Hacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar

Hacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar
Hacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar Hacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar
Hacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar
Hacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar
Hacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar



Hacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar
Hacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar
Hacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar
Hacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar Hacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar
Hacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar
 
Hacı Bektaş Veli
Kategori : şairler Yazarlar

HACI BEKTAŞ-I VELΠ  

Bektaşî tarikatının önderidir. 1216 yılında Horasan'ın Nişabur şehrinde doğdu. Asıl adı Mehmet, şanı ise Bektaş'tır. Baba tarafından İmam Hüseyin'in soyundan geldiği ve Hazret-i Ali'nin on altıncı batın torunu olduğu, hakkındaki rivayetler arasındadır. Öğrenimini Nişabur'da yaptı. Sonra Kırşehir yöresindeki Suluca Karahöyük'e yerleşti. Buradan görüşlerini yaydı. 1310 yılında öldü. Ölümünden sonra torunu Balım Sultan Bektaşi tarikatını kurdu. Türbesi de bugün adıyla anılan ilçededir.  Bektaşî tarikatının önderi olan ve Bektaşîlerin piri gözüyle bakılan Hacı Bektaş Velî, bir tarikat kurmayı ve pîr olarak başına geçmeyi asla düşünmemişti. O sadece bir mürşit olarak ortaya çıkarak insan sevgisini ve insanlığı dünyada her şeyin üstünde tutma inancını insanlara yaymaya çalıştı ömrü boyunca.  Bir görüşe göre, Hacı Bektaşî Velî, Anadolu'ya yerleşmiş bulunan Türkleri irşat için, hocaları Ahmet Yesevî'nin talebesi olan Lokman-ı Perende ile Seyyid Muhammed tarafından görevlendirilmişti. Üzerine ayrıca Türkleri birleştirmek, aralarındaki geçimsizliği kaldırarak ve kardeş kılmak görevini de alarak, Horasan'dan kardeşi Menteş ile birlikte ayrılmıştı. Hacı Bektaş'ın Anadolu'daki ilk durağı Sivas oldu, oradan Amasya'ya geçti. Halifesi olduğu Babaî tarikatı şeyhi Baba İshak'ın vefatına kadar Amasya'da kaldı. Sonra bugünkü Kırşehir'in güneydoğusuna rastlayan Suluca Karahöyük'e gitti. Burası, Selçuk Hükümdarı Alâeddin Keykubat tarafından, savaşlarda büyük yararlık gösteren Horasanlı Yunus adında bir askere yurtluk olarak verilmiş ufacık bir konak yeriydi. Sadece 7 hâneden ibaret olan ve bar obayı andıran bu konak yerine Horasanlı Yunus'un oğlu İdris'in konuğu olarak yerleşti.

Hacı Bektaşî Velî, bir din adamı, bir düşünür, bir sosyolog, bir mâneviyatçı, bir ziraatçı ve bir Türkçü idi. Bütün bu özellikleriyle insanların gönüllerine kolaylıkla girmeyi başardı. Hacı Bektaş, Suluca Karahöyük'ü bir halk üniversitesi hâline getirdi. Bu arada geleceğin birçok mutasavvıf ve bilginlerini de burada yetiştirdi. Bu öğrencilerini çeşitli diyârlarda açtığı Kırk Ocak lara gönderdi, buralarda görevlendirdi onları. Görüşlerini etrafa yaymakta bu öğrencilerinin pek önemli rolü oldu.Yunus Emre'nin hocası olan ve Hacı Bektaş'a Taptuk (bulduk) Padişahım dediği için bu isimle anılan Taptuk Emre, Sarı Saltuk, Geyikli Ahmet Baba, Abdal Musa, Ahî Evren, Balkan ülkelerinde büyük hizmetler gören Kızıl Deli Sultan (nâm-ı diğer Seyyid Ali), Kaygusuz Abdal ve Pîr Sultan Abdal bunların arasında idiler.
Bekteşî inancına göre, Orhan Gazi ilk Osmanlı ordusunu kurarken Hacı Bektaş'ın fikirlerinden faydalanmış, kurulan orduya dua etmiş ve yeniçeriler de kendisini Pîr olarak tanımışlardır. Hatta elini bir askerin başı üzerine koyup dua ettiği zaman arkaya doğru sarkan kol yeninin hatırasına Yeniçeri serpuşlarının arkası bir yen gibi uzatılmıştır arkaya doğru. Hacı Bektaşî Velî, Yeniçeriliğin kurulmasından, hatta Sultan Orhan'ın doğumundan çok önce vefat ettiği için bunların doğru olmasına imkân yoktur. Ancak Yeniçeri ocağında Bektaşîliğin hâkim olduğu ve Yeniçerilerin kendilerine Taife-i Bektaşiyân dedikleri gerçektir. Ve Yeniçeri ocağındaki bu eğilime uyan Yavuz Sultan Selim'in de Bektâşî tarikatına girdiği bilinir.

Yavuz, Osmanlı hânedânı içinde Bektaşîliği kabul eden tek padişahtır.
Hararet nar dadır, sac da değildir.
Keramet baş dadır, tac da değildir.
Her ne arar isen kendinde ara,
Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir.
Sâkin ol, kimsenin gönlünü yıkma,
Gerçek erenlerin izinden çıkma,
Eğer adam isen ölmezsin, korkma

Âşığı kurd yemez, uc da değildir. diyen Hacı Bektaş Velî, vefatından sonra daha büyük önem ve değer kazandı. Bu büyük önem nedeniyledir ki, vefatından yıllar sonra torunlarından Balım Sultan tarafından onun görüşlerinin ışığı altında bir tarikat kuruldu ve adına Bektaşîlik denildi. Bundan sonra Suluca Karahöyük daha büyük önem kazandı ve Hacı Bektaş adıyla anılmaya başladı. Hacı Bektaş Velî'nin kabrinin bulunduğu yerin çevresi bir ziyaretgâh, bir Bektaşîlik merkezi hâline geldi. Hacı Bektaş Velî'nin medfun bulunduğu ve Huzur-ı Pîr adıyla anılan türbe ise Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırıldı.  İnsanoğlu, bütün mahlûkat ve mevcudattan kutsaldır. Ulu Tanrı, Hazret-i Âdem'i yaratırken kendi nûrunu ve cemâlini ona vermiştir. Tanrı, insanı kâmilin özünde ve yüreğindedir görüşü Bektaşîliğin ana prensibini teşkil etmektedir. Allah'ı ve Peygamberi tanıyan ve Hazret-i Ali'ye bağlı olan Bektaşîler şu yedi prensibe bağlıdır: İnsanlık, iyilik, adalet, hürriyet, müsavat, çalışkanlık ve insanlık aşkı...Hacı Bektaş'ın yaşantısı, çeşitli söylentilerle doludur. Onun sözleri, sohbetleri, uyarılan olağanüstü olaylarla örülmüş, Hacı Bektaş'a çeşitli kerametler izafe edilmiştir.  Bu söz ve sohbetler, çevresindeki müritleri tarafından derlenerek, Hacı Bektaş'a ait Makâlât ve Fevâid adlı iki eser meydana getirilmiştir. Bu iki eserden ayrı olarak, Hacı Bektaş'ın Şathiye adlı Türkçe-manzum bir eseri daha olduğu söylenmektedir. Hacı Bektaş'ın ölümünden çok sonra, Bektaşîlerce hazırlanan ve bir destan havası içinde Hacı Bektaş'ın menkıbelerinden bahseden Velâyetnâme adlı eser çok meşhurdur.
Hacı Bektaş, gerçek aşka, Allah ın dostluğuna, Allah tan korkarak değil, Allah ı doyumsuz bir sevgi, arınmış bir yürekle severek ulaşmayı amaç bilmiştir. Ona göre bu sevgi insanın özündedir. Önce insan kendisini bilmeli, karşısındakini de sevmelidir. Ve yine: Sürekli olarak mutluluk istiyorsan, herkesle dost ol, kimseye kin ve haset besleme. diye uyarır.

Hacı Bektaş'a ait olduğu söylenen bir şiirde bu fikirler şöyle dile getiriliyor :
Dervişlik hırkada, taçda değildir,
Hararet nardadır, saçta değildir.
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir.
Sakın bir kimsenin gönlünü yıkma
Gerçek erenlerin sözünden çıkma
Eğer insan isen ölmezsin korkma
Aşığı kurt yemez, uç'ta değildir.





Hacı Bektaş Veli yazısı toplam 4227 defa okundu
Hacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar Sayfayı Yazdır    Hacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar Arkadaşına Gönder

Bağlantılı Yazılar
Hacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar
Hacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler YazarlarHacı Bektaş  Veli | şairler Yazarlar