Mehmet çakırtaş | şairler Yazarlar

Mehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler Yazarlar
Mehmet çakırtaş | şairler Yazarlar Mehmet çakırtaş | şairler Yazarlar
Mehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler Yazarlar
Mehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler Yazarlar
Mehmet çakırtaş | şairler Yazarlar



Mehmet çakırtaş | şairler Yazarlar
Mehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler Yazarlar
Mehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler Yazarlar
Mehmet çakırtaş | şairler Yazarlar Mehmet çakırtaş | şairler Yazarlar
Mehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler Yazarlar
 
Mehmet çakırtaş
Kategori : şairler Yazarlar

MEHMET ÇAKIRTAŞ (20. yy)

Yaşayan halk ozanlarımız içinde "kentli bir halk ozanı" denilebilir Mehmet Gakırtaş'a. 1920 yılında Edremit'te doğmuştur. Kendi kendini yetiştirmiştir. Uzun yıllardan beri başkentte yaşamaktadır. Ankara'ya geldikten
sonra Maden Tetkik Arama Enstitüsünde 1947 yılından 1961 yılına dek çalışmıştır. Daha sonra Zafer
gazetesinde düzeltmenlik, Yeni Gün gazetesinde başdüzeltmenlik yapmıştır. Son görevi Türkiye Kömür
İşletmeleri'ndeydi. Mehmet Çakırtaş, bir bakıma, belli bir kesim dışında görmezlikten gelinmeye çalışılmış bir halk ozanıdır. Oysa, yaşayan halk ozanları içinde adının anılması gereklidir kanısındayız. Kendine özgü bir
kimliği, kişiliği olan Mehmet Çakırtaş, yaşamında da, şiirlerinde de içtenliğinden bir şey yitirmemiştir.
Aşık türünün başarılı sayılabilecek örneklerini vermiştir.

---

BETER OL


Bana gam kasavet veren sevdiğim
Yaprağını döken gülden beter ol
Derdi bana reva gören sevdiğim
Sazlarda inleyen telden beter ol

Senin de olmasın halini soran
Beni insafsızca derdiyle yoran
Kış günü başını taşlara vuran
Boz bulanık akan selden beter ol

Bu gönül bağını perişan eden
Ele uydun kıymetimi bilmeden
Her saat hüsnüyle ateşi giden
Zamanla eriyen külden beter ol

Boyun büktüm vardım senin destine
Merak etme göz koymazlar postuna
Şehit düşen bu gönlümün üstüne
Aşkınla titreyen tülden beter ol

Benden kaçıp ara sıra görünen
Yüzüme bakmağa her an erinen
Çile çekip diyar diyar sürünen
Bulanık çaydaki milden beter ol

Yüzün hiç gülmesin eller içinde
Bülbülsüz kalasın güller içinde
Baharın çiçekli dallar içinde
Kuruyup incelen daldan beter ol

Bilemedim Nemrut mu var soyunda
Vefakarsın sebat ettin huyunda
Bir orman içinde dere boyunda
Kovanı yarılan baldan beter ol

Gurbet elde sevdasıyle yatıran
Dert gölüne beni atıp batıran
Çok günahkar cenazeler götüren
Yerinden kalkmayan saldan beter ol

Bu engin aşkımın bulunmaz dibi
Kış geçip gitmedi dinmedi tipi
Sahibi çıkmayan bir mektup gibi
Üstündeki kara puldan beter ol

Kanlı gözlerimi kapladı buğu
Ateşim sönmedi bulamadım su
Tanrıdan dileğim kara gözlüm bu
Aşkınla tutuşan kuldan beter ol

           &

PUL HASTA

Bulamadım şu halimden anlayan
Gönül hasta dudak hasta dil hasta
Yağmur yağar dağı taşı ıslatır
Yaylalardan uzak kalan sel hasta

Eksik olmaz yüce dağın bulutu
Vefalı yar seven kesmez umudu
Güz erişti menekşeler kurudu
Bülbülünden ayrı düşen gül hasta

Ateş söner: kıvrım kıvrım sis kalır
Çeşme kurur: suya hasret tas kalır
Sevda çeken gönüllerde yas kalır
Yeller vurup ırgalanan dal hasta

Bin cefayla geçiyor bu devranım
Dağ misali eksilmiyor dumanım
Petek petek ağu tuttu kovanım
Çiçek hasta arı hasta bal hasta

Aşıklara gam kasavet er gelir
Aşk yolunda yürüyenden ter gelir
Bazısına beklemeden yar gelir
Benden yana ıssız kalan yol hasta

İnsafsızım hiç bakmıyor yüzüme
Ne söylesem kulak vermez sözüme
Teller taktım düzen verdim sazıma
Parmak hasta mızrap hasta tel hasta

Bahar vakti kızlar varırlar çaya
Çare yokmuş aşktan yatan hastaya
Kalb mektubum gidip attım postaya
Yad eliyle mühürlenen pul hasta

            &
 
    OLMASAYDI

Çiçekler açmazdı bahar gelince
Her ağaç üstünde dal olmasaydı
Bilmem ne çekerdi garip aşıklar
Yar iline giden yol olmasaydı

Mecnun yardan ayrı çölleri gezdi
Ferhad Şirin için dağları ezdi
Bülbülün kadrini kimse bilmezdi
Onu ağlatan gül olmasaydı

Gerçek aşık olan düşermiş dile
Ömrünü harcamış yaş sile sile
Rağbet mi olurdu her gonca güle
Bülbülde o eşsiz dil olmasaydı

Aşkınla ağladım aşkınla gezdim
Derdinle bu tatlı canımdan bezdim
Seni tanımazdım zalim bilmezdim
Elinde mühürle pul olmasaydı

Bekleme bir daha düşmem izine
Hayalimi sürme çeksen gözüne
Kimseler bakmazdı senin yüzüne
Aşıkın Çakırtaş kul olmasaydı

---




Mehmet çakırtaş yazısı toplam 3603 defa okundu
Mehmet çakırtaş | şairler Yazarlar Sayfayı Yazdır    Mehmet çakırtaş | şairler Yazarlar Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Mehmet çakırtaş | şairler Yazarlar
Mehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler YazarlarMehmet çakırtaş | şairler Yazarlar