Tacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya

Tacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya
Tacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya Tacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya
Tacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya
Tacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya
Tacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya



Tacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya
Tacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya
Tacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya
Tacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya Tacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya
Tacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya
 
Tacikistan Cumhuriyeti
Kategori : Coğrafya

Tacikistan Cumhuriyeti

Başkenti   : Duşanbe
Yüzölçümü: 143.100 km2
Nüfusu     : 6 milyondur.

Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindendir.
Komşuları; Özbekistan, Kırgızistan, Çin, Afganistan
Çok dağlık bir ülkedir.
Doğuda yüksekliği 4000 m.yi geçen Pamir platosu bulunur.
İklimi karasaldır, bozkırlar geniş yer tutar, ormanlar azdır.
Ceyhun en önemli akarsuyudur.
Ülke topraklarının çok azı tarıma uygundur.
Tahıılar, patates, pamuk, yem bitkileri, sebze yetiştirilen başlıca ürünlerdir.
Küçükbaş hayvancılık ve ipekböcekçiliği gelişmiştir.
Halıcılık ve el sanatları yaygındır. Yeraltı kaynaklarınca fakirdir.
Kömür, petrol, doğalgaz başlıcalarıdır.
Sanayi gelişmemiştir. Teknoloji yetersizdir.
Türkiye - Tacikistan ilişkileri giderek gelişmektedir. 

---
Tacikistan Hakkında Daha Geniş Bilgi
Tacikistan, Orta Asya'nın can damarı Fergana vadisi ile Afganistan-Pakistan-Çin sınırlarında önemli bir yere sahip. Türkistan bölgesinin temelini teşkil eden Özbekistan ve Kırgızistan arasına sıkışan ve Orta Asya'nın Çukurovası olarak değerlendirilen Fergana vadisini üçe bölen Tacikistan'ın sınırları, etnik meseleleri alevlendiren bir yapıda olduğu göz önüne alınırsa, başkent Duşenbe'deki gerginliğin Türk-İslam dünyası için ne kadar tehlikeli olduğu görülür. Diğer cumhuriyetlerde olduğu gibi aşiret-bölgecilik kavgaları, Tacikistan'da ne yazıkki beş yıl içinde iç savaşa dönüşürken, yüzbinlerce kişi, Afganistan ve Özbekistan'a sığınarak, toplumsal ve ekonomik meselelere yenileri eklenmiştir. Bugün kuzey-güney sürtüşmesi olarak nitelendirilen anlaşmazlıklar, bölgeye hakim olmaya çalışan dış güçlerin etkisi ile, öncelikle Özbekistan-Kırgızistan ve Tacikistan arasında yapay parçalanan Fergana vadisi ve Özbekistan'ın geneline ve tabiatı ile bütün Orta Asya'ya yayılma tehlikesi söz konusu.

Afganistan olaylarını, tabii gaz ve petrolünü dışarıya çıkarmaya çabalayan Orta Asya'nın iktisadî gelişmesini engelleyen bir unsur olarak değerlendirirsek, Tacikistan'da patlayacak ikinci iç savaş, Orta Asya cumhuriyetleri bağımsızlığına zarar vereceği gibi, Doğu Türkistan'da Uygurların milli mücadelesinde arkaya sürecektir. Afganistan ve Tacikistan'daki bu gelişmeler aslında sadece Türk-İslam dünyası ve Türkiye için değil, Rus ve Çin ortasında denge arayışında olan Batı dünyası, özellikle ABD için de önemli bir mesele olarak değerlendirilebilir. Orta Asya'nın güçlendirilmesinde en önemli görevi yüklenen Özbekistan'ın ve doğal olarak diğer komşu ülkelerin geleceği,Tacikistan ile doğrudan bağlıdır.

Özbekistan'da muhalefet güçlerini destekleyen Tacik aydınlarının bağımsızlık yıllarında karşılaştığı zorluklar, iki toplum ortasında gerilim yarattığı bir gerçek. Sovyet döneminde en çok hor görülenlerin gerçeği açıklamaya çabalayan vatanperverler olduğu söylenirse bugün, bağımsızlıktan sonra tekrar gerçekleri aydınlatmaya çalışanların, aynı şekilde dışlandığını söylemek mümkün. Ne yazık ki, Türkistan medeniyetinin esas temelleri kurulan bugünkü Tacikistan ve Özbekistan içinde, geleceğe yönelik gerçekçi yatırımlar planlayan aydınlar çevresi olmadığı gibi, sadece kısa görüşmeler ile halledilebilecek sorunlar açık şekilde muhakeme edilememekte, sonuçta bölgeye uzun müddetli bakan dış güçlerin siyaseti hakim olmaktadır.
Bugün "Türkistan bizim evimiz" sözlerini sık sık kullanan hükümet içinde, Türk-İslam mefkuresini kavrayan ve Batı anlayışında ki demokratik düşünceyi kabullenen devlet adamları olmadığı gibi, bölgenin tabii önderi Özbekistan'ı basit düşünceler ile idare etmekle, onun tesirine girmemeye çalışan komşu ülkelerin ilişkileri zedelenmektedir. Bugün, bölgedeki devlet başkanları biraraya geldiğinde , bu sürtüşmeyi açık olarak görebilmek mümkündür. Özellikle, tabiî afet olarak bakılan Aral iç denizi ve bölgenin su kaynağı Amuderya, Sirderya (Seyhun-Ceyhun) nehirleri ile ilgili çalışmalarda, Taşkent-Aşkabad-Almatı-Duşanbe ve Bişkek ortasında, gerçekten farklı görüşler var. Fırat-Dicle meselesi Orta Doğu için ne derece önemli ise, Amuderya-Siriderya da Orta Asya için o derece önemlidir. Kırgızistan'da belli oranda hissedilen demokratik devlet anlayışının, Özbekistan ve Tacikistan'da mevcut olmaması da, mevcut çelişkiyi büyütmektedir.
Tacikistan'ın kuzey bölgesi Hocand (Leninabad eyaleti) Özbeklerin yerleşim bölgesi olarak kabul edilir. Kuzey, tarım ve sanayi bölgesi olarak ülkenin en gelişmiş yerleri, Hocand'lılar diye tanımlanan bölge yönetim kadrosunda, eski komünistler döneminden kalanlar, Güneydeki grup bu yüzden, kuzeyi Özbekistan'a yakın bölge olarak karşısına alır. Güneyde yer alan Kulab eyaleti, Kurgan Tepe bölgesinde de, özellikle başkent Duşanbe'de, Özbekleri dağınık olarak görebiliriz. Afganistan sınırına yakın kalanlar genellikle Kulablılar olarak tanımlanır. Dağlı Bedahşân'da ise az sayıda Kırgız dışında, Tacikler ve Pamirliler görülür. Kendilerini sünni Taciklerinden ayrı kabul eden, hatta ayrı şive kullanan Pamirlilerin çoğunluğu ise, İsmaili olarak tanımlanıyor.

Yüksek dağları ile ülke üçe bölündüğünden, bölgeler arasında ilişki pek sağlam değildir. Ekonomik sorunlar yüzünden bölgecilik veya aşiretçilik oldukça güçlüdür. Bağımsızlıktan önce başlayan hükümet-muhalefet çekişmesi bu yüzden son darece karışık bir vaziyette olup özellikle güneyde, Afganistan sınırında başlayan esrar ve silah kaçakçılığı ve mafya anlayışındaki grupların zanaat sektörlerini elinde tutma isteği de, iç çekişmelerin daha da derinleşmesine sebep olmuştur. Tacikistan'daki iç savaştan faydalanan bu gruplar, dağlık bölgeden alınan haşhaş ve keneviri, Kırgızistan ve Özbekistan üzerinden Rusya hatta Türkiye ile Batıya ulaştırdığı bilinmektedir.

Hükümet-muhalefet tartışmalarının sonuçsuz kaldığı yıllarda, Özbekistan ve Rusya'nın etkisi ile büyüyen iç taşımalar bugün sadace Tacikistan için değil, komşu ülkeler içinde tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Belli bir süre hükümetle birlikte çalışan Hocand grubu ve özellikle Taşkent-Moskova yönetiminin etkisi ile görevden uzaklaştırılan birleşik muhalif güçler, uzun dönemde kazandığı silahlı başarı neticesinde Duşanbe yönetimini bugünkü hükümet ile paylaşmaya hazırlanması, hem Rusya hem de Özbekistan için yeni bir başlangıç olarak değerlendiriliyor. Özbek-Tacik-Pamiri ve diğer toplumların yer aldığı muhalefet, Çeçenistan'da yaşandığı gibi hem Rusya'ya olumsuz etki edecek hem de Özbekistan'da kendisine karşı olan Kerimov hükümetinin politikasını değiştirmeye zorlayacaktır. Nitekim, Güneylileri temsil eden Cumhurbaşkanı Rahmanov'a yapılan suikast sonunda, yerel yönetim, Hacand grubunu temsil eden ve hükümet-muhalefet görüşmelerine alınmayan eski Başbakan Abdullacanov grubunu ayıplamaktadır. Önceki seçimlerde cumhurbaşkanı Nabiev'e mabluğ olan Abdullacanov, bir süreden beri hükümete karşı başlattığı çalışmalar, Taşkent hükümeti tarafından desteklendiği iddiaları var. Tacikistan hükümeti ise, Kuzeylilerin bu çalışmalarını Özbekistan'ın etkisi olarak değerlendirip, Hocand grubunu müzakerelere kabul etmeye yanaşmamaktadırlar. Milli birlik hükümeti için çalışmalarını devam ettiren muhalefet, eski devlet anlayışını destekleyen Hocandlı Abdullacanov grubudan hoşlanmasa da, gelecek doplantılara alıması isteğini belirtmiştir Ama, cumhurbaşkanına karşı başarısız süikast olayı, buna fırsat vermediği gibi,üst üste-başlayan olayların Kuzey-Güney çatışmasını tekrar alevlendimesi söz konusudur.

Tacikistan'da bağımsızlıktan sonra yaşanan olayları genel olarak bölgelcilik diye tanımlasak da, ekonomik şartları göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Dış güçlerin bölgeye hakim olması istenmiyorsa, Tacikistan'ın, Orta Asya barışında önemli bir yeri olduğunu, öncelikle komşu ülkelere düşündürmek gerekiyor. Özellikle Özbekistan rehberleri, bu konuda daha anlayışlı olması ve Tacikistan'da muhtemel hükümet değişiminin Taşkent'i etkilemeyeceğini anlatmak için vakit geçmektedir. Özbekistan devleti kendi içinde, demokratik gelişmeleri kabul ederek politik reformlara yönelmesi bölgedeki gerginilği yumuşatacağı gibi, Orta Asya birliğini daha geniş anlamda kabul eden grupların, halk içinde daha etkin çalışmasına yol açılacak ve nihayet bölgesel işbirliği düşüncesi etrafında, Özbek-Tacik anlaşmazlığı yavaş yavaş eritilecektir.




Tacikistan Cumhuriyeti yazısı toplam 7555 defa okundu
Tacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya Sayfayı Yazdır    Tacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Tacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya
Tacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | CoğrafyaTacikistan Cumhuriyeti | Coğrafya