Yusufelili Huzuri | şairler Yazarlar

Yusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler Yazarlar
Yusufelili Huzuri | şairler Yazarlar Yusufelili Huzuri | şairler Yazarlar
Yusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler Yazarlar
Yusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler Yazarlar
Yusufelili Huzuri | şairler Yazarlar



Yusufelili Huzuri | şairler Yazarlar
Yusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler Yazarlar
Yusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler Yazarlar
Yusufelili Huzuri | şairler Yazarlar Yusufelili Huzuri | şairler Yazarlar
Yusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler Yazarlar
 
Yusufelili Huzuri
Kategori : şairler Yazarlar

YUSUFELİLİ HUZURİ

Çoruh (Artvin) ilinin Yusufeli ilçesine bağlı Zor köyünde doğmuştur. Asıl adı Ali'dir. Doğum yılı kimi yerde 1885, kimi yerde 1887 olarak geçmektedir. Babası Aşık Keşfi'dir. Saz dersini babasından almıştır.
Yusufelili Huzuri'nın ilginç bir yaşantısı olduğu görülüyor. Genç yaşında medreseye giren Huzuri, uzun yıllar geçmesine karşın, bir türlü medreseyi bitirememiş. Daha doğrusu bu öğrenimle bağdaşamamış. Medreseden
ayrılmış, gurbet yolunu tutmuş. Kuzeydoğu Anadolu'yu, Kırım'ı dolaşmış, birinci dünya savaşında asker olmuş. Askerlik bitince bir süre, nüfus, tapu memurlukları gibi görevler de yapmış ama bu işleri de bir türlü içine sindirememiş, yeniden sazına dönmüş, toprağıyla uğraşmış.
Yusufelili Huzuri 1951 yılında ölmüştür. Yaşadığı dönem içinde yöresinde yaygın bir ünü, etkin bir söyleyişi vardır. Yergici, taşlamacı, iğneleyici yanını da belirtmek gerek.

                   &

İSMİ VAR CİSMİ YOK ANKAYA DÖNDÜ

İsmi var cismi yok ankaya döndü
Ne eylik ne bahşiş ne caba kaldı
En yakın dostumuz aduya döndü
Ne ehibba ne de akraba kaldı

Karamiler yedi kovanda balı
Sıralı boş kaplar arıdan halı
Olduk yeni doğmuş çocuk misali
Ne gömlek ne yelek ne aba kaldı

Huzuri sözlerin hikmet namına
Hastalık göz dikti sıhhat namına
Yedirmek içirmek külfet namına
Ortada bir kuru merhaba kaldı

               &

DEDİM CEVRETME EY AFET

Dedim cevretme ay afet
Dedi hüblarda adettir
Dedim yok çekmeğe takat
Dedi sabret selamettir

Dedim dilzar, giryanım
Dedi her derde dermanım
Dedim nerde benim canım
Dedi bana emanettir

Dedim çok derd ü alamım
Dedi yok sanma ikramım
Dedim söyle serencamım
Dedi bil ki felakettir

Dedim oldum sana meftun
Dedi alemde çok mecnun
Dedim serv-i kaddin mevzun
Dedi yok yok kıyamettir

Dedim ettin beni rüsva
Dedi yok bende suç asla
Dedim ver hahişim cana
Dedi vakt-i icabettir

             &

BİR DESTANIM VARDIR ZAMANA UYGUN

Bir destanım vardır zamana uygun
Yattıkça yat kardeş sakın uyanma
Bir meşhur cevaptır sen kazan sen ye
El içinde beyhude ateşe yanma

Ananın erine çağırma peder
Ahırında sana kötülük eder
Kemlik et elinden geldiği kadar
Ey'lik edip sakın düşman kazanma

Kime ki eyi dersen darılır söğer
Merhamet zamanı degilmiş meğer
Yanında birini kesseler eğer
Bir hançer de sen vur sonra utanma

Her nereye gidersen eyle talanı
Öyle yık ki ağlatasın güleni
Bir saatte söyle yüz bin yalanı
Her doğru söz söyleyene inanma

Hediye namile bir şey gönderme
Adet edip hiç misafir kondurma
Komşunun evi yanarken söndürme
El karı için de bir adım uzanma

Beyhude Mevla'dan eyleme dilek
Asla zihin yorup çekme boş emek
Babanın hayrına verme bir ekmek
Aç kalıp da kapı kapı dilenme

Bir yetim görürsen vur dök dişini
Çalış ki bozasın halkın işini
Günde yüz adam vur kır başını
Bir yarayı sarma için dolanma

Keyfin bozma altı için beş için
Çekme kahır olur olmaz iş için
Canın feda eyle bir sarhoş için
Kuru sofuların sözüne kanma

Huzuri neylesin dünya ülfetin
Kesme doğruluktan sen muhabbetin
Cenab-ı Mevla'dan iste izzetin
Her şaşkının sözüne de inanma

           &  

TEZATLAR DESTANI

Yeni bir destan eyledim icad
Dinleyen ahbaba yadigarım var
Mahzun gönülleri etmek için şad
Ağlarım sizlarım ah u zarım var

Yüz bin deve gelir gider katarım
Nerde akşam olur orda yatarım
Her ne ister isem alır satarım
Kimse karışamaz ihtiyarım var

Ben icadeyledim havayı yolu
Yazda ferahlarım sağ ile solu
Kırk mağazam vardır rüzgarla dolu
Kafdağı ardında Bit-Pazarım var

Görmediğim şeyi asla sezemem
Korku bilmem hiç yalınız gezemem
İcabetse kendi adım yazamam
Katiplikte gayet iştiharım var

Gözüm ışıklıdır güne dayanmaz
Aklım çoktur amma kimse beğenmez
Asılmağa gitsem sicim inanmaz
Böyle yüz bin ahbap yüz bin yarim var

İbadet eylerim namazı kılmam
Temizlik severim lekemi silmem
Ömrümde zararsız günümü bilmem
Her senede yüz milyonluk karım var

Düştüğüm yok hiçbir düşman kasdine
Kaçsam kimse geçiremez destine
Kuvvetliyim keçe kilim üstüne
Yaya yürümeğe iktidarım var

Sözüm lezzetlidir hatırlar yıkmaz
Yalan da söylesem dinleyen bıkmaz
Uykuda kötü söz ağzımdan çıkmaz
Büyük küçük tanır namus arım var

Parasız kalanlar bana el verir
Çok köprülü sular geçsem yol verir
Evvel param alır sonra mal verir
Her tüccar yanında itibarım var

Cömertlikte yoktur misl ü menendim
Herkes kesesinden yesin efendim
Yalınız yatmaktan bezdim usandım
Odamda yüz güzel gülizarım var

Her kim saz çalarsa aşık bilirim
Dilsiz adamları sadık bilirim
Herkesten kendimi faik bilirim
Kibrim yoktur amma az vekarım var

Sarhoş olup meyhanede susmalı
Bir iyilik gördüğünde küsmeli
Adam öldürenin tüyün kesmeli
Böyle akla yakın çok kararım var

Göze ilaç verdim yaşı akmadı
Az açıldı amma doğru bakmadı
Yüz hastaya baktım biri kalkmadı
Doktorlukta büyük iftiharım var

Sorman arkadaşlar benim kederim
Ta ezelden tersinedir kaderim
Hanemiz fevkinde durur pederim
Biraz hasretliyim intizarım var

Lazım olan şeye zihnim yormadım
Kendi hanem yolum ile sormadım
Adın işitmedim kendin görmedim
Gönlüm eğler birkaç kafadarım var

Haklı haksız bir söz altında kalmam
Hırsızlık da etsem açıktan çalmam
Aldığımı vermem verdiğim almam
Yeni alışveriş intişarım var

Huzuri sözlerin halli muhaldir
Manasın anlıyan ehl-i kemaldir
Ben de bilmem ne devlettir ne maldır
Bitmez hesap olmaz bunca varım var

              &

PARA DESTANI

Bir dasitanım var zamana uygun
Bus etmeğe dest ü damen paradır
Mahzunu şad eder şadları mahzun
Mamurları eden viran paradır

Parasız kimsenin bakma yüzüne
İsterse şah olsun özü özüne
Sakın başka bir şey alma gözüne
Merde revnak veren ünvan paradır

Yabana dolanır parasız derviş
Sende değil herkeste var bu teşviş
Derler para ile görülür her iş
Taht ü rif'at köşk ü eyvan paradır

Yapsan fayda yok yüz bin hünerler
Parasız kalanlar kış günü terler
Sım ü zersiz şaha gedadır derler
Ağa Paşa Mirimiran... paradır

Kesende yok ise köprüden geçme
Tezden tutulursun bir yana kaçma
Parasız hükümet kapısın açma
Kadı Müftü emr ü ferman... paradır

Fakir olan her dem gider engine
Parasız bellidir baksan rengine
Her mecliste buyur derler zengine
Yaran ahbap lutf u ihsan paradır

"Ya Hu"nun cevabı kuru eyvallah
Parasız çok ümittir "inşallah"
Parasız bir molla demez bismillah
Kitap mezhep din u iman... paradır

Fakir suya düşse çıkamaz kirden
Zengin arabasın aşırır kırdan
Topal zengin iyi saglam fakirden
Herşeyden evvela noksan paradır

Yad görünür pulsuz gelse daderin
Zengin mihman olsa olmaz kederin
Kimse sormaz ne kişidir pederin
Asıl nesil şöhret ü şan... paradır

Fakir olan ne iş tutsa sonu yokü
Üç gün aç da kalsa zengin gene tok
Pulsuz bile aşçı der ki yemek yok
Yemek ekmek peynir ayran paradır

Hep izz-i destine almış cihanı
Her yerde söylenir şeref ü şanı
Bir pençede yıkar bin pehlivanı
Karşı durulmayan aslan... paradır

Onunla ağ olur yüzün karası
Geç sağlanır müflislerin yarası
Kızıl altın pasaportun tuğrası
İngiliz Fransız Yunan... paradır

Onun başındadır edeb ü haya
Karanlık gecede arttırır ziya
İster mütteki ol ister evliya
Şimdiki asırda insan paradır

Fakir ise bakire kız dul gibi
Devletsiz şan kıymetlenir pul gibi
Paralıysan şeytan kaçar yel gibi
İbare dubara şeytan paradır

Nice ocakları yıkar söndürür
Nice müşterinin aklın kandırır
Nice şahitlerin ağzın döndürür
Eğri doğru yalan bühtan... paradır

Züğürdün eceli çoğu uyuzdan
Üç kere yok dersen düşersin gözden
Bir lira yahşıdır bin doğru sözden
Merhamet mürüvvet vicdan... paradır

Zengine çay gelir felekten caba
Postasını taşır ol bad-ı saba
Cebin dolu ise derler merhaba
Selam kelam lisan beyan... paradır

Yok deme cevabı "buyur kenara"
Tutuşma evladım beyhude nara
Desen "Baba ekmek" der "oğul para"
Ana baba sadık ihvan... paradır

Bin salavat versen karşısı cennet
Bin tevhit söylesen olmaz emniyet
Bin ihlas okusan yüz bin de temmet
Gene iş aşıran... hemen paradır

Yokluk mektebinde ne oku ne yaz
Olmak ister isen var eyle demsaz
Dükkancı ne dua alır ne namaz
Ticaret kemalat ziyan paradır

Zamana uygundur bu sözüm naçar
Alan veren ancak ol Perverdigar
Vefasız dünyaya aldanma zinhar
Padişah olsan da ahir ölüm var

Huzuri yok yere olma günahkar
Sana elden evvel düşman paradır.




Yusufelili Huzuri yazısı toplam 3866 defa okundu
Yusufelili Huzuri | şairler Yazarlar Sayfayı Yazdır    Yusufelili Huzuri | şairler Yazarlar Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Yusufelili Huzuri | şairler Yazarlar
Yusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler YazarlarYusufelili Huzuri | şairler Yazarlar