerilerinizin olduğunu anımsayın.
4) Yeniden ortaya çıkan kaygınızın ne anlama geldiğini kendi kendinize sorun. Farkındalık alanınızın dışında neler olup bitiyor? Yaşadığınız zorluğun zamanlaması ve olası tetikleyiciler üzerinde düşünün. "Duyduğum kaygının altında ne gibi bir 'ileti' yatıyor?" diye kendi kendinize sorun.
5) Belirli düzeyde bedensel duyumların olağan olduğunu unutmayın. Bütün bu duyumlara omuz silkin ve böylesi duyumların sizi bir panik atağına götürmek zorunda olmadığını anımsayın. Yalnızca bunlara bir tepki olarak gösterdiğiniz yıkımsal düşüncelerin, bir olayın panik atağına dönüşmesine neden olabileceğini göz önünde bulundurun.
6) Gelecekte ortaya çıkabilecek kaygılarınız için kendinizi bağışıklayın. Eşlik eden düşüncelerinizle birlikte geçmişte panik atağına neden olmuş olduğunu düşündüğünüz bedensel duyumlarınızı ardı ardına çıkartmaya çalışın. Bırakın onlar sizin için sıradan bir duyum olsunlar, dolayısıyla sizin üzerinizdeki güçlerini yitirsinler.
7) Dengeli bir yaşam sürüp sürmediğinizi zaman zaman gözden geçirin. Yeterince gevşiyor ve hoşa giden duygular uyandıran etkinliklerde bulunuyor musunuz? Zihinsel uyaranıara açık mısınız? Esin kaynaklarından yararlanıyor musunuz? Bütün bunları yapmıyorsanız yaşamınızdaki bu boşlukları doldurmaya çalışın.
* Yaşam Streslerini Azaltın, Sağlığınıza Özen Gösterin Stres, hepimizin karşı karşıya kaldığı bir şeydir, yaşamın bir parçasıdır. Stres etkenleri, önemli yaşam olayları olabileceği gibi (bir yakının ölümü, iş değiştirme ya da işini yitirme, başka bir okula geçme, çocuk sahibi olma, taşınma, evlenme, boşanma gibi), sıradan günlük koşuşturmaların yarattığı zorluklardan kaynaklanıyor da olabilir (randevuya geç kalma, kendine zaman ayırarnama, yapacak çok fazla şeyin olması ya da bir yakınıyla tartışma gibi). Gerçekte, ister olumlu olsun, isterse olumsuz, hemen her değişiklik bir stres kaynağı olabilir.
Panik bozukluğunun gelişmesinde ve sürmesinde stresin önemi olabilir. Hastaların birçoğu, panik ataklarının, ilk kez, yaşamlarındaki stres li bir dönem sırasında ya da bundan hemen sonra başladığını bildirir. Diğer yandan, panik bozukluğu olan kişilerin, stresin etkilerine, panik bozukluğu olmayan kişilerden daha duyarlı olduklarına ilişkin birtakım kanıtlar da vardır. Süregiden stresli yaşam olaylarının panik bozukluğundan kurtulmayı zorlaştırdığına ilişkin veriler de vardır.
* Stres Kaynaklarını Azaltmak Bu yöntem genellikle olduğundan daha kolay görünür. Başkalarının isteklerine zamanında "hayır" demek çok kolay olmayabilir ya da üstlenilecek görevlere bir sınır getirmekte zorluk çekilebilir. Stres kaynaklarınızın bir bölümünü ortadan kaldırmanın birtakım yolları olduğunu düşünüyor musunuz? Bir stres kaynağını tümüyle ortadan kaldıramıyorsanız, bunun yaşamınız üzerindeki etkilerini azaltmanın yollarını düşünmelisiniz (sorumlulukları paylaşmak, yardım edilmesini isternek gibi).
* Panik Bozukluğunun Tedavisinde Antidepresan ilaç Kullanımı "Antidepresan" sözcüğü sizi şaşırtmamalıdır. Antidepresan ilaçlar, çok uzun yıllardır, başka birçok rahatsızlıkta olduğu gibi panik bozukluğunda da başarıyla kullanılmaktadıriar. Kişi, depresyona ilişkin birtakım belirtiler göstersin ya da göstermesin, bu ilaçlar panik ve anksiyetenin tedavisinde son derece yararlı olabilmektedirler. Panik bozukluğunun tedavisinde antidepresan ilaç kullanılırken birkaç özellik göz önünde bulundurulmalıdır. Bunlardan birincisi, bu ilaçların etki göstermeleri için birkaç hafta geçmesinin gerekli olduğudur. Bununla birlikte i1açlara başlandıktan kısa bir süre sonra yan etkileri ortaya çıkar ve bu yan etkiler tedavinin ilk birkaç haftası içinde oldukça rahatsızlık verici olur. Diğer önemli bir konu da, bu ilaçların bir yıldan daha uzun süreli olarak kullanılmalarının gerekmesidir. Daha kısa süreli kullanımlarda rahatsızlığın depreşme olasılığı yükselmektedir.
* Seçici Serotonin Gerialım Ketleyicileri (SSRI'lar) Panik bozukluğunda en çok verilen ilaçlar seçici serotonin gerialım ketleyicileri olarak bilinen ilaçlardır. Tıpta bu ilaçlar genellikle "SSRI'Iar" olarak kısaltılırlar. Bu kümedeki ilaçlar beyindeki serotonin düzeylerini etkileyerek etkinlik gösterirler. Serotonin, bir sinirden bir sonrakine bilgi aktaran bir kimyasal maddedir. Seçici serotonin gerialım; ketleyici ilaçların yan etkileri, ilaçtan ilaca bir ölçüde değişmekle birlikte en sık görülen yan etkileri arasında bulantı ve midede başka birtakım rahatsızlıklar hissetme, baş ağrısı, baş dönmesi, el titremesi, vücutta ortaya çıkan birtakım döküntüler, uykusuzluk, sinirlilik, yorgunluk, ağız kuruluğu, terleme, çarpıntı ve birtakım cinsel sorunlardır. tıaca düşük dozlarda başlamak ve dozu giderek artırmak yan etkilerin sıklığını önemli ölçüde azaltır.
Seçici serotonin gerialım ketleyici ilaçları kesrnek oldukça kolaydır. Ancak, özellikle paroksetin olmak üzere, bir kesiminde i1acı bıraktıktan sonra gelip geçici birtakım yoksunluk belirtileri görülebilir. Bunlar arasında uykusuzluk, gerginlik, el titremesi, kaygılanma, bulantı, ishal, ağız kuruluğu, bitkinlik, terleme ve olağandışı ejakülasyon vardır. Söz konusu ilaçların yavaş yavaş azaltılarak kesilmesi daha az yoksunluk belirtisinin çıkmasını sağlar. Aşağıdaki tabloda seçici serotonin geri alım ketleyicisi ilaçlar ve bunların kullanıldıkları doz aralıkları verilmiştir.
Seçici Serotonin Gerialım Ketleyicileri İlacın Adı Ticari Adı Başlangıç Dozu Günlük Dozu Essitalopram Cipralex® 5 mg 10-20 mg Fluoksetin Prozac® 20 mg 20-80 mg Fluvoksamin Faverin® 50 mg 50-300 mg Paroksetin Seroxat® 10 mg 10-60 mg Sertralin Lustra/® 25-50 mg 50-200 mg Sitalopram Cipram® 10 mg 20-40 mg
Diğer Antidepresan ilaçlar Önceki yıIlarda panik bozukluğunun tedavisinde en çok kuIlanı1an antidepresan ilaç imipramin (Tofranil®) olmuştur. Bu ilaç, hem noradrenalin, hem de serotonin üzerinden etki gösteren trisiklik kimyasal yapısı olan bir ilaçtır. Trisiklik kimyasal yapısı olan, panik bozukluğunda etkili diğer bir ilaç kı 0mipramindir (Anafranil®). Bu ilaç daha çok serotonin üzerinden etki gösterir. Trisiklik kimyasal yapılı bu ilaçların sık karşılaşılan yan etkileri arasında ağız kuruluğu, görme bulanıklığı, kabızlık, kalp atış hızında artma, kan basıncında düşme, uyuşukluk hali ve kilo alma vardır. Klomipramin, yüksek dozlarda kullanılırsa, yatkın olanlarda konvülsiyon geçirme olasılığını artırır. Trisiklik kimyasal yapısı olan ilaçlar yan etkilerinden ötürü son yıllarda giderek daha az kullanılmaya başlanmışlar, yerlerini daha çok serotonin gerialımını ketleyen ilaçlar almıştır.
Diğer iki antidepresan ilacın da panik bozukluğunda yeri vardır. Bunlardan birincisi, hem noradrenalin, hem de serotonin üzerinden etki gösteren venlafaksin (Efexor®) adlı ilaçtır. En sık görülen yan etkileri bulantı, baş dönmesi, ağız kuruluğu ve yüksek dozlarda kUIlanıldığında kan basıncında yükselme yapmasıdır. Panik bozukluğunun tedavisinde etkili olduğu gösterilmiş olan diğer bir ilaç da mirtazapindir (Remeron®). Kaygı düzeyi çok yüksek olan ya da büyük ölçüde uykusuzluk sorunları olan hastalarda özellikle önerilebilir.
Aşağıdaki tabloda, panik bozukluğunda kuIlanılabilen serotonin gerialım ketleyicisi kümesinden olmayan diğer ilaçlar ve dozları verilmiştir: Panik Bozukluğunda Kullanılan Diğer ilaçlar Ilacın Adı Ticari Adı Başlangıç Dozu Günlük Dozu İmipramin Tofranil® 10-25 mg 100-250 mg Klomipramin Anafrani/® 25-50 mg 100-250 mg Venlafaksin Efexor® 37.5-75 mg 75-225 mg Mirtazapin Remeron® 15 mg 15-60 mg
Kaygı Giderici ilaçlar Hekimler kaygı giderici ilaçlardan (antianksiyete ilaçlar) söz ederlerken daha çok benzodiazepin kümesinden ilaçları amaçlarıar. Bu ilaçlardan ülkemizde alprazolam (Xanax®), diazepam (Diazem®), klonazepam (Rivotril®) lorazepam (Ativan®) vardır. Bu ilaçlardan özellikle alprazolam ve klonazepamın panik bozukluğunda etkili olduğu gösterilmiştir. Alprazolam ve k1onazepamın olağan başlangıç dozları 0.5 mg'dır, doz giderek artırılarak günde 1 mg'la 5 mg arasındaki bir doza çıkılabilir.
Benzodiazepinlerin en sık karşılaşılan yan etkileri arasında uyuşukluk hali, sersemlik hissi, çökkünlük, baş ağrısı, şaşkınlık, baş dönmesi, sendeleme, uykusuzluk ve sinirlilik vardır. Bu ilaçlar alkolle birlikte alınmamalıdırlar. Ayrıca bu ilaçlar, özellikle yüksek dozlarında, uzun süreli kullanıldıktan sonra bırakıldıklarında önemli ölçüde yoksunluk belirtilerine yol açabilirler. Dolayısıyla doktor denetiminde çok yavaş yavaş azaltılarak kesilmeleri önerilir. Sık görülen yoksunluk belirtileri arasında panik atakları, kaygı duyma ve uykusuzluk vardır. Bu belirtiler gelip geçici belirtilerdir. Bu belirtilerin ne denli uzun sürdüğü ve yeğinliği ilaçtan ila ca değişir. Yoksunluk belirtileri genellikle birkaç gün sürer.
Bu ilaçların önemli bir üstünlüğü çok çabuk etki göstermeleridir. çoğu olguda etkilerini birkaç dakika içinde gösterirler. Bu yüzden birçok kişi bu ilaçları panik atağını durdurmak için "gerektiğinde" kullanır. Daha doğrusu, başlanan antidepresan ilaçların etkilerinin ortaya çıkmasının beklendiği süre içinde bu ilaçların kullanılmasıdır. Antidepresan ilaçların etkilerini göstermesi için beklenen birkaç haftalık süre geçtikten sonra, kaygı giderici olarak adlandırılan bu ilaçlar dozları giderek azaltılarak kesilir.
Prof. Dr. Ertuğrul KÖROĞLU
Panik Ve Kaygıyı önleme Yöntemleri yazısı toplam 2903 defa okundu
Bağlantılı Yazılar
|