Panik Atak Nedir
Kategori : Psikiyatrik Bozukluklar
Panik atak nedir
- Panik atağı, bir korku kuşatmasıdır. Algılanan tehlikeye karşı birdenbire gösterilen bir tepkidir ve birtakım yoğun bedensel duyumlar buna eşlik eder. Psikiyatri bilim dalında kabul gören uluslararası sınıflandırma dizgelerine göre (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fourth Edition [DSM-IV], text Revision) bir PANİK ATAĞI TANISI konabilmesi için aşağıdaki on üç belirtiden en az dördünün bulunması gerekir: - Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması - Terleme - Titreme ya da sarsılma - Nefes darlığı ya da boğuluyormuş gibi olma duyumları - Soluğun kesilmesi - Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma - Bulantı ya da karın ağrısı - Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma - Gerçekdışıiık duyguları ya da benliğinden ayrılmış olma duyumu - Uyuşma ya da karıncalanma duyumları - Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları - Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu - Ölüm korkusu
* Panik atak sırasında beden Bir panik atağı sırasında yaşanan öznel yaşantılar büyük ölçüde değişkenlik gösterir. Belirli birtakım bedensel duyumlar (kalp atımlarını hissetmek gibi) ortaya çıkan fizyolojik değişikliklerle doğrudan ilişkilidir. Diğerleri (ölüm korkusu gibi), sözü edilen bedensel duyurnlara gösterilen zihinsel ve duygusal tepkiler sonucu ortaya çıkar. Aşağıda, bir panik atağı sırasında vücudun değişik bölgelerinde ortaya çıkan çeşitli belirtiler sıralanmıştır. Genelde panik atağı sırasında ne denli çok belirti olursa ve bu belirtiler ne denli yoğun olursa, kişi kendini o denli bitkin ve yılgın olarak hisseder.
* Baş: Hiperventilasyon (aşırı soluk alıp verme) nedeniyle beyine az kan gitmesinden ötürü baş dönmesi ve sersemlik hissi ortaya çıkabilir, bayılacakmış gibi bir duygu içinde olunabilir.
* Vücut: Terlemeye başlanır, sıcak ve soğuk basmaları olabilir, "hissiz"leşilebilir, vücutta karıncalanmalar olabilir. Kendi çevresinde dönüyormuş gibi birtakım duygular ortaya çıkabilir. Bitkin ve tükenmiş olarak hissedilir.
* Zihin: Büyük bir şaşkınlık içinde, yönelim bozukluğu içinde olunabilir, kendini odaklama güçlüğü ortaya çıkar. Kişi çevresinden kopmuş gibi, çevresinden çok uzaktaymış gibi bir duygu içine girebilir. Vücudu sanki gerçek değilmiş gibi bir duyguya kapılabilir, kendini sanki rüyadaymış gibi hissedebilir. Huzursuzlaşılır, her şeye çabuk kızılır. Sık yaşanan korkular bayılma, çıldırma, kalp krizi geçirme, ölme, olay çıkarma, kapana kısılıp kalma korkularıdır.
* Gözler: Gözler titreşir ya da seğirir. Dışarıdaki nesnelere odaklanmakta zorluk çekilir ya da bu nesneler göze bulanık görünebilir. Bir sayfa üzerindeki rakamlar gibi birtakım şekiller yerinden sıçramış gibi ya da tersine dönmüş gibi görünebilir.
* Ağız ve boğaz: Ağız kurur. Yutma güçlüğü ortaya çıkar, boğazda bir yumru hissi ya da kişi sanki tıkanmış, soluğu kesilmiş gibi olur. Boğaz kasları gerilmiş gibidir. Konuşunca ses titrekleşir.
* Kalp: Kalp atım hızının arttığı ayırt edilir. Kalp atımları öylesine güçlü hissedilir ki, kalp sanki göğüs kafesinden dışarı fırlayacak gibidir. Kalp sanki birtakım vurumları atlıyor gibi gelebilir. Göğüste ağrı ya da sıkışma hissedilir.
* Solunum: Soluk alıp verme hızı artar ve sığlaşır. Sanki tam, derin bir soluk alınamıyor gibidir. Soluk almakta zorluk çekilir, hava açlığı içinde olunabilir, sanki boğuluyor gibi bir duygu içine girilebilir.
* Mide-bağırsak dizgesi: Sanki midede kelebekler uçuşuyor gibidir ya da bir düğümlenme hissedilir. Bulantı duygusu orı ya çıkabilir. Ayrıca midenin üst bölümlerinde kramp benzeri ağrılar, mide-bağırsak spazmları, bağırsaklarda "çağıltı" sesleri, ishal-kabızlık olabilir.
* Kaslar: Özellikle boyun ve omuzlarda olmak üzere bütün vücut kaslarında genel bir gerginlik olur. Araba kullanılıyorsa (r banın direksiyonu öylesine sıkı bir biçimde kavranır ki parmak boğumları beyazlaşır ve kollar iyice sertleşir. Başka birtakım durumlarda kişi elinde olmaksızın ellerini yumruk yapabilir. Bütün bunların tersine bütün kaslar öyle güçsüzleşebilir ki kişi 'yakta durmakta zorlanabilir. Bacakları sanki kendini taşıyamıyor gibidir. Elleri ve ayakları titrer, soğur, terler ya da uyuşur. Kişinin yıllardır çok güvendiği vücudu sanki başkaldırmış gibidir. Panik atakları birden yeğinleşir, saniyeler ya da dakikalar içinde doruğa ulaşır. çoğu zaman, on dakikadan daha kısa bir süre içinde doruk düzeyine gelir. Panik atakları birkaç dakikadan bir saate dek sürebilir. Saatlerce ya da günlerce sürdüğünü söyleyenler olursa da bunların gerçek panik atakları olduğundan söz edilemez. Büyük bir olasılıkla bu kişiler, gün içinde birden çok panik atağı geçiriyorlardır ve bu ataklar arasında kaygı düzeyleri de yüksek olmaktadır.
* Kişi, panik ataklarını yaşamayı sürdürdükçe kendine olan güvenini yitirmeye, benlik saygısı düşmeye başlar. Bu tür ataklardan sakınmak için etkinliklerini kısıtlamaya başlar. Tanıdık, bildik durumlar gözdağı veren durumlar olarak algılanmaya başlanır. - Bir konuşma öncesinde ya da sırasında panik atağı ortaya çıkmışsa kişi vereceği konuşmaları geri çevirmeye başlar. - Kişi, bir gezideyken panik atağı çıkmışsa iş gezilerini ertelemek için özürler bulmaya başlar, ancak çok meşgul olduğu gerekçesiyle ailesiyle de tatile çıkmak istemez. - Kişi, bir topluluk içindeyken panik atağı yaşamış sa toplum içine karışmaktan kaçmaya başlar ve evde oturmayı yeğler. - Kişi, alışveriş yaparken, dışarıda yemek yerken ya da saçını kestirirken bir panik atağı geçirmişse, belirtilerinin yineleyeceğini düşündüğü bu tür yerlere gitmekten çekinmeye başlar. - Kişi, spor yaparken panik atağı ortaya çıkmışsa, solunum ya da dolaşım dizgelerini zora koşan her tür etkinlikten kaçınmaya başlar. - Kişi, tek başınayken bir panik atağı yaşamışsa, vücudundan gelebilecek bir "saldırı" karşısında kendini güvende hissetmek ve korunmak için eşine, arkadaşlarına, hatta çocuklarına tutunmaya, onlara sıkı sıkıya sarılmaya başlar.
Kişi, başlangıçta, panik ataklarının ortada hiçbir neden yokken, birden, beklenmedik bir biçimde, kendiliğinden ortaya çıktığına, kendisini "arkadan vurduğu"na inanma eğilimi gösterir. Birçok atak yaşadıktan sonra içinde bir kuşku doğar.
"Bana ne oluyor? Yolunda gitmeyen ne var? Bütün bunlar neden ortaya çıkıyor? Çıldırıyor muyum? Bütün bunlar sinirsel bir çöküşün olduğunu mu gösteriyor? Aldığım sorumlulukları taşımakta güçlük mü çekiyorum? Bunların üstesinden gelmekte zorluklarım mı oluyor? Tıbbi bir sorunum mu var (kalp sorunu, kan basıncı yüksekliği, tiroid sorunu vb)?"
Birçok insan için, yaşanan bu yoğun kaygı dönemleri, vücutta ortayan çıkan beklenmedik bu değişiklikler, yaşamlarının en korkutucu ve sorunlu olayları olur.
* Panik duygusu, zamanla, kişinin düşüncelerini, duygularını ve inanışlarını kendine karşı silah olarak kullanır. Bunlar, aşağıda sayılan yollarla olur: - Birtakım anımsatıcılar karşısında, son atağınızı geçirdiğiniz ortama girme yürekliliğini gösteremez, duraksarsınız. - Belirli birtakım etkinlikleri yapmayı her düşündüğünüzde "kapana kısılıp kalmama"yı birinci öncelik olarak göz önünde bulundurursunuz. - Bir sonraki atak ne zaman gelecek diye kaygılı bir beklenti içine girersiniz. Yalnızca "Şimdi, burada mı olacak?" sorusunu sormak bile belirtilerin ortaya çıkmasına neden oluyor gibi görünebilir. - Son panik atağınızı sinirli bir biçimde düşünüyor olabilirsiniz, sonra vücudunuz üzerinde bir denetiminiz kalmadığı konusunda kuşkulara kapılırsınız. - Bilinmeyen bedensel bir hastalığın ya da duygusal bir rahatsızlığın panik ataklarınıza neden olduğunu düşünüp üzüntü duyarsınız. - Tanısı konmuş bedensel bir hastalığınız varsa, gereksiz birtakım stresierden ya da hastalığın ağırlaşmasından korkarsınız. - Panik ataklarınıza karşı başlıca savunma olarak belirli birtakım insanlardan ya da yerlerden uzak durmaya başlarsınız. - Toplumsal yönden daha içine kapanık, toplumdan uzak, sıkı ağızlı biri olursunuz; randevulardan, verilen toplumsal konumlardan, beklentilerden ötürü kendinizi daralmış gibi hissedebilirsiniz. - Sürekli düşüncelere dalıp gider, sürekli tasalanır ve kendinizi sürekli olarak eleştirirsiniz, dolayısıyla yüreklenmenizi önler, korku duyarsınız. - Kendinize olan güveninizi yitirirsiniz ve alkol kullanma ya da doktor doktor gezinme gibi etkinliklerle gününüzü doldurursunuz.
Her kişi kendine özgüdür ve panik bozukluğunun her insanı nasıl etkilediği çok değişkenlik gösterir. Ortaya çıkan görünüm kesinlikler taşımaz, bu kesin çizgileri ve kıvrımları olan siyah-beyaz bir görünüm değildir. Çok sayıda gri alan ve belirli sayıda, korku uyandıran gölgeler vardır. Her insan için, özgül sorun alanlarının yoğunluğu ve süresi değişiktir. Kendi kendinize yardımcı olabilmeniz için önce kendinize özel durumun tam bir resmini çizmelisiniz. Ancak ondan sonra denetiminizi kendi elinize alabilmek için bu resmi nasıl değiştirebileceğinize karar verebilirsiniz.
* Şu konuları kendi kendinize yeniden değerlendirmeniz gerekir: 1) Kendiniz hakkında ve çevrenizde yarattığınız dünya hakkında ne düşündüğünüz, 2) kendiniz hakkında ve toplumsal konumlarınız hakkındaki yerleşik düşünceleriniz, 3) özellikle korktuğunuz duygular olmak üzere, duygularınız ve 4) eylemleriniz, yapabildiğiniz ve yapamadığınız eylemler.
NOT:Panik ataklarının üstesinden gelmenin en güçlü yollarından biri bu konuda bilgilenmektir. çünkü kuşku, belirsizlik ve bilinmeyenden korkma bu rahatsızlıgın en güçlü silahlarıdır. "Panik sorununuz bir hekim ya da bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmeyi gerektiriyor mu?", bunu bilmelisiniz. Ruhsal bir rahatsızlık ya da bedensel bir hastalık tanısı konmuşsa bunun hakkında en fazla bilgiye sahip olmalısınız.
* Nedeni nedir? Buna eşlik eden ne gibi başka sorunlar var? * Ne gibi bir yardım almalısınız? Kendi kendinize nasıl yardımcı olabilirsiniz? Kendi durumunuz hakkında geniş bir bilgiye sahip olmak başarınızının önemli dayanağı olacaktır. Panik atakları olan bir kişide, iyileşmenin önündeki en önemli engel, söz konusu atakların önemli bir bedensel hastalığın göstergesi olduğuna ilişkin duyulan korkudur. Çok seyrek de olsa bu durum doğrudur. Ancak çok büyük bir sıklıkla, içinin, bedensel bir hastalığı olduğuna ilişkin sürekli bir kaygı içinde olması panik ataklarını yoğunlaştırır, hatta bu atakların ortaya çıkmasına neden olabilir. Diğer bir deyişle, kişi ne denli az kaygılanırsa, o denli sağlıklı olacaktır.
* Bu yüzden, panik ataklarınız oluyorsa aşağıdaki yönergeleri izlemenizde yarar vardır: - Kendinize, güvenebileceğiniz bir aile hekimi (ya da birinci basamak sağlık kuruluşunda çalışan bir hekim) bulun. - Belirtilerinizi ve kaygılarınızı ona anlatın. - Hekiminizin, belirtilerinizin nedenini saptamak için gerekli gördüğü muayeneleri ve laboratuvar incelemelerini yapmasını sağlayın. - Aile hekiminiz, herhangi bir dalda uzmanlığı olan bir hekimin danışmanlığına başvurmak isterse ilgili dalın uzmanına başvurun. - Bedensel bir hastalığınız olduğuna ilişkin bir tanı konura, hekiminizin tedavi önerilerine uyun. - Hekiminiz, panik ataklarınız için herhangi bir bedensel neden bulamamışsa, söz konusu belirtilerinizi denetim altına almak için bir psikiyatriste başvurun ve bu kitapta sözü edilen yönergeleri izleyin. Panik atakları yaşayan biri olarak kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülük, hekimlerin öyle olmadığına ilişkin sürekli güvence vermelerine karşın, belirtilerinizin bedensel bir hastalığa bağlı olduğuna olan inancınızı hiç değiştirmemektir. Hekiminiz tam bir tanı koyana dek onunla işbirliği yapmak büyük önem taşır. Kaç hekimden danışmanlık alırsanız alın, bilgilerin tek bir hekimde toplanması ve onun son karan vermesi yapılabilecek en doğru yaklaşımdır. Son kararı vermesi için bir doktordan diğerine gidip durmanız size hiçbir yarar getirmez. Hekiminiz, herhangi bir bedensel hastalığınız olmadığı konusunda kesin kararlı ise, ancak buna karşın korkularınız sürüyorsa, bilin ki bu korkularınız panik ataklarınızın ortaya çıkmasına katkıda bulunmaktadır.
Kaynak: Prof. Dr. Ertuğrul KÖROĞLU
Panik Atak Nedir yazısı toplam 1262 defa okundu
Bağlantılı Yazılar
|