Atatürk ün Anıları 3 | Atatürk

Atatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | Atatürk
Atatürk ün Anıları 3 | Atatürk Atatürk ün Anıları 3 | Atatürk
Atatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | Atatürk
Atatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | Atatürk
Atatürk ün Anıları 3 | Atatürk



Atatürk ün Anıları 3 | Atatürk
Atatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | Atatürk
Atatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | Atatürk
Atatürk ün Anıları 3 | Atatürk Atatürk ün Anıları 3 | Atatürk
Atatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | Atatürk
 
Atatürk ün Anıları 3
Kategori : Atatürk

Atatürk'ün Anıları

VATANIMIN TOPRAĞI TEMİZDİR
Kral Edward İstanbul'a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı'na yanaştı. Atatürk de rıhtımda onu bekliyordu. Deniz dalgalı idi ve Kral'ın bindiği motor inip çıkıyordu. Kral rıhtıma çıkmak istediği bir sırada eli yere değdi ve tozlandı. O sırada Atatürk de Kral'ı rıhtıma almak üzere elini uzatmış bulunuyordu. Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği bir anda Atatürk:
"Vatanımın toprağı temizdir, o, elinizi kirletmez!" diyerek, Kral'ı elinden tutup rıhtıma çıkarıverdi.

ANKARA'YI NEDEN BAŞKENT YAPTIM 
Sıcak bir günün akşamında yanında bazı ileri gelenler ile köşkünün bahçesinde dolaşıyordu. Ben de o sıralar eski köşkün tavan dekorlarıyla meşguldüm. Tozlu ve sisli bir akşam Ankara'nın üzerine çökmüştü. Yer yer toz hortumları semaya doğru yükseliyor ve manzaraya daha boğucu bir hava ekliyordu. Bize:
"Ankara'yı hükümet merkezi yapmakla iyi mi ettim?" diye sordu.
Tabii herkes müspet cevap verdi. Arkasından:
"Neden?" suali gelince, kimi staratejiden, kimi siyasetten bahsetti. Hatta birimiz kayalık güzeldir gibi bir estetik nazariye de ortaya attı. Atatürk:
"Şimdi dalkavukluğu bırakın" diyerek münakaşayı kapattı. Ankara'nın hükümet merkezi olmak için saydığınız meziyetleri beni ikna etmeye yetmez. Ben Ankara'yı hükümet merkezi yapmakla büsbütün başka bir hedef güttüm. Türk'ün imkansızı imkan haline getiren kudretini dünyaya bir kere daha tekrar etmek istedim. Bir gün gelecek şu çorak tarlalar, yeşil ağaçların çevirdiği villaların arasından uzanan yeşil sahalar asfaltlarla bezenecek. Hem bunu hepimiz göreceğiz. O kadar yakında olacak."

MİLLETİNE OLAN GÜVENİ
Toplantıda kendisinden evvel söz söyleyenlerden biri ona: "Nereden ilham ve kuvvet" aldığını sormuştu; Atatürk bu soruya millet hizmetinde bulunan insanların ilham kaynakları hakkında, uzunca bir tahlil yaparak cevap verdi. Sonunda kısaca demişti ki:
"Efendiler... İlham ve kuvvet kaynağı milletin kendisidir; milletin müşterek arzusu, gerçek temayülüdür. Varlığımızı, istiklalimizi kurtaran bütün teşebbüs ve hareketler; milletin müşterek fikrinin, arzusunun azminin yüksek tecellisinden başka bir şey değildir."

HERKESİN MİLLETİNE GÜVENMESİNİ İSTEDİ
Zaferi müteakip yaptığı seyahatte Samsun'a da uğramış, orada öğretmenlerle görüşüyordu.
Öğretmenler adını konuşanların, kendisi hakkında çok sitayişkarane sözler söyleyişlerini sükunetle dinledikten sonra, onlara şu cevabı vermişti:
"Vatandaşınız olan herhangi bir şahsı, istediğiniz gibi sevebilirsiniz; kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi, evladınız gibi, sevgiliniz gibi sevebilirsiniz! Fakat bu sevgi, sizi milli varlığınızı, bütün muhabbetlerinize rağmen herhangi bir şahsa, herhangi bir sevdiğinize vermenize sebep olmamalıdır. Bunun aksine hareket kadar büyük hata olmaz. Ben ancak vazifemi yaptım. Bana, bu ilhamı ve kudreti nereden aldığımı soruyorsunuz. Cevap olarak diyebilirim ki, bugünkü uyanıklığı, düne, geçmişe borçluyuz. Geçmişte bu milletin çektiklerinden büyük bir ilham ve kudret kaynağı olamaz!"

MİLLET ADAMIYDI
Milli Mücadele'nin buhranlı günlerinde, Ankara civarında yaptığı bir gezintiden dönerken, yolda sarıklı bir hocaya rast gelmişti. Konuşurken, üstlerinden geçen uçağı göstererek, sordu:
"Hocam, bu uçak nasıl uçuyor?"
"Ne bileyim ben... Öğretmediler ki bize?"
"Peki, sen ne bilirsin?"
"Ne mi bilirim. Bu uçağa bin dersin, binerim, oradan kendini aşağı at dersin, atarım... İşte ben bunu bilirim ama, bunu da senden öğrendim, Paşam!"
Mustafa Kemal, bu söz üzerine:
"Var ol hocam!.. Ama, şunu da bil ki, ben de senin gibiyim... Ben de, milletin hiçbir arzusunu, hiçbir isteğini, hayatım pahasına da olsa, yapmamazlık edemem!.."




Atatürk ün Anıları 3 yazısı toplam 8843 defa okundu
Atatürk ün Anıları 3 | Atatürk Sayfayı Yazdır    Atatürk ün Anıları 3 | Atatürk Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Atatürk ün Anıları 3 | Atatürk
Atatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | AtatürkAtatürk ün Anıları 3 | Atatürk