Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi

Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi



Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi
 
Ikinci Göktürk Hakanlığı
Kategori : Dünya Tarihi

İkinci Gök-Türk Hakanlığı

"Yukarıda mavi gök çökmedikçe, aşağıda kara toprak yarılmadıkça, senin ilini ve töreni kimse bozamazdı... Ama sen düşmanın armağanlarına kandın; bölücülere, Fesatçılara kandın; seni kurtaran atalarına isyan ettin !
Yurdu böldün ve öldün!.."
 
Gök-Türklerin İstiklallerini Kaybetme Nedenleri
630-680 arasındaki 50 yıllık zaman Gök-Türkler in istiklallerini kaybettikleri bir matem devresi olmuştur. Her ne kadar Orta Asya da millet olarak Türkler varlıklarını, dil, inanç, ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de müstakil bir devletten mahrumiyet, Bey olmağa layık evladın kul, hatun olmağa layık kız evladın cariye olması Gök-Türkler için haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağı teşkil ediyordu. Millet şöyle diyordu: Ülkeli bir kavim idim, şimdi ülkem nerede? Hakanlı bir kavim idim, şimdi nerede hakanım? nerede diye seslenen Orhun Kitabeleri'nden de anlaşılacağına göre, Gök-Türkler i bu felakete sürükleyen sebepler şu üç noktada toplanmaktadır.
1- Sonraki devlet ve idare adamlarının kifayetsizliği: ... Kagan bilge imiş, cesur imiş, buyrukları bilge imiş, cesur imiş, beyleri de, kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreye göre tanzim etmişler... Sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadığı, oğlu babası gibi yaratılmadığı için bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, fena imişler... Türk beyler, Türk adını atmışlar, Çin beylerinin adlarını almışlar, Çin hakanına boyun eğmişler, elli yıl işlerini, güçlerini (ona) vermişler...
2- Türk kavminin uygunsuz tutumu: Türk bodunu... Sen aç olduğun zaman tokluğu düşünmezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin düştün. Müstakil hakanlığına karşı kendin yanıldın... Doğuya gittin, batıya gittin. Kutlu yurt Ötüken i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın, kemiklerin dağlar gibi yığıldı... , Türk bodunu kendi hakanını bıraktı, hüküm altına girdi. Hüküm altına girdiği için Tanrı ona ölüm verdi, Türk bodunu öldü, mahvoldu... .
3- Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda: Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi yumuşak imiş, tatlı sözü, mülayim hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış, iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözüne, yumuşak hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü... ; ...Çin kavmi hilekar kurnaz olduğu için, küçük kardeşlerin büyük kardeşlere karşı ayaklanması, beylere kavim arasına nifak girmesi yüzünden Türk bodunu ülkesi yıkılmağa yüz tutmuş, müstakil hakanlık sukuta uğramış... ; ... Çin kağanı, Türk kavmi (ona) bunca işini gücünü verdiği halde, Türk kavmini öldüreyim, soyunu mahvedeyim der imiş, mahvetmeğe yürürmüş... .

Gök-Türk İstiklalinin Tekrar Kazanılması:
İlteriş Kutlug Kagan ve Bilge Tonyukuk
Gök-Türk tarihinin bu 50 yıllık fetret devrinin sonunda, kitabeler yolu ile çok iyi tanınan, Aşına soyundan, Kutlug (Çince de Ku-to-lo) istiklal savaşına girişti (680). Türk Milleti nin eski hür ve müstakil hakanlık çağının hasreti içinde olduğunu sezen Kutlug, kendinden önceki mücadeleleri de takip ediyordu: Çin deki bazı Türk zümrelerinin aynı maksatla başa geçirdikleri Ni-şu-fu davayı kaybederek kesilen başı Çin başkenti Lo-yang a götürülmüş (679), mücadeleye devam eden, yine Aşına soyundan Fu-nien kalabalık Çin kuvvetleri karşısında yenilerek 53 arkadaşı ile birlikte Lo-yang çarşısında idam edilmişti (Ağustos 681).
Bu sırada Kuzey Çin de bulunan ve Türk kütlelerinin derin istiklal arzusunu gerçekleştirmek azmi ile ortaya atılan Kutlug, gizlice teşkilat kurarak etraftaki Gök-Türk ileri gelenlerini ve halkını vazifeye çağırdı. Süratle yayılan harekete katılanların sayısı kısa zamanda 5 bine yükseldi. Davete koşanlar arasında, II. hakanlık devrinde Gök-Türkler in ünlü devlet adamı ve kumandanı Tonyukuk da vardı.
İlteriş Kutlug Kağan ın II. Gök-Türk Devleti ni Kurması: 682
Kutlug ile Tonyukuk önce, 681 de Kuzey Çin deki Yün-çu eyaletine baskın yaparak 30 bin civarında at, koyun, deve elde ettiler ve yeni gelenlerle kuvvetlenerek Göbi çölü ile Orhun ırmağı arasına çekildiler. Çugay Kuzı (Çince Çung-tsai, Ötüken in güneyinde) yı yazlık ve daha Güneydeki Kara Kurum u kışlık merkezi yaparak hazırlıklarını tamamladılar. İlk hedefleri Ötüken idi. Baykal Gölü nün güney batısında yüksekçe dağlarla çevrili, mahfuz, müdafaası kolay, fakat etrafa akınlar yapmağa elverişli stratejik mevkide, iklimi mutedil ve otlağı bol bir yer olan Ötüken yaylası Asya Hunları ve I. Gök-Türk Hakanlığı zamanında devlet merkezi olmuş, Türkler in kutlu toprağı sayılıyordu. Dağınık Türk kütlelerini ancak, Türk devletçilik ruhunun yerleşmiş olduğu Ötüken etrafında toplamak ve idare etmek mümkün idi.
Kutlug hareketinin gelişmesinden endişelenen Selenga ırmağı boylarındaki Oğuzlar ın, tedbir olmak üzere K itanlar la ve Çin ile ittifak teşebbüsleri, bir Gök-Türk seferini gerektirdi. Tonyukuk un tavsiyesi ile baskın şeklinde İnekler Gölü (Orhun un kolları üzerinde) kıyısında kazanılan savaş (682) Oğuz tehlikesini ortadan kaldırdı. Tarihi ehemmiyeti haiz bu muharebe Gök-Türkler in Ötüken e hakim olmalarını sağladı. Kutlug kağan ilan edilerek İlteriş (İl=devleti derleyip toplayan) ünvanını altı ve II. hakanlığı teşkilatlandırdı: Kardeşi Kapagan (veya Kapgan) ı şad diğer kardeşi To-si-fu yu yabgu tayin etti. İstiklalin kazanılıp, devletin kuruluşunda birinci planda rol oynayan Tonyukuk u, devlet müşaviri (Ayguçı) yaptı ve orduyu hazırlama, idare ve diplomasi işlerinin tanzimini ona verdi.

Çin e Yapılan Akınlar
Yeni hakanlığın önce Çin i taarruz hedefi olarak alacağı tabii idi. Bir zafer akınları resmi geçidi manzarasını veren Çin seferleri bir yandan, bu eski ve hilekar hasımı daimî baskı altında tutmak, diğer yandan, körpe Gök-Türk devletinin şiddetle ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyecek bilhassa at gibi zaruri madde ve vasıtaları elde etmek maksadını güdüyordu. Akınlar hep Pekin den Kan-su ya kadar olan sahaya; Çin Seddi nin hemen güneyinden Huang-ho nun güney mecrasına yakın yerlere kadar yayılan ve Çinlilerin Çu dedikleri garnizon ve eyalet merkezlerine yöneltilmişti; 682-687 yılları arasında Çin üzerine 46 akın yapılmıştır. Bu seferler esnasında Çin valileri, kumandanları mağlup edildi, orduları dağıtıldı, hemen her yerde mukavemet kırıldı. Büyük çapta zaferler Hin-çu da (Nisan 685) ve So-çu da (Ekim 687) kazanıldı.

İlteriş Kutlug Kağan ın Ölümü
İlteriş Kagan kuzeyde Kögmen (Tannu-ula) dağlarına, doğuda Kerulen, Onon nehirlerinin yüksek vadilerine, batıda Altaylar a kadar uzanan sahadaki Türk ve yabancı kavimleri Gök-Türk idaresine almıştı ( 47 defa sefer etmiş, 20 kere savaşmış, Tanrı buyurduğu için düşmanları itaate almış, dizlilere diz çöktürmüş, başlılara baş eğdirmiş, Babam Kağan bu kadar ülke kazanmış... Kitabeler I.).
Böylece Gök-Türk Devletini yeniden kurup teşkilatlandırarak, töreyi tekrar yürürlüğe koyan milli kahraman İlteriş, kutlu Ötüken yaylasında dalgalandırdığı kurt başlı sancağın gölgesinde öldü (692). Vaktiyle İlteriş adına dikildiği iddia edilen, Orhun un güneyindeki Ongın kitabesinin 720 lerde dikildiği ileri sürülerek İlteriş e ait olmadığı belirtilmiştir.

Kapagan Kağan
İlteriş öldüğü zaman biri 8 yaşında (Bilge), diğeri 7 yaşında (Kül Tegin) olmak üzere iki oğul bırakmıştı. Kardeşi 27 yaşındaki Kapagan (veya Kapgan), hakan oldu (692-716). Çin kaynaklarında adı Mo-ç o (Türkçe aslı, Bekçor) diye geçen Kagan, Türk tarihinin büyük fatihlerinden biridir. Tonyukuk devlet müşavirliği vazifesini yapıyor, kardeşi, yeğenleri ve oğulları yavaş-yavaş Gök-Türk hakanlığının seçkin simaları olarak beliriyorlardı. Kapagan Kagan ın büyük ve uzak görüşlü bir devlet adamına yakışır planları olduğu görülmektedir ki, esasları şöyle hülasa edilebilir:

Kapagan Kağan ın Devlet Politikasının Esasları
a- Çin i baskı altında tutmak. Bunda iki maksadı vardı: Türk devletinin huzurunu korumak ve halka yetecek ölçüde ziraî istihsal imkanları sağlamak;
b- Çin de dağınık halde yaşamakta olan Türkleri anavatana (Ötüken) çekmek. Bunda da iki maksadı vardı Türkler yabancı hakimiyetinden kurtarmak ve Türk ülkesinde askerî ve iktisadî gelişmeyi hızlandırmak;
c- Asya kıtasında ne kadar Türk yaşamakta ise, hepsini Gök-Türk birliğine bağlamak. Kapagan ın bu siyasî ve iktisadî görüşleri onu sayılı Türk büyükleri arasında yükseltmektedir. Bilhassa üçüncü nokta çok dikkat çekici bir siyasî kavrayış ifade eder.

Kapagan Kağan ın Seferleri
Genç, haşin ve ihtiraslı Kapagan, seferler ve zaferler dizisinin 693'te Çin baskını ile açtı. Ling-çu eyaletini şiddetli darbeler vurarak aynı sene içinde aynı bölgeye yedi sefer daha tertipledi. Sonra Ordos a akın yaptı. Askerî harekâtını yeniden Ling-çu ya yoğunlaştırdığı yılda (696 da), 8 sefer daha yapmıştı. K i-tan larla Çin in bozuşmasını kendi lehine değerlendirerek, T ang imparatoriçesi Wu yu destekledi. Korkunç K i-tanlar ı Hopei bölgesinde ağır bir hezimete uğrattıktan (Ekim 696) sonra imparatoriçeye isteklerini sıraladı: 100 bin hu (hu= 12,5 kilo çeken ölçek) tohumluk darı, 3 bin adet ziraat âleti, 10 bin (T ang-shu ya göre 40 bin) fond demir, Çin topraklarında oturan (Çoğu Ordus da 6 eyalet arazisinde idi) Türkler in anavatana iadesi.
Sonra Kapagan, Yenisey bölgesini işgal etmekte olan Kırgızlar a yöneldi. Mevsim kış (697-698), yol uzun ve meşakkatli idi, fakat bu sefere zaruret vardı. (Kuvvetli Kırgız Kağanı) Çin ve On-ok kağanları ile anlaşıp, Altun ormanında (Altaylar da) toplanalım, ordularımızı birleştirelim Türk kağanına saldıralım, yoksa kagan cesur ve ayguçı sı  bilge olduğundan o bizi mahv eder demişler (Tonyukuk Kitabesi) Kapagan ile Tonyuyuk idaresindeki Gök-Türk ordusu kar sökerek ağaç dallarına tutunarak, bazen atları yedeğe alarak yolsuz vâdilerden Kögmen dağlarını aştı, Yenisey kaynaklarında Anı ırmağı kıyısındaki Kırgızlar ı bastırdı, han ı telef olan Kırgız ülkesi teslim alındı.

Kapagan Kağan ın Devleti Teşkilatlandırması
Kapağan Kağan 697 yazında hâkan, mevcut duruma uygun olarak, orduyu ve idareyi yeniden teşkilâtlandırdı: Kardeşi To-si-fu yu hâkanlığın sol kanadı yad ı, İlteriş in oğlu 14 yaşındaki Bilge yi sağ kanad a Tarduş üzerine şad tâyin etti ve kendi oğlu Bögü (Kitâbelerde İnal Kagan, Çin kaynaklarına Fu-kü)yü küçük kagan yaptı. Bu suretle Türk imparatorluğunda iki cephe teşekkül etmiş, askerî kuvvetler de iki ordular grubu hâlinde tertiplenmişti. Kapagan Çin ile savaşa hazırlanırken, İnal Kagan ile Bilge Şad emrindeki fakat gerçek sevk ve idaresi Tonyukuk un elinde bulunan batı ordular grubu da On-oklar ı devlete bağlamak vazifesini almışlardı. Çin elçilerine karşı Kapagan ın şiddetli ve kararlı tutumu şimdilik doğuda bir silâhlı çatışmayı önledi. Mo-ç o nun kudretinden telâşlanan Çin den derhal üç bin ziraat âleti, 40 bin şi (1şi =10 hu) tohumluk darı gönderildi ve Türkler anavatan topraklarına iâde edildi (698). Büyük kagan ın plânlarından ikisi gerçekleşmişti.

Kapagan Kağan ın Yeni Çin Seferleri
Ancak, Kapagan ın kızını bir T ang prensi ile evlendirmek arzusuna karşı, imparatoriçe Wu nun, T ang lardan değil de, kendi âilesinden bir prensi damat olarak ortaya sürmesinden öfkelenen Kapagan, yanında bulunan Çin elçilik heyetinden general Çen-çi-wei yi (T ang sülâlesine mensup olmalı)  Çin kaganı ilan ederek, onunla birlikte ansızın, fırtına gibi, Çin topraklarında göründü. Çeşitli eyaletlere, aynı sene içinde (698) 30 defa çıkış yaptı. 100 bin kişilik ordusu tarafından, karşı koyan bütün Çin kuvvetleri ezildi, at sürüleri, başta olmak üzere bol ganimet ve esir alındı. Oradan kuzeye yönelen Kapagan a, Çin orduları kumandanı Şa-Ça-Cung-i, emrindeki birkaç yüz binlik kuvvetine rağmen, hücuma cesaret edemeyerek, Gök-Türk süvari tümenlerinin geçişini uzaktan seyrederken, ümidini kaybeden Çin sarayı da orduya gönderdiği gizli bir günlük emirle, kagan ı bulup öldürenin prens ilan edileceğini bildiriyordu.

Kapagan Kağan ın Türgişler Üzerine Seferi
Bu sırada İnal ile Bilge tarafından sevk edilen batı orduları grubu da, Tonyukuk un yüksek kumandasında, Altaylar ı aşıp Yarış-ovası (Cungarya) na doğru ilerlemiş ve Bolçu (Urungu gölünün güney-batı kıyısında; bugün Tokoi kasabası) da ateş ve fırtına gibi saldıran Türgiş kagan ın kumandasındaki 10 tümenlik (100 bin kişilik) On-oklar ordusu üzerinde kesin zafer kazanmıştı (698). Türgiş hakanı Uçe-le nin esareti, yabgusu ve şadının yakalanması ile neticelenenen Bolçu savaşı, On-oklar ın bütün To-lu ve Nu-şi-pi kabilelerini, Balkaş, İli, Isık Göl, Çu ve Talas bölgesindeki Türkler i Gök-Türk birliğine bağlamış, Hakanlığın sınırları Taşkent ve Fergana ya dayanmıştı. Çin kayıtlarına göre, Mo-ç o zaferlerinden gurur duymakta, imparatorluğumuzu hakir görmekte. Yüksek gayeleri var. Her tarafa ordular sevk ediyor.
Arazisinin genişliği 10 bin li (= aşağı yukarı 4500 km) den fazla. Bütün barbarlar (Çin dışındakiler) onun emri altında... . Böylece vaktiyle Tardu nun, Türk birliğini gerçekleştirdiği tarihten tam 100 sene sonra Kapagan Kagan ın Doğu-Batı hakanlıklarının topraklarını tek idarede toplaması yolu ile dehşet verici Türk birliği ihya edilmişti . Ancak Kapagan ın planında 3. noktanın tamamlanması için Maveraünnehir inde zaptı gerekiyordu.

Kapagan Kağan ın Maveraünnehir Seferi
Coğrafî mevkii, iklimi, verimli toprakları ile zenginliği bütün kaynaklarda övülen Maveraünnehir de o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yok idi. Türk soylu bazı ailelerin idare ettiği şehir krallıkları 675 lerden beri, nisbeten küçük kuvvetlerle ufak çapta teşebbüslere girişen Müslüman Arap kumandanlara (Abdullah b. Ziyad, Said b. Osman, Musa, Mühelleb vb.) başarı ile mukabele etmekte idiler.
Yine Tonyukuk un yüksek kumandasında olmak üzere, İnal Kagan ve Bilge taraflarından sevk ve idare edilen, o sene henüz 16 yaşındaki Kül Tegin in de dahil bulunduğu Gök-Türk batı orduları grubu, Altaylar-Borçlu-Yarış Ovası Kavimler kapısı -Çu ve Talas havzaları- Karadağ kuzeyi üzerinden İnci (Seyhun=Sirderya) kıyılarına ulaştı ve nehri geçerek Maveraünnehir in Kızıl-kum çölüne daldı ve Güney istikametini aldı.
Ordunun bir kısmını, muhtemel bir yan hücuma karşı, İnal idaresinde burada bırakan Tonyukuk ilerledi ve ilk olarak Semerkand ın güney doğusunda savaşa hazır bekleyen Sok kumandasındaki orduyu ezdi (701), esirler ve zengin ganimet elde etti: sarı altın, beyaz gümüş, kız kızan... (Tonyukuk Kitabesi). Aynı zamada Çinliler e karşı da bir zafer kazanıldı. Bilge ile Kül Tegin, Keş şehrinin doğusunda, Altı-çub (Chao-wu) kavminden de aldığı yardımlarla 50 bin kişilik bir kuvvet başında, Gök-Türkler in ipek yolu geçiş hattına inmesine engel olmağa hazırlanan Çinli general Ong-Tutuk (Wei Yuan-çung) u İdukbaşı mevkiinde mağlup ve ordusunu imha ettiler. Cesaret ve savaşçılığını ilk defa bu maharebede ortaya koyan Kül Tegin, Çinli kumandanı, eli ile yakalayıp esir etmişti. Bu suretle engeller kalkınca Gök-Türk ordusu Tamir Kapıg (Demir Kapı) a ulaştı. Burası, bilindiği gibi. M.Ö. asırlardan beri İran-Turan (Türk) ülkelerinin arasında tabii sınır kabul edilmekte idi.

Araplarla İlk Temas
Maveraünnehir seferi münasebeti ile Orhun kitabelerinde ilk defa Müslüman Araplar (Tazik) zikredilmiştir. İranlılar ın Araplar a verdikleri Tazi adından (Tay adlı Arap kabilesinden ) gelen Tazik, (Türkler tarafından, sonraları İranlılar için kullanılmıştı: Tacik). O zaman, Keş şehrinde karargah kurmuş olan Horasan valisi Mühelleb in kuvvetleri ile ilgili olmalıdır. Anlaşıldığına göre İnal kumandasındaki kuvvet, bir Arap hücumuna karşı orada bırakılmış, fakat Mühelleb ordusu her hangi bir harekette bulunmamıştır.

Devam Eden Çin Seferleri
Diğer taraftan Kapagan, Çin e akınlarına devam ediyordu. 700-702 yılları arasında Çin üzerine 21 sefer yapılmıştır. 704 de Kül Tegin ile Bilge nin de katıldıkları büyük Ming-şa muharebesinde 80 bin kişilik Çin ordusu hezimete uğratıldı ve hemen arkasından 11 akın daha tertiplendi. T ang İmparatoru Çung-tsung yine bir günlük emir neşrederek, Kapagan ı esir eden ve öldüreni prens ünvanı ve 2 bin top ipek vererek taltif edeceğini ilan ediyordu. Ayrıca bütün vazifelilere Gök-Türkler i mağlup etmek için planlar hazırlamalarını emretti. Bunun üzerine sarayın yüksek memurlarından Lu Fu nun imparatora sunduğu raporda çare olarak: 1- Barbarları birbirine karşı tahrik etmek, 2- Barbarları iki cephede birden zorlamak yolları tavsiye ediliyor ve M. Ö. 36 yılında Çi-çi nin böyle yenildiğini hatırlatıyordu.

Kapagan Kağan ın Civardaki Türk Topluluklarını İtaat Altına Alması
Bu arada, 649 dan beri Çin ile siyasî münasebetler kurmuş bulunan Basmıllar tekrar itaate alındı (704). 709 da Çik ler ve Az lar (her ikisi de Kırgızların doğu komşuları) Bilge tarafından hakanlığa bağlandı. Gök-Türk ordularının uzaklarda meşgul olmasını fırsat bilerek başkaldırmağa teşebbüs eden Kırgızlar da Bilge-Kül Tegin idaresinde mızrak boyu kar sökerek Kögmen dağlarını aşan Gök-Türk orduları tarafından Songa ormanında ikinci defa mağlup edildi (710). Aynı yıl içinde Tolga ırmağı civarındaki Bayırkular, Türgi-yargın Gölü savaşında bozguna uğratıldı. 711 yılında yine Bolçu civarında Türgiş kuvvetleri darbelendi, han ı, yabgu su, şad ı öldürüldü. Türgiş ülkesi ve Kara Türgiş halkı itaate alındı ve bir Maveraünnehir seferi daha yapıldı. Bunun sebebi, kitabelere göre Sogdak (Semerkand bölgesi) kavmini tanzim etmesi idi.

Kara-Türgiş ve Karluk İsyanları
Kapagan Kagan ın gittikçe şiddetini arttıran, müsamaha tanımaz sertliği, huzursuzluğu arttırıyor, gördüğümüz gibi, bilhassa Türk boylarının ayaklanmalarına yol açıyordu. 711 yılında Kara-Türgiş isyanı Kül-Tegin tarafından bastırılmış ise de, aynı yılda başlayıp 3 seneden fazla süren ve Çin in tahriki neticesinde bütün On-oklar ın katılmaları ile iyice alevlenen Karluk isyanı hayli güçlük çıkardı. İmparator Çung-tsung un Kan-su eyaletlerindeki ordularını Gök-Türklere karşı seferber hale getirdiği bu sıkıntılı günlerde, Türkistan daki yurtlarından kalkarak Ötügen e kadar sokulmağa muvaffak oldukları anlaşılan Karluklar ve müttefikleri ancak Kapagan, Bilge ve Kül Tegin in ortak harekatı ile Tamıg Iduk-başı daki (Tamir Irmağının kaynağı. Her yıl mayıs ayında Gök-Türklerin büyük törenler tertipleridleri yer) şiddetli savaşta mağlup edilerek dağıtılabildiler. Bir kısım Karluk kütlesi ve başkaları Çin e sığındılar ve San-yuan bölgesine yerleştirildiler.
Tamıg Iduk-başı muharebesi tam zamanında kazanılmış, Gök-Türkleri iki cephede savaşmağa mecbur etmeği hedef alan Çin kuvvetlerinin Karluklar lehine müdahalesi önlenmişti. Şimdi de Çin hazırlığını saf dışı etmek gerekiyordu: Çin yığınak merkezi Beş-balık üzerine sefer yapıldı (714). Çin kaynaklarının belirttiğine göre, İnal Kağan ile Tung-iç Tegin ve hakanın eniştesinin kumandasındaki sevk edilen ordu, Beş-balık ı kuşattı. Kitabelerden, Bilge nin de katıldığı anlaşılan bu harekatta şehir ele geçirilemedi ise de karışıklıktan faydalanarak Tokmak daki Türk kabileleri üzerinde bir zafer kazanmakla iktifa eden Çinliler in Gök-Türklere karşı büyük ölçüde taarruzu ortadan kaldırılmış oldu.

Dokuz-Oğuz İsyanı ve Kapağan Kağan ın Ölümü (716)
Ancak hakanlık bir kazan gibi kaynamakta idi. Kitabelerdeki: Amcam Kagan ın idaresi karışıklık içine düştüğü, halkta ikilik ortaya çıktığı zaman... gibi ifadeler de durumu açıklamaktadır. Az lar ve arkasından İzgiler şiddetle ezildi (715). Fakat hakanlığın esas kütlesini meydana getirdiği için devleti temellerinden sarsarak, nihayet ihtilale sebep olan Oğuzların isyanları Gök-Türk içtimaî bünyesinde derin yaralar açtı ve en büyük neticesi batı (On-oklar ülkesi, yani Karluklar, Türgişler ve Maveraünnehir) in hakanlıktan kopması oldu. 714 yılı sonbaharında başladığı anlaşılan Oğuz ayaklanmalarının - Oğuzların devlete olan nisbetleri dolayısıyla-, hayretle karşılandığı kitabelerden sezilmektedir: Dokuz Oğuz kavmi kendi kavmim idi, gök ve yer karıştığı için, düşman oldu . 715 baharında Kagan ın açmak zorunda kaldığı Dokuz-oğuz seferinde mağlup edilen Oğuzların hayvanları öldürüldü. 716 senesinde Oğuz kabilelerinden Bayırkular şiddetle tenkil edildi.
Fakat, bu ömrü boyunca durup dinlenmeyen haşin tabiatlı Kapagan Kagan ın seri halindeki zaferlerinin sonuncusu oldu. Kendinden emin, Ötüken e dönerken yolda Bayırkular ın pususuna düştü, üzerine atılan bir Bayırkulu tarafından öldürüldü (22 Temmuz 716). Bayırkular ın Çin ile temas halinde oldukları, bu sırada onlar nezdinde bir Çin elçisinin bulunmasından anlaşılıyor. Hatta rivayete göre Kapagan ın kesilen başı bu elçi tarafından Çin e götürülmüştür.

İnal (Bögü) Kağan Dönemi
Kapagan ın yerine geçen oğlu İnal (Bögü) hakanlığın bu en buhranlı devrinde devlet dizginlerini elinde tutacak kudrette değildi. Karışıklığı önleyememiş, yurda huzur getirememişti. Halbuki Türk halkı bu hususları hakandan beklerdi. Oğuzlar büsbütün alevlendikleri için devleti kurtarmak işi, İlteriş in oğulları Bilge ile Kül Tegin in omuzlarına yüklenmişti. 716 yılında Kül Tegin 5 Oğuz seferi yapmış ve seferlerden dördüne Bilge de katılmıştı. Kitabelerde Gök-Türk ordusunun takatten düştüğünü ve cesaretini kaybettiğini belirten ibareler vardır.
Bütün bu olup bitenler yeni hakanın beceriksizliğine atf olunuyor ve halkta, Tanrı tarafından hakanlık vasfının ondan geri alındığı kanaati uyanıyordu. Ülkenin felaketten kurtulması için hakanın değişmesi lazımdı. Çin kaynaklarındaki izahata göre, her halde Bögü nün direnmesi neticesi, değiştirme zor kullanılarak yapıldı. İnal Kagan, kardeşi, akrabaları, beyleri ve taraftarları öldürüldü. İhtilal planı iki kardeş, Bilge ve Kül Tegin tarafından hazırlanmış, fakat Kül Tegin tarafından icra edilmişti.

Bilge Kağan ın İlk Yılları ve Oğuz İsyanları
Bilge, kardeşinin ısrarı ile, Kagan oldu (716-734). Kül Tegin de Gök-Türk orduları başkumandanlığını üzerine aldı. 705 yılından beri yüksek mahkeme üyeliği yapmakta iken ve Bilge nin kayınbabası olduğu için ihtilal sırasında dokunulmayan Tonyukuk da tekrar eski vazifesi olan Ayguçı lığa  (devlet müşaviri) getirildi. Fakat umumi bir yorgunluk, bezginlik vardı: Tanrı Türk kavmi yaşasın diye beni tahta oturttu. İçte aşsız, dışta giyeceksiz, bir kavme Kağan oldum. Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı, sanı unutulmasın diye kardeşimle sözleştik. Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kül Tegin ile şad larla ölesiye çalıştık . (Kitabeler). Oğuzlarla mücadele eski şiddeti ile devam ediyordu. O sene büyük ölçüde hayvan telefatına sebep olan kıtlıkta bile Bilge sefer halinde idi. Ötüken üzerine yürüyen Üç-Oğuzlar püskürtüldü. Dokuz Tatarlarla ittifak ederek hücuma geçen Oğuzlar Ağu da cereyan eden iki savaşta bozguna uğratıldı ve Oğuz kütleleri yurtlarını terk ederek Çin sınırlarına doğru çekildiler (717-718). 717 de başkaldıran Uygur İl-Teberleri ile ve 718 de tekrar isyana teşebbüs eden Karluklar ile savaşıldı ve başarıya ulaşıldı.

Bilge Kağan ın Çin Karşısındaki Başarıları
Bilge Kagan Çin ile iyi geçinmek arzusunda idi. Bunun lüzumuna, Tonyukuk un da Çin in kuvvetli, Gök-Türklerin ise yorgun ve ihtimama muhtaç oldukları hususundaki kanaati neticesinde inanmıştı. Fakat sığıntı Gök-Türk prensi ile etrafındakileri Bilge ye karşı silahla mücadeleye teşvik eden Çin, Türklerin durumunu istismar hevesi ile Gök-Türk barış teklifine (721) 300 bin kişilik bir ordu hazırlamakla cevap verdi. Aynı zamanda Ki tanlar ve Tatabılar ın askerî desteğini elde eden Çin, Beş-balık taki Basmıllar ile de anlaşmıştı. Nazik durum büyük devlet adamı ve stratejist Tonyukuk tarafından kurtarıldı.
Onun planları, sevk ve idaresi altında önce Basmıllar mağlup edilip Beş-balık kuşatıldı. K i-tanlar ve Tatabılar safdışı edildi (722-723), sonra yalnız başına kalan Çin şiddetli bir darbe ile baskı altına alındı: Santan (Kan-su da) savaşında Çin ordusu bozguna uğratıldıktan ve Beş-balık zapt edildikten sonra Liang-çu, Kan-çu, Yuan-çu bölgeleri 10 sefer yapılarak ele geçirildi. Hakanlık eski zindelik ve itibarını kazanmıştı. Bütün doğu ve Tarbagatay a kadar batı, hakanlık idaresinde idi. Hatta Bilge 717 karışıklığında Ötüken ile alakasını kesip kendi başına bir devlet durumuna girmiş olan Turgiş hakanlığını bile kendisine tabi saymakta idi. Bu başarılar üç Gök-Türk büyüğünün: Tonyukuk, Bilge, Kül Tegin in azim ve gayreti ile elde edilmişti. Çin de şüphesiz durumun farkında idi. İmparator Hüang-sung un başkanlığında yapılan bir toplantıda şöyle konuşuluyordu: .. Gök-Türklerin ne zaman, ne yapacakları bilinmez. Kagan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler de ondan memnundurlar... Kül Tegin harp sanatının ustasıdır, ona karşı koyacak kuvvet güç bulunur... Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyetleri, kurnazlığı çoktur. İşte bu üç barbar aynı anlayışta olarak bir aradadırlar... .
724 te Çin ile anlaşma olmuştu. İmparator, Bilge Kagan ın taleplerinden olan bir Çin li prenses ile evlenme işini görüşmek üzere Ötüken e elçi gönderdi. Hakan bu elçiyi, hatunun, Kül Tegin in ve Tonyukuk un hazır bulunduğu mecliste kabul etti (725), daha sonra kendisi elçisi, nazırlarından Mei-lu-ç o (Buyrukçur) u Çin başkentine gönderdi. Çin sarayında itina ile ağırlanan bu elçinin temasları netiçesi So-fank (Ling-çu da) şehrinin, Gök-Türklerin serbestçe ticaret yapabilecekleri ortak Pazar yeri olmasına karar verildi.
Kül Tegin in Ölümü (731)
731 yılında da Kül Tegin öldü (eski Türk takvimlerine göre, koyun yılının 17. günü = 27 Şubat  731). 47 yaşında idi ve İnançu, Apa, Tarkan ünvanlarını taşıyordu. yedi yaşından beri ömrünü Türk milletinin yücelmesine hasreden cesareti, savaşçılığı hem Türk, hem Çin vesikalarında övülen Kül Tegin in büyük kahramanlıklarından biri, Gök-Türk karargahının 716 da Dokuz-Oğuzlar tarafından basıldığı zaman görülmüştü.

Bilge Kagan anlatıyor:
  Anam hatun, büyük kadınlar, kardeşlerim, gelinim, prenseslerim cariye olacaktı. Ölenler yolda kalacaktı. Kül Tegin karargahı vermedi. O, olmasa idi hepiniz ölecektiniz . (Kitabeler). Ölümü hakanlıkta büyük teessür yaratan kahraman hakkında işte kitabelere geçen samimi ifadeler (Bilge nin ağzından): Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrınındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştı. Yaslandım, gözden yaş, gönülden feryat gelerek yanıp yıkıldım... Milletimin gözü, kaşı (ağlamaktan) fena olacak diye sakındım .
Çin de de aynı üzüntü duyulmuş, imparator hususî elçi ile Ötüken e baş sağlığı mektubu göndermiş, Kül Tegin in hatırasına dikilecek abideye Çince bir metnin de kazınmasını arzu etmişti.

Kül Tegin Kitabesi
Bilge Kagan ın isteği ile hazırlanan Kül Tegin kitabesinin Türkçe metnini Kül Tegin in atısı (atabey) prens Yollıg Tegin yazmış ve 20 günde taşa kazmıştı. Gök Türk tarihi, kültürü ve Türk dil ve edebiyatı yönlerinden emsalsiz bir değer taşıyan bu kitabe ile birlikte Kül Tegin in anıt-kabri ve içindeki nakış tasvirler tamamlanmış ve büyük cenaze töreni 1 Kasım 731 günü ( Koyun yılının 9. ayının 27 si) yapılmıştır. Törene Gök-Türk halkı ve ileri gelenlerinden başka Çin, K i-tan, Tatabı, Tibet, İran, Sogd, Buhara, Türgiş, Kırgız vb. devlet ve kavimler hususi heyetlerle katılmışlardı.
 Bilge Tonyukuk
Büyük Gök-Türk devlet adamı Tonyukuk ile ilgili son haber 725 e aittir. O, her halde bu tarihten sonra ölmüş olmalıdır. Gök Türk istiklal savaşı hazırlıklarından itibaren, İlteriş, Kapagan, Bilge zamanlarında devlete 46 yıl hizmet eden, savaşlarında hiç başarısızlığa uğramayan, Boyla Baga Apa Tarkan ünvanlarını taşıyan bilge ve stratejist Tonyukuk hakanlığın ordusunu, maliyesini, adliyesini tanzimde başta geliyordu.
Çin kaynaklarında bile bu meziyetleri belirtilmekte ve Aygucı olarak hakanlar üzerindeki tesirini, aynı zamanda o çağın dini kültürel cereyanlarını nasıl yakından takip edip Türk milleti açısından değerlendirdiğini gösteren deliller verilmektedir: Bilge Kağan, Çin de olduğu gibi, Türk ülkesinde de şehirleri surlarla çevirtmek, hisarlar yaptırmak istiyordu. Tonyukuk itiraz etti.
Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz. Hayat tarzımız bizi daima harp egzersizi içinde tutmaktadır. Gök-Türklerin sayısı Çinlilerin yüzde biri bile değildir. Başarılarımız yaşayış tarzımızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevk eder, akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve surlar içine kapanırsak, T ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi istila eder... . Bilge nin  diğer bir düşüncesi de memlekette Budist ve Taoist tapınaklar inşa ettirerek bu din ve felsefeyi Türkler arasında yaymaktı. Tonyukuk şöyle dedi: Her ikisi de insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşçılık yolu bu değildir. Bize uygun düşmez. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu çeşit talimlere, ne de bu türlü tapınaklara ülkemizde yer vermemeliyiz . Kaynağın (T ang-shu) ilave ettiğine göre, bu tavsiyelerdeki derin mana Gök-Türk başkentinde iyi anlaşılmıştır. Bu gün batılı araştırıcılar tarafından Tonyukuk a Gök-Türk Bismark ı denilmektedir.

Bilge Tonyukuk Kitabesi
Tonyukuk öldükten sonra, hatırasına Orhun da Bayın-çokto mevkiinde bir kitabe dikilmiştir (herhalde 726-727 lerde). Yalnız Türkler den kalma bir milli tarih kaynağı olarak değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk abidesi olarak da kültür tarihinde mühim yer tutan bu kitabe metninin bizzat Tonyukuk tarafından kaleme alınmış olması ihtimali, Aygucı, Bilge Tonyukuk a Türk edebiyatının adı ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefini de kazandırmaktadır.

Bilge Kağan ın Ölümü (734)
İki büyük yardımcısını kaybeden Bilge nin 734 yazında K i-tan ve Tatabılara karşı Töngkes Dağı nda kazandığı zafer dışında bir faaliyeti görülmemektedir. Bilge, kendisi ile evlenmesi kararlaştırılan Çinli prenses için teşekkürlerini bildirmek üzere imparatora elçi göndermiş, fakat bu evlenme gerçekleşmemiştir. Çünkü yukarıda da adı geçen Buyrukçur tarafından zehirlendi. Ölünceye kadar, başta bu nazır olmak üzere işbirlikçilerini bertaraf eden Bilge nihayet 25 Kasım 734 te öldü ( İt yılının 10. ayının 26 sı). 19 sene şad ve 19 yıl kagan olmuş, Çin kaynaklarında da belirtildiği üzere, çok güvendiği Türk milletini çok sevmek ile tanınmıştı. Ey Türk milleti, üstte gök yıkılmaz, altta yer delinmezse, devletini, töreni kim bozabilir (Kitabeler) diyen Bilge, oğlu tarafından diktirilen kitabede şunları söylemektedir: ... Üstte Tanrı, aşağıda yer buyurduğu için milletimi, gözünün görmediği, kulağının duymadığı ileri gün doğusuna, geri gün batısına, beri gün ortasına, yukarı gece ortasına kadar götürdüm. Altının sarısını, gümüşün beyazını, ipeğin halisini, atın ayrığını, kakım ın siyahını, sincab ın gökünü milletime, Türklerime kazandırdım .
Bilge Kagan ın ölümü, Kül Tegin in acısını henüz unutmayan Türk halkını yasa boğdu. Çin imparatoru da ülkesinde matem ilan ederek, taziyetlerini bildirdi. Bilge için bir anıt-kabir inşasına ve bir kitabe dikilmesi hazırlığına başlandı. Metni yine Yollıg Tegin kaleme almış ve bir ay 4 günde taşa kazımıştı (735). Çin imparatorunun arzusu üzerine buraya da Çince bir kitabe ilave edildi.

Gök-Türk Devleti nin Çöküşü (745)
Bilge nin ölümü üzerine Gök Türk hakanlığında çöküş belirtileri kendini gösterdi. Babasının yerine tahta çıkan Türk Bilge Kagan (Çin kaynaklarında, İ-jan) dan sonra küçük kardeşi Tengri Han (Çincesi, Teng-li) geçti. 740 yılında Gök Türk tahtında yine Tengri Han diye anılan bir kagan vardı ve bu, Bilge nin oğlu idi (Bilgeden sonraki kaganlar meselesi biraz karışıktır). Hakan çocuk denecek yaşta olduğu için idare annesi (Tonyukuk un kızı) P o-fu nun elinde idi.
Hatun devlete hakim olamadı, hanedan üyeleri birbirine düştü ve huzursuzluk bütün yurda yayıldı. Durumdan faydalanan Basmıllar, Karluklar ve Uygurlar birleştiler ve vaziyete hakim olur olmaz, Aşına ailesinden gelen Basmıl başbuğunu kağan ilan ettiler (742) ve Gök Türk Hakanı Ozmış (Vu-su-mi-şi) sonra da onun küçük kardeşi, son Gök Türk hakanı Po-mei yi öldürdüler. Bu arada müttefiklerin araları açıldı. Basmıl Başbuğu (Kağan) ortadan kaldırıldı ve Uygur başbuğu Kagan ilan edildi. Kutlu Kül Bilge Han (745). Ötüken de Uygur Türk Devleti devri başlıyordu. Bununla beraber, Gök Türk çağının bazı aileleri, hatta Tonyukuk soyundan gelenler, Uygur devletinde ve sonraki Moğollar devrinde bile ehemmiyetlerini muhafaza etmiş görünmektedirler.

Gök Türklerin Türk Tarihindeki Yeri ve Önemi
Umumî Türk tarihi içinde Gök Türk çağının, Türk milletine yön verici, merkezî bir hüviyet taşıdığı bilinmektedir. Kurulduğu 6. asırdan zamanımıza kadar, hemen bütün Türk dünyası onun derin izlerini muhafaza etmiştir. Asya Hunları ndan daha geniş ölçüde ve tâbir câizse daha şuurlu bir şekilde Asya Türklüğünü bünyesinde birleştirmiş Gök-Türk hakanlığı, Orta Asya nın batı sınırlarında Türk halkının yoğunluğunu kaybettiği yerlerde, siyaseten zayıf düştüğü zamanlarda bile, Türk nüfuzunun yayılmasında büyük rol oynamıştır. Uygur, Türgiş, Karluk, Hazar hakanlıkları Gök-Türk Hakanlığı nın devamı idiler. Uz, Peçenek, Kuman-Kıpçak boyları ondan ayrılmış zümrelerdi.
Yukarı İrtiş bölgesinde Kimekler, Aral Gölü nün kuzeyinde bir Kıpçak grubu olan Kanglılar, Kaşgar ın kuzey-doğusu, Özkent, Talas ve Çu bölgesinde bir Karluk kabilesi olan Yağmalar, yine bir Karluk kabilesi olup, Isık Göl ün güney batısı nda, sonraları Talas civarında, Barsgan ötesinde Kaşgar havalisinde ve Maveraünnehir de oturan Çiğiller, keza bir Karluk kabilesi olarak, Isık göl-Çu ırmağı arasında görülen Tohsılar, Tuharistan, Gazne, Belh, Sicistan-kuzey Hindistan da Kalaçlar, Kaşgar- Balasagun- Talas- Fergane arasında Argu, Yabaku Çomul, Igrak, Çaruk, Ezgiş, Kençek vb. toplulukları Gök Türkler e bağlı Türk kabileleri idiler.
Ayrıca Karluk, Yağma, Çiğil, Tohsı yolu ile Gazneli, Harezmşahlar, Hindistan Türk devletleri; Oğuzlar yolu ile Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Selçuklu devletleri, Atabeylikler, Türkmen beylikleri, Anadolu beylikleri, Kara-koyunlu ve Ak-koyunlu devletleri, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti hep Gök Türk hakanlığının, etnik bünye, sosyal, idarî askerî ve kültürel mirasçısı olmuşlardır.

Orhun Abideleri
Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin.. İlk Türk tarihi.. Taşlar üzerine yazılmış tarih.. Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması.. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri.. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası.. Türk askerî dehasının, Türk askerlik san'atının esasları.. Türk gururunun ilâhî yüksekliği.. Türk feragat ve faziletinin büyük örneği.. Türk içtimaî hayatının ulvî tablosu.. Türk edebiyatının ilk şaheseri.. Türk hitabet san'atının erişilmez şaheseri..
Hükümdarane eda ve ihtişamlı hitap tarzı.. Yalın ve keskin üslubun şaşırtıcı numunesi.. Türk milliyetçiliğinin temel kitabı.. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser.. Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık.. Türk dilinin mübarek kaynağı.. Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulade işlek örneği.. Türk yazı dilinin başlangıcını miladın ilk asırlarına çıkartan delil.. Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika.. Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser.. İnsanlık aleminin sosyal muhteva bakımından en manalı mezar taşları.. Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı.. v. s. v. s.  (Muharrem Ergin)
Orhun âbidelerini vasıflandırmak isteyince, insanın zihninde işte bu gibi ifadeler sıralanmaktadır.
Orhun âbideleri, Göktürk hanedanının Bilge Kağan devrinin mahsulleridir. Birincisi olan Kül Tigin âbidesini ağabeyisi Bilge Kağan 732'de diktirmiş, ikincisi olan Bilge Kağan âbidesini de ölümünden bir yıl sonra 735'te kendi oğlu olan kağan diktirmiştir. Üçüncü olarak verilen Tonyukuk âbidesi ise 720 - 725 senelerinde kendisi tarafından dikilmiştir.
Orhun civarında Orhun yazısı ile yazılı daha başka kitâbeler de bulunmuştur. Belli başlıları altı tanedir. Fakat bunların en büyükleri ve mühimleri bu üç tanesidir. Orhun âbidelerine Orhun kitâbeleri de denir. Şüphesiz bunlar kitâbedir. Fakat hem maddî bakımdan, hem manevi bakımdan bu kitâbeler tartışılmaz birer âbidedirler. Muhtevaları gibi heybetli yapıları da âbide hüviyetindedir. Onun için bunları ifade eden en iyi isim Orhun âbideleri tabiridir.
Kül Tigin âbidesi, kağan olmasında ve devletin kuvvetlenmesinde birinci derecede rol oynamış bulunan kahraman kardeşine karşı Bilge Kağan'ın duyduğu minnet duygularının ve kendisini sanatkârane bir coşkunluğun içine atan müthiş eleminin ebedî bir ifadesidir. Bilge Kağan bu ruh hali ile âbide inşaatının başında oturup, eserin hazırlanmasına bizzat nezaret etmiştir. Âbidedeki ulvî ve mübarek hitabe onun ağzından yazılmıştır, âbidede o konuşmaktadır, müellif odur. Âbidenin Çince kitâbesinde Türk - Çin dostluğu, Türk imparatorluğu ve Kül Tigin methedilmekte ve tanıtılmakta, Gelecek hadsiz, hesapsız. nesillerin hafızalarında, onların ortak başarılarının ihtişamı her gün yeniden canlansın diye, uzakta ve yakında bulunan herkesin bunu öğrenmesi için, bilhassa muhteşem bir kitâbe yaptık ve Böyle adamların ebediyen unutulmayacaklarının muhakkak olmadığını kim söyleyebilir? Uğurlu haberleri ebediyen ilân için şimdi dağ gibi yüksek bir âbide dikilmiştir gibi ifadeler sıralandıktan sonra, tarih kaydedilmektedir. Âbidenin ve türbenin inşasında Türk. ve Çin sanatkarları beraber çalışmışlardır. Âbidedeki kitâbeleri Bilge Kağan ve Kül Tigin'in yeğeni Yollug Tigin yazmıştır.
Bilge Kağan abidesi kendisinin 734'te ölümünden sonra 735'te oğlu tarafından dikilmişti. Bu âbidede de Bilge Kağan konuşmaktadır. Bu âbidede ayrıca Kül Tigin'in ölümünden sonraki olayların ilave edildiği görülür. Tonyukuk âbidesini İltiriş Kağan'ın isyanına iştirak eden ve o günden Bilge Kağan devrine kadar devlet idaresinin baş yardımcısı olarak kalan büyük Türk devlet adamı ve başkumandanı Tonyukuk ihtiyarlık devrinde bizzat dikmiştir. Bu âbidede Tonyukuk konuşmaktadır, bu âbideyi yaptıran odur. Orhun âbidelerinin bulunuşu insanlığın en büyük keşiflerinden biridir.
Gerçekten Orhun âbidelerini, bugün Türkiye'den binlerce kilometre uzakta eski Türk yurdunda, bugünkü Moğolistan'da Türklüğün şehadet parmakları olarak yükselen bu mübarek taşları kana kana okumak, her kelimesi üzerinde derin derin düşünmek, resimlerini huşû içinde seyrederek ruhu yıkamak, her Türk için millî bir ibadettir. ....
                                                               Muharrem Ergin

Tonyukuk Abidesi nden Seçmeler
Bilge Tonyukuk ben kendim Çin ilinde kılındım. Türk milleti Çine tâbi idi. Türk milleti hanını bulmayıp Çinden ayrıldı, hanlandı. Hanını bırakıp Çine tekrar teslim oldu. Tanrı şöyle demiştir: Han verdim, hanını bırakıp teslim oldun. Teslim olduğun için Tanrı öldürmüştür. Türk milleti öldü, mahvoldu, yok oldu. Türk Sir milletinin yerinde boy kalmadı.
Ormanda taşta kalmış olanı toplanıp yedi yüz oldu. iki kısmı atlı idi, bir kısmı yaya idi. 5 Yedi yüz kişiyi sevk eden büyükleri şad idi. Katıl dedi. Katılanı ben idim. Bilge Tonyukuk.
Bilge Tonyukuk Boyla Bağa Tarkan ile beraber İltiriş Kağan olunca güneyde Çini, doğuda Kıtayı, kuzeyde Oğuzu pek çok öldürdü. Bilicisi, yardımcısı bizzat bendim. Çogayın kuzey yamaçları ile Kara Kumda oturuyorduk. Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk. Milletin boğazı tok idi. Düşmanımız etrafta ocak gibi idi, biz ateş idik.
Öylece oturur iken Oğuz'dan casus geldi. Casusun sözü şöyle: Dokuz Oğuz milletinin üzerine kağan oturdu der. Çine doğru Ku'yu, generali göndermiş, Kıtaya doğru Tongra Esimi göndermiş, sözü şöyle göndermiş: Azıcık Türk milleti yürüyormuş; kağanı cesur imiş; müşaviri bilici imiş; o iki kişi var olursa, seni, Çini öldürecek derim; doğuda Kıtayı öldürecek derim; beni, Oğuzu da öldürecek derim; Çin, güney taraftan hücum et; Kıtay, doğu taraftan hücum et; ben kuzey taraftan hücum edeyim; Türk Sir milleti, yerinde hiç yürümesin; mümkünse hep yok edelim / rim.
O sözü işitip gece uyuyacağım gelmedi, gündüz oturacağım gelmedi. Ondan sonra kağanıma arz ettim. Şöyle arz ettim. Çin, Oğuz, Kıtay bu üçü birleşirse kala kalacağız. Kendi içi dıştan tutulmuş gibiyiz. Yufka olanın delinmesi kolay imiş, ince olanı kırmak kolay. Yufka kalın olsa delinmesi zor imiş. İnce, yoğun olsa kırmak zor imiş. Doğuda Kıtaydan, güneyde Çinden, batıda batılılardan, kuzeyde Oğuzdan iki üç bin askerimiz, geleceğimiz var mı acaba? Böyle arz ettim, Kağanım benim kendimin Bilge Tonyukukun arz ettiği maruzatımı işiti verdi. Gönlünce sevk et didi. İki bin idik. İki ordumuz oldu. Türk milleti kılınalı, Türk kağanı oturalı Şantung şehrine, denize ulaşmış olan yok imiş. Kağanıma arz edip ordu gönderdim. Şantung şehrine, denize ulaştırdım. Yirmi üç şehir zaptetti. Uykusunu burda terk edip, yurtta yatıp kalırdı.
Çin kağanı düşmanımız idi. On Ok kağanı düşmanımız idi. Fazla olarak Kırgızın kuvvetli kağanı düşmanımız oldu. O üç kağan akıl akıla verip Altun ormanı üstünde buluşalım demiş. Şöyle akıl akıla vermişler: Doğuda Türk kağanına karşı ordu sevk edelim. Ona karşı ordu sevk etmezsek, ne zaman bir şey olsa o bizi -kağanı kahraman imiş, müşaviri bilici imiş- ne zaman bir şey olsa öldürecektir. Her üçümüz buluşup ordu sevk edelim, tamamiyle yok edelim demiş. Türgiş kağanı şöyle demiş: Benim milletim ordadır demiş. Türk milleti yine karışıklık içindedir demiş. Oğuzu yine sıkıntıdadır demiş.
Gündüz de gece de dört nala koşturup gittik. Kırgızı uykuda bastık. Uykusunu mızrak ile açtık. Hanı, ordusu toplanmış. Savaştık, mızrakladık. Hanını öldürdük. Ka-ğana Kırgız kavmi teslim oldu, baş eğdi. Geri döndük, Kögmen ormanını dolanıp geldik. Kırgızdan döndük. Türgiş kağanından casus geldi. Sözü şöyle: Doğuda kağana karşı ordu yürütelim demiş. Yürütmezsek, bizi -kağanı kahraman imiş, müşaviri bilici imiş- ne zaman bir şey olsa bizi öldürecektir demiş. Türgiş kağanı dışarı çıkmış dedi. On Ok milleti eksiksiz dışarı çıkmış der. Çin ordusu var imiş. Bögü Kağan bana böyle haber göndermiş. Apa Tarkana gizli haber göndermiş: Bilge Tonyukuk kötüdür, kindardır, şaşırır. Orduyu yürütelim diyecek, kabul etmeyin. O sözü işitip orduyu yürüttüm. Altun ormanını yol olmaksızın aştık, İrtiş nehrini geçit olmaksızın geçtik. Geceyi gündüze kattık. Bolçuya şafak sökerken ulaştık.
Haberci getirdiler. Sözü şöyle: Yarış ovasında yüz bin asker toplandı der. O sözü işitip beyler bütün | dönelim, temiz edepli olmak iyidir dedi. Ben şöyle derim, ben Bilge Tonyukuk: Altun ormanını aşarak geldik. İrtiş nehrini geçerek geldik. Geleni cesur dedi, duymadı. Tanrı, Umay ilâhe, mukaddes yer, su, üzerine çöküverdi her hâlde. Niye kaçıyoruz? Çok diye niye korkuyoruz? Az diye ne kendimizi hor görelim? Hücum edelim dedim. İltiriş Kağan bilici olduğu için, cesur olduğu için, Çine karşı on yedi defa savaştı, Kıtaya karşı yedi defa savaştı, Oğuza karşı beş defa savaştı. Onlarda müşaviri yine bizzat ben idim, kumandanı yine bizzat ben idim. İltiriş Kağana, Türk Bögü Kağanına, Türk Bilge Kağanına. Kendim ihtiyar oldum, kocaldım. Herhangi bir yerdeki kağanlı millette böylesi var olsa, ne sıkıntısı mevcut olacakmış?
Türk Bilge Kağanı ilinde yazdırdım. Ben Bilge Tonyukuk.




Ikinci Göktürk Hakanlığı yazısı toplam 3357 defa okundu
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi Sayfayı Yazdır    Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi
Ikinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya TarihiIkinci Göktürk Hakanlığı | Dünya Tarihi