Sümmani | şairler Yazarlar

Sümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler Yazarlar
Sümmani | şairler Yazarlar Sümmani | şairler Yazarlar
Sümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler Yazarlar
Sümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler Yazarlar
Sümmani | şairler Yazarlar



Sümmani | şairler Yazarlar
Sümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler Yazarlar
Sümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler Yazarlar
Sümmani | şairler Yazarlar Sümmani | şairler Yazarlar
Sümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler Yazarlar
 
Sümmani
Kategori : şairler Yazarlar

SÜMMANİ  (19. yy)

Aşık Sümmanı, Erzurum'un Narman ilçesinin Samikale köyünde 1860 (kimi yerde 1862) doğmuş, 5 Ocak 1915 (kimi yerde 1914) tarihinde gene kendi köyünde ölmüştür.
Aşık Sümmani'nin asıl adı Hüseyin'dir. Samikale köyünden Hasan Ağa'nın oğludur. Önceleri babası gibi çobanlık yapmıştır. Sümmani yoksul bir kişidir. Saz çalmasını Erzurum'da aşıklardan öğrenmiştir. Düşsel sevgilisi "Gülperi"yi bulmak için Kafkasya'yı, İran'ı, Afganistan'ı, Hind'i, Turan'ı dolaştığı, sonunda da sevgilisini bulamadan köyüne döndüğü söylentiler arasındadır. Ardahan, Posof, Çıldır, Kars dolaştığı yöreler arasındadır. Sümmani Kırım'a  da gitmiştir.
Sümmani'nin bir oğlu olmuş. Kendisi çok yoksul, karayazgılı bir yaşam sürdüğünden olacak oğlunun adını Şevki koymuş. Halk ozanlığının özelliklerini koruyan, içten, duyarlı, deyişinde usta bir ozan Sümmani. Bu yüzden halk arasında geniş ün kazanmış, etkin olmuştur.

---

ŞU KARŞIKİ YÜCE DAĞLAR


Şu karşıki yüce dağlar
Acep bizden dağlar m'ola
Kara yaslı benim anam
Oğul der de ağlar m'ola

Kabeden gelir hacılar
Yürekte çoktur acılar
Evdeki çifte bacılar
Kardaş der de ağlar m'ola

Yol üstünde biten otlar
Her gelen bizi öğütler
Kavım kardaş koç yiğitler
Yolda der de ağlar m'ola

Nedir cürmüm nedir hatam
Nice gurbet ilde yatam
Ak sakallı benim atam
Oğul der de ağlar m'ola

Sümmani'yem oldum talan
Nice gurbet ilde kalam
Bir küçücek Şevki balam
Dadaş der de ağlar m'ola

             &

ÇEKME ŞU DÜNYANIN ENDİŞESİNİ

Çekme şu dünyanın endişesini
Devir eyle gönlün dört köşesini
Kemlik ile kırıp kal şişesini
Dönüp ona derman olsan ne fayda

Arabi Farisi dilin olmazsa
Bülbüle münasip gülün olmazsa
Elbet bir meslekte elin olmazsa
Dava ile sultan olsan ne fayda

Bir gün olsun Yaradan'ı anmazsan
Mecnun olup aşk oduna yanmazsan
Bir güzelin sinesine konmazsan
Hayal ile mihman olsan ne fayda

Bir yazı ki kara gelir kalemde
Sözü hor görünür her bir kelamda
Bir yar seni sevmediyse alemde
Sen o yara kurban olsan ne fayda

Sümmani der Yaradan'ı zikreyle
Birliğini bilip daim şükreyle
Ta ezelden gelen işi fikreyle
Başa geçip pişman olsan ne fayda

                 &

TÖVBEKAR OL GÖNÜL TARİKTEN ÇIKMA

Tövbekar ol gönül tarikten çıkma
Namertten şefaat şifadar olmaz
İyilik eyle sakın bir gönül yıkma
Görüşme kötüyle onda ar olmaz

Dinleme dünyanın kıyl ü kalini
Düşürme üstüne el vebalini
Gözetle kamilin bir kemalini
Zira böyle kişi bahtiyar olmaz

Namertler içinden hicret et durma
Yapacağın hayrı kimseye sorma
Kişizadelikle kendini kurma
Mezar taşı ile iftihar olmaz

Hisse-mend ol kamillerin sözünden
Başka yoktur kazan özü özünden
Evlat düşse atasının gözünden
Huda razı olup berhudar olmaz

Münafıkın yeri her dem nar iken
Düşman olsa korkma Mevla var iken
Bir adamın ezel vakti var iken
Sonu yoksul olsa gözü dar olmaz

Yoksulluk dediğin ömürü söker
Katranı kaynatsan olur mu şeker
Cinsi bozuk adam cinsine çeker
Aslı karademir gevherdar olmaz

Sözü geçmez bir mecliste gedanın
Bahtı kara olup vatan-cüdanın
Sonu karanlıktır haramzadenin
Çalıp çırpma ile kesb-i kar olmaz

Sümmani ah edip sararıp solma
Gelen Tanrı'dandır kimseden bilme
Sevilen bir yere çok gidip gelme
Kesilir muhabbet itibar olmaz

              &

KALKIN VERİN ŞU AŞIKIN SAZINI

Kalkın verin şu aşıkın sazını
Nasihat eylerse tutun sözünü
Ejderha misali açmış ağzını
Korkarım yutacak yer beni beni

Şimdi menzilimiz yüceden yüce
Çok masarif edip girmeyin borca
Varından ziyade bir altın harca
Sarıp gül kefene koy beni beni

Yıktı yüreğimi şu hasret abı
Akıttım gözümden kan ile habı
Avuçlayıp yerden alın türabı
Savurun başıma vay beni beni

Sümmani dünyadan uçmuş gidiyor
Ecel şerbetinden içmiş gidiyor
Cümle yarenleri kalmış gidiyor
Mahşerde görürsüz siz beni beni

               &

YA BEN DERDİM KİME ŞEKVA EDEYİM

Ya ben derdim kime şekva edeyim
Hicran benim firkat benim veren ben
Hangi bir tabibe sual edeyim
Mecruhu ben Lokman'ı ben saran ben

Bu dert benden olur mu ki hiç nihan
Kişi kemaline bu mudur nişan
Soldu güller bozulalı gülistan
Bahçesi ben bahçıvan ben deren ben

Vefalıda acır sandım ben anı
Çıktım yola arda koydum vatanı
Kime sual edem ben o civanı
Gelici ben gidici ben varan ben

Ahvalimce nice çekeyim aman
Harab oldum onu gördüğüm zaman
Bakmadı ahıma ol şah-ı huban
Aldanan ben sızlanan ben yeren ben

Ben gönlümü senden etmem hiç beri
Söyle güzel nasıl dönem ben geri
Ne idem de unutam o gözleri
Ülfet eden nefret eden gören ben

Sümmani der vardım canan iline
Rahmetmedi gözlerimin seline
Her varımı her yogumu eline
Teslim alıp teslim edip veren ben

---




Sümmani yazısı toplam 3994 defa okundu
Sümmani | şairler Yazarlar Sayfayı Yazdır    Sümmani | şairler Yazarlar Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Sümmani | şairler Yazarlar
Sümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler YazarlarSümmani | şairler Yazarlar